Yine lanet bir güne uyanmıştım sevgisiz yapayalnız artık daha çok para kazanmam lazımdı biraz birikim yapıp kaçmak isyordum.Babamın ölümünü benim üzerime yıkmakla tehtit ediyorlardı beni yani her halükarda paramın üzerine konmak için her pisliyi yapacaklardı beni katil damğasıyla damğalayacaklardı.Çıkmazdaydım her defasında canımı daha fazla acıtmayı başarıyorlardı.Bir haftadır okula başlamıştım onların zaten ben hiç bir zaman umurlarında değildim.Uyandığım gibi sabah banyo yapmış ve okul için hazırlanmaya başlamıştım saat tam beşte kalkmıştım zaten çok az uyuyordum ona da uyumak denirdise tabii.Hazırlanıp evden çıkmıştım otobüse binmiştim yolu seyrediyordum.Her gün Allaha dua ediyordum bunlardan kurtulmak için hatta onları da evle beraber yakıp kül etmeyi babama yaptıklarını onlara yaşatmak istiyordum açıkçası pek bir hayalim yoktu hapise girmekse girerdim katil olurdum ama bamabım katillerinin katili olmak o çok ayrıydı benim için yapardım ama babam bana hep kendini düşün başkalarından intikam alıcam diye kendini yıpratma ve çıkmaza sokma derdi.Babamın büyük bir kütüphanesi vardı babam çok aristokrat biriydi onun bazen siyaset kitaplarını karıştırırdım.Babam bana küçük olmama rağmen masal kitabı değil de siyaset ve bilimle ilgili kitaplar okurdu bana da hep enterasan gelirdi dinlemeyi çok severdim.Onun sayesinde onun öyretdikleri sayesinde genel kültürüm iyiydi.Siyaset,bilim,din konularını çok severdim merakla dinerdim onu.Ah babacım senden öyrenicek ne çok şeyim vardı herşeyi çaldılar benden.Çalışmaya onlara kölelik yapmam için beni yanlarında tutuyorlardı ha birde miras keşke miras bırakmasaydı da beni yetimhaneye verselerdi ya da öldürselerdi.Benim cezamı yaşatarak vermişlerdi süründürerek azar-azar öldürüyorlardı.Okula yakın durakta inip yürümüştüm okula kadar.Durakla okul arası mesafeyi hep yedi dakida yürür ve okula varırdım hepsaplamıştım.Okula vardığımda ilk ders matematikti.Yine erken gelmiştim her zamankı gibi.Yerime oturdum ve ders başlayana kadar her zamanki gibi çalışıp biriktirdiyim parayı özel dersten ya kitap alırdım ya da dövüş sporlarına yazılırdım.Yeni bir kitap almıştım siyasetle ilgili çok eski bir kitaptı hem de değerliydi onu okumak bana babamı hatırlatırdı hep sanki onunla konuşurdum kitabı okuyunca.Kitaba dalmıştım önemli olan yerlerin altını çizerdim.Bir kısım dikkatimi çekti okurken ve altını çizmeye başladım.Paragrafta söyle bir yazı vardı.
“Biz kendi payımıza, ne Atina imparatorluğunun haklı olarak kurulduğunu ispatlamak için bir sürü laf kalabalığı yapacak, ne de sizin bize yaptığınız haksızlıklardan dolayı buraya geldiğimiz yolunda inandırıcı olmayan parlak sözler söyleyeceğiz. Sizin de, 'Biz Sparta’nın müttefiki olduğumuz halde onlarla savaşa girmedik' ya da 'Size hiçbir kötülük yapmadık' gibi sözlerle bizi etkileyebileceğinizi sanmanızı istemeyiz.
Bunun yerine, ikimizin de gerçekte ne düşündüğünü temel alarak mümkün olanı gerçekleştirmeye çalışalım. Çünkü siz de bizim kadar biliyorsunuz ki, insanlar arasındaki görüşmelerde hak ve adalet ancak iki tarafın da eşit güçte olduğu durumlarda söz konusudur; oysa gerçek dünyada güçlüler ellerinden geleni yapar, zayıflar ise çekmek zorunda olduklarını çekerler."
Son cümle beni derinden etkilemişti güçlüler herşeyi yapardı zayıflarsa herşeyin bedelini ödemeye mahkum bırakılırdı.Ben de güçlülerin altında eziliyordum güçsüzdüm ve zayıftım onların yaptıklarının cezasını ben şekiyordum onlar rahat uyurken ben uyuyamıyordum.Bu kitap çok güzledi okudukça hayatı yapılanları daha iyi anlıyordum babam bir insan yaşarken gerçekten de yaşadığını hissetmeli okumalı öyrenmeli yeni şeyler keşfetmeli derdi rutin hayatlar boşa geçmiş bir ömrü andırırdı onun için hep.Babama göre "İyilikseverlik ve dürüstlük, soylu bir ruhun temelidir; oysa bu savaş ortamında bu erdemler alay konusu edilerek yok edildi ve yerini herkesin birbirinden kuşkulandığı vahşi bir zekaya bıraktı”.Bir insan iyi olduğu kadar da zeki olmalı hep tetikte beklemeli etrafındakı herşeyi görüp duymalı eğer etraftakılara kulak tıkarsan yanan sen olursun derdi.Annem rolünü çok iyi oynardı babamın ona olan aşkı onu kör sağır etmişti.Oysa tetikte olsa herşeyden kuşkulansa belki de o kadın yaşamak yerine babam yaşardı.Ders başlamıştı bile kitapa odaklanmıştım ama herkesin ayağa kalktığını görünce anlamıştım hocanın geldiyini.Ben de ayağa kalkmıştım.Yerimize oturduğumuzda ders başlamıştı hoca bir soruyu tahtaya yazmıştı ve bu soruyu kim çözer demişti.Hiç kimse elini kaldırmamıştı çünki çok zor soruydu ben bile çözeceyimden emin değildim birden “Asu tahtaya gel çöz bakalım bu soruyu” demişti sanki hiss etmişti zor olduğunu çözüp çözemeyeceyimden emin olmadığımı.İstifimi bozmadan tahtaya geldim biraz soruya bakınca bir yol bulmuştum ama emin değildim yine de yazmıştım tam beş dakikadır bu soruyu çözüyordum sonunda bir cevap almıştım ama emin değildim.”Hocam çözdüm” hoca çantasındakı kağıdı çıkarıp baktığında şaşırmıştı.”Asu inanamıyorum doğru yapmışsın yolunda çok basit ben bunu daha uzun çözmüştüm sen kısa yol bulmuşsun dedikleri gibi dahisin sen resmen şimdi bu soruyu arkadaşlarına da anlat da onlarda öyrensinler.”Hocanın söylediyi gibi yazdıklarımı teker-teker anlatmıştım.Bitdiyinde yerime oturmuştum herkes bana bakıyordu tahtadayken resmen gözlerini bana zillemişlerdi.Kimseyle konuşmaz muhattap olmazdım hep sessiz ve sakindim.Ders aralarında kitabımı okurdum dışarı çıkmaz kantine dahi inmezdim.Dersler bitdiyinde okuldan çıkmış restorana çalışmaya geçmiştim.Çok yorulmuştum yine yatağa uzandığım gibi uykuya dalmıştı.Uykudan uyandığımda kalbim sıkışmıştı kendimi iyi hiss etmiyordum herşeyden habersiz okula gidiyordum.Okula vardığımda yerime geçmiştim her zamanki gibi dersler çok yoğundu bu gün.Restorandan izin almıştım dersten sonra eve gidip dinlenicektim.Başka iş arıyordum restoran çok yoğundu çok yoruluyordum paradı da çok azdı.Dersler bitdiyinde herkes sınıftan çıkmıştı bir tek ben kalmıştım biraz kitap okuyup öyle ayrılmayı planlıyordum okuldan.Kitabı açtım kaldığım yerden okumaya devam etdim okul sıcaktı ev çok soğuktu bura benim için bulunmaz niymetdi rahatdı.O kadar kitaba odaklanmıştım ki sınıfa birinin girdiyine dikkat dahi etmemiştim.Yanıma ancak biri yaklaştığında anlamıştım yalnız olmadığımı bu sınıftakı en şerefsiz çocuktu.Kızlar konuşurken bir kaç defa kulak misafiri olmuştum.Furkan tam bir şerefsizdi altına almadığı kız okulda yiyişmediyi kız kalmamıştı.Babadan zengindi babası tanınmış mafyalardandı biraz da tekinsiz bir tipti.
“Güzelim burda yalnız sıkılmıyormusun?” derken elini saçıma atmıştı.Elini üzerimden çekmiştim ve sinirle
“Sıkılmıyorum git burdan bağırır herkesi toplarım buraya”
“Hmm öylemi zevkten çığlık attı derim bende”
“Ya bi siktir git şurdan bulaşma bana” yanıma daha da sokulmuştu.
“Senin tadına bakmadan gitmem zekisin hem de güzelsin ben zeki kızlara bayılırm biliyorumusun?”
“Bilmiyorum siktir git şimdi”
Birden boğazıma yapışmıştı boğuluyordum ayağa kalırıp duvara yaslamıştı gömleyimin önünü açmaya çalışıyordu
“Sana güzellikle yaklaştım sen zoru seçtin be güzelim”
Gömleyimi yırtarcasına çekmişti üstden üç düyme kopmuştu.O pis nefesini boynumda hiss etdiyimde hemen bacak arasına bir tekme savurdum acı çekerek yere düşmüştü.Ben de refleks olarak ona tekmeler savuruyordum yerde ona birden ayağımdan tutdu ve beni yere düşürmeye çalışmıştı ben de elime aldığım sandalyeyi onun kafasına geçirmiştim kafasından kanlar akmaya başlamıştı.Öldürmüştüm onu nabzına baktığımda nabzı atıyordu paniklemiştim ağlama krizine girmiştim bir anda tam o anda kapı açılmıştı siktir diye küfür etmiştim içimden katil olmuştum ve beni hapse atacaklardı bitmiştim ben.Hem katil olmuştum hem de tecavüze uğrayacaktım az kalsın ben kendimi savunmuştum beni bitirecekleri yer yüzünden sileceklerdi.İçeri kimin girdiyine baktığımda bu Arazdı.Bir Furkana birde ağlama krizindeki bana bakıyordu şaşırmıştı.