3. Bölüm - Amore a prima vista

859 Words
Lina, Paris Moda Haftası'nın sonunda bitmesine sevinmişti. İşini ne kadar çok sevse de kalabalık ve koşuşturma onu geriyordu; çok fazla imaj çok enerji arasında kendini kaybolmuş hissediyordu. Ama bu durum Lina'yı After Party'e gitmekten alıkoymamıştı bilakis fazlasıyla sosyal ve geniş çevresi olduğundan dolayı gitmemesi abes kaçardı. Hayır Lina, içmeyeceksin. Bi kadehten bir şey olmaz. Hayır kalabalık ortamlarda kendini kaptırıyorsun. İşte sorunda bu kalabalık ortam!! "İçki içmiyorsunuz sanırım müsaade edin de başkaları içebilsin hanımefendi. Misal benim gibi. Zira burası çok sıcak!" Tipik Fransız erkeği, soğuk kendini beğenmiş ama flörtöz. Keşke Fransızca bu kadar çekici bi dil olmasaydı da adama hakettiği cevabı verebilseydi. "Pardon." Vermek istediği cevap tam olarak bu değildi... İnsanların dibine bu kadar girerseniz tabiki sıcak basar! Demek isterdi ama onun yerine adamdan yayılan odunsu kokudan mı yoksa kurumuş olduklarından mı bilinmez refleksle dudaklarını yalayarak kendisine el sallayan Giacomo'nun yanına süzüldü. &F& Fethi ise düşündüğünün aksine tüm defile boyunca sıkıntıdan patlamış dönüş hazırlıklarına başlayacağı sırada mailine düşen parti daveti ile kendini burada bulmuştu. Moda alanında çevre yapmak için bu partilerden daha iyi bir fırsat olamazdı. Şimdiye kadar birçok ünlü firma ile görüşme ayarlamış, mail kutusu alanında profesyonel kişilerin CV'leriyle dolmuştu. Şu ana kadar bu iş için istediği bir kişiyi bulamamıştı. Durmadan konuşan Sienna'yı atlatabildiğine seviniyordu, başarılı bir yetenek avcısı olsa da mesleğinin gereği mi bilinmez hiç susmayan bir tipti. Dünyaca bilindik bu kadar önemli organizasyonun yine ünlü bir markanın düzenlediği after partysi nasıl olur da bu kadar sıcak olabilirdi? Klimaları mı bozulmuştu, havalandırma filtrelerinde mi sorun vardı! Belki asıl amaçları budur diye aklından geçirdi, sıcak havanın verdiği hararetle ortamın daha da ısınması... Kendisinden başka herkes bu durumu normal karşılıyordu, özellikle kadınlar bu durumu önceden biliyorlarmış gibi giydikleri kürkleri bir kenara atarak altından minileri ile kalakalmışlardı. Kafasında gece ile ilgili notlar aldığı bölmeye bir yenisini daha eklemişti: Bir dahaki sefere afterparty için sıcağa elverişli şeyler giy. Dert yanmayı kesip kendine soğuk mümkünse sert bir içki alabileceği yer bakmaya başladı. Çünkü nedendir bilinmez bir süredir garsonlar ortada gözükmüyordu. Sonunda aradığı şeyi bulduğunda gördüğü kalabalıkla suratını ekşitip vazgeçti. Buharlaşmadan sağ salim aradığı kişiyi bulup partiden ayrılmak istiyordu. Ne sıcağı daha fazla kaldırabilirdi ne de bir adet daha ünlü olmaya çalışan cılız bedenlerin etrafını çevirmesini. Piranalarla çevrili cam fanusun içinde olmak gibi bir histi o o bedenlerin piranalardan tek farkı et yerine para yemeyi tercih etmeleriydi. &L& "Bellissima! Seni görmek ne güzel, Milano nasıldı?" Kendisine sıkıca sarılıp dudağına buse konduran arkadaşını süzdükten sonra eliyle kendini yelpazeledi: "Sei in forma, Giacomo! Hemen telefon numarasını istiyorum." Arkadaşı fiziğine yapılan itiraf oldukça hoşuna gitmiş, içtiği bolca Cardinale'in etkisinden mi bilinmez ağız dolusu kahkaha atmıştı. "Stai fresco! Sadece bana özel bir antrenör." diyerek dilini çıkardı. Bu hareketi ikisini de kahkahalara boğmuştu. Lina arkadaşının elindeki bardağı alıp bir dikişte bitirdi. Giacomo alt dudağını sarkıtarak burnunu çekse de, ertesi gün o son kadehi içmediği için Lina'ya teşekkür edeceğini biliyordu. "Dikkat et, Cardinale çarpmasın!" "Milano'da kudretli GJA'yı tabutun içinde gördükten sonra bana çarpan çarptı zaten, Cardinale de neymiş canım!" Gözlerinin sulanmaması için tavandaki oymalarla oyalanmaya başladı ve ardından aklına gelen şeyle güldü "Biliyor musun, tabutu kürkle kaplıydı! En sevdikleri ile. Sahi sen neden gelmedin?" Gözlerini tavandan çekip arkadaşının su yeşili gözlerine dikti. "Bu kıçı yapmakla meşguldüm." Diyerek aniden arkasını dönüp elleriyle poposunu avuçladı. Giacomo'da bir arkadaşın bir arkadaşta olmasını arzulayabileceği her şey vardı ama onda en çok modun düşük iken aniden yükseltebilmesine hayrandı. Tekrardan önüne dönüp omuzlarını silkeleyerek "Ayrıca hepimiz davetli olan şanslı stajyerlerden değildik. GJA ölüyken bile beni cezalandırmayı başardı!" Arkadaşının omzunu sıvazlayarak başını omzuna yasladı: "Giacomo Jazz Adrian, nonnan senin tercihlerine saygı duyuyordu onun asıl kızdığı kendisine rakip gösterilen ama asla kendisine rakip olarak yakıştıramadığı Frederic Sir Sullivan ile ortak olmandı. Bilirsin Gabriela Jen Adrian Amerikalılardan ve İngilizlerden nefret ederdi. Sen de gidip bütün bu özelliklerine sahip biriyle ortak oldun.." "Ve onunla nişanlandım.." derin bir nefes çektikten sonra devam etti "ve aldatıldım." "Ama nonnan seni sevmeyi asla bırakmadı. Bilirsin birazcık inatçıdır." Diyip Giacomo'nun saçlarını karıştırdı. "Aman neyse ne asıl ben GJA markasını ne yapacağım, gider ayak yine vurdu ve gol oldu. Koca bir markayı üzerime bıraktı. Tiana da emekli oluyor. Como'daki evinde ölümünü beklemek için inzivaya çekilecekmiş." diyerek başını omzundaki başa bırakmıştı ki, Giacomo: "Saat üç yönünde tehlikeli bir cisim yaklaşıyor sakın bakma, sakince uzaklaşalım." Diyerek arkadaşını sürüklemeye başladı. Lina gözlerini kapatıp burnuna gelen kokuyla kendini olacaklara hazırladı. "Ciao! Ben de seni yerde ararken gökte buldum." "Sienna! Seni görmek ne güzel." Dedi kapalı gözlerini aralayıp selamlaşmak için elini uzatırken Sienna eli umursamayarak ikisine birden kocaman sarıldı. "Sana müthiş haberlerim vaar!" "İşte yine başlıyoruz." Diye mırıldandı Giacomo, Lina'nın kulağına. "Hush hush Giacomo! Görmeyeli çok kıskanç olmuşsun." Parmağını Giacomo'ya salladıktan sonra tekrar Lina'ya dönerek "Sevgili madrene müjdeyi verebilirsin, Türkiye'ye daha sık gideceksin!" Lina bir şey demek için ağzını açmıştı ki Sienna konuşmaya aralıksız devam edince vazgeçip, yutkunmakla yetindi. Sienna yaklaşık iki saat konuştuktan sonra bardağındaki kuruyan damağını ıslatmak için martinisinden son yudumu alıp "Hemen geliyorum." dedikten sonra gözden kayboldu. "Sen bir şey anladın mı?" Gözlerini kırpıştırarak sormuştu soruyu Lina, cevap beklemeyerek. "En son yakışıklı, fiziği güzel ve başarılı Türk iş adamından bahsediyordu. Orada kaldım ben. Dur bakayım neydi adı..." Elini dudaklarına değdirip çekerek "Fediz?" Lina bir kahkaha daha atmıştı ki sonradan karşısında Sienna'yla beraber gelen adama bakarak "Fethi" diye mırıldandı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD