Araz Agah Kırhan:
Bügem birtanecik sevgilim yaşama sebebim ona birşey olsa ben biterdim aşıktım ona deliler gibi yalnız o vardı ilk aşkımdı son aşkım olacaktı.Onunla bir aile kurmak istiyordum çocuklarımız ona çeksin onun gibi cıvıl-cıvıl olsun karanlık dünyamın aydınlık ışığıydı.Çocukluğumdan beri kan vahşet içinde büyümüştüm babamın tek oğluydum tek varisiydim çocukluktan beri çok ölüm çok hayatın bitişine şahit olmuştum.Yanımda birini vursalar dönüp bakmazdım kanın içine doğmuştum babamdan sonra ben geçicektim herşeyin başına o yüzden herşeyi öğretmişti bana Kırhan ailesinin soyunu devam etdirmem ve babamın liderliyini benim de devam etdirmem gerekiyordu hep yanında götürürdü şimdiye kadar olan tüm çatışmaları görmüş ve son yıllar ben de bu savaşa dahil olmuştum.Bu kanı bu cehennem gibi hayatı yaşamayı babamın oğlu olmayı ben istememiştim.Bu boğucu hayatın içinde Büge bana can olmuştu yaşama sebebi vermişti.Ona baktığımda tüm dertlerimi unuturdum o benim masumiyetimdi o beni hayata bağlayan tek kişiydi.Onunla bütün bir ömür paylaşırdım o yoksa ben de yoktum.Karanlıklar içindeki tek renkti onu gözümden bile sakınır her kötü anında yanında olurdum.Kendime verdiyim sözler vardı ona hep sadıktım aklımın ucundan başkası bi kere bile geçmemişti.Tüm zerrem Büge diye bağırıyordu o benim cennetimdi dünyadakı cennetimdi.Cenneti yaşamak için ölmek iyi insan olmak gerekmiyordu cennetdeydim ben zaten o bana cenneti yaşatıyordu.Beni çok seviyordu yaşama nedenimdi gözümün içine bakıyordu hep onun yanındayken dertlerimi babamı unuturdum hep.Onda bende olmayan şey masumiyetdi saf masumiyet bense hep kanın vahşetin içindeydim insanlıktan çıkmış biriydim.Onun o güzel deniz mavisi gözlerine baktığımda sanki denize bakıyormuşum gibi hiss ederdim sarı saçları tıpkı güneş ışınları gibiydi yakıcıydı ve göz alıcıydı.Masum bir yüzü vardı hep tebessüm eder beni o ışıl-ışıl dünyasına dahil ederdi.Okula yeni bir kız gelmişti o kızda birşeyler sezmiştim kanlı bir ahterdi sanki.Gecenin karanlığında parlayan ama ışığı beyaz değil, dökülen kanın kırmızısı olan bir yıldız. O doğduğunda barış biter, kılıçlar konuşur ve yeryüzü 'insanın insanı yediği' bir savaş alanına dönüşür.O kız kan kokuyordu bakışları hep sertdi suskunluğu çok şey çağrıştırıyordu susuyordu ama bağırıyordu sanki ben vahşetin ta kendisiyim diyordu sanki.Hep sınıfa geldiyimde kitap okuduğunu görürdüm siyasetle ilgileniyordu bu konuları çok iyi biliyordu tarih derslerinde bile siyasetle ilgili konuları da oraya dahil ederdi çok zekiydi matematik dehasıydı.Çok zekiydi zeki olduğu kadar da soğukkanlı ve sertdi.Hep yalnız takılırdı ders aralarlnda bile bi kere kantine indiyini sınıftan çıktığını görmemiştim her gün yeni kitap okurdu.Bügenin tam tersiydi bu kız.Ders bitdiyinde Bügeyle beraber okuldan ayrılmıştım onu eve bırakmıştım tam o sırada bilgisayarımın yanımda olmadığını görmüştüm.Okulda kalmıştı çok önemli bir belge vardı onda acil lazımdı mecburen okula dönüp almam lazımdı onu.Okula vardığımda içeri girmiştim kapıda muhafızlar yoktu terk edilmiş gibiydi sınıfa doğru ilerledim.İçeriden bir ağlama sesi geliyordu.Kapıyı açıp içeri girmiştim bu Asuydu ağlıyordu yerde de Furkan vardı kanlar içindeydi.Asunun gömleyinin düymeleri kopmuştu.Tecavüz etmişti bu piç kıza Asu da ağlama krizine girmişti beni görünce şaşırmıştı.Yanlarına yaklaştığımda Furkana ne olduğunu sormuştum Asu ağlayarak ona tecavüz etmeye kalktığını söylemişti kendini korumak için yapmıştı.Panik içerisindeydi adını söylediyimde bana bakmıştı birden önümde diz çökmüştü Furkanın ailesi bu kıza yapmadığını bırakmazdı hüzünlü bakıyordu bana yardım et diye yalvarıyordu önümde diz çökmüş.O an içimden bir ses bu kıza yardım etmem gerektiyini söylemişti bilemiyordum neden ama bu kıza yardım etmem gerektiyini hiss etmiştim.Okulun her yerinde kamera vardı ona yardım etmek için bilgisayarı açmıştım on dört yaşımdan beri siber güvenlikle uğraşıyordum kafam bu işlere basıyordu.Bilgisayarımı açtım ve kameraları hackledim ve görüntülerde oynama yaptım bunu defalarca yapmıştım babam için yapmıştım artık bu işin ustası olmuştum bu kız için yapmıştım beni gören olmamıştı zaten bu işi tere yağından kıl çeker gibi hall edecektim.Asuya o itin nabzına bakmasını söylemiştim o da bakıp öldüyünü nabzını hissetmediyini söylemişti.Bu herif tam bir oksijen israfıydı gereksizin tekiydi herkese sarkardı bir kaç kere Bügeye de sarkmaya çalışmıştı ben ağzını yüzünü kırmıştım arsızın tekiydi bunun yüzünden bu kız zarar görmemeliydi bilemiyordum bu kızda birşeyler vardı beni kendine çeken.Oysa ki kendime benzetmiştim onu yüzündeki hüzün gözlerinin feri sönmüştü ışık yoktu belli birşeyler yaşamıştı nerde olsam tanırdım o mutsuz karanlıklara gömülmüş gözleri ,gözler herşeyi kaydederdi en kritik anlarda hep canlanırdı zihnimizde.Gözlerimiz zihnimizimizin haritasıydı bence gözlerimizle görüp zihnimize kaydederdik herşeyi.Asu nabzına baktığında öldüyünü söylemişti katilim ben diye ağlamaya başlamıştı.Yanına yaklaştım ve ellerinden tutdum ve oturduğum sandalyenin yanına oturtdum ve hall edeceyimi söyledim yapacaktım korkmuş küçük bir kız çocuğuydu daha on yedi yaşı vardı ve ağır birşey yaşamıştı.Bana “Sen korkmuyormusun?” diye bir soru yöneltmişti.Soru beni yaralamıştı malesef çok gördüm pisliyin tekiyim ben diyemedim soruya soruyla cevap verdim ve “Neden ölüdenmi?” diye sordum ona başını sallamakla yetinmişti ona anlatmıştım çok ölü gördüyümü ve benimde birilerinin canını aldığımı bir cani olduğumu söylemiştim.Halletmiştim kameraları ayağa kalkıp düymeleri yerden toplamıştım tam üç düyme düşmüştü yere gömleyine bakmıştım delil yoktu sandalyeye aldım ve yerine koydum altında kan vardı birazcık sildim zaten sabaha kadar kan akardı zaten sandalyelerin altı batardı ama yine de işimi sağlama aldım ve Asuyu alıp çıktım okuldan arka kapıdan çıktık her ihtimale karşı.Arabaya bindirdim ve onu eve bırktım sağ salim bıraktım yalnız bırakamazdım onu birşey olurdu sonra işin boku çıkardı o kadar uğraşmıştım.Onu tembihlemiştim sakin ve soğukkanlı olması konuşunda en ufak bile açık vermemeliydi.Asuyu bıraktıktan sonra eve gitmiştim şimdiye kadar çok cinayet işlemiştik benim için farklı bir durum değildi ama bu kız için fazlaydı bu olay.Asu Sarlı kimdi neydi onun hikayesi onun hakkında pek birşey bilmiyordum.Sadece matematik dehasıydı birde siyaseti çok iyi biliyordu.Tüm deliller bendeydi Furkanı bulduklarında ilk iş bu kızı öldüreceklerdi belki de işkence ederek öldürecekerdi önümde diz çöküp benden yardım istemişti.Önemde diz çöken hep düşmanlarımdı ama bu kız düşmanım değildi benden yardım dileyen talihsiz bir kızdı.Kıyamamıştım Bügeden başla herkesin biletini keserdim hep çok acımasızdım ama bu kıza merhamet göstermiştim iyilik yapmıştım resmen ben ve iyilik Araz Agah Kırhanla hiç bir zaman bir araya gelmeyecek tek kelimeydi bu iyilik ve ben ama olmuştu yapmıştım.Tüm gece boyunca bu iş üzerinde çalışmıştım tüm kameraları kontrol etmiştim hersey normaldi.Furkanı sınıfta bırakıp çıkmıştık sınıfa baktığımda onun yerde hala bilinçsizce uyuduğunu görmüştüm.Bilgisayarı kapatıp Bügeyi aradım onunla konuşmuştum saatlerdir.Telefonu kapatdığımda saat gece saat onikiyr geliyordu.Yatağa uzandım ve düşünmeye başladım ben de on yedi yaşımda sessiz sakin biri ola bilirdim belki doktor olurdum belki de bir asker ama kesinlikle iyi biri olurdum.Asla bu gücün bir parçası olmak hep ateşte yanmak istemezdim.Keşke yeniden doğsam da bu sefer orta tabaka bir ailede doğup büyüseydim kandan vahşetden güçten tüm bu hengameden kurtulsaydım.Bunlar bir hayaldi gerçeyim buydu ve ben bunu kabullenmeliydim neyse ki Bügem vardı beni tüm bu olanlara rağmen hayatda tutuyor herşeyle başetme gücü veriyordu.Yarın uzun bir gün olacaktı uyumam gerekiyordu Asu için zor geçecekti uyuyup zihnimi toplamam gerekiyordu.