Sevgilim

1259 Words
Riva arabadan indi. Kapıyı kapattıktan sonra bir iki adım attı ama beyninin arka tarafı hâlâ arabanın içindeydi. Kaşlarını çattı. “Bu da neydi şimdi?” dedi kendi kendine. “Ne demekti bu şimdi?” Şaşırmıştı. Sonra kendi kendine kızdı. “Belki de dalgın olduğumu farketti ondan sormuştur. Kendine gel anlamında. ” Omuz silkti. Abartmadı. Apartmana girdi. Tam merdivenlere yönelecekti ki üst kattaki kadın aşağı indi. Girişte önünü kesti. “Kız sen ne peşindesin?” dedi. Riva yüzüne baktı. Uzun uzun. ‘Bu yine ne içti?’ diye geçirdi içinden. “Lüks arabalar… pahalı hediyeler…” diye devam etti kadın. Riva kaşını kaldırdı. “Ne hediyesi?” dedi. “Ne saçmalıyorsun?” Kadınla birbirlerinin adını bile bilmiyorlardı. “Kapında bir paket var. Pahalı duruyor.” Riva bir adım yaklaştı. Sesi incelmedi. Soğudu. “Sen benim kargolarımı mı açıyorsun?” Kadın bir an geri çekildi. Riva bir adım daha attı. Yüzüne onu dövecek gibi bakıyordu. Üstüne yürüyecek gibi yaptı. Kadının bakışı düştü. Riva omzunu hafifçe çarpıp yanından geçti. ‘Milletin hayatı o kadar boş ki. Derdi benim kargom olmuş.’ Merdivenleri çıktı. Kapının önünde gerçekten bir kutu vardı. Süslü. Kurdeleli. Fazla özenli. Bir an durdu. Önce kapıyı açtı. Kutuyu dışarıda bırakmadı. İçeri aldı. Salona geçti. Kutuyu ortaya koydu. Merak ediyordu. Ama hemen açmadı. Üzerini değiştirdi. Ev haline geçti. Telefonundan yemek söyledi. Sanki hayatı tamamen normalmiş gibi. Kutuyu yere koydu. Kendisi de yere oturdu. Bir süre baktı. Kurdeleye. Düzgün katlanmış kenarlara. Derin bir nefes aldı. Riva kurdeleyi çözdü. Kapağı kaldırdı. Bir an boş boş baktı. Sonra gözleri kocaman açıldı. “Yok artık lan…” Kutunun içinde mat gri, ince bir kutu. Üzerinde o tanıdık logo. Sıfır. Jelatin hâlâ üzerinde. Dokunulmamış. Boğazı kurudu. Elini uzattı, çıkardı. Ağırlığı bile farklıydı. Pahalı bir ağırlık. “Dalga mı geçiyorsun sen benimle…” İçinde küçük bir kart. Altında kısa not, siyah kalemle, sert hatlarla. “Yazmayı seviyorsun. Dilini yanlış adamlara değil, doğru yerlere harca.” İmza yok. Gerek de yoktu zaten. Riva kutuyu kenara koydu, yere çöktü. Sırtını koltuğa yasladı. Dizlerini kendine çekti. Bir süre öyle kaldı. Sessiz. Sonra burnundan kısa, alaycı bir nefes çıktı. “Zengin piç…” diye mırıldandı kendi kendine. “Beni satın alıyor.” Gözleri bilgisayarına kaydı. Parmakları kapağın üzerinde gezindi ama açmadı. Açarsa kabul etmiş olacaktı. Bu sadaka değildi. Sadaka olsa gururu daha az kanardı. Bu yatırım. Yatırım yapılan şey kontrol edilir. Riva bunu biliyordu. Ve tam da bu yüzden midesine bir ağırlık oturdu. Ama aynı anda… içinde bir şey kıpırdadı. Umut değildi o. Umut çoktan ölmüştü. Bu daha keskin, daha soğuk bir şeydi. Güç. Yavaşça doğruldu. Bilgisayarını kucağına aldı. Ekran açıldı, mavi ışık yüzüne vurdu. Parmakları klavyede durdu. Riva araştırmamıştı bile. O kadar ki, adamı önemsememişti. Ama hediye gelince… hoşuna mı gitmişti, rahatsız mı olmuştu, anlayamıyordu belki de. Midesinde bir şey kıpırdandı ama ne olduğunu çözemedi. Bu kadar kontrol etmek, peşinden koşmak neden ? Adamı görmüştü. Teklif etmişti. Adam konuşmamış, Riva da vazgeçmişti. Madem böyle bir niyeti vardı neden başka birini bulmuyordu. Neden Riva? Arama kısmına “Noyan” yazdı. Karşısına birbirinden alakasız şirketler, isimler döküldü. Medya, inşaat, gece kulüpleri… Her daldan ayrı ayrı birkaç tane. Dağınık, ama hepsi güçlü duruyordu. Karttaki adrese baktı. O adresi yazıp şirkete baktı. Şu an çalıştığı yerin en büyük rakibi olduğunu anladı bu şirketin. Neredeyse bütün işleri elinden alan şirket. Taylan Bey’i düşündü. Taylan bey duyarsa delirirdi. Telefonu aldı. Kartı çantadan çıkardı, numarayı çevirdi. Bir saniye tereddüt etti ama parmağı tuşa bastı. Telefon bir kere çaldı. Tam o anda kapı da çaldı. Riva telefonu kulağında tutarak kalktı, kapıya gitti. Hâlâ çalıyordu telefon. Kapıyı açtı. Karşısında Eymen. Riva telefonu kulağından indirdi. Bir yıl geçmişti. Ne özür, ne veda, ne bir arayıp sormak. Ve tam şimdi mi? Eymen’in elinde küçük bir buket. Ucuz, yaprakları ezilmiş. “Ne işin var burada?” dedi Riva, sesi buz gibi. “Beni içeri davet etmeyecek misin?” dedi Eymen, o eski kendinden emin gülümsemesiyle. “Ne münasebet sen kimsin?” Kim olduğunu tabi ki biliyordu. Ama unutmak için bir yıldır çabalıyordu. Riva’nın gözleri buketi taradı. “Bu elindeki ne?” Eymen buketi uzattı. “Konuşmak istiyorum.” Riva’nın midesi bulanır gibi oldu. Yüzü ekşidi. Adam onu aldatmıştı. Şimdi Riva’ya dönmek istemişti. Riva gözlerini kapattı, sinirini bastırmak için derin nefes aldı. “Eymen,” dedi en kibar haliyle, “şu buketi götüne sokmadan siktir olup gider misin buradan? Seninle konuşacak hiçbir şey yok. Kalmadı.” Kapıyı kapatmaya çalıştı. Eymen ayağını araya koydu. Riva o kadar sert kapattı ki Eymen’in ayağı kapıya sıkıştı. “Siktir,” diye söylendi Riva. Kapıyı tekrar açtı. “Kırıldı mı?” “Hayır,” dedi Eymen. Ama acıyormuş gibi inledi, Riva ona acısın diye yaptığı çok belliydi. “Acıdı,” diye ekledi. Riva’nın dudakları kıvrıldı. “Keşke kırılsaydı.” Sonra yüzünü ekşiterek. “Geç.” Eymen girdi. Kapıyı kapattı. İçeri geçtiler. Çiçek hâlâ Eymen’in elinde. Eymen koltuğa oturdu, diken üstünde gibi. Riva ayakta kaldı, ellerini göğsünde kavuşturdu. Ekrana baktı: kapanmıştı. ‘Çaldı çaldı, açmadı.’ Diye düşündü. Telefonu cebine koydu. “Neden geldin?” dedi Riva. Eymen “Gel otur.” Riva burnundan sinirle güldü. “Lan benim evim burası. İstersem ayakta beklerim. Konuş git hadi.” “Lütfen gel otur.” Riva oturdu. Karşısına. Belki de hala ona karşı hisleri vardı. Dile kolay on yıl. Eymen konuşmaya başladı. “Riva, biliyorum özür dilesem, ayaklarına kapansam affedilecek bir şey yapmadım. Ama çok pişmanım. Beni affet demiyorum. En azından hemen. Ama seni unutamıyorum. Unutamadım.” Eymen içeri girer girmez yerdeki kutuyu ve bilgisayarı görmüştü. Riva’nın işlerinin yolunda gittiğini düşünüyordu muhtemelen. “Unutamadım madem,” dedi Riva, sesi alaycı, “Riva da beni bekliyor ona mı döneyim dedin sende?” Eymen sustu. “Ne oldu, sevgilin ayrıldı mı senden? O da mı seni aldattı?” Riva’nın gözleri kısıldı. “Pardon, sen mi aldattın onu?” Eymen buketi sehpaya koydu, biraz daha yaklaştı. “Çok özür dilerim. Gerçekten çok pişmanım. O senin tırnağın bile olamaz.” İlişkileriyle alakası bile olmayan, üçüncü bir kişiyle kıyaslanmak iğrenç bir duyguydu. Eymen elini uzattı, Riva’nın elini tutmaya çalıştı. Riva hemen çekti. Bir yıl geçmişti. Gözden uzak olan gönüldende uzak olur. Riva onun dönmesini istemiyor, sadece sürünmesini istiyordu. Affetmek, barışmak değil, geçmişe dönmek istiyordu. Kapıyı gösterdi. “Çık git.” Eymen daha sefil durarak. “Riva, onca yoldan geldim senin için. Kalacak yerim yok.” Riva kahkaha attı. Yüksek, acı bir kahkaha. “Oğlum sen ne kadar da eminsin beni affedeceğime. Siktir git, nerde kalıyorsan kal, bana ne. Ne yüzsüz bişeymişsin.” Eymen koltuğa yayıldı. “Sen beni affedene kadar hiçbir yere gitmiyorum.” Kapı çaldı. Eymen öfkeyle kapıya baktı. “Kim lan bu saatte?” Riva delirdi. “Sana ne lan!” Kapıya gitti, açtı. Karşısında Raze Noyan. Siyah takımlar, jilet gibi. Hafif uzamış saçlar, kirli sakal. Parlayan renkli gözler biri mavi, biri kahve. Baştan aşağı süzdü Riva’yı. Elinde kocaman kırmızı güllerden oluşan buket. Raze hafifçe gülümsedi. Riva şaşkın. Eymen içerden geldi, bağırarak. “Kim lan bu?” Raze’nin gözleri karardı birden. Riva’ya sormadan içeri girdi. “Asıl sen kimsin, sevgilimin evinde ne yapıyorsun?” Riva direkt Raze’ye baktı. Şaşkınlıkla. Eymen dönüp Riva’ya. “Sevgilin mi? Benden sonra hemen buldun mu lan birini?” Riva dayanamadı, bağırdı: “Senden sonra mı? Senden sonra hayatamı küsmem gerekiyordu ? Defol git evimden! Sevgilim evet, seni ne ilgilendiriyor? Hadi yallah!” Kolundan tutup kapıya sürükledi. Eymen kapının önüne çıktı, bekledi. Raze tam kapının önünde durdu. Riva koşup içeri girdi, küçük buketi aldı, kapıya geldi. Eymen’in kafasına attı. Çiçekler dağıldı. Kapıyı yüzüne kapattı. İçeri geçti, koltuğa çöktü. Ellerini başına koydu. Derin derin nefes aldı. Sinirinin, titremesinin geçmesini bekledi. Bu sırada salon kapısının önünde Raze duruyordu. Elinde kocaman kırmızı gül buketiyle. Sessiz. Bekliyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD