6.Bölüm

4506 Words
Spor salonunda çıkar çıkmaz arabayı bir köşeye çekip bağırmaya başladım. Lanet olsun lanet olsun bugün bitiyordu bu iş bugün atıyordum bu nişanı. Bu barbar pislik ile sahte de olsa evlenmem. Beyinsizin teki. Kendi itibarımda umurumda değil. İtibarım için kendime yapacağım en büyük kötülük olabilir hatta. Babamla gidip konuşacağım. Şirkete doğru sürdüm arabayı babama olanları anlatırım beni boğacaktı dilimi koparacaktı derim daha fazla zorlamaz değil mi? Kıyamaz bana. Umursamaz ortaklığı. Ya kopsaydı dilim ne yapardım o zaman? Şirkete geldim valeye bıraktım çıktım babamın katına odasında yoktu tam sekreterine soracaktım. "Oooo Beste kızım." Arkamı döndüm Ekrem Bey yanında babam. "Merhaba." "Kızım hayırdır?" "Hayır babacığım." Öyle bir hayır ki hem de nasipse bugün o embesilden kurtuluyorum. Ekrem Bey benden bir şey bekliyor yanına gittim elini sıktım. "Merhaba nasılsınız?" "İyiyiz kızım bir sorun mu var? Bizim oğlan nerede?" "Spor salonunda o bende oradaydım da şey baba..." O sıra birileri geldi yanımıza "Ekrem gelinin bu mu?" "Evet Zeki gelin kızımız. Kızım Zeki Bey'de CFO’muz." "Memnun oldum." O an kalabalık toplandı ve herkese Rüzgar’ın nişanlısı olarak tanıtıldım babamda yüzünde güller açıyor. Oy ben öleydim oy ben nerelere gideyim alıp başımı ben bu Rüzgar'dan kurtulamayacak mıyım? Nişan atmak için geldim şimdi babam ve Ekrem Bey ile kahve içiyorum. Bir saattir lak lak yapıyoruz. Ekrem Bey telefonunu aldı birini aradı. "Leyla gelmedi mi bizim oğlan. Tamam söyle gelsin benim odaya." Hayır hayır çağırma onu en son dilimi koparacağım diye nefesimi kesti o benim. Ayaklandım. "Ben kalkayım en iyisi." "Kızım Rüzgar'ı çağırdım otursana. Hem babanla konuşacaktın daha acil miydi? Böldük mü biz." Bunu en başta sormanız gerekti üstünden bir saat geçirip oğlunuzu da çağırdıktan sonra değil. Pek erken sordunuz. Bu ailede nezaket kuralları eksik miydi? Ekrem Bey iyi birisi gibi ama oda düşüncesiz sevmedim ben bu aileyi. "Yok önemli değil." O sıra odanın kapısı tıklandı ve Rüzgar girdi içeriye beni görünce şaşırdı böyle bozguna uğrarsın işte. Mum gibi duruyor şikayet ettim sandı herhalde ohh hahah sana böyle korku yaşatırım ayağını denk al. Dangalak. "Baba bir sorun mu var? Beste sen neden geldin?" "Babası ile konuşmaya gelmiş kahve içtik bizde gelinimle." "Öyle mi sabah birlikteydik bizde bir şey oldu sandım? Ne iyi yapmışsın hayatım." Bakıp gülümsedim daha iyi yapacağım şeylerde var. "Ya evet." Rüzgar'da geçince on dakika kadar oturduk sonra ayaklandım. "Akşam evde konuşuruz baba ben çıkayım artık. Konuşalım ama muhakkak babacım.” "Tamam kızım bir problem yok değil mi?" "Yok babacığım." Babamla vedalaştım Ekrem Beyle'de Rüzgar'a döndüm. "Seni geçireyim hayatım." Koluma girdi benimle yürüyordu asansöre kadar eşlik etti "Ne konuşacaksın Salih Amca ile." "Sanane." "Beste." "Nişanı atacağımı söyleyeceğim anladın mı?" Gözlerini kapadı. "Gel benim odamda konuşalım." Kolumu tutmuştu çektim geri. "Seninle konuşacak bir şeyim yok benim." Gözlerinden korku belli oluyordu hatta ilk kez onu böylesine ciddi görmüş olabilirim. Babasından çok mu korkuyor bu koca adam. İyi korksun ama benim babamdan da korksun. "Beste ani kararlar verme bak. Tamam ikimizde hatalı davrandık." "Nefesimi kestin, dilimi koparmakla tehdit ettin beni." "Sende suratıma tokat attın şuna bak izi kaldı." Baktım helal be bana okkalı atmışım cidden izi vardı kıpkırmızı. "Hak ettin." "Tamam ettim konuşalım ama." "İstemiyorum." Asansör gelmişti kapısı açıldı tam kurtuluyorum derken gördüğüm yüzün rüya hatta kabus olmasını diledim. "Beste kızım." "Nebahat Teyze." Sarıldı. "Başka şey dilesem olurmuş bende seni arayacaktım." "Ne için?" "Akşama bize yemeğe davet edecektim seni." "Ah ok kibarsınız ama ben..." Cümlemi tamamlatmadan girdi koluma. "Rüzgar'ı mı görmeye geldin sende. Ah maşallah benim kuzularıma nasıl yakışıyorlar. Oğlum akşam gecikme Beste kızım bizde olacak." Olacak ya sor bakalım sor bakalım bu kız gelecek mi müsait mi kafayı yiyeceğim ya yeter. "Nebahat Hanım!" Rüzgar kolumdan tuttu o sıra. "Sevgilim sen çok yoruldun geç eve dinlen ben seni almaya gelirim." Yüzüme öpücük kondurdu. "Hadi sen eve geç uyu. Sakince kafa dinle ve düşün olur mu?" Nebahat manyağı döndü bana sarıldı. "Annene selam söyle kızım." Kafa salladım olur ya olur söyleyeyim anneme selam söyleyeyim. Eve gittim akşama kadar düşündüm babam şirkette herkesle tanıştığımda nasılda mutlu oldu şimdi nişanı atsam üzülmez mi? İşleri de yoluna girmiş adamı bu şekilde üzmeyim. Sustum nişanı atma fikrini rafa kaldırdım. Hem şu sıra kariyerim tıkırındaydı saçma salak aşk haberlerine maruz kalmıyordum. Adım Kaan ile yan yana gelmiyordu. Kendim içinde doğrusu buydu belki de. Şeyma’nın dediği gibi… Akşam Rüzgar almaya geldi bana ödü kopuyordu onunda ayrılma fikrinden babası canına okurdu çünkü. Arabaya geçince döndü bana. "Tamam düğüne kadar sorunsuz ilerliyoruz tamam mı bak lütfen ters bir şey yapıp beni babamla karşılaştırma kimse onun tersiyle karşılaşmak istemez." Kafa salladım. "Bana bir daha dokunursan." "Tamam tamam yok dokunmak. Özür dilerim…” Kafa salladım. Görmezden gelebilirdim bir kez daha akşam yemekte sorunsuz şekilde bulundum. Minnoş gelin adayı gibi sohbet ettim onlarla, gülümsedim, davetli listesi hakkında konuştuk ıvır zıvır bir sürü ayrı tantana. O günü öylece atlattık kazasız belasız. Diğer günler birbirinin tekrarı gibiydi. Hazırlıklar, telaşlar peşlerinde sürüklenmek zorunda kalan ben! Kız arkadaşlarımla bekarlığa veda gibisinden bir eğlence yapmıştık dün ve sonunda kaçınılmaz olan kına gecesi günüm gelmişti. Rüzgarların evinin bahçesinde olacaktı. Kocaman bahçe zaten Nebahat Hanım yok bir yerle anlaş bilmem ne sarayı ile görüşelim kaldıramazdım bu kadarını en sonunda ev bahçesi deyince kabul ettim ama maşallah yine binbir kalabalık, karmaşa. Ben tam takım hazır kaftanı giymişim yanımda Şeyma müsamere çocukları gibiyim. A da oynadığım bir dizinin içinde. O talihsiz kızlardan birini oynuyorum yine ama bu kez gerçek ben mağdur… "Kızım yemin ederim çığlık çığlığa bağırasım var." "Kuzum sakin ol bak sonuç olarak her şey oyun." "Aman ne güzel bir oyun. Müstakbel kocam bekarlığa veda partisine gitti. Magazinlere düşüp beni rezil etmesinde!" "O kadar salak değildir herhalde." "Daha fazla salak inan buna." Annem geldi. "Hadi aşağıya kızım." "Ya anne şu kına gecesi nereden çıktı? Yorgunum yorgun. Sizin insafınız yok mu? Ya ben evlatlık mıyım doğru söyle anne?” "Kızım sakin ol aşağıda bir sürü arkadaşın geldi. Hepsi seni bekliyor. Ne biçim konuşuyorsun Beste evlatlık falan üzme beni annecim.” “Ben üzülmüyor muyum anne. Bak biricik prensesim diye sevdiğin kızın dangalak bir herifin karısı olacak.” Yüzümü sevdi bir şeyler mırıldandı ama kimse beni pek ciddiye almadı. Kamera şakası mı acaba? Demet Akbağ şuradan bir yerden çıkıp ÇOK ARAMIZDA diye kahkaha atar mı? Keşke atsa. Aşağı indim aşağı inince alkışlar filan. Müzik başladı oynamaya başladık. Herkes göbek atıyor. Fotoğraf, video çekeni. Bir ara bizim kızlar şarkı bile söyledi. Sonra kına yakımına geçti sıra. Sandalyeye oturdum yüzümü örttüler başımda şarkıyı söyleyerek dönüyorlar. Ağlamam için çaba harcıyorlar ama ağlayasım yok ağlak bir kız değilim zaten. En sonunda Şeyma kırmızı duvağı açtı. "Sen neden ağlamıyorsun. Ağlasana!" Omuz silktim. "Ağlamak istemiyorum." Sessizce "Zoraki bir evlilik yapıyorsun bunun için bile ağlanır!" Kaşlarımı çattım. Duvağı geri örttüm ağlamıyorum. Ağlamayacağım. Sonunda duvağımı açtılar. Nebahat Teyze geldi. "Elini aç kızım kına yakacağız." Elimi açtım. Yakın yakın buna anca kına yakılır. Elini aç deyince açtım Herkes "Ne yapıyorsun kapa elini." Diye bağırdı. Elimi kapadım. "Aç dedi ama." "Altın koyması gerek. Yoksa açılmaz." "İstemem altın filan ya." "Kızım gelenek bu." Dedi annem Dişlerimi sıktım. Gelenek, adet, görenek ay vallahi fenalık geldi şimdi düşer bayılırım ben. Nebahat Teyze altını koydu avucuma maşallah reşat altın mübarek. "Çok sürmeyin kınadan hoşlanmam." Avucumun içine küçük bir yuvarlak kına bıraktı. Sonra yeniden oynamalar eğlenmeler artık yorulmuştum. Herkes teker teker dağılıyordu. Sonunda hepsi gitti. Şeyma yanıma geldi. "Yorgunluktan ölecek gibisin." "Evet öyleyim gerizakalının biriyle evleneceğim için neden tüm bu yorgunluğu çekiyorum üstelik kendisi hovarda gibi veda partisinde." Şeyma gülümseyerek koluma girdi "Kıskandın mı yoksa?" Sinirle sesim yükseldi. "Onu mu? Umurumda bile değil." Nebahat Teyze geldi "Şoför sizi eve bırakacak yarında sabah erkenden alır." "Tamam." Vedalaşıp arabaya bindik. Bu oyun şimdiden yorucu olmaya başlamıştı bu işin birde düğünü vardı üstelik! Araba durduğunda eve gelmiştik. Annem elimden tuttu. "Kızım." "Efendim." "Özür dilerim beni hiç affetmeyeceksin belki ama." “Anne.” Gözleri doldu üzgündü bende üzgünüm. “O çocuktan nefret ediyorum anne. Ölümüne nefret ediyorum hem de. Size de çok kızgınım beni düşürdüğünüz durum için ama sizin içinde her şeyi yaparım.” “Özür dilerim Beste hep iyi bir anne olmak istedim ama ilk kez işleri batırmış hissediyorum.” Kollarımı anneme sarmalamadım. Onun üzülmesini istemezdim ayrıca gerçekten iyi bir anneydi ben onlara kızmış bile olsam biliyordum ki gerçekten hep yanı başımda benimleler. "Canım güzel annem benim. Evet kızdım size ama babam için minicik bir oyun oynayabilirim değil mi? Sizin için her şeye değer sen mükemmel bir annesin hep öyle oldun.” Yüzüme öpücük kondurdu. "Keşke seni çekip alabilseydim." Yüzünü avucumun içine aldım. "Sevgi Sultan ben isteyerek kabul ettim sen üzülme." Artık hiçbir şeyin faydası yoktu. Artık son bulmuştu bile girmiştim bu yola. Bunlar çok önce söylenmesi gereken şeylerdi. Şimdi çok anlamsız ve komikti bu yakınmalar ama iyice üzmek istemedim. Sustum. Bugün vazgeçsem aylarca yıllarca magazinde hep bununla anılırım ben. Yaptığım işler değil nikah mamasında bırakılan kadın olarak haberim yapılır. Çünkü magazin acımasızdır. Magazin kadını harcar her yerde olduğu gibi. Terkedilen, mağdur olan veya istenmeyen ben olurum… Ben kendi ayaklarımla gidiyordum uçuruma. Annem ve babam mutlu olsundu... Hep ben olmuştum hep onlar bir şeyler yapmıştı benim için bu kez yapan ben olayım. Eve girdik. Babam çoktan uyumuş. Odama çıktım kendime baktım. Şu halime bak bu ben değilim hiç değilim. Üzerimdekilerden kurtuldum duşa girdim. Güçlü olacaktım ağlamak yok. Bu oyun ne kadar körü olursa olsun bitecekti. Duştan çıktıktan sonra pijamalarımı giydim. Yatağıma yattım bu son gecemdi odamda bundan sonra bilmediğim bir evde bir yabancı ile aynı odayı paylaşacaktım. Gözlerimi kapattım. O kadar yorgundum ki uykuya dalmak zor olmadı. "Beste hadi kızım." Kulağımda yankılanan ses beynimi tırmalıyordu. "Beste uyansana annecim." Hafifçe araladım gözlerimi. "Biraz daha." "Bugün düğünün var hadi ama." Bunu duyunca yorganı suratıma kadar çektim. Cenazem var. Düğün mü? Cenazedir o cenaze düğün olsa duramazdın. Of kendi düğünüme gitmesem çok abes kaçar mı acaba? Biraz kaçabilir ama gelin öldü desek tövbe daha da çok gencim bu da olmaz. Keşke Rüzgar ölse. Çok bencil ve kötü birisin Beste… Rüzgar da daha çok genç. Yakışıklı, karizmatik bir adam ölürse ailesine yazık. Annem gülümser ses tonu ile. "Hadi ama miskinlik zamanı değil." Yorganı indirdi. "Kahve getirdim yatağına." Gözlerimi açtım. Elinde duran fincanı uzattı. Yanında minik bir kurabiye. Hemen aldım. "Sen annelerin en balısın." Gülümsedi. "Çok işimiz var kahveni iç ayıl sonra kuaföre gideceğiz." Kafamı tamam anlamında onayladım. Annem odamdan çıktı bende kahvemde bir yudum aldım, kurabiyeyi tırtıkladım ve yataktan doğruldum. Balkona çıktım. Deniz manzaralı mis gibi temiz hava koka bir balkonum vardı ve beni mutlu ediyordu. Bugün buradan ayrılacak olmak beni her ne kadar üzse de. Odaya geri girdim. Elimi yüzümü yıkadım. Üzerime rahat şeyler geçirdim ve aşağı indim Şeyma gelmiş ama elinde telefon "Hayır. Hayır! Balonlar gri ve siyah giriş müziği listede yazılı. Hayır o pasta gelirken çalacak şarkı neden her şeyi karıştırıyorsunuz!" Annemle göz göze geldim. "Senin hazırlıklar için didiniyor." Omuz silktim eksik kalan bir şey olsa ne olacak sanki. Keşke hepsi berbat gitse aksilik üzerine aksilik olsa. Telefonu kapadı. Bana döndü. "Hemen çıkıyoruz Rüzgar çıkışta Alacak bizi." Çantamı aldım sonra Şeyma beni peşinden sürükledi. Arabaya geçtik. Çalıştırdı sonra bana döndü. "Heyecanlı mısın?" Gözlerimi devirdim. Heyecandan eteklerim zil çalıyor sorma. İçinde bulunduğum duygu durumuna heyecan değil de stres, öfke, nefret ya da sinir patlaması diyebiliriz. Gerçekten hayatımın en kötü günüydü. "Sence?" "Evleniyorsun oyun bile olsa evlenmek güzel olsa gerek." Cevap vermedim. Oyunu heyecanlı değil sinir bozucuydu. Hiç istemediğim birine koşuyordum geri gidemezdim gerisi uçurumdu... Ya geri gidip düşerdim ya da ona gider düşmemi biraz geciktirirdim ama günün sonunda yine düşerdim. Benim ne dediğim önemsizdi artık ipler kopmuştu ve evleniyordum. Kuaföre geldik. Hemen aldılar beni saç, makyaj, manikür, pedikür. Saçlarımı sade örgülü ama toplu bir model yaptırdım çok makyajdan hoşlanmadığım için sade bir makyaj seçtim kulağımda beyaz taş küpeler vardı. Gelinliği giymek için içeri geçtim. Şeyma her şeyi ayrıntılarına kadar düşünmüş. Ayakkabı bile seçmiş ama fazla topukluydu bu. Gelinliği giydim. Saçımda çiçekten sade bir taç vardı elimde mor laleler. Çok severdim laleyi. Çıktığımda Rüzgar'da gelmişti şöyle biraz beni süzdü sonra. "Hadi gidelim geç kalmayalım." Ayı. Ayı oğlu ayı. Kuaförden çıktık. Arabanın kapısını açtı gelinlikle oturmak zordu sonunda yerleştim. Düğün mekanına geldik henüz davetliler gelmemiş düğünün başlamasına bir saat vardı. Bekleme odası ya da gelin odası neyse ne bilmediğim bir odada oturuyorduk. "Pizza mı söylesek?" Dedim Rüzgar dönüp bana baktı. Gözleri aralanmış ve kaşlarını anlamsızca çatmıştı. "Ne pizzası?" "Açıktım ben kahvaltı bile yapamadım." "Yapsaydın. Çocuk musun sen mız mızlanıyorsun? Pizza felan uğraştırma insanları" Öfkeyle ona baktım. Hödük. Şeyma'yı aradım o hala eksiklerle uğraşıyordu acıktığımı söyledim ve yarım saat içinde pizza ve kolayla geldi benim canım arkadaşım. "Nikah kıyıldıktan sonra basın sizi bekliyor olacak." Kafamla onaylarken pizzamdan ısırık aldım. Şeyma nikah şahidim olacaktı o sıra odaya takım elbiseli genç bir adam girdi. En az Rüzgar kadar şık gözüken siyah saçlı, kahverengi gözlü uzun boylu bir adam. Gülüsemyerek bize bakıyordu. "Buğra nerede kaldın oğlum birde sağdıç olacaksın." "Trafik vardı." Bana doğru yaklaştı elini uzattı. "Buğra ben, arkadaşıyım Rüzgar'ın." "Memnun oldum Beste." "Hayırlı olsun çok mutlu olun." "Teşekkür ederim." Babam girdi biranda odaya onu görünce ayağa kalktım. "Meleğim." Dedi Gülümsedim. Rüzgar'a döndü. "Bize biraz müsaade eder misiniz?" Rüzgar kafası ile onayladı herkes odadan çıktı. Elimi tuttu babam. "Çok güzel olmuşsun." "Teşekkür ederim." Yüzüme dokundu gözünden bir yaş süzüldü. "Kötü bir babayım." Kafamı iki yana salladım. Değildi mükemmel bir babaydı o her zaman her daim! Çok seviyordum ben onu. Kızgındım kırgındım beni bu adama mecbur bıraktıkları için. "Seni çıkarlarım için buna mecbur ettim." "Düşünme bunları." "Beste evet seni zorladım kızım ama pişman oldum vazgeçmek istiyorsan yani istemiyorum dersen alır eve götürürüm seni." Bu dediği bugün için imkansızdı belki bir hafta önce deseydi seve seve kabul ederdim ama düğün günü vazgeçmek büyük bir olaydı beni ve mesleğimi de etkilerdi. Skandal olurdu. Son günü beklemek biraz da show ve babam. Sende biliyorsun buradan dönmem. Neyse daha fazla kimseyi kırma niyetinde değildim zaten. "Hayır babacım sorun değil sonsuza dek sürmeyecek ya." yüzüne öpücük kondurdum. "İstiyorum ve üzgün değilim. Sen kendini yıpratma." Sarıldı bana. "En kıymetlimsin sen. Göz bebeğim. Ne olursa olsun yanında olacağım unutma sakın." Kafamı salladım. Sonra koluna girip odadan çıktık. Herkes teker teker gelmişti. Babam beni kapının önüne kadar çıkardı sonra orada Rüzgar ile buluştuk. Elimi tuttu ve alkışlar eşliğinde yürümeye başladık. Hayallerimdeki gibiydi mekan. Yerlerde gri ve siyah balonlar. Renkli çiçeklerle süslenmiş etraf ile rengarenk ışık cümbüşü. Lila detaylı masa sandalye düzeni. Papatya kokusu... Tek sorun yanımdaki adamdan nefret etmemdi. Masaya geçtik nikah memuru rutin konuşmaları yaptı ve sonunda. "Salih kızı Beste Altınsoy'u eş olarak kabul ediyor musun?" Birkaç saniye duraklama ardından "Evet." Dedi Netti ses onu hiçbir his yoktu benim kadar rahatsızdı bu evlilikten. Aynı soruyu bana yöneltti bu kez. Boğazım düğümlendi dilimi yuttum sanki kelimeler çıkmadı ağzımdan. Evet tek kelime dört harf iki hece ağzımdan bu kelimenin çıkışının bu kadar acı vereceğini düşünmemiştim. Omuzlarımda yazın bu sıcağına rağmen ürperti hissettim. Rüzgar ile göz göze geldik. Sonra annem ve babamla. "Gelin hanım naz yapıyor galiba." Nikah memurunun ikazı ile kendime geldim. Buraya kadar gelmiştim bu saatten sonrası rezillik olurdu. Hem ailem rezil olurdu hem onun ailesi ölümüne nefret ediyor da olsam Rüzgar'da rezil olurdu. Endişeli gözlerle bana bakan babamla göz göze geldik yalandan bir gülümsedim sonra "Evet." Dedim Herkes alkışladı bir yandan ayağına bas diyenler. Öyle çok bağırdılar ki bastım en sonunda. Şahitlerin onayı alındı imzalar atıldı ve evlilik cüzdanını aldım. Evliydim ben bu adamla artık. Beste Soykan aman ne büyük onurdu. Alnıma bir öpücük kondurdu. İlk dans için kalktık. Biranda Sezen Aksu Seyirlik Değil Ömürlük Olsun şarkısı çalmaya başladı. Bu şarkı benim düğün dansım olsun istediğim şarkıydı yani evet şimdi benim düğünüm ama bu evlilik gerçek değildi. Suratımı buruşturdum. O sıra Rüzgar'a baktım gözü başka yerdeydi baktığı yere baktım bir kız ile bakışıyor. E yuh artık. Ayağına bastım acı ile. "Ah! Kızım dikkat et sakat bırakacaksın beni." "Düğün gününde bile kız kesiyorsun. Hayvanlık yapma." "Kıskandın mı?" dedi sırıttı Gözlerimi devirdim. Bu salağı kıskanmak en son yapacağım şeydi düğünde onca insan var biri görse itibarım yerle bir. "Etraf kamera dolu! Salaklık yapma. Kimse yokken bak istediğine." Gözlerini yüzüme sabitledi. Beni inceli sonra o çarpık gülümsemesi ile "Gelinlikle bir şeye benzemişsin." "Ne?" "Çirkinliğin diyorum gelinliğin altında gizlenmiş." Dişlerimi sıktım sonra dayanamayıp. "Keşke sende gerizekalılığını gizlemenin bir yolunu bulsan." O an dudaklarını boynumda hissettim. Minik bir öpücük kondurdu. Sessizce. "Ne yapıyorsun?" Diye tısladım. Kaşlarını çattı dudaklarının arasından sessizce fısıltı ile "Bana hakaret etmenin cezasını veriyorum." "Kes şunu." "Benimle düzgün konuş ufaklık. Üzülmeni istemeyiz değil mi?" Birden itekledim onu. Herkes bize bakıyordu. Şaşkınca gözlerini üzerime sabitlemişti oda. Yutkundum. Derin bir nefes aldım. Vücudumun her zerresinde titreme hissediyordum öfkeyle bağırmak istedim ama sakin kalmam gerekti. Onu iteklemiştim ve bir açıklama yapmalıydım üzerimdeki tüm gözler bunu bekliyordu. "Bileğim!" Anlamadığını belli edercesine tek kaşını havaya kaldırdı Rüzgar. "Burktum. Acıdı biraz. Oturalım mı?" dedim Sahte gülümsemem suratımda etraftaki gözlere gülücük atıyordum. Elimi tuttu Rüzgar masaya doğru geçerken Şeyma geldi. "Basın sizi bekliyor. Beş dakikalığına çıksanız." Olur anlamında kafamı salladım. Ona göre küçücük kalan ellerimi avucunun içinde sarmaladı. Basının olduğu tarafa geçtik. Ard arda patlayan flaşlar. Gözlerim acımıştı görme alanım buğulandı. Arkası kesilmeyen sorular. "Merhaba." Diyebildim. "Hayırlı oldun efendim imzalar atıldı." Rüzgar sahiplendi bu kez soruyu baskın bir ses tonu ile kendini öne attı. "Teşekkür ederiz. İmzaları attık. Darısı bekarların başına diyelim." "Ayağa ilk kim bastı?" Rüzgar bana doğru "Tabiki Beste." Dedi Kollarını bana sardı kafamı ona doğru yasladım. Ard arda gelen sorular bitmeyen cevaplar en sonunda. "Evlilik teklifi nasıl geldi?" diye sordular. Birbirimize baktık sonra gülümsedim. "Güzeldi çok güzeldi." Diye bildim "Nasıl bir ortamdı biraz bahseder misiniz?" Yutkundum. Yalan mekanizması devreye gir lütfen. İzlediğim aşk filmleri hemen hatırlansın. Çektiğin dizi ve filmleri düşün. Oradaki baş rol erkeklerini. Teklifleri. Bir şeyleri birleştir hızlıca Beste. Romantizim yüklenmesi yapılıyor yalanınız başarı ile oluşturuldu. Kocaman bir gülümsedim. "Teknedeydik şarap içip yıldızları izliyorduk. Romantik bir ortamdı bir yandan müzik ama öyle tüm günün yorgunluğunu atmak için buluşmuşuz hiç tahmin etmedim böyle teklif olacağını. Dilek fenerleri uçuyordu onları gösterdim ne güzeller diye bana döndü benim dileğim yanımda dedi sonra yüzük çıkardı ve evlilik teklifi etti." Gazeteciler büyük tebessümle dinliyordu. "Rüzgar Bey ayarlanmış bir şey miydi yoksa anlık mı gelişti?" "Yüzüğü almıştım aslında başka bir ortamda daha farklı bir şey planlıyordum ama ortam o an o kadar samimi ve doğaldı ki bende fırsatı kaçırmadım." Maşallah bu yeşil gözün benden kalır yanı yoktu. Şöyle ona baktım damatlık içinde oda bir şeye benzemişti. Bordo bir ceket giymiş içinde beyaz gömleği bordo papyonu aman sıradan bir damat yani kim giyse bir şeye benzerdi! "Evlilikten dolayı projeleri erteleyecek misiniz Beste Hanım?" "Şimdilik kesin bir şey yok arkadaşlar. Teşekkürler biz içeri geçelim artık." "Çocuk düşünüyor musunuz?" Yuh daha neler yani evlilik oyun bir evlilik olmasa bile çocuk istemem hemen. Sadece gülümsedim. Cevap vermedik. İçeri girerken kulağıma eğilip. "Yalan söyleme sanatı diye kitap yazsana sen." Ona baktım "Birlikte yazalım!" Eliyle belimi kavradı yürümeye devam ediyorduk. "Şaşırıyorum. Öyle gerçekçi yalan söylüyorsun ki." İstifimi hiç bozmadım. "Eğer öyle olmasaydım seninle burada zorla evlendiğim belli olurdu." Cevap vermedi. Davetlilerin yanına gittik. Eğlenir gibi yapmaya devam ediyorduk. Bazen müziğin ritmine kaptırıp çılgınca dans ediyordum ama sonra kendime geliyordum. O sıra Şeyma "Evet şimdi gelin hanım bize şarkı söyleyecek." Dedi Yüzüm dona kaldı. Vücudum buz kesti o an. Ayaklarımın üzerine zor basılı duruyordum. Sırtım daha şimdiden soğuk soğuk terlemeye başlamıştı bile. Şarkı mı söyleyecektim. Yo yo asla. Kafamı iki yana salladım. Elini uzattı. "Biricik eşin için bu gece şarkı söylersin değil mi? Sizce söylemesi gerekmez mi?" Davetliler çığlık atıp alkış tutuyordu. Seni öldüreceğim Şeyma! Bunu ödeyeceksin. Bu hayvana şarkı mı söyleyeceğim. Asla! Ayaklarım zorla Şeyma'ya gitti. "Ne yapıyorsun?" dedim sessizce. "Hep hayalin değil miydi kocama şarkı söyleyeceğim düğünde gözlerinin içine bakarak ona şarkı söyleyeceğim diyordun." Sessizce ona eğildim. "Bu oyun seni aptal. O adamdan nefret ediyorum ona şarkı söylemem." Beni duymazdan geldi. "Gelin hanım çekindi biraz motivasyon alkışı yok mu?" Alkışlar devam ederken vücudum gerginleşiyordu. Kalp atışlarım normalin üzerinde atışına devam ederken. Yutkundum. Yutkundum ve tekrar yutkundum. Derin bir nefes aldım. Kaçış yoktu Şeyma şimdi her şeyi ayarlamıştı. Sen bittin Şeyma seni mahvedeceğim en yakın arkadaşım kuyumu kazıyor resmen. Bunun Rüzgar sempatisi beni öldürecek...Allah belanı versini mi söylesem? Ya da acayip hayavanlara benziyorsun!! Ben buna şarkı söylemem. Elime mikrofonu tutuşturdu. Orkestra şarkıya giriş yaptı. Bu bu şarkı Toygar Işıklı Sen Yanımdayken şarkısıydı. Ellerim titrerken görüş alanıma Rüzgar girdi. Bana doğru daha çok yaklaştı. Derin bir nefesin ardından şarkıya giriş yaptım. Elime doğdu gül yüzün ah Kana kana içtim dünümü Yüzüme güldü ilk sözün ah Yana yana seçtim günümü Sen yanımdayken o tozlu yollar aşka gider Ah sen sonumuzu yazsan inan dayanamam ölürüm ben O sıra Rüzgar bana daha çok yaklaştı. Ben söylemeyi devam ediyordum o ise bana doğru yürümeye. Ellerim titriyordu. Ayrılık bize günah Sonunda yansam bırakmam ah Elimi tuttu o an beni kollarının arasına aldı. Şarkıyı söylemeye devam ederken herkes bizi alkışlıyordu herkes fotoğraf ve video çekme derdindeydi. Bense ağlamak istiyordum. Haykırmak. Sanki oyuncağını zorla biriyle paylaşmak zorunda kalan küçük bir çocuk gibiydim istemediğim bir şeyin içinde. Elime doğdu gül yüzün ah Kana kana içtim dünümü Yüzüme güldü ilk sözün ah Yana yana seçtim günümü Gel! O sıra avucumun içine öpücük kondurdu. Yüzümü okşadı. Gözlerim doldu benimde ama söylemeye devam ettim. Gülümsüyordum ona yalandan. Aradı durdu gözlerim ah Bekledi günler geceler Yalnızdım uyuyamadım Düğüm düğüm oldu heceler Sen yanımdayken o tozlu yollar aşka gider Ah sen sonumuzu yazsan inan dayanamam ölürüm ben Ayrılık bize günah Sonunda yansam bırakmam ah Elime doğdu gül yüzün ah Kana kana içtim dünümü Yüzüme güldü ilk sözün ah Yana yana seçtim günümü Gel! Şarkı bittiğinde yüzüme bir öpücük kondurdu mikrofonu elimden alıp. "Karım mükemmel şarkı söylüyor. Aşık olmak için bir sebep daha." Dedi Öfkeli gözlerle ona baktım. İğrenç bir oyundu bu. Bana dokunmasından nefret ediyordum. Onun karısı olmaktan. İçim sökülene kadar ağlamak istiyordum. Zoraki gülümsedim. Acıdan burnum sızlıyordu. Ağlamayacaktım. Güçlüyüm ben! Mikrofonu bıraktı birlikte masaya geçtik. Masadaki sudan içtim o sıra kulağıma eğilip. "Bir daha şarkı söylememelisin." Ona baktım. Alaycı bir ifade vardı yüzünde. "Neden?" "İşkence edilen bir karga gibi çıkıyor sesin." Çok kötü.” Bu acıtmıştı. Öfkelenmek ya da sinirlenmek değildi. Zoraki de olsa istemesem de şarkıyı onun için söylemiştim ve teşekkür bile etmedi. Gözümden bir damla yaş aktı. Ufak bir kahkaha attı. İkinci damlada aktı. "Hadi ama sümüklü gelin olmayı istemiyorsun değil mi? Ağlama! Ke şunu.” Masadan kalktım öfkeyle. Bileğimi tuttu. Etraftakilere bir şey belli etmemek adına. "Sakin kal çirkin ördek yoksa oyunumuzu anlayacaklar." Cevap vermeden kalktım. Garsonlar etrafta içki dağıtıyordu. Bir tanesinin tepsisinden şampanya aldım onu içtim o sıra Şeyma yanıma geldi. "Mükemmeldin." Öfke dolu gözlerle ona baktım cevap vermedim ve başka bir garsonun tepsisinden ikinci kadehimi aldım. O benim dostum, sırdaşım, kardeşimdi benim yanımda olmak yerine bu tüm her şeyi organize etmede onlara yardım etti. Kolumu tuttu "Neyin var?" "Neden yaptın bunu. Sen benim en yakın arkadaşım değil misin?" "Öyleyim öyle olduğum için yaptım tüm bunlar senin hayalindi." Öfkeyle tısladım. "Bu hayalim aşık olduğum adamaydı Şeyma. Tüm bunlar; ilk dans şarkısı, düğün mekanı, bu lambalar her şey yanlış adam için heba oldu." "Ya aşık olursan?" O sıra elimdeki kadehi tek seferde diktim kafama. Sarhoş muydu bu... Aşık olursan ne demekti ona mı? Duygusuz, düşüncesiz, gaddar bir adama mı? "Ona mı? O hayvana mı? İmkansız anlıyor musun? Bu oyun bitecek. Ondan nefret ediyorum. Öleceğimi bilsem yine sevmem. Asla. ASLA" Şeyma kollarını bana sarmaladı. "Yakışıklı, komik ve iyi biri belki seversin ve sonrasında geriye baktığında içine sinmemiş bir düğün hatırlamanı istemem. Biraz salak olduğu doğru ama iyi biri bence" İçime sinmemiş bir düğünmüş sanki şuan çok sindi. Çılgınca eğleniyor, deliler gibi dans ediyordum sanki. İçimdeki yaşadığım boşluk; kimsesiz kalmış gibiyim bir yerlerde bir başıma kalmışım hissi. Kapalı bir alandan çıkmaya çalışıyor da çıkamıyormuşum gibi. Şuan da hiçbir şey beni mutlu etmiyor. Geriye dönüp baktığımda bugünü hep mutsuzluk ile anımsayacağım zaten. "Yakışıklı ve tam bir salak. Ona aşık olmayacağım." Bana sarıldı. O an hıçkıra hıçkıra ağlamak istedim. "Kurtulmak istiyorum Şeyma sanki üzerimde tonlarca ağırlık taşıyor gibiyim." Kahverengi gözlerini gözlerime sabitledi. Gülümsedi. "Çok güzelsin o kadar mükemmel gözüküyorsun ki sadece bunun için bile mutlu olabilirsin." Kafa salladım ve bir kadeh daha aldım elime. Bana baktı. "Sarhoş bir gelinden kimse hoşlanmaz." Dedi Kahkaha attım. "Bu kadardan sarhoş olmam. Okyanus dolusu gerekli şuanda." Kıkırdadık birlikte. Nebahat Teyze geldi o anda yanıma. "Kızım neden burada duruyorsun? Kocanın yanına gitsene." Bu kadın peşimi bırakmıyor. Asla bırakmıyor. Ayağa kalktım. "Çok sıkıldım." Dedim Yüzünü bir ciddiyet aldı. "Neyden sıkıldın?" "Ne zaman bitecek bu düğün. Yoruldum." Koluma girdi. Gülümsedi. "Biran önce bitsin istiyorsun tabi." İmalı bir ses tonu vardı başta anlamadım fakat sonra. "Yoo yo ondan değil bakın dünde çok yoruldum. Hani diyorum yavaş yavaş sona erse." "Az kaldı tamam kızım." Beni Rüzgar'ın yanına bıraktı tekrar. Rüzgar bana döndü. "Ne oldu karıcığım beni mi özledin?" Tiksinerek baktım ona kafasını geri çevirdi. Sonra bana doğru eğildi. "Bak şurada bize bakan bir kız var görüyor musun?" Dediği yöne baktım. Tanımıyordum kızı kim bu? "Evet." "Senin arkadaşın mı?" "Hayır." "Güzel kız. Düğün günüm olması ne talihsiz bir gün yoksa bu kızla muhteşem bir gece geçirilirdi." Söylediklerinden dolayı şaşırmıştım ve ağzım hafifçe açılmıştı. Adam düğün günümüzde benimle beğendiği kızla kaçırdığı sevişme fırsatını konuşuyor biraz edep yahu. "Belki düğünden sonra kızla tanışma fırsatı bulurum kim bilir." Ellerimi gırtlağına geçirip tek sıkım da onu öldürdüğümü hayal ettim. Hayaldi işte! Onun yerine gülümseyerek baktım ona. "İğrençsin. Senden tiksiniyorum." Söylediğimi duymazdan geldi. Nasıl sorumsuz bir adamdı bu. Gururum böylesine ayaklar altına alınmamıştı. Öfkeden delirmek üzereydim. Kendimi sakinleştirmem o kadar zor olmaya başlamıştı ki. Beni delirtmek için özenle seçilmiş hareketlerdi sanki. Ekrem Amca geldi o sıra yanımıza bir zarf uzattı bize. "Balayı biletleriniz." Birde balayı eksikti. İstemem ben balayı filan. "Ben balayına gidebileceğimi zannetmiyorum." Dedim bir çırpıda "Neden?" dercesine bana baktı. "İşlerimden dolayı. Birden beklenmedik bir iş çıktı ertelemeyi isterdim fakat olmadı." "Kızım bir iki gün ara verin sırf sen istedin diye Türkiye'de bir yer seçtik zaten." Aman ne güzel. İstemiyorum ya istemiyorum ben bununla tatile falan gitmem. Hele balayı ise o tatilin adı gitmiyorum hadi bakalım. "Fethiye'yi düşündük ama istemezseniz." "Yani dedim ya işlerim..." Rüzgar atıldı. "Yo gayet iyi teşekkürler baba üç gün gideriz değil mi sevgilim?" Zarfı aldı. Sevgilin kadar başına meteor düşsün, yer yarılsın da sende içine düş aptal, gerizekalı, beyinsiz, idiot. "Evet tamam o halde." Yine Beste'nin istediği şey olmadı ve yine zafer Soykanların. Sonra eğlence devam etti. Pasta kesildi. Dans ettik. Şarkılar söylendi. Sanatçı arkadaşlarımın olması büyük lüks hepsi ayrı hüner, ayrı ses, ayrı yetenek.... Son saatler daha eğlenceliydi. Delice dans ettik kızlarla. Videolar ve resimler. Yedik içtik ve şükürler olsun sonunda bitti. Tabi bu arada bende BİTTİM! Davetliler ile tek tek vedalaştık. Herkes dağıldı en son anne ve babama sıra geldi. Anneme sarıldım gözümden yaşlar aktı. Oda ağlıyordu. Sonra babamla sarıldık hıçkırıklarım arttı. O daha metanetli olmak istiyordu. Dik duruşundan ödün vermedi. "Hala bir odan bir evin var ne zaman istersen odanın balkonunda birlikte kahve içeriz. Unutma." Kafamı salladım. Nebahat Teyze bana döndü. "Biz bugünlük adadaki eve gidiyoruz kızım siz villaya geçin sabah kahvaltıda görüşürüz oradan zaten balayına geçeceksiniz." "Siz neden gelmiyorsunuz. Gelin işte." Kıkırdadı. "İlahi kızım. Hadi siz gidin." Alla alla düğün günü katliam oldu diye üçüncü sayfalara çıkalım diye mi gelmiyorlar yani? Şeyma'yı gördüm o an yanıma geldi sım sıkı sarıldık. Üzerindeki yeşil elbisesi artık "Çıkar beni" diye bağırıyordu. Sevmezdi zaten davet elbiselerini. Arabaya bindim artık. Rüzgar arabayı çalıştırırken son kez el salladım bizimkilere. Gözümden yaşlar akarken onlardan iyice uzaklaşmış hatta başka bir yola girmiştik. Artık ben Beste Altınsoy değildim sadece Soykan da olmuştum çok lazımmış gibi. Biz ikimiz bu adamla karı kocayken katil olurduk ben ne katil olmak ne de ölmek istiyordum oysa sadece mutluluk istiyordum oda elimden çoktan alınmıştı.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD