Kayıp Zamanın Eşiğinde

1506 Words
Meksilana “Polis nedir? Sizin eviniz nerede? “Diye sorunca artık ne diyeceğini bilemeyen Murat” Güvenliği sağlayan kişi polis” demek aklına geldi. Meksilana ise “Güvenlik neden sağlansın?” - Sizin sanırım başınızı vurunca bazı şeyleri unuttunuz Murat dilerseniz biraz ileride bir Otel var orada sabaha kadar uyuyun dinlenince her şeyi hatırlarsınız. - Meksilana Otelde nasıl kalacağım üzerimde ne kimliğim ne param var? Polisi arar mısınız lütfen? - Para mı? Otelde kalmak için neden bir şeylere ihtiyacınız olsun ki? - Parasız kimse otelinde misafir ağırlamaz bunu da mı bilmiyorsunuz? - Murat sizi anlayamıyorum. Polis nedir? Para nedir? İzin verin sizi otele götüreyim. - Bidir ile mi götüreceksiniz? Diyerek gülümsedi. - Hayır yürüyerek gidebiliriz. - Peki gidelim ama peşinen söyledim orada rezil olmayalım param da kimliğim de yok. - Murat ben sizi anlamakta güçlük çekiyorum lütfen sabaha kadar güzel bir uyku çekin sonra eminim kendinize geleceksinizdir. - Karnımda aç benim. Dedi Murat - Tamam giderken Mehbey’in lokantasında karnınızı doyurabilirsiniz. - Param yok diyorum size beni neden anlamıyorsunuz nasıl doyurayım. - Murat lütfen daha fazla zorluk çıkartmayın buyurun gidelim. - Peki siz istediniz gidelim ben hala polisle görüşmek konusunda ısrarcıyım ama. Birlikte dışarı çıktılar. Meksilana’nın ayakkabısı da markasız sıradan bir spor ayakkabısıydı. Burada kimse marka giyinmiyordu anlaşılan. Ya da en azından şu ana kadar karşılaştığı kimsede markalı güzel bir kıyafet ya da ayakkabı yoktu. Mis gibi kokulara doğru önde Meksilana arkada Murat yürümeye başladılar. Kokusunu alabiliyordu yemeklerin ama ortalıkta lokanta görememişti. İki yüz metre yürüdükten sonra hiçte şık olmayan bir lokantanın önünde durdular. Meksilana “Burası Mehbey, Murat lütfen içeri geçin” dedi ve önden yürüyerek masalardan birine oturdu. Masaların hemen hepsi doluydu ama kimse şık değildi. Kadınlar çok sade erkekler sanki aynı model gibi giyinmişlerdi. Masalarda toplu arkadaş gurupları sevgililer vardı. Bu değişmemiş en azından diye içinden gülümsedi. Oturdukları masada garson bakınmaya başlamıştı ki Meksilana ne yemek istediğini sordu. “Garson yok muydu? “” Murat sizi anlayamıyorum garson, polis, para bunlar ne demek hiçbir fikrim yok. “Bu kadın kendisiyle kesin dalga geçiyordu ama işin kokusu yakında çıkardı nasılsa. - Et istiyorum ortanın biraz altında pişsin, yanında brokoli, karnabahar ve salata olsun lütfen. - Peki. Nasıl yani peki deyip beklemeye başlayacaktı. Kim almıştı sipariş? Hiç konuşamadan on dakikaya yakın oturdular. Murat etrafı inceliyordu sürekli. Masada yanan kırmızı ışık ile Meksilana - Yemeğiniz hazır Murat. - Hani ben göremiyorum nerede yemek? - Kendinizi iyi hissetmiyorsanız ben alabilirim yemeğinizi. Burası self servisti anlaşılan ama Murat hiç sevmezdi bu tür yerleri. “Sevinirim” dedi ve Meksilana lokantanın iç kısmına doğru ilerleyen kadını seyretti. Meksilana birkaç dakika içinde de elinde tepsiyle geldi. Çok acıkmıştı hemen yemeğe başladı et lezzetliydi ama gene ortanın üstü pişirilmişti. Burada da eti istediği gibi olmamıştı ama sorunu bu da değildi şu anda. Neredeydi? Buraya nasıl gelmişti? Nasıl hayatına dönebilirdi? Bu soruların cevabını bulmalıydı. Yemeğini yedikten sonra Meksilana “Sizi otele götüreyim bir güzel dinlenin eminim yarın sabaha kadar kendinize geleceksinizdir” dedi. Murat “Ben kendimdeyim de hanımefendi sizler neredesiniz bura neresi bunu anlayabilsem bir” dedikten sonra ayağa kalktı. Etrafa bakındı yemeğin ücreti nereye ödenecekti? Meksilana sanki çok normalmiş gibi kapıya doğru yönelmişti. Murat arkasından “Yiyip içip öylesine çıkacak mıyız?” diye sordu. Meksilana “Ha evet bulaşıkları diyorsunuz unuttum hemen geliyorum birkaç dakika bekleyin. Bulaşıkları sizin götürmeniz gerekiyordu ama aklınız iyice karışmış.” Diyerek az evvel yemek yedikleri masaya yöneldi. Masada ki tabak çatal ve bıçakları tepsiye doldurup lokantanın arka tarafına doğru götürdü. Murat arada bir kendini çimdiklemeyi ihmal etmiyordu bir an önce uyanmalı bu saçma sapan rüyaya son vermeliydi. Her ne kadar çok gerçekçide olsa bu kesinlikle rüya olmalıydı. Meksilana yanına gelmişti şimdi ellerini kollarını sallayarak çıkıyorlardı lokantadan ve kimse durdurmuyordu onları. Sorgulamamaya karar verdi Murat nasılsa birazdan kendi dünyasında uyanacaktı. Meksilana ile yan yana hiç konuşmadan otele doğru yürüdüler. Otelin kapısına geldiklerinde Murat burası kaç yıldız diyecek oldu ama sustu. Bu otelde yıldız falan olması imkansızdı. Umarım temizdir ve rahattır diyerek içeri girdi. Girişte bir kadın oturuyordu - Merhaba Jarten nasılsın? - Merhaba Meksilana daha iyiyim teşekkür ederim, sen nasılsın? Senin için ne yapabilirim? - Bu Murat kafasını bir yere vurmuş ve biraz kafası karışmış evini hatırlamıyor. Bu gece yer varsa burada kalabilir mi? - Tabi ki kalabilir bu günlük bir oda boş ama yarın yirmi beş kişilik bir öğrenci gurubu var. - Tamam yarına kadar umarım hatırlar evini. Ben izin isteyim Jarten görüşmek üzere. Bir akşam yemeğe gel bana sevinirim. - Çok isterim en kısa zamanda haberleşelim. - Meksilana Murata bakarak “ Yapabilceğim bir şey olursa evimi biliyorsun. İyi geceler Murat” diyerek otelden çıktı. Meksilana gitmişti Jarten Murat’ı giriş kattaki odaya götürdü. Kimlik istememiş ücret söylememişti. Ama şimdi bunları düşünmek istemiyordu. Sadece uyuyacaktı ve uyandığında kendi dünyasında olacaktı. Odaya girdi, oda oldukça sade döşenmişti. Sadeliğin için de mis gibi temizlik kokusu vardı. Neyse ki bu bilmediği dünya temiz ve düzenliydi. Yatağa attı kendini, uyandığında kendi dünyasında olmayı umarak. Gözlerini açtığında saatin kaç olduğuna bakmak istedi ama ne telefonu yanındaydı ne de odada herhangi bir saat vardı. Bir süre daha gözlerini kapattı bu rüyadan uyanmalıyım diyerek ama tekrar gözlerini açtığında gene aynı odada aynı yataktaydı. İstemsizce yatak da doğruldu ne yapmalıydı? Neredeydi? Bu insanlar kimlerdi? Buraya nasıl gelmişti? En son hatırladığı şey kalp ameliyatına girdiğiydi. Acaba öldüm mü diye odada ki aynaya doğru yöneldi ama her zamankinden daha sağlıklı görünüyordu. Kahve içmeliydi hem de en acılısından. Kıyafetlerine baktı gün boyu üzerinde ki kıyafetlerle uyumuştu ve şimdi gene aynı kıyafetlerle dışarı çıkacaktı. Canı sıkılmıştı en azından bir duş almalıyım diye odanın içindeki banyoya yöneldi. Burada banyo vardı, “En azından duş alabileceğim” diye düşünerek banyoya girdi. Duşu bittiğinde söylenerek üzerinden çıkarttığı kıyafetleri tekrar giyindi. Otellerde kaldığında yaptığı gibi odadan çıkmadan önce etrafa göz gezdirdi. Sonra kendi kendine güldü neyi vardı ki unutabilirdi burada. Dün akşam kasada duran kadın yoktu yerinde genç bir delikanlı duruyordu. “Günaydın Murat rahat uyuyabildin mi?” Diye sordu “Teşekkürler uyudum Jatne Hanım nerede?” “Hanım kim Murat?” “Jatne” “Tamam işte Jatne burada çalışıyor ama Hanım diye kimseyi tanımıyorum.” Burada Hanım Bey kullanılmıyor demek ki diye gülümsedi. Kendine de oldum olası saçma gelmişti zaten Hanım Bey gibi sıfatlar . “Anladım, beni burada kalmam için dün Meksilana getirdi, ücret ödemeyeceğimi söyledi ki zaten isteseniz de param yok.” Adam şaşırmıştı ücret ve para da neyin nesiydi. Karşısında ki bu adamın kafasının karışmış olduğunu söylemişlerdi gerçi. Kafasını sallamayı tercih etti ve “Anlıyorum Murat, bugün burası müsait olmayacak bilgisini vermiş olmalılar sana.” “Evet verdiler, kahvaltı var mı otelde?” Otelde kahvaltı neden olacaktı ki? “Hayır yok, Meybey de yiyebilirsin ama.” Daha fazla konuşmak istemedi Murat, hem zaten ne konuşacaktı ki? Dışarı çıkıp Meybeye doğru yürümeye başladı, kaldığı otelden neredeyse görünüyordu lokanta. Lokantaya girdiğinde sadece iki masanın dolu olduğunu gördü. Birinde bir kadın ve erkek oturuyordu diğerinde ise tek başına bir erkek vardı. Önce ki gün Meksilana ile oturduğu masa boştu oraya oturdu. Ama siparişi nasıl verecekti? Dün Meksilana gülmüştü kendisine ve siparişleri birkaç dakika içinde hazırlanmış Meksilana da gidip almıştı. Ne yapmalıydı düşünürken tek başına oturan adam ve masası dikkatini çekti adam masayla konuşuyordu sanki. Kendi masasına baktı siyahtı başka bir şey görünmüyordu ellerini masada gezdirmeye başladığı sırada masada ses dalgaları gibi şekiller oluşmuştu. Acaba buraya mı siparişi söylüyordu? “Kahvaltı istiyorum” dedi. Masada mavi bir ışık yandı ve yirmi sayısı belirdi. Herhalde sayı sıfır olduğunda siparişim hazır olacak diye aklından geçirdi. Kendi dünyasından çok daha ileri teknoloji vardı burada ama insanlar çok basit giyiniyorlar, mobilyalar çok sıradan etraf olabildiğince sadeydi. Üzerinde ki kıyafetlere baktı bunları bir an önce değiştirmeliyim dedi kendi kendine bunları düşünürken masasındaki sayı sıfır olmuştu, siparişi getirecek kimse de yoktu etrafta kendi gidip almalıydı Meksilana’nın önceki gün gittiği koridora doğru yürüdüğünde koridorun sonunda ki masada bir robot gördü kahvaltısını masaya bırakıyordu. Robotu ilk kez görmüştü bu dünyada, bir süre robotun hareketlerini inceledi, sanki bir insan gibi rahat hareket ediyordu robot. Kafası iyice karışmaya başlamıştı kahvaltısını aldı masasına döndü. Büyük bir iştahla önünde ki yiyecekleri sildi süpürdü neredeyse. Karnı doyduktan sonra gene kendi kendine söylenmeye başlamıştı, neredeydi ben bu insanlar kimdi? Bu akşam otelde kalamazdı, geceyi nerede geçirecekti? Meksilana’yı bulmaya karar verdi bu yeni dünya her neresiyse tanıdığı tek insandı Meksilana. Elleri nasırlı, kumral saçları arkadan bağlı olan bu kadını bulmalıydı. Nerede olduğunu neler olup bittiğini belki anlamaya çalışıyordu. Ayağa kalktı masadan uzaklaşmaya başladığı sırada aklına dün Meksilana’nın yaptığı geldi tekrar masaya dönüp yediği kahvaltıyı tepsisiyle aldı lokantanın devamında ki koridora gitti be bulaşık yazan bölüme tepsiyi bıraktı. Dışarı çıktığında ne tarafa gideceğini önce hatırlayamadı, etrafına bakındı burada lokantada ki teknolojiye inat oldukça basit tek en fazla iki katlı bahçemiçinde binalar vardı. Binaların hepsi taş binaydı, her yer yemyeşildi hiç yol yoktu , zaten araba da yoktu ortalıkta. Bir önceki gün geldiği yönü hatırlayıp o yöne doğru yürümeye başladı. On dakikaya yakın yürüdükten sonra Meksilana’nın evini görebildi. Eve yaklaştı bahçe kapısından içeri girerken Meksilana ile karşılaştı. Meksilana “Merhaba Murat dinlenebildin mi? Evini aileni hatırlayabildin mi?” Ne diyeceğini bilemedi Murat “Dinlendim ama hala neredeyim ne yapıyorum hatırlamıyorum” dedi. Şu an için en iyi cevap buydu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD