KADER

1052 Words
Hava neredeyse aydınlanıyordu,hızlıca garaja giden dolmuşa bindim. Gözümden yaşlar süzüldüğünü farkettim artık mutluluktan mı yoksa yaşadığım acıların verdiği hüzün mü anlamadım ama yine de ağlamak ilk kez bu kadar iyi gelmişti. Birinin beni dürtmesiyle o kadar korktum ki şuracıkta ölsem kimse neden öldüğümü anlamazdı.Bir tek ben korkudan öldüğümü bilirdim... - " Ne oluyor ? Kardeşim bir insan böyle dürtülür mü ?" - "Ne yapayım abla kaç kez seslendim cevap vermedin Abla sana diyorum sen ücretini vermedin ?" Hey Allahım sabır gören de sanacak parasını yedik.Daha fazla uzatmamak adına tamam deyip dolmuş ücretini verdim,zaten otogara varmıştık. O sıra Kayaoğlu Konağında / Hanım Ağam Hanım Ağam Kusura bakmayın bu saatte uyandırdım. Dün gece bana Sara hanımımın sabah vakti odasını kontrol et demiştin ama her yere baktım Hanım Ağam Sara hanımım yoktur. "Sen ne diyorsun adamları topla konağın her yerini arayın..." "Sara'yı bulamazsanız sizi kendi ellerimle öldürürüm." Dolmuş ani fren yapmasıyla kafamı önümde ki koltuğa vurdum o kadar acımıştı ki sinirle küfür ettim. Kafamı kaldırdığımda dolmuşta ki herkesin durumu benden daha vahimdi suratları öyle bir hâl almıştı ki dışarıya bakmaktan korktum. Şoför amcanın bana bakması beni daha çok korkutmuştu ,işte şimdi hayatımın son döneminde gibi hissediyordum. Dışarıya bakmak için kafamı uzattım ama kafamı öyle sert çarpmıştım ki görüşüm net değildi... Ama o kahve gözleri unutacak kadar da aptal değildim öyle bir bakıyordu ki konaktan kaçtığıma pişman olabilirdim. En son hatırladığım şey ise o kahve gözlerdi çünkü dolmuşun camlarını kırdıktan sonra bayılmıştım. Bunların hepsinin bir kâbus olmasını diledim çünkü bu yaşananlar rüya olamazdı. Kaçacağım güne lanet ettim, bunun böyle olmaması gerekiyordu. Burnuma dolan kokuyu da unutacak değildim öyle bir kokuydu ki yeryüzünde böyle bir kokunun olmadığını size yemin edebilirdim. Araf 'ın Anlatımından : Adamlarımı Kayaoğlu konağını izlemeleri için göndermiştim. Şirkette ki işlerime odaklanamıyordum , nihayet gece geç vakitte işlerimi bitirebilmiştim. Kayaoğlu konağına büyük bir nefretle bakıyordum,öylesine nefret ediyordum ki bu aşiretlerden döktüğüm kanların haddi hesabı yoktu. Kan dökmeye de devam edecektim , arabamı konağın yakınında yer alan ağacın köşesine park etmiştim. Ağaç böylesine bir gecede üzerimde örtü varmış gibi beni gizliyordu... Gecenin bu saattinde teras kısmında Kayaoğlu ailesinin biricik kızlarını gördüm bu o olmalıydı gözlerim bu karanlığa rağmen çok keskin bir şekilde görebiliyordu. Düşmana karşı her zaman bu şekilde olmak üzere eğitilmiştim. Öyle tiksindim ki , öylesine bir planım vardı ki Kayaoğlu ailesini yok edecektim. Bu planımı ilk olarak bu Kayaoğlu denilen adilerin kızları olan Sara Kayaoğlundan başlayacaktım... Sara 'nın Anlatımından : Gözlerim karanlıkta mı yoksa gerçekten karanlığa bağlı olarak kör mü olmuştum anlayamadım. Gözümü açsam zifiri karanlık, gözümü kapatsam ayrı bir karanlık vardı. Korkuyordum ve olanları hatırlamaya çalıştım,tekrardan bir düşündüm ve olayları tarttım. İnsanı en çok yoranda bireyin düşünmesine bile engel olacak şeyleri yaşatmalarıydı. Zeki biri değildim ama aptalda sayılmazdım... Bunca yaşadığım şey bana o kadar ağır geliyordu ki aklımı yitirmeme ramak kalmıştı. Bana verdikleri ilaçlara ihtiyacım vardı, vücudumun uyuşmasını ve kaslarımın gevşemesini diledim. Yeterince bağımlı olmuştum ve artık umrumda bile değildi... Elim ayağım titriyordu ve o ilaçlara şu an çok ihtiyacım vardı. Kendine gel kendine gel diye kendimi telkin etsem bile hiçbir yararı yoktu gözlerimden akan yaşlarla hıçkıra hıçkıra ağlamaya başladım zaten görüşüm bile net değilken iyice bulanmıştı zifiri karanlık ya zihnimde