Yazar ' ın Anlatımıyla Zühre eli yüreğin de çaresizce bir an önce Aysu ’ nun gelmesini bekliyordu. Yaptığı şeyden çok utanıyordu. Onu yalandan bir ot için göndermişti ve aslın da onun için o kadar endişeli bir şekil de gitmişti ki ona gerçeği anlatamıyordu. Zühre zaten Aysu ’ ya gerçeği nasıl anlatabilirdi ki … O ne söyleyeceğini bile bilmiyordu. Bu durumu ona nasıl anlatabilirdi. Bu yüzden şimdi endişe ile bir sağa bir sola gidiyordu. Bir an önce sağ salim dönmesi için de dua ediyordu. Aysu kendine geldiğin de toprağın üstünde yatıyordu. Gözlerini açtığın da sabah olmuştu. Bileği yanıyordu gömleğinin kolunu sıyırdığın da gördüğü şey ile kalakalmıştı. Bileğin de bir iz vardı, ince kızıl bir halkaydı. Ve rüzgâr estiğin de kulağına sanki bir fısıltı taşıdı. “ Hoş geldin Aysu. ” diyordu

