Nasıl düşüncelere dalmışsam bana seslenip durmakta olan kocamın sesini yeni fark ettim.
"Beste."
Kafamı kaldırıp Rüzgar'a baktım.
"Neyin var?"
"Hiç ben bir şey düşünüyordum."
"İyi misin bitti mi çekimlerin artık?"
Kafa salladım. Bitmişti yorucu bir ay olmuştu ama değmişti.
"Uyu istersen."
"Yok böyle iyi."
Telefonumun çalmasıyla biranda irkildim. Ekranda Şeyma'nın adı vardı açtım.
"Tatlım evde misin sana geliyoruz?"
"Geliyoruz derken."
"Şey yolda Buğra ile karşılaştıkta bizde size gelelim dedik."
Gülümsedim. Kesin tesadüftür zaten eminim karşılaşmışlardır.
"Öyle mi gelin bakalım."
Telefonu kapadım Rüzgar'a döndüm
"Şeyma ve Buğra geliyor bunlar sevgili filan olmadı değil mi?"
Rüzgar sırıttı.
"Henüz değil senin arkadaşın biraz süründürüyor çocuğu ama o yoldalar gibi."
Kıkırdadım. Ya mercimekler hazırlanıyor fırına verilecek ama bana bir şey diyen yok Şeyma'ya bak sen.
"Bak sen."
"Göreceğiz bakalım neler olacak."
Atıştırmalık şeyler hazırlaması için Sema'ya seslendim.
"Sema."
"Buyurun Beste Hanım."
"Arkadaşlarımız gelecek atıştırmalık bir şeyler hazırlar mısın?"
"Tabiki hemen."
Gülümseme ile karşılık verdim. Şeyma'nın gelmesi kafamın dağılmasına yardımcı olurdu hem ona Kaan'ı gördüğümü anlatırdım. Acaba neden döndü gittiği zaman bana uzun süre dönmem demişti her şey bir yıl için miydi yani eğer o gitmeseydi biz ayrılmasaydık belki de şuanda onunla evli olurdum ama belki yine de mutlu olmazdım. Evlenmezdim gerçi ben bu zorunlu evlilik olmasa evliliğin kıyısından geçmezdim. Gülümsemesi sanki hiçbir şey olmamış gibi eskisi gibiydi içimi ısıtmıyordu ama o gülüş eskisi gibi. Of Allah'ım nereden çıktı bu karşıma. Koluma dokunan el ile sıçradım.
"Neyin var geldiğinden beri dalgınsın?"
Gözlerine baktım yeşil gözlerinde endişe ve merak vardı gerçekten neden biranda böyle olduğumu merak ediyordu. Ne dememi istersin eski sevgilimle karşılaştım enkaz gibiyim mi? İsmen zaten biliyordu ama yine de böyle bir şeyi ona söylemem gerekmiyor.
"Beste."
"Hıh şey başım ağrıyor biraz iyiyim merak etme."
Cevap vermedi aradan geçen beş dakikanın ardından kapı çaldı. Şeyma ve Buğra içeriye girdiler. Sarıldık sonra koltuklardaki yerimizi aldık.
"Starımın filmi bugün bitti bizde kutlayalım dedik sana cheesecake aldım."
"Aylardır yasaklamıştın şimdi mi aklına geldi?"
"Film bitti özgürlük başladı."
Gülümsedim. Buğra'ya döndüm.
"Siz nerede denk geldiniz bakalım."
"Biz aslında Şeyma ile."
"Şeyma ile ne?"
"Kahve içmek için buluştuk sonra size uğrayalım dedik."
Rüzgar atladı.
"Lan sevgili misiniz yoksa?"
Şeyma'nın beyaz tenli olduğu için yanakları hemen al al oldu. Utandırmıştı kızı. Yanına gittim yanaklarını sıktım.
"Ya benim ponçiğimi utandırmasana hem o sevgili olsa ilk bana söyler değil mi?"
Kafa salladı. Buğra'ya döndüm.
"Arkadaşımı üzersen seni öldürürüm." Dedim ve
Sonrasında bir kedi gibi tırnaklarımı göstererek.
"Benim zulmüme uğramak istemezsin." Dedim
Kahkaha attık hepimiz. Sema kendi hazırladıkları ve Şeymaların aldığı cheesecake getirdi servis yaptı yanında kola. Yaşasın abur cubur yeme özgürlüğü. Birkaç saat birlikte sohbet ettik eğlendik filan sonra Şeyma.
"Hadi fotoğraf çekinelim." Dedi
Eline telefonu aldı ve hepimizi çekmeye başladı selfiler filan. Hikayesine attığı resimler. Bu kez benim telefonu aldı ilk dörtlü bir çekti sonra telefonu elime tutuşturdu.
"Hadi hadi ikiniz çekinin hayranlar resim bekliyor zaten hiç yan yana gözükmüyorsunuz."
Şeyma'ya hayır demek ne mümkün. Telefonu aldım çekindik.
"Amcaoğlu gibisiniz. Beste az yanaşın Rüzgar sende kolunla sarmala karını."
Dediklerini yaptık resmi çekindik sonra hanımefendi elimden aldı bir şeyler yaptı ve sonra verdi. Ne yazdı acaba yine. İnstagrama girdim resme tıkladım.
"Günler sonra evde olmanın verdiği mutluluk.” Demiş ve kalp emojisi.
Bu kez Buğra aynı resmi Rüzgar'ın i********:ında paylaşmak için telefonu aldı.
"Örgüt müsünüz siz ya?"
"Evet."
Evliliğin oyun olduğunu Buğra'da bildiği için bunların bu bizim için çabaları göz yaşartıyordu. Buğra'nın resmi paylaşması ile bildirim geldi telefonuma girdim.
"Çok özlemişim yarimi. Günler sonra yeniden evde." Ve kalp emojisi.
Kahkaha attı. Rüzgar resme baktı.
"Oğlum yarim nedir."
Kahkaha attık.
"Güzel oldu güzel."
Üstünde durmadı Rüzgar. Film izlemeye karar vermiştik Şeyma film seçerken telefonuma mesaj geldi. Ece yazmış.
"Vay vay vay yengoş demek star olmak böyle bir şey unutuldum içim yana yana kullanılıp kenara attın beni oysa evdeyken ne kadar iyiydik yengoşum dedim bağrıma bastım ama yuvadan uçup gitti ardında kalbi kırık bir Ece bırakarak. Bensiz eğlenmeler ev toplantıları kimse sormuyor Ece o evde tek başına Nebahat Sultan ve Ekrem Reisle ne yapıyor diye. Yazdım ben bunu." Bir sürü ağlama emojisi yollamış. Kahkaha attım. Rüzgar
"Ne oldu?"
"Ece mesaj atmış tripli bana."
"Ne diyor baş belası."
Mesajı okudum herkes güldü ama deli kız.
"Bu kız şuursuz ben ona kaç kez gel dedim sen yokken de dedim gel bende tekim takılırız diye şimdi triplerde."
"Gitme kızın üstüne."
Aradım Ece'yi
"Ooo Beste Soykan beni arar mı?"
"Deli kız aşk olsun gelmek için davete ihtiyaç duymuyorsun değil mi ne zaman istersen gelebilirsin sorun değil. Hem özledim seni film yoğunluğunu da atlattım artık rahatım."
"Tamam en kısa zamanda görüşüyoruz o zaman."
"Tamam anlaşıldı."
Telefonu kapadık. Şeyma.
"Seçtim Siccin’i izleyelim."
"Korku filmi mi komedi olsaydı."
Rüzgar.
"Ufaklık korkuyor musun yoksa?"
"Yok canım ne alakası var."
Sonunda korku filminde karar kıldık. Sema bize mısır patlattı. Lambaları söndürdük ve filmi izlemeye başladık. Buğra ve Şeyma karşı koltuktaydı bizde yan yana otuyorduk Rüzgar'la zaten alışkınım ben korku filmi izlemeye korkmamda. Mısırları ağzıma tıkıştırırken filmi de dikkatle izliyordum. Tam odaklanmışım o yürek hoplatan sahnelerden biri çıkınca birden kafamı Rüzgar'ın omzuna gömdüm. Belime sarıldı.
"Tamam tamam sakin ol ufaklık."
Kendimi toparladım geri çekildim.
"Sakinim."
"Korktun ama."
"Yoo."
"Öyle olsun."
Filme devam ettik ama korkmaya başladım. Şeyma'da korktukça Buğra'ya sarılıyor fırsat bu fırsat kızı götürüyor oda. Kendi kendime kokmayacağım diye telkinde bulunuyorum ama korkuyorum işte. Biran korkunca yine Rüzgar'a sarıldım refleks olarak.
"Of yeter sıkıldım filmden."
"Korktum desene sen."
"Korkmadım."
İnadına izlemeye devam ettim korktukça içime attım ve ona sarılmadım. En sonunda bitmişti. Lambaları açtık.
"Yemin ederim korkudan öleceğim bu gece kesin evde ölürüm ben."
"Bizde kal."
"Yok eve gitmem lazım canım. Yardımcıda var bir şey olmaz."
"Öyle olsun."
Saat 12'ye geliyordu epey geç olmuştu ama Şeyma'ya hala Kaan'ı anlatamadım.
"Şeyma benim odaya gelsene sana bir şey vereceğim."
Birlikte odaya çıktık.
"Ne vereceksin?"
"Bir şey söylemem lazım."
"Söyle."
"Şey ben bugün biriyle karşılaştım."
"Kim."
Yutkundum hadi söyleyebilirsin Beste.
"Kaan."
"Kaan mı hangi Kaan şu filmdeki Urgancıoğlu mu?"
"Yok o değil benim Kaan eski sevgilim."
Ağzı kocaman açıldı gözleri büyüdü.
"Ne neden gelmiş ne işi varmış senin için mi gelmiş yoksa kızım anlatsana çabuk kime diyorum hadi anlat."
"Bi izin versen sakin ol. Denk geldik kahve almaya gitmiştim kendime ayaküstü konuştuk öyle.
"Neden gelmiş?"
"Sormadım beni tebrik etti sadece ve sonra ben hemen ayrıldım yanından."
"Neden döndü çok merak ettim şimdi giderken sana uzun süre dönmem demişti."
Kafa salladım. Aynen öyle demişti dönmem dedi sen gel dedi Amerika'da bir hayat kuralım dedi. Sadece kendini düşünerek bıraktı beni gitti işte. Tekrar neden döndü?
"Ne hissettin peki onu görünce.
"Hiç değişmemiş o iri kahve gözleri ışık saçıyordu siyah saçlarını her zamanki gibi şekillendirmiş kirli sakallı yüzü, tebessümü. Kokusunu almak istedim ama aşina gelmedi burnuma benimsemedim bile. Yüz hatlarını inceledim sanki çok daha öncelerden kalmış gibiydi onu görmek. Şeyma ben bilmiyorum biran heyecanlandım ama sonra korktum biri görürse çekerse Rüzgar görürse diye."
"Belki de artık kalbinde Rüzgar oluşmaya başlıyordur."
"Saçmalama. Öyle bir şey yok. Ben oyunda olsa Rüzgar'ın aksine bağlıyım bu evliliğe. Saygı duyuyorum anladın mı? Doğru değil böyle bir şey olması."
"Öyle olsun."
Şeyma kalktı aşağı indik sonra bizimle vedalaşıp Buğra ile çıktılar. Rüzgar odaya giderken ben mutfağa su içmeye girdim. Kalbimde Rüzgar oluşabilir miydi? İmkansızdı ona aşık değildim ben. Kafamdaki buutları gönderdim bunları düşünmek anlamsızdı. Yaşasın bir süre iş yoktu. Buna sevinmeliydim. Suyumu içip odaya çıktım ama oda karanlık Rüzgar odaya çıkmamış mıydı?
"Rüzgar."
Ses gelmedi. Işıkları açtım banyoya baktım kimse yok. Odaya gelmedi demek ki.
"Birde korktun mu diyor bana aptal herif ben neden korkacağım film o film bende biliyorum kamera arkalarında en çok gülünen filmlerdir korku filmleri."
Giysi odasına girdim üzerimdekileri çıkardım pijamalarımı giydim o sıra dolabın kapağı açıldı.
"O ne öyle."
İçinden üzerime Rüzgar atladı.
"Aaaaaa!"
Yere çöktüm. Rüzgar kahkahalar atarken benim kalbim korkudan ritim değiştirmişti. Korkudan ve sinirden gözlerim doldu.
"Gerizekalı."
Hala gülüyor. Koluna yumruk geçirdim ama o kaslı kollara etki etmedi tabiki.
"Salak mısın sen ya komik mi?"
"Ne var canım şaka sende hemen kızıyorsun?"
"Embesill embesilsin sen aptaaaaaaallllll."
"Carlama carlama şaka yaptık."
"Kes sesini be böyle şaka olmaz. kalp krizi geçirsem ne yapacaksın."
"Genç yaşta dul kalmak mı? Ah çirkin ördek hadi ama."
Cevap vermeden giysi odasından çıkıp yatağa geçtim ardımdan geldi. Kollarını sardı bana.
"Ben bu kadar korkacağını düşünmedim aşağıda korkmam etmem deyince şaka yapayım dedim."
Cevap vermedim. Aman çok komik şaka bu şakaya bir hafta gülerim artık. Kollarından ayrıldım.
"Hadi ama surat asma barış benimle."
"Git başımdan uyuyacağım."
"Benimle barış önce."
Ona doğru döndüm. Yeşil gözleri parlıyor bir insanın gözlerinin içi böylesine güzel ışık saçar mıydı serseri herif. İşi gücü her şeyi dalgaya almak. Ondan nefret ediyorum.
"Baş belası mısın sen?"
Kafa salladı. Ya sabır Rabbim. Bu adamı bir gün kırk yedi yerinden bıçaklayıp, gözlerini kaşıkla oyu sonrasında çalılıklara asacağım o olacak. Ne diyorum ben yine. Kendine gel Beste içindeki psikopatı öldür. Sen iyi bir kızsın hadi ama.
"Ee barıştık mı?"
"Evet sus artık."
Yeniden arkamı döndüm ve gözlerimi kapadım. O anda omzuma bir öpücük kondurdu.
"İyi geceler çirkin ördek."
Resmen şok etkisine girdim beni öptü peki ya bu adam beni öpünce ben neden ergen kızlara bağlıyorum. Vücuduma bir alev topu yayılıyor sonrasında kutuplarda gibi hissediyorum. Titreme geliyor, salak salak gülümsüyorum kızmak istiyorum ama kızamıyorum. Hiçbir şey söyleyemedim zaten öpüşüne karşılık ne kızdım ne de başka tepki verdim.
Gözlerimi açtığımda gün ışığı odaya doluyordu. Telefonumu alıp saate baktım 10'a geliyor. Rüzgar'da hala yanımda yatıyor bu adam neden işe gitmedi şirket babasının olunca öyle oluyor tabi. Sülalesi rahat adamın. Yüzünü inceledim. Biçimli güzel burnu kahverengi ve pembenin karışımı dudakları, elmacık kemikleri ve yeni yeni çıkan sakalları. Uyurken o kadar masum ki keşke hep böyle kalsa. Uyanır korkusu ile yataktan kalktım elimi yüzümü yıkadıktan sonra aşağı indim. Bugün tüm gün pijamalarımla evde pineklemek istiyordum. Aşağı indiğimde Sema mutfakta kahvaltı hazırlıyordu. Yanına gittim.
"Günaydın kolay gelsin."
"Günaydın Beste Hanım. Teşekkürler."
Pancake yapıyordu. Bayılırdım pancake. Tezgahın üstüne oturdum pancakekten bir parça aldım.
"Nefis olmuş."
"Afiyet olsun."
Sema'yı sevmiştim. İyi bir kızdı. 22 yaşında filan gösteriyordu. Kahverengi kıvırcık saçları vardı boyu çok kısa sayılmazdı ve Asiye gibi meraklı laf taşıyan biri değildi.
"Ailen nerede Sema?"
"Annem ve babam öldü bir abim var oda evli Ankara'da yaşıyor."
"Başın sağ olsun."
"Teşekkür ederim."
"Peki sen üniversite okumadın mı?"
"Aslında kazanmıştım ama gidemedim mağlum anne baba olmayınca okumak zor."
Kafa salladım. Canım ya kıyamam. Bu yaşında oda isterdi kendi mesleği olsun.
"Yeniden hazırlansana sınavlara."
"Hazırlansam ne olacak Beste Hanım sonuç olarak yine gidemeyeceğim."
"Neden canım gidersin. Hazırlan sen kitap filan alalım sana gerekli ne varsa söyle."
"Bilmem ki nasıl olur."
"Çok iyi olur biz Rüzgar'la sana kitap filan alırız istersen hocada tutalım kazanırsan da babamlarla konuşuruz onların şirketi başarılı öğrencilere burs veriyor eminim seve seve yardımcı olurlar."
"Çok iyisiniz Beste Hanım teşekkürler."
"Rica ederim tatlım benim."
O sıra Rüzgar girdi mutfağa yanağıma kocaman bir öpücük kondurup.
"Günaydın sevgilim."
Bu başkalarının yanında oyun davranışlarımız bazen acayip hoşuma gidiyor. Gülümsedim.
"Günaydın canım."
Oda tabaktaki pancaketen bir parça aldı ve ağzına attı.
"Ne kaynatıyorsunuz siz?"
"Sema üniversite sınavlarına hazırlanacak daha önce kazanmış ama gidememiş bende dedim ki biz Rüzgar'la sana kitap alırız gerekirse hoca tutalım kazanırsa da bizim şirket burs verir zaten birçok öğrenciye veriyorlar."
"Güzel fikir olur tabiki."
"Aynen zaten vaktin de çok olur genel temizlik olduğunda ek yardımcılar gelecek yanına koca evi tek başına halledemezsin zaten. Günlük işlerin hemen biter zaten. Rüzgar işte olduğu zamanlar öğlen ekstra bir şey yapmana gerek yok çalışırsın."
"Teşekkür ederim çok teşekkür ederim."
"Teşekküre gerek yok ama kurt gibi açıktım."
Son pancake'i tabağa koydu ve masaya geçtik.
"Sen yedin mi?"
"Evet ben yaptım. Afiyet olsun."
Gülümsedim. Pancake'i aldım ve üstüne bal döküp kocaman ısırdım. Bugün çay içip değişiklik yapmak istedim. Çayımı yudumlarken ağzıma zeytini attım.
"Yavaş ye boğulacaksın."
"Açım ya bir şey olmaz."
Kahkaha attı. Ben açken müdahale edilmesinden hiç hoşlanmam hunharca yemek isterim kimseyi görmez gözüm.
"Sen işe neden gitmedin babanın şirketi diye böylede rahatlık olmaz canım."
"Bayan çok bilmiş konuştu. Evde çalışacağım bugün çizimlerin taslağı bitti şimdi detaylandırmaları filan halletmem gerek."
"İyi bakalım."
Kahvaltımızı ettikten sonra salona geçtim ayaklarımı uzatıp tv karşısında keyif yapıyordum. Müzik kanalı açtım. Şarkı dinliyorum. Rüzgar elinde çanta kağıtlarla geldi. Laptop ne varsa almış gelmiş. Gözünde onu çok tatlı gösteren yuvarlak camlı gözlükleri gülümsedim ne diye buraya geldi bu.
"Ne yapıyorsun?"
"Çalışacağım."
"Çalışma odasına gitsene burada rahatsız olursun sesten." Müzik dinleyeceğim.
"İyi böyle çalışma odasındayken şirkette gibi hissediyorum benim rahat olmam gerek. Kasılıyorum sonra. Müzik severim ben."
Amma cins buda yani daha önce hiç ben burada rol yapamıyorum şurada yapayım demedim birde oyunculara kaprisleri var derler. Devasa büyüklükteki kâğıdı çıkardı. Merak edip başına gittim. Bu ne böyle ne biçim çizmiş
"Bu ne?"
Kafasını kaldırıp bana baktı.
"Projemin çizimi."
"Ne ki bu ne çizdin sen şimdi."
"Avm bu canım."
Kahkaha attım ama burada merdivenler asansörler mağazalar hiçbir şey yok neresi avm.
"Hiç benzemiyor."
"Temel Tasarım kısmı bu anlamaman normal mimarlığı ben okudum sen değil."
Gözlerimi devirdim. Çokbilmiş sanki mimar oldu dünyayı kurtardı alt tarafı avm çizdi. Bende çizerim bunu ne var benim resim dersim beşti ilkokulda naber.
"Aman bir şey demedik. Haftalardır bununla mı uğraştın?"
"Kolaysa vereyim sana malzemeleri önce fikrini bul sonra detaylandırmaları nasıl yapacağını düşün, uygun bir yer olsa hangi şekilde olmalı onu düşün bir sürü şeyi hallet ve sonra şu temel tasarımı yap bakalım."
"Neden kızıyorsun alla alla ben sadece anlamadığım için sordum maket filan yapman gerekiyor mu senin?"
"Bak bak çirkin ördek maketi de bilirmiş. En son evre o hayatım şu çizim tam anlamı ile tamamlansın makete geçeceğim."
"Çok heyecanlı evde yapsana onu da boyama filan yardım ederim."
Kahkaha attı. Kahkahası evi doldururken neye güldüğünü anlamaya çalışıyordum. Katıla katıla gülüyor
"Neye gülüyorsun sen yine?"
"Kızım ilkokulda yaptığın patates baskısına benzemez bu maketi boyamakta titizlik ister o yüzden hayır yardım edemezsin."
"İyi ya sana teklif edende kabahat."
Koltuğuma geri geçtim ama bir yandan ona bakıyorum tv ile olan ilgim sıfır Rüzgar ile olan bir milyon filan. Dikkatle kağıda çizikler atıyor bir kalemi alıp diğerini bırakıyor. Metre cetvel pergel hepsini ustalıkla kullanıyordu. Bazı yerlerde silgisini hafifçe kağıda basırıp sildiği yerin üzerinden tekrar geçiyordu. Çantasına elini attı ve cetvel çıkardı büyük heyecanla.
"Aaaa."
Beklenmedik tepkime sıçradı ve bana baktı. Bense bir çocuk gibi sevindim neşeyle tepki verdim
"Ne oldu?"
"O t cetvelimi?"
Yanına gittim hemen izin istemeden cetveli ondan aldım. Ona bakıyorum
"Hep merak etmişimdir gerçekten t harfine benziyormuş"
"Adı o yüzden t cetveli zaten."
"Çok değişik bir şey mimar olmakta amma zevkliymiş çiz çiz dur. Bizim evi de sen çizseydin keşke."
"Başka ne istersiniz küçük hanım üzerinize ada satın alayım mesela. Oyun bir evlilik için birde ev mi tasarlayacağım."
Öyle deyince sinirlendim cetveli geri verdim. Lafı ağzıma tıkamayı çok severdi. Oyunmuş kalpsiz domuz. Sokacağım cetveli bir yerine göreceksin uyuz
"Aman istemem zaten bende şaka yaptım."
"Şimdi koltuğuna git bunu bitirmem gerek."
"İzlesem azıcık."
"Hayır dikkatimi dağıtıyorsun."
"Söz konuşmam hadi."
"Sessiz ol ve bir şeyleri kurcalama."
Kafa salladım. İyi ki evde kalmışım şuan izlemek acayip eğlenceli. Dikkatle çizmeye devam etti. Sanırsın çizmiyor inşa ediyor. Acayip karizmatik gözüküyor yalnız. Elinde bir kalem var kulağının arkasına bir tanede daha atmış bir onu alıyor bir diğerini.
"Şuan çizdiğin yer ne?"
"Katları çiziyorum."
"Aa hiç benzemiyor ki."
Kafasını kaldırıp bana dik dik bakınca sustum. Benzemiyor yahu ben ne yapayım. Çizmeye devam etti.
"Şimdi bunun adı temel tasarım mı?"
"Temel tasarımı tamamladım."
"Bu yaptığın ne peki?"
"Eskiz."
"Bu bitince ne olacak?"
"Ön proje aşamasına geçeceğim."
"Sonra."
"Beste yeter ama konuşmayacağına dair söz vermiştin."
Dudak büzdüm hemen de kızıyor. O oyunculukla alakalı şeyler sorsa ben hemen anlatırdım. Ne olmuş bahsetse buna inat gidip mimarlık okuyasım var. Zaten babam mimarlık okumamı çok istedi ama ben oyunculuğu seçince bir şey söyleyemedi canım benim. Rüzgar çizimine devam etti. Çizdi sildi cetvel kullandı sonra pergel. Saatlerce öyle çizdi durdu bende onu izledim tabi ara sıra delirdiği oldu ama ne yapayım bu da merak canım. İçimde mi kalsın. En sonunda kağıdı bıraktı.
"Ne oldu?"
"Bitti."
"Şimdi avm hazır mı artık olacak mı?"
Gözlerini devirdi kafasını bana yaklaştırdı.
"Bak ufaklık daha bu sadece taslaktı bunun ön projesi var kesin projesi var daha gidip araziyi yerinde görmem lazım çevre kontrolü yapıp eksiklerimi düzeltmem lazım. Mühendislerle iş birliği yapmam gerekiyor yani öyle hadi çizdim bitti avm dikilsin değil."
"Amma zahmetliymiş buda yani çizdin sabahtan beri bu taslak diyorsun daha vazgeçtim ben mimar olmak istemiyorum."
Yeniden kahkaha attı.
"Mimar olmak gibi hayalin mi vardı?"
"Yani biran eğlenceli gözüktü ama ben bu kadar işle uğraşamam canım pek zahmetli bu çiz çiz çiz sonra bu daha deneme çizimi şimdi kesin projeyi yap diyecekler bana t cetveli ile öldürürüm hepsini."
Kahkahası çoğaldı.
"Manyaksın manyak. İyi ki oyuncu olmuşsun."
Sırıttım.
"Bencede. Hem istersen bir gün belki mimar rolü oynarım senden de destek alırım bir merağımı yenmiş olurum”
Benim onu izlemekten boynum belim tutuldu bu adam nasıl dayanıyor. Zaten acıktım.
"Acıktım ben."
"Bende acıktım biraz."
Mutfağa gittim. Sema'cım yine yemek yapıyor.
"Ne pişirdin Sema."
"Biraz değişik bir şey yaptım ama seversiniz inşallah."
"Ne yaptın ben severim değişik şeyler bakayım."
Yaptığı yemeği gösterdi. Mantıya benziyor. Zaten hamurlu şeylere bayılırım.
"Mantı mı ne ki?"
"Çerkez mutfağı metazz adı."
"İçinde ne var?"
"Peynir normalde Çerkez peyniri olması gerek ama yoktu bende başka peynir koydum."
"Nefis gözüküyor hadi hemen yiyelim."
Mutfağa Rüzgar geldi
"Rüzgar bu Sema bizi üç yüz kilo yapacak yemin ederim. Bak ne güzel şeyler yapmış."
Rüzgar tencerede kaynayan hamura baktı.
"Mantı mı bu?"
Az önce Sema'dan ismini öğrendiğim yemeği sanki kırk yıldır biliyormuş gibi. En sevdiğim şeydir bu arada yeni öğrendiğim bilgileri sanki kırk yıldır biliyor gibi satmaya bayılırım
"Hayır ne mantısı metazz bu."
Anlamadığı için yüzünü ekşitti.
"O ne?"
"Yerken görürsün."
Sıcak suda kaynayan hamurları tabaklara koydu üzerinde ya gezdirdi birazda salça sosu döktü. Tabağı alıp masaya geçtim hemen. Rüzgar geldi yanıma sonra.
"Sema gelsene sende çekinme öyle hadi."
"Daha acıkmadım ben afiyet olsun."
"Peki."
Tabağımdaki hamurları üfleyip üfleyip ağzıma atıyordum. Allah'ım ne leziz bir yemek bu. Bir yandan su içerken ağzım boşalınca kaşıklıyordum yenisini.
"Sen bu gidişle 70 kilo olacaksın."
Kaşık ağzıma gitmeden durdu.
"Neden."
"Yiyorsun yatıyorsun bir hareket sporda yok."
"Yarın başlayacağım bugün keyif günüm olacaktı al işte yemiyorum. Aylardır koşuşturuyorum ben ya. Kilolu birisi miyim ben gerçekten?"
"Evet."
"İyi yemiyorum."
"İyi ben yerim."
Uyuz nefret ediyorum senden. Artık yediğim yemeğe bile göz koyar oldu. Bir bardak su içip salona geçtim. Çok sinirliyim Rüzgar'a inşallah yediklerin göbek olur o kasların tek tek erir. Telefonun çalması ile iç sesimle kavgam bölündü.
"Efendim Şeyma."
"Bir derginin bu ay ki çekiminde Rüzgar ve sana yer vermek istiyorlar."
"Rüzgar ve ben mi ne alaka?"
"Kızım evlisiniz işte neden olacak. Resimleriniz çekilecek birkaç soru ve bitiş."
"Rüzgar'a sorayım bir haber veririm."
"Bekliyorum haber ver kesin."
"Tamam."
Telefonu kapadım. Rüzgar içeriye girdi.
"Neyi bana soracaksın?"
"Bir derginin bu ay ki çekimlerinde bize yer vermek istiyorlarmış röportaj resim filan."
Sırıttı.
"Nasıl güzel rol yapıyorsak bizi dergiye taşıdılar."
"Hi evet."
"Tamam çıkalım madem."
Cevap vermeden Şeyma'ya mesaj attım. Oda Sabah 11'de orada olmamız gerektiğini söyledi. Rüzgar tv bir film açmış ona bakıyor. Bende şöyle bir göbeğime filan dokundum ay ben gerçekten kilo alıyorum spora başlamam gerek ipin ucunu azıcık kaçıramıyorum bile. Şunun izlediği filmde çok sıkıcı ne anlıyor böyle saçma sapan dövüş filmlerinden anlamıyorum. Değiştir desem bir ton laf eder şimdi Sema tartıştığımızı duymasın. O sıra kapı çaldı Sema açmaya gitti. Kim geldi ya misafir çekecek havamda değilim.
"Beste Hanım."
Sema'nın seslenmesi ile ona doğru baktım. Ellerinde laleler var.
"Ne oldu?"
"Bunlar size."
Bunlar size deyince Rüzgar'da dönüp baktı. Laleleri görünce doğruldu. Hızlı adımlarla kalktım ve laleleri aldım. Üzerindeki notu aldım
"Sen laleleri seversin. Her zaman farklı olanı sevmişsindir zaten. Geç oldu ama evliliğini tebrik ederim. Kaan."
Kaan mı? Gözlerim kocaman oldu. Evimin adresini nasıl bulmuş bu. Amacın ne Kaan beni huzursuz mu etmek istiyorsun sen?
"Kimden?"
Kafamı kaldırıp Rüzgar'a baktım.
"Şey bir tane arkadaşım."
"Kim bu arkadaş? Neden yollamış?"
Notu avucumun içine aldım. Sema'ya döndüm.
"Suya koysana şunları."
"Tamam."
Koltuğa geçtim belki soruyu es geçerim unutur diye ama mümkün değil.
"Beste?"
"Efendim?"
"Sana bir soru sordum."
"Pardon dalmışım. Yurtdışından bir arkadaşım Türkiye'ye yeni gelmiş geçte olsa tebrik için yollamış."
"Alla alla aylar sonra."
"Ya işte yeni haberi olmuş onunda."
Yalan değildi sonuç olarak Kaan yurtdışından geldi bir arkadaştı ve tebrik çiçeğiydi o yüzden kötü hissetme kızım sen yalan söylemedin. Rüzgar'da şüphelenmiş gibi bakışları ile rahatsız ediyor beni. Bir süre sonra filmine geri döndü. Bende odaya çıktım. Bu Kaan ne yapmaya çalışıyor. Numarası vardı bende umarım değiştirmemiştir. Numarasını buldum üstüne tıkladım. İkinci çalışta açıldı
"Güzellik."
Evet oydu onun sesi değiştirmemiş demek ki numarasını. Güzellik demesin bana sevgili olduğumuz zamanlardaki gibi aynı o zaman da böyle söylerdi.
"Konuşmayacak mısın susmak için mi aradın? Çiçekler için teşekkür mü edeceksin yoksa?"
"Ne yaptığını sanıyorsun evime neden çiçek yolluyorsun?"
"Tebrik için işte neden kızıyorsun?"
"Beni zor durumda bırakma Kaan evliyim ben farkındaysan."
"Hayatım bende onun için çiçek yolladım zaten hem sen lale severdin mor lale hem de neden kızdın?"
"Yollama evimin adresini nereden buldun? Bak hiç hoşlanmadım bu durumdan. Emrivaki yapılmasını sevmediğimi biliyorsun. Rüzgar'a açıklama yapmakta zorlanıyorum."
"Kırılıyorum ama kötü bir şey yapmadım ben. Tebrik ettim seni."
"Etme lüzumu yok."
"Ne oluyor Beste neden bu kadar agresifsin anlamadım. Kötü niyetli değildim. Tebrik ettim seni kötü bir şey mi yaptım?"
"Yapmadığını sanıyorsun. Rüzgar eski sevgilimin çiçek yollamasından hiç hoşlanmaz. Yiğit'in aldıklarını bile çöpe attı."
"Yiğit hangisi Yiğit şu sana takıntılı dallama mı? Hala peşini bırakmadı mı şerefsiz?"
Ne o beni mi kıskanmıştı. Yiğit ile onunla kısa süreli ayrılık yaşadığımız dönemde takıldım biraz inattı aslında sonra barıştık zaten ve Yiğit'te başlamadan bitti ama takıntısı bitmemişti Kaan ondan nefret ediyordu diziden bile ayrılmamı istemişti ama profesyonellik gereği asla yapmadım bunu.
"Sanane ya sanane öyle olsa bir bunun muhatabı sen değilsin ki. Rüzgar. Merak etme ona gereken cevabı kocam olarak verdi sanada vermesini istemezsen uzatma daha fazla. Lütfen diyorum bak huzursuz etme beni."
"Beste kötü amacım yok neden düşman gibi davranıyorsun bana. Sen böyle birisi değildin ne oldu?"
O sıra odanın kapısı açıldı Rüzgar kapıdan bana bakıyor. Biran elim ayağım titredi
"Susacak mısın şimdi de?"
Kaan'ın sesi ile toparladım.
"Neyse teşekkürler. İyi akşamlar."
"Rica ederim en kısa zamanda görüşmek dileğiyle."
Telefonu kapattım. En kısa zamanda görüşmemek dileğiyle. Rüzgar bana doğru geldi. Yoksa duydu mu? Allah'ım bak şimdi kalp krizi geçireceğim bu genç yaşta şu kulun ölmesin daha Hollywood'a açılacaktım ben. Brad,Leonardo,Robert Downey,Tom Hardy ve fazlası ile film çekecektim. Hayallerim yok mu oluyor şimdi... Bu Rüzgar manyak manyak nişanlıyken dilimi koparmaya çalıştı eh evliyken dostum var sanıp gırtlakladı beni şimdi tavuk gibi kesiveriri kafamı. Ah babam ah beni gül gibi kızını Rüzgar'a kurban diye mi verdin sen. Rüzgar yanıma geldi. Kafamı kaldırdım. Kalbim ağzımdan çıkacaktı neden bu kadar telaş yaptım ki neden?