ya da göremediğim karanlığın içindeydi... Nefes alamadığımı hissettim,kapı büyük bir gürültü ile açıldığında çok korkmuştum ama birşeyi görememek bunu daha çok korkunç kılıyordu. Bir böceği gözle görmek en azından onun varlığını bilip kaçma imkanı sağlıyordu. Peki ya göremediğimiz böcekler en korkunç olanı buydu,çünkü kendini hiçbir şekilde koruyamazdın. Her an bir yerden çıkabilirdi içeriye giren her kimse onu tam olarak bu şekilde düşünüyordum. Cık cık sesi yaparken ne düşünüyor olabilirdi acaba? Derin bir nefes almak istiyordum ama sanki kaburgalarımın üstüne birisi oturmuş gibi hissediyordum. Nefes almak kurtuluşa ulaşmak ne zaman mümkün olacaktı? " Boşuna nefes almaya çalışma oksijenini fazla tüketme !" Kim oluyordu ki bu şekilde nefes alıp almayacağıma karışıyordu. Sanki mümkün birşeymiş gibi konuşuyordu.. Adi herif ! Topla kendini Sara ve ses tonunu koru,şartlar ne olursa olsun güçlü görünmen gerek alt tarafı bir böcek değil mi ? Hadi kızım ..! "KİMSİN NE İSTİYORSUN NEDEN BENİ KAÇIRDINIZ ?" Sesimin biraz da olsa güçlü çıktığı için kendimle gurur duydum. Evet şartlar ne olursa olsun güçlü olmak zorundaydınız ve emin olun bunu gerçekten söylüyorum ki buna mecbursunuz... "KES SESİNİ KONUŞMA BUNU SÖYLEMESİ GEREKEN KİŞİ BEN DEĞİLİM ARAF AĞAM SANA ANLATACAK O YÜZDEN USLU USLU BEKLE ZATEN BAŞKA ÇAREN YOK !" "Ama o zamana kadar eğlenmenin bir sakıncası da yoktur değil mi? Güzel kız aslında fena bir kız değilsin,Ağam seninle ne yapacak acaba?" Resmen sinirden burnumdan soluyordum. Asıl önemli olan Ne demişti bu sümsük herif Araf Ağam mı ? O da kimdi ..! Hangi piç kurusuydu beni kaçıran ne hakla kim oluyorlardı bunlar... Ne kadar düşünsem de bir türlü sonuca varamadım. Gittikçe bana yaklaşan adını bile bilmediğim,bilmekte istemediğim piç kurusunun elini bacağımda hissettim. "Kilo alsan var ya fıstık gibi bir karısın yine de tadından yenmez. Araf Ağam ağzının tadını iyi biliyor." Ne kadar çırpınsamda boştu ağzımda ki bantla; ellerim,ayaklarım bağlı olduğu sürece imkanı yoktu bir şey yapamazdım. Ağlamamın şiddetti artınca yüzüme sert bir tokat darbesi yedim. "Kıpraşma lan azıcık elleyip gidicem. Rahat dur bak seveceksin sen de !" O pis elleri mahrem bölgemi avuçlayınca çileden çıktım.Okşadıkça midem bulandı içimde alevler patlıyordu şu durumda yanımda yanar dağ olsa sönük kalırdı. Oruspu çocuğu hoşuma gideceğini mi zannediyordu ? Keşke şartlar eşit olsaydı ona zevkle işkence edeceğime emin olabilirdiniz... Elleri gittikçe göğüslerime kadar geldi ve bir yandan aşağıdan ve yukardan okşamaya ve sıkmaya devam etti çırpındıkça daha fazla sıkıyordu ve canım acıyordu. Kulağıma yaklaştı ve "seni Ağam gelmeden önce bir güzel sikeceğim ve ilk tadına ben bakacağım dedi." Gözlerimden yaşlar,içimde kopan fırtına ve çığlıklarımın hiçbir faydası yoktu.Kulağımı yalayıp ısırdı. Şimdi kusabilirdim. Hadi kus Sara hadi... Ne kadar istesemde kusamadım. Köprücük kemiğimden yalamaya başlayıp,ısırıyordu. Bir yandan da göğüslerimle oynamayı ihmal etmiyordu,nereye düşmüştüm ben böyle Allah kahretsin bekaretimi verecektim. Bu domuz bana tecavüz ediyordu ve ben bu şekilde çaresizce sonumun gelmesini bekliyordum. Şu an tek istediğim kafama sıksa da kurtulsamdı. Göğüslerim resmen ortadaydı ve zevkle öpüyordu piç herif ! "Kızım sen neymişsin böyle dışardan baksan bir bok yok ama seni keşfetmek lazımmış. Göğüslerin 85 mi ? Şimdi Seni bir güzel sikeceğim." Bayılmak üzereydim ve son duamı ettim,keşke kendimi o gün öldürseydim dedim o kadar acıya katlanıp bu şekilde sonumun geleceğini bilseydim o an canıma kıyardım. Kapının sertçe açılmasıyla kulaklarım bu sesten dolayı resmen kanayacaktı ve duyduğum tek şey silah sesi oldu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD