Karanlık parkta adımlarımı dikkatlice atarken, her an bir tehlike çıkacakmış gibi tetikteydim. Loreinna’nın bedeninde uyanalı çok olmamıştı ve bu yeni dünyada kendimi bulmaya çalışıyordum. Loreinna’nın anılarında sıkça karşıma çıkan o isim zihnimde yankılanıyordu: Lucas.
Parkın uzak köşesinde, bir gölge gördüm. Gölgelerin arasında zar zor seçilebilen bir figür, duruşundan ve aurasından tanıdık geliyordu. Lucas, uzun boylu ve keskin hatlı yüzüyle, sert bakışlarıyla hemen dikkat çekiyordu. Loreinna’nın anılarında onu defalarca görmüştüm ama şimdi, bu bedende ona ilk kez karşılaşıyordum.
Birbirimize bakarak, mesafeyi koruyarak durduk. Lucas’ın gözlerinde önce şaşkınlık, sonra ise derin bir öfke belirdi.
“Gece yürüyüşleri sağlığa iyidir,” dedi, sesi soğuk ve temkinli. “Senin de burada olman ilginç.”
“Düşüncelerimi toplamak için buradayım,” dedim, Loreinna’nın kendine has kibirli ifadesini takınarak. “Yalnız kalmak istiyordum.”
Lucas adımlarını dikkatlice atarak bana doğru yaklaştı, ama hâlâ belli bir mesafeyi koruyordu. “Yalnızlık bazen tehlikeli olabilir,” dedi, gözleri kısılmıştı. “Özellikle senin gibi biri için.”
“Tehlike,” dedim, sahte bir gülümsemeyle. “Artık çok da korkutucu gelmiyor.”
Lucas’ı süzerken, gözlerim istemsizce onun her detayını hafızama kazıdı. Yüzündeki keskin hatlar, gece kadar karanlık saçları ve derin, neredeyse delici bakışları… Bu adamın sadece fiziksel gücü değil, ruhundaki karanlık da karşı konulamaz bir çekicilik yaratıyordu. Her hareketinde, yılların getirdiği acı ve öfke hissediliyordu. Lucas’ın varlığı, etrafındaki havayı bile değiştirecek kadar güçlüydü. Bu bedende olmanın getirdiği karmaşık duygularla, ona hem korku hem de merakla bakıyordum. İçimdeki Ege’nin ruhu, bu çekime karşı koyamıyordu, ama aynı zamanda onun tehlikeli bir düşman olduğunu da biliyordum.
Bir süre sessizlik içinde birbirimizi süzdük. Lucas’ın gözlerindeki öfke ve hayal kırıklığı belirginleşiyordu. Loreinna’nın anılarından tanıdığım bu düşmanlık, şimdi bedenimdeki Ege’nin hissettiği karmaşık duygularla karışıyordu.
“Seni burada görmek beni şaşırttı,” dedi Lucas, sesi biraz daha sertleşerek. “Düşmanlar genellikle daha dikkatli olurlar.”
“Evet, öyle,” dedim, onun gözlerinin içine bakarak. “Ama bazen insanın en büyük düşmanı, kendisi olabilir.”
Lucas, bu sözlerimden hoşlanmamış gibi bir adım daha yaklaştı. Artık nefesi yüzüme değiyordu. “Bunu çok iyi biliyorum,” dedi, dudaklarını sıkıca kapatarak. “Ama seni öldürdüğümü sanıyordum. Görünüşe göre yanılmışım.”
“Daha dikkatli olmalıydın,” dedim, gözlerimdeki kararlılıkla. “Şimdi buradayım ve seni hayal kırıklığına uğrattığım için üzgün değilim.”
Lucas’ın yüzünde bir anlık şaşkınlık belirdi ama hemen toparlandı. “Seni tekrar öldüreceğim,” dedi, ama sözlerinin ardında başka bir anlam yatıyordu, bir türlü anlayamadığım bir derinlik.
“Denemek istersen buradayım,” dedim, gözlerimi onun gözlerinden ayırmadan. “Ama bu sefer işler senin istediğin gibi gitmeyecek.”
Lucas alaycı bir gülümsemeyle başını salladı. “Senin cesaretin mi, yoksa aptallığın mı?” dedi. “Seni defalarca alt ettim, Loreinna. Bu sefer de farklı olmayacak.”
“Düşmanlarının hatalarını tekrar etmesi seni daha güçlü yapmaz, Lucas,” dedim soğuk bir tonda. “Bu sefer hazırlıklı geldim.”
Lucas, gözlerindeki öfkeyle bir adım daha yaklaştı. “Senin hazırlığın benim için bir tehdit değil,” dedi. “Beni alt etmeyi düşünen herkesin sonu aynı oldu.”
“Bu beden ve bu ruh artık senin oyunlarına boyun eğmeyecek,” dedim, gözlerimdeki kararlılıkla. “Geçmişin gölgelerinde yaşamayı bırak, Lucas. Çünkü geleceğin burada, benimle şekillenecek.”
