"Reyyan?" Genç kız gözüne vuran ışığın keskinliğinden gözlerini açamazken başucunda artık ona tanıdık gelen kokunun koynunda gibiydi, yanağına değiyordu bir el ve ona uyanmasını söylüyordu bir ses. Boğazı kurumuş gibiydi, gözleri ışığa alışana dek Ufuk'un yanağını yanağında hissetti, sesi ve nefesi kulağındaydı, yüzü ise yüzünde; sıcacık, yakın... "Kucağımda götürmemi ister misin seni? Kalkmazsan alacağım kucağıma, hiç düşerim ben falan deme, sımsıkı tutarım ben seni." Reyyan, tebessüm eden yüreğine mani olamayınca yüzüne de yayıldı o tebessüm, kıpırdanmayınca yerinde Ufuk tek hamleyle kucağına aldı karısını. Genç kız gülerek: "Belin ağrır, yürürüm tamam, uyandım, yürürüm," dese de bırakmadı onu Ufuk. Merdivenlere yöneldi, elbisesinin savrulan eteği ayaklarına dolaşa dolaşa çıktı merdiv

