Şervan’ın Anlatımı – İki Yıl Önce
Yaz günüydü…
Şırnak güneşinin insanın kafasını yakan o günlerinden biri.
Ama benim kafamı yakan güneş değildi.
Benim aklım yine o bal gözlü kızdaydı.
Ah ulan ah…
Yaktı beni yaktı amına koyduğum aşkı ...
Ben hiçbir zaman bir kadının peşinden koşacak adam değildim.
Hayatımda kadın eksik olmadı.
Ama hiçbiri için dönüp arkamdan bakmamıştım.
Ama bu kız…
Ulan köpek etti beni.
Resmen köpek etti.
Günler geçti.
Şırnak gibi yandı gönlüm… yandı, yandı… sonra söndü sandım.
Ama sönmedi.
Çünkü o kız beni görmedi.
Amcasının oğlu Velat ile dost oldum bu kız için.
Normalde yüzüne bakmayacağım adamla çay içip oturuyordum.
Sırf Berfin’e biraz daha yakın olmak için.
Bir gün Velat dedi ki:
“Anam bunları amcama götür dedi. Gel iki dakika bırakıp çıkarız.”
İçimden uçtum lan.
Belli etmedim ama kalbim göğsümü kıracak gibiydi.
Gittik konaklarına.
Kapı açıldı.
Ve…
Kapıyı Berfin açtı.
Güzeller güzeli Berfin.
Saçları omuzlarında, yüzünde o masum gülüş…
“Hoş geldin Velat abi.”
Sonra bana baktı.
Gülümsedi.
Kafasını hafif eğip selam verdi.
İşte o an…
Gönlüm alev aldı.
İçeri girdik.
Avluda oturduk.
On dakika sonra Berfin kahve getirdi.
Elinden kahveyi alırken parmaklarına bakıyordum.
Sanki dokunsam yanacak gibi.
Babası geldi sonra.
Mahmut Ağa.
Oturduk, konuştuk.
Ama benim gözüm hep Berfin’deydi.
Onun ise…
Allah’ın belası telefonda.
Ne var o telefonda amına koyayım , bir bilsem ama benim yüzüme bakmıyordu işte .
Sinirimden içim içimi yiyordu.
Bir süre sonra kapı çaldı.
Berfin kalktı açtı.
O an sinir oldum.
Ulan bu kız niye kapı açıyor sürekli?
Kapıdan içeri biri girdi.
Bir teğmen.
Adı Hazar.
Yanında birkaç asker.
Berfin ona gülümsedi.
Yumruğumu sıktım.
Bana yüzünü çeviren kız…
Elin itine gülümsüyordu.
Teğmen de bize baktı yukarıdan.
Tipini de havasını da…siktigim ...
Göt lalesi.
Mahmut Ağa kalktı.
Teğmen adamın elini öptü.
Biraz konuştular.
Ne konuştular bilmiyorum.
Benim gözüm Berfin’deydi.
Bir süre sonra o asker müsveddesi çıktı gitti.
Berfin de izin istedi.
Kalktı.
Çıktı.
O an içimden geçirdim:
“Nereye gidiyor bu kız böyle süslenmiş?”
Adamıma mesaj attım.
“Takip et kızı.”
Biraz daha oturduk.
Sonra biz de kalktık.
Gittim Seyit’in yanına.
Dedim ki:
“Oğlum kız bana hiç bakmıyor lan.”
Seyit sırıttı.
“Ben sana dedim. Bu kız zor. Alamazsın.”
Sigaramı çaktım.
Dumanı göğe üfledim.
Sonra dedim ki:
“Ulan and olsun…
Şırnak şahidim olsun…
Ben bu kızı alacağım.”
Seyit kahkaha attı.
Biraz sonra merkezde gördüm onu.
Elinde kitap vardı.
Yürüyordu.
Kalbim hızlandı.
Hemen yanına gittim.
“Berfin.”
Döndü.
“Aaa… Şervan abi?”
Abi…
O kelimeyi duyunca içimden bir şey koptu.
Ama belli etmedim.
“Eve gidiyorsun galiba. Bırakayım seni.”
“Ben giderim, sağ ol Şervan abi.”
Israr ettim.
“Gel bırakayım. Geç oldu.”
En sonunda kabul etti.
Arabaya bindi.
Mis kokulu yarim…
Arabam o an onun kokusuyla doldu.
Yemin ederim…
O arabayı yıkatırsam ne olayım dedim içimden.
Yolda camdan dışarı baktı.
Bana dönmedi.
Dayanamadım.
“Berfin.”
Döndü.
“Efendim?”
Derin bir nefes aldım.
“Bana neden şans vermiyorsun?”
Hiç düşünmeden cevap verdi.
“Biz birbirimize uygun değiliz.”
Kalbime bıçak gibi girdi.
Sonra dedi ki:
“Ben burada kalmak istemiyorum Şervan abi.”
“Burası senin memleketin.” dedim
“Öyle… ama ben istemiyorum.”
Sustum.
Son bir umut sordum.
“Hiç mi şansımız yok?”
Başını salladı.
“Maalesef.”
Ani fren yaptım.
Araba durdu.
O an içimdeki adam patladı.
Döndüm ona.
Sesim yükseldi.
“Ulan it gibi seviyorum seni!”
Gözleri büyüdü.
“Aşık oldum sana! Neyin inadı bu?”
Korktu.
Geri çekildi.
Kapıyı açmak istedi.
Kilitledim.
Refleks gibi oldu.
Yaklaştım.
Sesim yumuşadı.
“Ne olur… bir şans ver bana.”
“Mutlu ederim seni.”
Gözleri doldu.
“İnmek istiyorum…”
Başka bir kadın olsa…
Yemin ederim…
Söke söke alırdım.
Ama ona kıyamadım.
Kilidi açtım.
Kapıyı açar açmaz koştu.
Arkasından baktım.
Gece karanlığında kayboldu.
Ve ben…
Yine boş döndüm.
Ellerim boş.
Kollarım boş.
Ama en çok da…
Gönlüm boş döndüm konağıma.
Berfin’in Ağzından...
Konağın avlusunda işler bitmek bilmiyordu bugün.
Sabah erken kalktım, mutfağa indim, gelen giden derken ev zaten panayır yerine döndü.
Öğlene doğru kapıda arabaların sesi duyuldu.
Pencereden şöyle bir baktım.
Şervan…
Yanında Velat abi.
İçimden bir of çektim.
“Yine mi?” dedim kendi kendime.
Vallahi anlamıyorum bu adamı.
Nereye gitsem karşıma çıkıyor gibi.
Avluya girerken yine gözleri beni aradı.
Sanki konakta yüz kişi yokmuş gibi… hep bana bakıyor.
Başımı hemen çevirdim.
“Vazgeç artık Şervan.” dedim içimden.
“Ben öyle kızlardan değilim.”
"Gönül eğlendircek biri değilim, seninle evlenecek hiç değilim ....
Yani adam yakışıklı, eyvallah.
Boylu poslu, güçlü… bakınca insan fark ediyor ama…
Çok kıskanç, zorba , dediğim dedik bir adam .
Kardeşine bile kök söktürdü kaç sene ...
Karısına neler yapar bilmiyorum.
Tam o sırada kapının önünde başka araçlar durdu.
Asker arabaları.
Kalbim bir an durur gibi oldu.
Kapıdan içeri Teğmen Hazar girdi.
Allah’ım…
Bir insan bu kadar mı düzgün olur?
Uzun boylu…
Omuzları geniş…
Üzerinde o askeri üniforma…
Resmen filmlerdeki gibi.
Gözlerim istemeden ona kaydı.
“Berfin bakma!” dedim kendi kendime.
Ama bakıyorum işte.
Sonra bir şey fark ettim.
Elinde yüzük yok.
İçimden hemen bir ses konuştu.
“Evli değil galiba…”
Sonra kendime kızdım.
“Aman Berfin sana ne!”
Ama o sırada…
Teğmen Hazar başını kaldırdı.
Göz göze geldik.
Kalbim bir anda küt küt atmaya başladı.
Yemin ederim baktı…
Hem de birkaç saniye.
Başımı hemen indirdim.
“Allah’ım ayıp ya!”
Ama içimden başka bir ses de fısıldıyordu.
“Çok yakışıklı ama…”
Hem de çok.
Bir an başımı kaldırdım yine.
Bu sefer uzaktan Şervan’ın bakışını gördüm.
Sert.
Sessiz.
Ve… nedense biraz da öfkeli.
O an içimden bir cümle geçti.
“Eyvah Berfin… galiba biri bunu hiç sevmedi.”
Gözlerime hakim oldum, bu deli gider adama birşey yapar.
Ay yapar mı?
Vallahi yapar...
Neyse yukarı çıktım giyindim süsledim severdim böyle ben . Hayatımda biri yoktu ama ben süslenir giyinirdim .
İndim aşağı müsade istedim ve çıktım.
Bakışları yine üzerimdeydi.
Allah'ım yarabbim sen sabır ver.
Neyse kitap aldım , cafede oturdum biraz kafa dinledim eve dönecekken .
Yine o ..
ŞERVAN AĞA...
eve bırakayım seni dedi durdu .Neyse kabul ettim .
Yine başladı
"Bize bir şans ver"gibisinden .
Of Allah'ım ya .
Sonra bağırdı bana sesini yükselterek ben hemen indim arabasından.
Bir daha asla ama asla bu adam ile yan yana durmam
Ölürüm daha iyi ...