Lucas bir an duraksadı, gözlerinde bir an için beliren belirsizlikle. Ama hemen ardından yeniden soğuk ve katı bir ifadeyle bana baktı. “Seninle geleceği şekillendirmek mi? Gülünç,” dedi. “Benimle geleceği görebilmen için önce hayatta kalman gerekecek.”
“Öyle olsun,” dedim, gözlerimi onun gözlerinden ayırmadan. “Ama unutma, bu sefer ben sadece bir bedenden ibaret değilim. Artık her şey farklı.”
Aramızdaki hava yoğun ve elektrik yüklüydü. Gözlerindeki öfke ve hayal kırıklığı, Loreinna’nın anılarından tanıdığım bir düşmanlıktı. Ama aynı zamanda, bu bedenin hissettirdiği karmaşık duygular da vardı. Lucas’ın gözlerindeki bakış, hem nefret dolu hem de karşı konulamaz bir çekim içeriyordu.
Lucas, sözlerimin ardından bir an duraksadı. Yüzündeki sert ifade, gözlerindeki öfkeyle birleşerek, içindeki derin bir çatışmayı yansıtıyordu. Bir an için, bu karşılaşmanın sadece bir çatışma değil, aynı zamanda bir tür hesaplaşma olduğunu fark ettiğini düşündüm.
“Bu kadar cesur olmanın bir bedeli var,” dedi Lucas, sessizliğin içine çekilerek. “Birçok düşman gördüm, ama seninkisi bambaşka. Ne kadar denesen de, senin gibi biri beni alt edemez.”
Sözlerinin ardında, gerçek bir tehdit değil, derin bir hayal kırıklığı yatıyordu. Yıllar boyunca karşılaştığı her zorluğa rağmen, bu anın ona sunduğu belirsizlik, onu rahatsız ediyordu.
“Belki de bu kadar korkunç olan, seni tanıdıklarımın arkasında bıraktığı boşluk,” dedim, sesimdeki soğuklukla. “Senin oyunlarını bir kenara bırak. Ben buradayım ve değişimin ta kendisiyim.”
Lucas, gözlerindeki keskin bakışıyla derin bir nefes aldı. “Senin değişimin ne olduğunu görebileceğim bir fırsat istiyorum,” dedi, sesi karanlık ve hafif alaycı. “Ama unutma, ben de seni test etmek için buradayım. Şimdi, son kelimelerimizden sonra ne olacak, zaman gösterecek.”
Bir süre sessizlik içinde durduk. Aramızdaki gerilim, sanki tüm geceyi kapsayacak kadar yoğundu. Lucas, sonunda başını sallayarak adımlarını geri çekti. “Bu seferlik, daha fazla ayrıntıya girmeyeceğim,” dedi. “Ama unutma, bu sadece bir başlangıç.”
Arkasında beliren gölgelerle, Lucas yavaşça uzaklaştı. Karanlıkta kaybolurken, onun sözleri havada asılı kaldı. Ben de bu geceyi, onunla bu hesaplaşmanın sadece bir ilk adım olduğunu bilerek tamamladım. İçimde, geleceğin belirsizliğine dair bir kararlılık vardı. Lucas’la olan bu karşılaşma, sadece bir başlangıçtı; bu döngüde ilerlemeye devam edecektik.
Lucas’ın son sözleri ve tehditleri havada asılı kalırken, parkın karanlığına gömülmüş bir sessizliğe büründüm. İçimde, bu karşılaşmanın yankıları derinlemesine rezonansa geçiyordu. Lucas’ın gözlerindeki öfke, kendine olan güveni ve derin bir hayal kırıklığı, bu geceyi unutulmaz kılan unsurlardı. Onunla yüzleşirken hissettiğim karmaşık duygular, hem bir tür çekim hem de ani bir tehlike algısıydı. Lucas’ın tehdidi, sadece fiziksel bir tehlike değil, ruhsal bir darbe de içeriyordu; yıllar süren düşmanlık, öfke ve ihanetten beslenen bir kırılganlık barındırıyordu.
Kendimi, onunla bu hesaplaşmanın yalnızca bir başlangıç olduğunu kabul ederek buldum. Lucas, her ne kadar soğuk ve alaycı bir tavır sergilese de, gözlerinde beliren belirsizlik ve hayal kırıklığı, onun da bu karşılaşmanın ciddiyetini fark ettiğini gösteriyordu. İçimde, bu hesaplaşmanın daha büyük bir döngünün parçası olduğuna dair bir his vardı. Kendi içsel mücadelemle birleşen bu dışsal çatışma, bana hem kendim hem de düşmanlarım hakkında daha fazla şey öğretmeye başlamıştı. Lucas’ın geçmişteki etkileri ve düşmanlıkları, bu yeni bedende bana yeni bir bakış açısı kazandırıyordu. Şimdi, bu geceyi düşünerek, sadece hayatta kalmakla kalmayıp, aynı zamanda bu karmaşık oyunlarda en güçlü oyuncu olma kararlılığıyla doluydum.