42. Bölüm Part:4

1123 Words
Dudakları yanağımda sürtünerek dudağıma yaklaştığında kalbim duracak sandım, "Şimdi de öpüşürüz o zaman." Dedi genizden gelen sesiyle. "Ne demiş atalarımız savaşma seviş." Göğsüne batırdım tırnaklarımı. Kasıldı. Ensemdeki eli baskı uyguladı ve dudağı kıvrıldı. "Gece... Aklın varsa beni bu işten caydır yoksa elimde kalırsın." "Ne?" "Diyorum ki uzaklaştır beni yoksa seni öperim..." Dedi boğuk sesle. Cevap veremedim ne diyeceğimi de bilemedim sadece buz mavisi gözlerim yakıcı bakışlarından kaçarak dudaklarına kaydı, kırmızı ve dolgundu. "Bu bir cevap mı yoksa," dedi fısıldayarak. Ben... Konuşamadım sadece ona bakarken elim ayağım boşalmış gibi hissettim, gözlerim ağırca kapandı. Yanlış mı doğru mu bilemedim sadece kendimi bıraktım... Aralık olan dudaklarımın üzerine sıcak dudakları yerleşti. Kalbim duracak zannederken ensemde bir yangın oluştu sanki... Kalbi öyle hızlı atmaya başladı ki korktum, belimden kavrayarak kendine yapıştırırken gömleğini tuttuğum elim omzuna kaydı, başıma arkadan baskı uygulayıp kendine yükselttiğinde hareket etmeye başladı. Dudağımı emerek iki dudağının arasına aldı üst dudağımı. Bir insanın dünyası nasıl altüst olur onu anlamıştım işte şimdi. Üzerime abanması yetmezmiş gibi dudaklarımın ikisini de ağzının içine alması kaçıncı seviye bir açlıktı?! Kollarına pazularına doğru sıkıca tutundum, saçlarım arasındaki eli hafif çekiştirdiğinde başımı iyice kendine kaldırdı. Islak etli dudakları alt dudağımı dudakları arasına aldı bu sefer. Düşündüğümden daha nazik hareketlerle yalayıp durdu, sanki ilk öptüğünde ona dokunmamış olmanın acısını çıkarır gibi. Kalbim ağrıyla atmaya başladı. Tırnaklarımı kollarına bastırdım. Sonunda alt dudağımı bırakıp geri çekildiğinde anında başını yana yatırıp üst dudağımı emmeye başladı. O kadar yabancıydım ki bu duygulara ne yapmam gerek onu bile bilmiyordum, içime ağır bir his doldu ve bedenimde gezindi adeta. Gözlerimi yavaşça araladığımda onun gözlerinin kapalı olduğunu farkettim, beni hareket ettiren kendine uyduran oydu, ben... Hiçbir şey yapamadım. Dudakları dudaklarımdan ayrıldığında gözlerini araladı, "yeniden doğmuşum gibi," diyerek burnunu sürttü burnuma. "Gözlerini kapa ve ana bırak kendini." Buz mavisi gözlerimde ne gördü bilinmez ki ben ne hissediyorum bilmiyordum, tekrar yapıştı dudaklarıma, hırıltılı boğuk bir sesi ağzımdan içeri yollayarak. Ona daha sıkı tutunurken gözlerimi sıkıca kapadım bu sefer. Dudaklarım sızlıyordu hissedebiliyordum ama yetersiz gelmesi normal değildi. İlkel bir hisle ona yapışmışken adımımı ona atarak daha da yükseldim ve hareket ettirmeye başladım dudaklarımı. Nasıl yapılır demedim sadece ona uydum bundan öylesine mutlu oldu ki zevk dolu bir inleme yükseldi boğazından. Alt dudağını emdiğimde aldığım ıslak tat dizlerimi titretti, galiba ileri gitmiş olmalıydım ki bedenimi bir anda duvara yapıştırdı ve refleks olarak bir inleme koptu dudaklarım arasından. Tıpkı bir hayvan gibi hırıldayarak abandı üstüme, iki eliyle yüzümü kavradı, ıslak sesler yükselmeye başladığında öpüşmemizi derinleştirdi dahası olmaz dedikçe, başımı ona doğru hareket ettirerek öpmeye devam ettiğimde hareketleri haşinleşti ama kendini şu durumda bile tuttuğunu o kadar iyi hissedebiliyordum ki. Elimi ensesine kaydırdığımda bir dürtüyle tıraşlı olan kısa saçlarına soktum parmaklarımı ve ağzımı daha da açtım, o ise daha da açarak öpmeye başladı. Islak bir hareketle alt dudağımı çekiştirerek çekildi, mahmur bakışlarımla anlamayarak baktım, "benim karım." Dedi sıcacık bir nefesle ve aralık olan dudaklarıma bastırdı dudaklarını, sonra tekrar çekildi. "Benim her şeyim," tekrar öptü uzunca ve çekildi. "Ömrüm," dedi her kelimesinde tekrar dudaklarıma bir öpücük bırakarak. "Hayatım... Imm, eşsizim, mucizem, nefesim, tek varlığım... Aşkım..." Sonunda sertçe dudaklarıma yapıştığında bayılacak duruma gelmiştim. Eli bedenimde kayarak bacağımı kavradı ve kaldırdı bacağına doladı elini çekmeden, nefessizce inledim, öyle bir inlemeydi ki ben bile kavarayamadım kolumu sadece tutunmak için doladım boynuna, o arada daha ilerisi olmaz derken dudağımı dişledi, yine inledim ağzının içine boğukça... Ama o bundan zevk alarak tekrar ısırdı dudağımı tekrar inlediğimde tekrar ısırdı ama bu sefer boynunu çizdim acımasızca, duruldu güldüğünü hissettiğimde daha da ileri giderek aralık dudaklarımın arasına sızdı dili sinsi bir yılan gibi. Ah baştan aşağı öyle bir titredim ki bayılacağım sandım, bacağımı sıkıca tutarak bedenime yasladı bedenini. Her şeyini hissettim tıpkı onun beni hissettiği gibi. Astım hastasıydım, panik yapmam bile beni krize sürükleyebilirdi ve karşımdaki adam ne kadar süredir bilmediğim şekilde nefesimi tüketircesine öpüyordu beni. Korkuyordum artık. Dili dilime değdiğinde birden bire aynı anda inledik, "ahh..." Sesi fazlasıyla kışkırtıcıydı bedenimin verdiği tepkileri yadırgadım adeta, bacaklarım karnım karıncalanıp ağrılar içinde uyuşmaya başladı sanki. Başını farklı bir yönde yana eğerek öperken dilini dilime doladı, dişleri dişlerime çarptı, her şeyimiz birbirine girmişti artık. Islak bir sesle ayrıldığında dudağımın etrafı tamamen ıslaktı tıpkı onunkininde olduğu gibi, dudakları öpücükler bırakarak yanağıma doğru kaydığında başımı baygınca geriye attım.  O boynuma indiğinde ıslak dokunuşları tenimi deşti, ısırdı boynumu, "Boran," diyebildiğimde zorlukla devamını getirmeme izin vermeden emmeye başladı bu sefer. Omuzlarına tutundum şişmiş dudağımı ısırarak, saçları burnuma değiyordu. "Durmalısın artık," dedim titreyen bir sesle. Dudaklarımı yaladığımda boğazım kupkuru olmuştu onun tadını alıyordum sanki. Koparırcasına ısırınca yükselerek inledim. "Boran Ağa!" İnce derimi bir anda bırakıp yüzüme koyulaşmış kehribarlarıyla bakarken yutkunamadım. "Boran Ağa yok," dedi keskin bir şekilde. Dudağıma ufak bir öpücük bıraktı, "Boran diyeceksin!" Dedi. Öpmeye devam ederek kulağıma yaklaştığında altındaki o hassas noktaya dudaklarını bastırdı, ağzımı kapadım yine ses çıkarmamak için. "Boran diyeceksin," diye fısıldadı. Bir bebeğe ilk doğduğunda isim verilirken üst üste adı fısıldanırdı ya kulağına o da öyle yaptı. "Bo-ran, Boran, Boran." Her zaman aramızda bir duvar olarak kalsın dediğim güvendiğim için söylerdim bu şekilde ismini ama o, o duvarı parçalamıştı resmen artık. Tekrar boynumu öperken son defa yüzüme baktı bu sefer, bacağımı okşadı bırakmadan. Alnını alnıma yaslarken gözlerimi kapadım nefeslendi derin derin, "Durmalıyım artık değil mi?" Diye sordu, cevap veremedim. "Canını yaktım mı bebeğim?" Diye sordu bu defa. Dermansız bir şekilde iki yana salladım başımı. Alnını ayırdığında benden, ağırca araladım gözlerimi, yüzüme bakıyordu kararmış gözleriyle. Bacağımı yavaşça bıraktığında yüzüme yapışmış saçlarımı çekti. Saç derimin nemlendiğini hissediyordum, ensemse hâlâ cayır cayır yanıyordu. "Tutar mısın beni?" Dedim kısıkça, ikiletmeden kolları arasına aldı beni. Sırtımın çıplak kısmını parmaklarının ucuyla okşamaya başladı. Yüzüme üfleyerek serinletmeye mi çalıştı anlamadım ama iyi geldi gibi, "Gece'm," dedi iç çekerek. "Asla ne sana ne de bedenine layık değilim... O kadar kirliyim ki." Dedi sert bir soluk alarak. "Ben çok mu temizim yani?" "Öyle temizsin ki Gece'm, kendimi sana hiç layık görmedim, binbir türlü pisliğe de batsan sen en temiz ve en saf olan olacaksın bende." Dedi yoğun bakışlar atarak. "Saçma gelecek ama senin için her şeyi yapabilirim." Alt dudağımı ısırırken koluna ve omzuna tutundum. "İstersen bu anları unutabiliriz..." Dediğinde kasıldım huzursuzca. "Senin için unutulacak bir an mıydı bu?" Dedim, nefes nefese. "Asla! Sadece senin için, pişman olma sen iyi hisset diye hiç olmamış varsayabilirim gözünde, yoksa feriştahı gelse ömrümün en güzel anlarını silemez benden." Dedi yanağıma bir öpücük bırakırken, hiç doymamış gibi hâli vardı hâlâ. Çenem titriyorken zorlukla gülümsedim, "Sadece öpüşmemiz olsa belki milyonda bir ihtimal unutabilirdik ama..." Derken daha sıkı tutundum ona kaşları çatıldı. "Ama sen- senin ben..." Derken kaşları iyice çatıldı, elleri kolundan ve omzundan öylece kaydığında, "beni daha iyi tutsan iyi olur." Dedim. "Ne?" Derken gözlerim karardı ve daha fazla kendimi tutamazken öylece cansız bir nesne gibi daha fazla dayanamayarak bayıldım. Endişeli bağırışları kulağıma derinden gelirken cevap veremedim ona. ••••••Bölüm Sonu••••••
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD