Ağabeyimle birlikte hastaneye geldiğimde Mirza’nın yanına yorgun bir şekilde girdim. Pencerenin önünde duran kocam daha iyi gözüküyordu. Beni görünce gülümseyip, “Hoş geldin,” dedi. “Hoş buldum.” Sesimdeki yorgunluğu elbette ki fark etmişti. Tek kaşı yükselirken, “Bir şey mi oldu?” dedi. Akrabaları buraya gelecekti ama Nurdan anne, belki yarın çıkar gitmeyin, kalabalık yapmayalım dediği için vazgeçmişlerdi. Bu yüzden sanırım hâlâ onların bize geldiğini bilmiyordu. “Hiç uyuyamadım.” Gözlerini yorgun yüzümün her yerinde gezdiriyordu. “Neden?” “Ben dışarıdayım kardeşim.” Cihangir, ağabeyimle birlikte dışarıya çıkarken yanına gidip kollarımı beline doladım. “Gaziantep’teki bütün akrabalarının neredeyse hepsi bizim evde.” “Hepsi mi?” “Evet. Babaannen, deden, iki halan, iki yeng

