12.Bölüm

3246 Words
Eve geldiğimde kimseler yoktu. Nebahat Anne evde değilmiş bende odama geçtim öyle takılıyordum. Ev kuşu gibi oldum bende resmen neyse bir iki haftaya başlayacaktım yeniden işe. Çalışmak set ortamı benim ruhumu besliyordu… Bu oda üzerime üzerime geliyor nefes alamıyorum sanki. İçimde hep bir huzursuzluk kol geziyor sıkıntıdan Bilgisayarda takıldım biraz düğün de çekilen resimlere videolara baktım ay ne güzel çıkmışım şurada hemen bir tane sadece kendimin olduğu gelinlikli fotoğrafımı paylaştım tek başıma yeterli ve asil. O gereksiz herifin kıyımda köşemde olmasına fotoğraf bile olsa tahammülüm yok. Asiye içecek bir şeyler getirdi odada onu içtim dizi izledim akşam olmak üzereydi. Odanın kapısı çaldı "Gir." Asiye girdi. "Beste Hanım misafiriniz var?" "Kimmiş." "Eski diziden arkadaşıyım dedi ama." Alla alla kim gelmişti ki kafa salladım çıktım odadan aşağı indim salonda oturan kişi Yiğit bizim Yiğit. Ne bok yemeye geldi bu hem de bu eve. Bir sen eksiktin her şeyin boka gittiği hayatımda senin varlığın eksikti zaten. "Yiğit." "Ah güzelim naber?" Yanıma geldi yanağıma öpücük kondurdu. Bunun bu rahatlığı asabımı bozmaya yetiyor. Çektim hemen kendimi şimdi Kaynanatör gelir görür "Ama sen evli barklısın neden öpüyor evlisin bık bık." Kafa ütüler. Kaşlarımı çatmış bakıyordum. "Özlettin kendini evlilikte neyin nesi şaşırdım?" Gülümsedim. Sanane aptal herif neden geldin git ya git şimdi biri gelirse. Elindeki koca demet pempe beyaz karışımı çiçeği verdi kucağıma. Yüzüme dokundu geri çektim kendimi.  "Davet etmedin bende özel olarak tebriğe geldim." "Yiğit tamam sağol gider misin artık." Güldü. Esmer kirli sakallı bana bir zamanlar hoş gelen suratının ortasına çakmak istiyordum şuan da evliyim ulan evli hala neyin kuru bu kaldı ki sana olmaz dedim takıntılı bir adamdı zaten beni rahatsız eden de buydu o yüzden olmamıştı. Bir iki kez sadece bir şeyler içtik o kadar. Düzgünce başlamadan bitirdim ama onun amacı her ne ise artık. "Diziden sonra bekledim beni aramanı, görüşmemizi ama sen aramadın." "Çünkü aramak istemedim." "Yapma Beste biz seninle iyiydik." Sinirlendim biraz gür sesle. "İyi miydik? Sen kafayı yedin herhalde sana olmaz dediğim halde neyin ısrarı? Biz diye bir şey yoktu olamaz!” "Israr mı? Ben sadece bizim için adım atmıştım." Gözlerimi devirdim adım attığın bacakları keser yoluna atarım senin de neyse sakin bir kadın olacağım. "Burası kocamla yaşadığım ev delirdin mi buraya gelmek ne demek? Ne olsun istiyorsun?” "Başka yere mi gidelim isterdin telefonlarımı açsan olurdu." "Defol Yiğit git lütfen." Saçlarıma dokundu tam o esnada. "Sevgilim." Arkamı döndüm Rüzgar gelmiş kambersiz düğün olur mu hiç canım. Şimdi şirkette zaten Cenk ile alakalı kırk laf etti burada bunu da gördü oh bugün Rüzgar Efendinin eline düşme günü zaten... Adamın ağzına laf verdikçe veriyorum. Gülümsedim. "Canım." Yanıma gelip kolunu belime sardı elimdeki buketime sonra Yiğit'e baktı. "Misafirimiz mi var?" Ya sorma var iki tane istemediğim ot geldi burnumun dibinde bitti evren benimle dalga geçiyor bu kız kimi sevmiyordu hah Rüzgar hemen bunu Beste'nin yanına yolla araya Yiğit karıştır biraz da yarın öbür günde Kaan ben geldim artık yurt dışında yaşamıyorum derse şaşırmam bu ne canım aaaa. "Beste?" "Hah şey arkadaşım. Tam da gidiyordu oda." "Olur mu bir kahveni içeceğim Beste. Kocanla tanışmadım." Yiğit elini uzattı o sırada. "Yiğit ben memnun oldum Rüzgar. Tebrik etmeye geldim Beste'yi" Rüzgar bana baktı. "Yiğit?" Kafa salladım. Yiğit işte düm düz olaysız sıfatsız hiçbir şeyim olmayan Yiğit. Yiğit'e döndü. "Yiğit Kara?" Oha hafızaya bak sen Yiğit Kara'yı nasıl tuttun aklında nasıl bir bellek bu arkadaş ben onunla alakalı hiçbir şeyi bu kadar kolay hatırlamıyorum gerçi o gün yemek masasında da takılmıştı bu Yiğit konusuna... "Ta kendisi. Bahsetti mi Beste benden? Sever beni bende onu." Ben seni sevmem hiç sevmem zaten ısrarcı ve yılışık tiplerden hep nefret ederim. Rüzgar gülümsedi. "Evet yılışık bir arkadaşım vardı Yiğit demişti oradan kalmış aklımda. Yiğit seni misafir etmek isterdim ama karımı yemeye götürmeye geldim." Yiğit bozuldu bana sonra Rüzgar'a baktı vallahi ben bile bozuldum az değil buda fena laf sokma konusunda. Elimden tuttu. "Sana eşlik edelim kapıya kadar boş bir vakitte bekleriz." Yiğit bizle kapıya kadar geldi. Hala yüzsüzlük peşindeydi bana döndü bir adım attı kollarını açıp sarılacakken Rüzgar girdi araya Yiğit ile sarıldı. "Hadi iyi günler." Yiğit ters ters Rüzgar'a bakarken. "Beste vedalaşmayacak mısın benimle?" Yoo hiç öyle bi isteğim yok. "Sevgilim hadi bay bay de arkadaşına gitsin." Bay bay ne be Rüzgar'a döndüm beş yaşında kreşe çocuk bırakıyor sanki bay bay mış sensin bay bay. Elimi uzattım Yiğit'e uzaktan sade el sıkışmak en temiziydi. "İyi günler Yiğit." "Görüşürüz canım." O merdivenlerden çıkarken Rüzgar yanıma geldi elimdeki çiçek buketini aldı ve çöpe attı. "Ne yapıyorsun sen?" "Görüntü kirliliğini yok ediyorum. Sen?" Dişlerimi sıktım ona mı kalmış bana geleni atmak. "Çiçeklerimi neden atıyorsun?" "Ne çirkin çiçekler öyle boşver sen onları. Benim istemede aldıklarım daha güzeldi." Gözlerimi devirdim bende onları çöpe attım ne tesadüf. Kolumdan tuttu arabasına bindirdi beni. Çalıştırdı bu dağ ayısı bana bir şey demeden nereye götürüyor beni yine. "Nereye?" "Yemeğe baş başa konuşacağımız bir yere." "Seninle neden baş başa konuşuyorum?" Cevap vermedi bu adamı gebertirim gebertir. Bir yerde durdu arabayı valeye verdi geldi elimi tuttu. "Karıcığım gül biraz. O gamzeler gülmek için varlar." Gözlerimi devirdim onun yerine gülmek şuan pek istediğim bir şey değil "Senden nefret ediyorum." Cevap vermedi hatta bayağı duymazdan geldi beni. Restorantta masaya geçtik hızlıca siparişleri verdik bana baktı. "Ne istiyor o lavuk?" "Lavuk?" "Yiğit diyorum hayırdır kim o adam?" Bana hesap mı soruyor bu hayır öyleyse onu hiç ilgilendirmiyor da. Şirkette Cenk'e zırtapoz der şimdi Yiğit'e lavuk terbiyesiz ya bu adam baya ayarsız yani. "Sana diyorum kızım kim bu adam o gün annen bahsettiğinde de rengin attı sevgilin falan mıydı hiç görmedim de öyle biriyle seni?" Hepsi ile görmesi lazımdı sanki hem sen kimsin sen görsen ne görmesen ne senin gibi ulu orta yaşamıyorum ya. "Sevgilim falan değil öyle konuştuk işte bir ara ama ısrarcı biraz." "Laftan anlamaz hıyar diyorsun." "Ben hıyar falan demedim o senin uydurman sadece biraz ısrarcı dedim." "Hayır diyene ısrar eden hıyardır. Evlisin hala neyin ısrarı biliyor mu oyun evlilik olduğunu? Üstelik ne bitmek bilmez bir arkadaş çevren var senin Cenk'i bitse Yiğit'i başlar Yiğit'i biter öbür gün başkası. Yiğit biliyor mu?" "Saçmalama ona neden söyleyeyim. Sanane Cenk ve Yiğit aynı değil zaten sen kendine bak. Ona buna aşk oyunu oynuyorum diyecek halim yok." Gülümsedi. "Sana dokunma cesaretinde bulununca acaba dedim söyledi mi?" "Hayır dedik ya sen kendine baksana asistanını götürürken iyiydi değil mi? O biliyor mu?" "Asla kimse bilmiyor." O zaman daha vahim asistan kızımız ah onu benimle aldatıyor diye mutluluktan ölüyordur. "Leyla ile aramda bir şey yok." "Olsa da banane. Bak Rüzgar istediğin insanla takıl daha önce de dedim." "Takılınca da üzüntü den sarhoş oluyorsun ama." Aptal üzüldüğümü sanması komik ben kendime düştüğüm duruma üzülüyorum. Yoksa onun cinsel hayati kızlar ve diğer hiçbir şey ilgi alanımda değil. Şundna boşanacağım gün büyük bir deve keseceğim gerçekten yapacağım bunu yahu bu salak adamla evli kalmak öyle zor ki. Yemeklerimiz geldi şarap söylemiş ama ben içmek istemiyordum. Normalde de şok kullanan birisi değilim zaten hırslanınca içen tiplerdenim ben gurur duyucu değil elbette keşke hiç içmesem mesela! "Ben almayacağım teşekkürler." Garson gitti. "Dünden sonra doğru tercih içme tabi." "Ben sadece göz önüne sokmandan rahatsız oluyorum. Anlıyorum seni düzenli bir cinsel hayatın vardı ve şimdi su evlilik saçmalığı yüzünden kapana sıkılmış gibi hissediyorsun gidip istediğinle birlikte olabilirsin benim buna karışma hakkım yok olamazda." Tepki vermeden beni dinliyordu onunla olgun iki insan gibi konuşmak daha doğruydu en azından anlardı anlardık birbirimizi. "Ama seni birilerinin göreceği ya da yakalanacağın yerlerde yapma bunu. Yani git istediğinle seviş, öpüş ama burnumuzun dibindeki insanlarla değil şirkette ki odanda hiç değil. Kaldı ki burnunu dışarı çıkarsan herkes seni tanıyor beni de unutma her çapkınlık girişimin bir risk. Doğru olan boşanana kadar uslu durman. Kimseye yanaşmaman. Sen bu riski göze almaya değer dersen senin kararın. Olan sana olur.” Gülümsedi. "Ne bok yersen ye benden uzak ol diyorsun." Ben böyle kaba tabir etmezdim ama. "Sen öyle anladın benim bahsettiğim bunun daha kibarcasıydı. Beni aldatır konumuna düşersen ben mağdur olacağım magazin beni mağdur gösterip seni hedef gösterir. sosyal medyada linç yağmuruna tutarlar seni Rüzgar” “Tehdit mi?” “Değil. Olacağı söylüyorum göze almaya değer mi? Bir iki ay dayanamıyor musun? Özgürsün istediğini yap ama yakalanırsan fena olur” "Sen?" "Ne ben?" "Sende mi özgür olacaksın. İstediğinle birlikte olacaksın yani?" Güldüm takıldığı konu bu muydu ya da oda mı beni yakalanmamı istemezdi. Ona aslında kendimin böyle bir şeye kalkışmayacağını söylemiştim ama malum biraz salak birisi ile evliyim. "Akıl edersin ki benim senin gibi düzenli bir cinsel hayatım yok ha isteğim de yok. Ben onunla bununla takılan bir kız değildim günlük ilişkiler yaşamadım da. Oyunda olsa ben kendi tercihim ile kendime olan saygımdan dolayı seninle bu oyun evlilik devam ederken kimseyle görüşmem, yakınlaşmam ha ne zaman boşanırız o zaman dilediğime aşık olacağım. Özgürce suçlu hissetmeden. Etik değerlere senin aksine önem veririm” “Yargı modu açıldı diyorsun” Her şey onun için dalga unsuru gerçekten ne desem yine komiklik yapacaktı galiba. Şu şık ortama burada şuan yemek yiyen insanlara saygım olmasa bas bas bağırırım. “Yargı değil! Herkesin kendisine saygısı olmalı bence… Ve günübirlik saçma ilişkiler benim kendime olan saygımı yitirmeme sebep verir! Bu benim sen kendin nasıl hissedersen yap!” "Anlaşıldı çirkin ördek." "Pek sanmıyorum ama umarım." Yemeği yiyip az tartışarak atlattık günü. En azından daha dikkatli olacağı konusunda söz verdi. Eve gidince ailesi bizi dışarıdan birlikte gelmiş görünce baya sevindi yeter ki gülelim mutlu olalım da... Her ne kadar istemesem de Rüzgar ile aynı yatakta yatıyordum artık. Ailelerin yanında ona karşı çok iyiyim ama baş başayken tüm nefretimi belli ediyordum. Oda bana. Bu şekilde tam üç hafta devam ettik yan yanayken devamlı didişdik kavgalar ettik. O çapkınlıklarından vazgeçmedi. Söz verdiği için ulu orta yapmıyordu ama bir mekanda başka kızı kesmekten alıkoymuyordu insan olan laftan anlardı demek ki insan değildi. Öldürmek bile istedim onu. Evliliğimizin birinci ayı doldu. Babama göre boşanmak için bir ay çok kısa bir zaman. Daha çok beklemem lazımmış. O değil bir iki haftaya bizim için düşündükleri ev tamamen bitmiş olacak o zaman bununla baş başa kalacaktım. Gözlerimi acıyla açtım. Rüzgar yanımda yatıyordu. Karnımda çok büyük bir ağrı vardı. Elim karnımda oturur pozisyona geçtim. Bacaklarım bile kasılıyordu. Yataktan kalktım banyoya geçtim. Kahretsin regl olmuşum. Bir hafta evden çıkmak istemiyorum! Banyodaki dolabı açtım ped yok. Nasıl olmaz. Odadan çıktım Asiye'ye seslendim geldi. "Buyurun hanımım." "Ped yok odamda." "Efendim." "Ped var mı?" Gülümsedi. Tabi kadın çoktan menopoza girmiştir. Nebahat Anne desen kadının gözü toprağa bakıyor. Tövbe tövbe! "Yok hanımım banyodaki dolapta yok mu?" "Olsa sorar mıyım?" "Hanımım ben gidip bir koşu alayım diyeceğim de fırında börek var daha kahvaltı hazır değil." Ağlamak istiyorum. Karnım zaten felaket. Ben şimdi ne yapacağım. "Rüzgar Beyim gitsin." Of o salaktan böyle bir şey istemem. Ölse gitmez. "Saçmalama Asiye ondan böyle bir şeyi nasıl isteyeyim." "Kocanız ne olacak." Kaşlarımı çattım. Kocamda sen bir bilsen ne şeytan o hayatı zehir ediyor bana hayatta bana ped falan almaz o. Cevap vermeden odaya çıktım banyoya girdim ve kapıyı kilitledim. Hava aşırı yağışlı bu sanal marketlerin hiçbiri gelmiyor yani boku yedim zaten aşırı ağrı içindeyim. Rüzgar hala uyuyor zaten. Ben ne yapacağım şimdi. Bu halde çıkamam bir adım bile atmam berbat hissediyorum. Peçete falan sardım bende biraz drama Queen olmaya yatkınım galiba ama gerçekten o reglisi inanılmaz ağır acılı ve kanlı geçiyor. Bir yandan ağrıdan ağlamak istiyorum. Birden banyo kapısının kolu hareketlendi sonra kapı çaldı. "Beste." "Ben varım." "Tamam." Uyandı işte. Şimdi ne yapacağım ben iç çamaşırım batık bir halde. Sinir kat sayım artmış. Ağlamak istiyorum bir yandan da. Yaklaşık on dakika daha kaldım kapı yeniden çaldı. "İşin daha sürecek mi duş almam gerek." "Şey ben." "Hadi ama Beste." Ne derdi ki sanki söylesem o kadar da kötü değildi olamazdı yani değil mi? Alt tarafı marketten ped alacak hırsızlık yap demedim. Hem zamanın da Kaan kaç kez aldı. Markete gittiğinde onun evinde kalcağım zamanlarda hazır olsun diye alıyordu bile. Kaan ve Rüzgar karşılaştırılır mı hiç Rüzgar tam şeytan. Kaan canım benim anlayışlı minnoş. "Rüzgar çıkamam." Sesi biraz daha sert ve yüksek çıktı "Ne demek çıkamam?" "Şey ben..." Söylesem yardım eder mi ki? Kapıyı açtım. Yüzümü minik muhtaç bir çocuğa benzeterek. "Sonunda." Tam girecekken engelledim onu. "Ne oluyor yine kızım?" Sabah sabah adamın ayarlarını attırmıştım. Sinirlenmişti. Haklıydı ben olsam çoktan carlamıştım aç kapıyı diye. "Giremezsin dur." "Neden?" Gözlerim doldu hayır Rüzgar'ın yardımına kaldım ya süründürür beni. Günahım neydi Yarabbim. Bu yapmaz bu bana yardım falan etmez ki. "Söyleyecek misin?" "Yardım etmen gerek." "Şey..." Kolumu tuttu. "Söylesene kötü bir şey mi oldu? Başını bir derde mi soktun? Yiğit denilen hıyar mı canını sıktı yoksa." Oha oha iki dakikada yazdı çizdi. Endişelendi mi bu benim için? "Yok öyle bir şey değil." "Nasıl bir şey söylesene?" "Yardım başka bir konuyla alakalı." "Ne konuda?" "Rüzgar ben şey olmuşum." Kafasını salladı. Anlamadı salak. Başka şey olsa hemen anlarsın. "Şey işte." "Ne diyorsun kızım anlamıyorum?" "Şeyyy offffff.” Bu kez anlamıştı. Sırıttı. "Regl mi oldun sen?" Kafa salladım. Bravo çok zekisin kocacığım. "Eee benden ne yapmamı bekliyorsun. Karnına sıcak su mu koyacağım." Dedi kahkaha attı." Zaten canım acıyor bu salak böyle gereksiz espiriler yapınca çıldırıyorum. "Hayır sadece bana ped alır mısın diyecektim?" Alaycı gülümsemesi kayboldu. Yüzü ciddileşti. "Ne dedin?" "Ped yok bana ped alır mısın?" "Delirdin galiba hayatta markete gidip öyle bir şey alamam ben." "Neden ayıp değil ki. Alsan ne olur?” "Kendin git." "Aptal mısın bu halde nasıl giderim." Yüzü gerginleşti. "Ben anlamam. Gidemem. Sanal market çağır.” “Çok zekisin. Sana gelene kadar aklıma o geldi fakat havadan dolayı gelmiyor.” “Banane.” Ellerimi birbirine birleştirdim dilek diler gibi ona yalvardım resmen. Bu bir ilk ben Rüzgar Soykan'a yalvarıyorum. "Lütfen." "Hayır." Yere çöktüm oturdum. Gitmeyecekti biliyordum. Ağlamaya başladım. Elim karnımda bir yandan onun acısı. Deli gibi ağlıyorum ama. Sinirim aşırı yıprandı. "Ağlamayı kes. İşe yaramıyor." Onu duymazdan gelerek ağlamaya devam ettim. Rüzgar'a kızgınlığım bir yana canımın acısı ağlamama daha çok sebepti. Üstüm başım bekledikçe daha pis bir hal alıyordu sanki. "Mesut'a söylesem gider mi? Ona söyleyeceğim.” "Gider tabaiki ama ne diyeceksin Mesut'a bana ped alır mısın? Elin adamı senin periyodik yumurtlama takvimini ne demeye bilsin? Oldu olacak eliyle ilacını versin." "Ne yapayım başka parlak fikrin var mı? Bu halde kaldım ağrım var ve kanamam devam ediyor iyi değilim diyorum dangalak mısın sen?” Eğildi başucuma. "Tamam, kes ağlamayı. Gidiyorum." Gözyaşlarımı sildim. "Gerçekten mi?" "Evet ama bunu sana ödeteceğim küçük şeytan." Kafa salladım. Rüzgar üzerini değiştirip odadan çıktı. Onu beklemeye başladım. Ağrım hafiflemek bilmiyordu ama yarım saat olmak üzereydi Rüzgar geldi. Elinde poşet bana fırlattı. "Al. Rezil oldum senin yüzünden." Hemen temiz çamaşır ve kıyafet aldım. Önce duşa girdim. Sonra üzerimi değiştirdim. Rüzgar gerçekten ilk kez iyi bir şey yapmıştı. Banyodan çıktım Rüzgar koltuktaydı kalktı banyoya geçti. Koltuğa geçtim telefonda takılmaya başladım bende. 15 20 dakika sonra Rüzgar çıktı. Kızgınca bana bakıyor. "Neden öyle bakıyorsun?" "Kasadaki kız bana güldü." Omuz silktim bunda gülünecek ne var sanki. O Rüzgar'ı tanıdığı için gülmüştür. Hiç kimse ped alan birisine gülmez buna gülünecek ne var. Bana doğru yanaştı. "Bir daha ki sefere önlemini al yoksa acımam." Gülümsedim ona. "Tamam teşekkür ederim. Gelme üstüme hazırlıksız yakalandım sadece insanlık hali.” "Gelirim." "Ne yapayım Rüzgar beklediğim bir şey değildi yoksa aklımdan çıkmazdı." "Ne demek beklediğin bir şey değil rutin değil mi bu? Her ay oluyorsun işte." "Evet ama işte biraz düzensiz olmaya başladı sanırım stresten normalinden erken oldu yani yoksa senden istemezdim bunu zaten. Bu evde daha düzen kuramadım aklımdan çıktı.” "Neden rahatsız mısın neden stres yaptın hep böyle düzensiz mi olur? Bir sıkıntı olmuş olmasın?" Burada düzensiz adet dönemim hakkında lak lak yapacak halim yoktu formaliteden kocam diye ped istedik ama kanama dönemlerimle alakalı muhabbet edecek boyutta değiliz. Amma meraklı çıktı. "Sorun yok. Teşekkürler." "Teşekkür etme rezil olduğumla kaldım." "Bunda ayıp bir şey yok rezil filan olmadın. Delirme.” "Öyle mi sende bana bir daha ki sefere prezervatif al o zaman." Ağzım kocaman açıldı. Terbiyesiz. İkisi aynı şey mi birisi tamamen doğal olan bir durum kadınsal ya inanmıyorum bu adam neden bu kadar edepsizdi. "Ne saçmalıyorsun?" "Neden bunda da utanacak bir şey yok." Ayağa kalktım. "Neyse Rüzgar. Teşekkür ettim uzatma." Kahvaltıya indik birlikte ama canım hiçbir şey istemiyor. Zaten regl olduğumda böyle olur iki gün evden çıkamam. Yatağın içinde acı ile kıvranırım. "Yesene kızım." Kafamı kaldırdım Nebahat Anne ile göz göze geldik. Bu kadının sorgulu bakışları üzerimde hissetmek tüylerimi diken diken yapıyor "İstemiyorum." "Neden?" "Çok aç değilim" Ekrem Baba bana bakıyor herkesin bakışları bizde Nebahat Anne sorar gözlerle Rüzgar'a bakınca. "Bir şey yok anne keyfi yok sadece. Yorgun." "Emin misiniz? Oğlum kavga mı ettiniz kurban olayım tartışmayın. Beste kızım." "Nebahat Anne tartışmadık halsizim biraz migrenim tuttu." "Emin misin?" Kafa salladım iştahımda yoktu masada duramayacaktım artık. Masadan kalktım. Rüzgar "Nereye?" "Odaya." "Dışarı çıkmayacak mısın?" Kafamı salladım. Benim adım atmaya halim yok ki. "Afiyet olsun." Deyip odaya çıktım Yatağın içine girdim hemen. Karnımı ellerimle kavradım. Çok acıyor! Annem olsaydı keşke karnıma masaj yapardı. Sakinleşmem için papatya çayı yapardı. Yeniden ağlamaya başladım. Hayır normal zamanda öyle her şeye ağlayan bir tip değilken regl olduğumda duygusal değişimler ile iç dünyam değişiyor. Odanın kapısı açıldı. Rüzgar girdi. "Sen yine neden ağlıyorsun?" Cevap vermedim. Yatağın başına geçti. "Bana mı kızdın yoksa. Ağlama tamam şaka yaptım sen kız diye. Alt tarafı bir ped aldım karım için." "Karnım ağrıyor." "Ne?" "Karnım çok ağrıyor." "Eee ne olacak geçmez mi?" Gözümden akan yaşı sildim. "İki üç güne toparlarım." "O zaman kadar hep böyle ağlayacak mısın?" Gözyaşlarımın tamamını sildim. "Tamam ağlamıyorum." Bir şey demeden odadan çıktı gitti. Öküz. Ağlamam bile rahatsız diyor. Ruhsuz, düşüncesiz, hayvan. Gözlerimi kapattım uykuya dalarım belki diye bir yandan da Allah'ım geçsin lütfen diye yalvarıyorum. Odanın kapısı açıldı gözlerimi açtım. Elinde bir bardak suyla geldi yanıma. "Al şunu iç hadi." İlaç getirmiş bana. O kadar laf ettim birde. Ya benim için gidip ağrı kesici almış. "Teşekkür ederim." İlacı içtim. Umarım geçer bu ağrıyı bazen ilaç bile geçirmiyor çünkü. Bacaklarım kasılıyordu. Eline telefon alıp koltuğa geçti. "Sen neden işe gitmiyorsun?" "Boşver annem karınla ilgilen dedi şimdi onlarla uğraşamam." Annesi dedi diye yani. Öküz. Telefonda takılmaya başladı bende bir sağa dönüyorum bir sola bazen oturuyorum. Yok geçmiyor. Ateş basıyor sonra üşüyorum. "Geçmedi mi?" "Hayır!" Acıdan sesim yüksek ve öfkeli çıkmıştı. "Bana neden kızıyorsun benim ne suçum var?" "Susar mısın sesin beynimde yankılanıyor. Canım yanıyor şuanda benimle sakın uğraşma." "Hastaneye gidelim mi?" "Hayır." "Neden hayır acımı çekeceksin böyle hastanede bir şey yaparlar." "Yok istemiyorum iğne falan yaparlar." "İğneden mi korkuyorsun acımaz ben elini tutarım." Dedi ve küçük bir kahkaha attı. Homurdanarak sadece "Aptal." Dedim ona. "Ne kadar devam ediyor bu? Hep böyle ağrılı mı olur? Senin gidecek halin yoksa doktoru çağıralım buraya?" "İstememm! Yatmak istiyorum sadece. Sus."" "Bu kadınlar regl olduğunda manyağa bağlıyorlar zaten. Seri katil misiniz nesiniz anlamadım ki? Senin için diyorum ben berbat gözüküyorsun." "Sus artık." Yüzünü korkmuş bir şekle sokarak. "Peki peki sustum." Allah'ım ne olur şu ağrı geçsin. Kafamı tekrardan yastığa koydum. Geçmiyor. Geçmiyor. O sıra Rüzgar yanıma geldi. Yatağa geçti bu salak ne yapıyor öldüreceğim artık bunu. Beni kollarının arasına aldı. "Ne yapıyorsun. Bıraksana." "Sakin ol." "Rüzgar bak gerçekten kötüyüm başka bir zaman delirt beni." Kollarını arkadan sardı çekilmek için fırsat vermedi. İtmeye çalıştım ama olmadı "Rüzgar!" Cevap vermedi. Elini karnıma götürdü ve masaj yapmaya başladı. Durakladım biranda. Ne yapıyor bu. "Sen ne yapıyorsun?" "İnternette baktım şimdi masaj iyi geliyormuş. Çırpınmayı bırakta rahatlamaya çalış." Kafa salladım. Bu adam beni şaşırtıyor. Gerçekten hiç beklemediğim biranda bir şey yapıyor. Eli karnımda gezinirken kasılmalarım azalıyor gibiydi ama sonra biran oluyor şiddeti yükseliyor sonra kesilir gibi olup yeniden başlıyordu ağrı. Kafasını boynuma yaklaştırdı. "İyi misin?" "Daha iyiyim." Nefesini boynumda hissettiğim anda tuhaf hissetim. Tamam sakinleş Beste regliden dolayı duygu değişimleri normal. Elleri sihirli gibiydi sanki karnımda gezinirken mayıştım ve göz kapaklarım ağırlaşmaya başladı. Nefes alıp verdikçe burnuma gelen hoş koku adeta uyumamı kolaylaştırıyor gibiydi. Sonra gözlerimi daha fazla açık tutamadım...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD