~PROLOG~

248 Words
İnsan, imkansızı görünce anlıyordu bazı şeyleri... Sevdiklerini kaybedince ve bu kaybı engelleyemeyince anlıyordu her şeyin bu dünyada istediği gibi olamayacağını.Bu kayıp maddi kayıbım yanı sıra manevi kayıbı da kapsıyordu, hoş manevi kayıbın maddi kayıptan daha kötü ve aşılmaz olduğunu gün geçtikçe daha iyi anlıyordu çünkü gözden uzak olan gönülden de ırak oluyordu, peki ya gözden uzak olmayanı gönül unutuyor muydu? Ben ailemi kaybettiğimde imkansızı tatmıştım... Onları görmek istedimde imkansız dediler, onlarla konuşmak istediğimde imkansız dediler, onlarla güzel anıları tekrar yaşamak istediğimde imkansız dediler, geçmişe dönmek istediğimde imkansız dediler, onları tekrar yaşama döndürmek istedimde de imkansız dediler. Oturdum düşündüm; her şey benim ,bizim istediğimiz gibi olmuyordu istesem de sevdiklerimi bir daha göremeyeceğimi kavradığımda ve imkansızlığı kabullendiğimde bazı şeyler değişti. İlk değişen şey bendim. Olanları kabullenmeden önce çocuktum, kabullendim yetişkin oldum. İmkansızlıklar beni büyüttü fakat akıllandırmadı. Maddi kayba tam alıştım derken üstüne manevi bir kayıp yaşadım, bu kaybı ailemin kaybı kadar çabuk atlatamadım. Çünkü her gün gördüğüm yüz bana kendini unutturmayı bırak içimdeki acının daha da harlanmasına sebep oldu. İşte o zaman yeni bir imkansızlığın kıyısında olduğumu farkettim fakat bu defa oturup düşünmedim veya sorunu çözmeye çalışmadım çünkü yeni bir kayıbı kabullenecek bir psikolojiye sahip değildim o yüzden işime gelen en kolay şeyi yaptım, bir daha dönmemek üzere gittim fakat unuttuğum bir şey vardı ki kurduğumuz plan her zaman düşündüğümüz gibi sonuçlanmıyordu, istediğim gibi sonuçlanmadı da ,gidince biter sandım. Gittim, bitmedi. O zaman her kaçışın bir kurtuluş olmadığını fakat yeni bir başlangıç olduğunu anladım. Benim hikayem işte o zaman başladı...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD