Tırnaklarımı eşofmanımın kumaşına bastırmaktan canım acıyordu. Karşımda oturan Esma abla gözlerini üzerime dikmiş ne önüme konulan çayı içmeme fırsat veriyordu ne de tatlıdan bir çatal alabilmeme. Resmen önüme konulan yiyecekleri gözetliyordu. Bu kadın gerçekten şaka gibiydi. Hayır, eskiden böyle değildi evlendikten sonra nasıl bu kadar değişebilir aklım almıyor. Mirza’nın ablası olduğunu bilmesem kesinlikle kardeş değiller derim. Mirza cebinde son parası kalsa onunla bile birilerine bir şeyler almaya çalışıyordu. Yazın evin önünde kaldırımda otururken onu hep çocuklara bir şeyler dağıtırken görürdüm. Bu kadın çok değişikti. “Tatlı yesene kızım, annen güzel yapmış.” Tekli koltukta oturan Alaattin babaya tebessüm edip çatalı elime aldım. Çatalın ucunu şeker pareye batırdığımda gözleriyle

