22.Bölüm

2864 Words
Gülümsedim sanki bir şey olmamış gibi "Ne oldu?" "Bende sana onu soracaktım ne oldu iyi misin?" Kafas alladım. "Kiminle konuşuyordun?" Kaşlarımı çattım üste çıkmak ya da başımdan atmak için en kolay yolabaşvurdum. Suçluluk psikolojisi ile "Sanane sana hesap mı vereceğim ben devamlı beni sorguya çekip durma." Kaşlarını çattı kolumdan tuttu. "İnsan gibi bir şey sordum sana?" "Sormasende o zaman." Tavrıma sinirlendi kolumu bırakıp banyoya girdi. Hayır kendisi her haltı yiyor bana gelince bir hesap sormalar bende neden korkuyorsam kendisi gözümün önünde kız kesen adam. Ben kendimi kaptırdım iyice, bu adama hesap verme zorunluluğum yok benim. Yatağa geçtim bu Kaan başıma bela olmaz inşallah. Yemin ederim başım belaya girecek Rüzgar'ı geçtim basına yansırsa mahvolurum. Neyse nerede çıkacak karşıma bir daha sakin olayım. Telefonumu alıp biraz stalk yaptım. Ünlü bile olsanız vazgeçilmez bir aktivite bu. Biraz daha takıldıktan sonra gözlerim yoruldu ve telefonu kenara koyup yatağın içine girdim iyice o sıra Rüzgar duştan çıktı. Her zamanki gibi belinde havlusu saçından damla damla akan sular. Birbirimize bakıyorduk o bana bir şey söylemeyince bende bir şey demeden kafamı yastığa koydum ve gözlerimi kapadım. On dakika falan sonra o girdi yatağa. Uykumda yok hiç. Yatakta sağa sola dön bir saat geçti ama uyuyamadım. Rüzgar'a baktım uyuyor gibi. "Rüzgar." Ses vermedi. Onu izlemeye başladım bu adam uyurken neden bu kadar güzel ve masum. Ona doğru yanaştım. Saçından gelen şampuan kokusu,teninin kokusu. Keşke başka şartlar altında karşılaşsaydık belki o zaman seni severdim. Mutlu olurdum ama şimdi seni sevmeye kalkarsam yanarım bile bile. Allah'ım kalbime engel olmamı sağla bu adama aşık olmayayım lütfen. Eğer duamı kabul edersen söz veriyorum daha iyi bir kız olacağım. Şeyma ile dedikodu bile yapmam gerçekten. Saçmalıyorsun Beste sen iyice saçmalıyorsun.Sen Şeyma ile dedikodu yapmadan duramazsın. Zaten aşık olmayacaksın yasak anladın mı bu adamı sevmek yok. O seni sevmiyor bile. Bunu söyleyip bilerek onun kollarına doğru yanaştım ve gözlerimi kapadım. Biri şu telefonu sustursun. Sus çalma artık. Gözlerimi açtım zorla açtım telefonu elime aldım arayan Şeyma "Efendim." "Çıkıyorum ben siz hazırlandınız mı?" "Hayır yeni uyandım." "Kızım saat 9.30 hadi." "Tamam Şeyma." "Tamam değil hadi hadiiii." Telefonu kapadım. Rüzgar'da uyuyor. "Rüzgar." Hiç kıpırdamadı. Kolunu dürtükledim. "Rüzgar.Uyan." Hala bir hareket yok. "Rüzgaaaar!" Biranda sıçrayarak kalktı. Ah kıyamam canım kocacım. "Kızım manyak mısın insan gibi uyandırsana." "Uyanmadın ne yapayım?" "Ne oldu?" "Hadi uyan dergi çekimi var." Kafasını salladı bende yataktan kalkıp elimi yüzümü yıkadıktan sonra hızla giysi odasına girdim. Siyah beyaz çizgili uzun kumaş bir elbise giydim. Sandaletleri giyerken Rüzgar geldi. "Onlar kostümü ayarlıyor değil mi?" Kafa salladım. Sandaletlerimi giyip odadan çıkıp aynalığın önüne geçtim. Saçlarımı toplayıp topuz yaptım rimel ve ruj sürdüm.Parfümümü sıktım. "Hazırım ben." "Yemin ederim en şanslı olduğum konu benden önce hazır oluyorsun.Makyaj yapmadığın için max 10 dakika filan sürüyor." Gülümsedim.Canım güzel olmak böyle bir şey işte. Oda lacoste siyah bir tişört ve siyah kot giymiş ikimizde hazırdık. Aşağı indik Sema mutfakta. "Sema biz kahvaltı yapmayacağız." Rüzgar'a baktım. "Neden yapmıyoruz?" "Ölmezsin açlıktan obur çekimden sonra ben seni götürürüm kahvaltıya ölme o zaman kadar." Aman çok komik. Açım ben resmen koca evinde eziyet görüyorum bir parça ekmeğe muhtaç kaldım. Bak gör baba kızın ne hallerde.Bir lokmaya muhtaç hale geldim nefesim kokuyor açlıktan. Midem isyan ediyor bir lokma ne olur kırıntı bile olur diyor ama ekmek veren yok, su veren yok.... Evet evet yine iç ses Beste şahlandı sakinim sakin! Arabaya geçtik. Radyoda müzik çalıyordu şarkıya ritim tutuyordum. Rüzgar "Ne sorarlar ben birden yalan söyleyemem sen bu konuda iyisin sencevapla." Terbiyesiz herif aptal söylediği lafa bak şunun. "Ben yalancı mıyım sen ne demek istiyorsun?" "Ne alakası var şimdi. Öyle değil yani evlilikle alakalı sorarlarsa. Oyuncusun rol yaptığın anlaşılmıyor.” "Banane kendi kendini kurtarmasını öğren ben yalan makinesi miyim? Hem annen ve babana gayet güzel rol yapıp yalan söylüyorsun." "Tamam tamam sus açtı yine çenesini kapatmaz." Omuz silktim kapamam tabi neymiş ben bu konuda iyiymişim. Hadsiz adam ya daha önce kimse yüzüme sen iyi yalancısın demedi yani... Araba durdu. İndik. Şeyma kapıda bizi bekliyor. "Sonunda geç kalacaktık." "Yetiştik işte." Stüdyoya çıktık. Derginin editörü bizi karşıladı. "Hoş geldiniz kostümleriniz hazırlandı hazırlayalım sizi hemen sonra çekimlere geçeriz." "Olur." Kulise geçtik. Rüzgar siyah bir takım elbise ayarlamışlar bana da kırmızı göğüs kısmı çapraz modelli uzun bir elbise, altına kırmızı uzun çizme giydim. Saç ve makyaj için aldılar.Rüzgarın sadece saçı yapılacağı için kolaydı. Yarım saat süren hazırlanmanın ardından çekim yapılacak yere geçtik.Yatak var burada ne alaka. "Kaan Beyde birazdan gelir." Kaanmı? Kim Kaan hangi Kaan.? Şeyma'nın gözlerine baktım ama oda bilmiyorum dedi mimikleri ile ve içeriye beklenen adam girdi. Kaan.Şok etkisinde kaldım iyi ama onun burada ne işi var. Vücudum ürperdi o an ayaklarımın üzerinde durmak daha güç hale geldi. Kalp atış hızım arttı. Rüya mı yok yok kabus böyle rüya olmaz korkunç bir kabus. Yanımıza geldi. Ben şoku atlatamadım hala elini uzattı. "Merhaba." Rüzgar zaten dergilerden tanıyordu benden önce elini uzattı. "Merhaba." Gayet olgunlukla merhaba dedi Rüzgar. Elini belime attı şaşkınlığımın farkındaydı belimi kavradı ben buradayım mesajı mı veriyordu.Yutkundum içimde garip bir his oluştu. Kokusu doldu burnuma klasik o kokudan vazgeçmezdi. Güzel gelmedi o koku bana kafam da tatsız anları canlandırdı hatta. Şuan Rüzgar ne hissediyor acaba? Kaan bana döndü halabakıyorum kendimi toparladım hemen. "Merhaba." "Bu kinci oldu hala şoku atamadın Beste." Rüzgar atıldı. "Ne ikinci oldu?" "Geçen Beste ile bir mekan çıkışı karşılaştık tesadüfen ayaküstü sohbet ettik o zaman da baya bir şaşırmıştı." Rüzgar'a baktım gözlerime kızgınlıkla bakıyor. Bu adamı gördün ne diye bana söylemedin der gibi söylemek zorunda mıyım hayır! Ama öfkesi şuan bakışları ile deldi ve geçti içime dolan şu huzursuz hissin tarifi yok "Öylemi?" "Evet hatta ben dün tebrik için çiçek yollayınca bugün karşılaşınca şaşırmaz diye düşündüm telefonda da en kısa zamanda görüşürüz demiştim oysa." "Laleleri yollayan sendin yani. Dün konuştunuz mu siz?" Kafa salladı. "Laleleri çok sever. Bilmiyor musun? Güllerden hoşlanmaz o hiç lale sever mor lale." Tekrar göz göze geldik Rüzgar ile bana yalancı bir pislikmişim gibi bakıyor. Ben yalan söylemedim bizi tebrik etmişti işte. Allah'ım neden felaketler gelip beni bulur ki hep. Bütün parçaları kafasında birleştirdi Rüzgar. Kesin bir olay çıkacak "Biliyorum tabi sevmez gülleri..." İmalıydı bilmezsin sen gül sevdiğimi bana alıp sevmem dediğimde bilmiştin...Lale sevdiğimi hiç söylemedim ona oda bilmiyordu iştebilmesi gerekmezdi ki neden bilsin. "Neyse derginin fotoğraf çekimini ben yapacağım başlayalım isterseniz." Kafa salladım. "Önce şöyle koltuğa geçin. Rüzgar sen otur biraz bacakları açalım kolun biri koltuğun üstünde hah evet aynen. Bestecim senden dizine doğru uzan tek bacağı kıralım biraz" Dediği gibi yattık ama Rüzgar buz gibi kesin bir sürü laf söyleyecek bana buradan çıkınca.. Söylediği gibi yaptım ama beğenmedi beyefendi yanıma geldi bileğimden tuttu istediği poz şekline soktu beni Rüzgar burnundan soluyordu. Pozu verdik birkaç resim çekti. Sonra köstüm değişikliği yapıp başka kırmızı elbise giydim Rüzgar aynı kaldı. Ayakta klasik pozlardan birini verdik çokta zor olmadı. Bana tekrar kırmızı yırtmaçlı simli bir elbise "Güzel şimdi Rüzgar biraz Beste'ye yaklaş burnuna öpücük konduruyor gibi." Kaan'ın dediğini yaptı. Kulağıma eğilip "Yalancı küçük şeytan." Gülümsedim cevap vermedim. Söylenen pozu yaptık. Burnuma öpücük kondururken sanki içimde kelebekler dans etti. Gülümsedim. Yataktan kalktık. "Cama doğru geçin Rüzgar sen ayakta dur Beste sen Rüzgar'ın önüne geç kolunu arkadan boynuna dola Rüzgar sende beline sarıl Beste'nin." Bu kez yine söylediği pozu verdik ard arda birkaç tane çekti Bu kez yine söylediği pozu verdik ard arda birkaç tane çekti. "Birbirinize dönün yüz yüze bakın şimdi. Ellerini Rüzgar'ın yüzüne dokundur." Kafamı salladım. Rüzgar'ın gözlerinin içine baktım. Elimle yüzüne dokundum sakalları elime batıyordu. Gözlerinde sonsuzluk vard ısanki. Çok güzel bakıyordu. "Tamamdır." Birbirimizden uzaklaştık. "Birde şöyle Beste koltukta otururken Rüzgar'ın onun önünde oturduğu bir resim istiyorum." Dediği şekilde de poz verdik o kadar çok vermiştik ki... En sonunda bitti. "Güzel kareler yakaladık. Yakışıyorsunuz." Rüzgarkolunu belime dolayıp yüzüme bir öpücük kondurdu. "Bu kadar mı çekeceksin biraz daha poz verebilirdik. Sabaha kadar ona bakabilir ve poz verebilirim." "Yeterli bunlar" "İyi." Editörün yanına geçtik. Sorular sorulacaktı. Kaan da oradaydı. Bakışları ile yiyor resmen beni. Rüzgar bunu fark edip daha fazla bir yanaşıyor. Kaan kıskanıyor gibi pişman ve acı çekiyor gibit uhaf bir şey var gözlerinde. Ben ne hissedeceğimi bilmiyorum. İlk sorun geldi. "Klasik olacak ama evlilik nasıl gidiyor?" "R:Hala o cicim ayları denilen dönemdeyiz sanırım. Mükemmel idiyor." Rüzgar Bey'e bak birde bana iyi yalan söylüyorsun derdi. "Ev içindeki Rüzgar/Beste nasıldır? Kim dağınık ya da kim titiz?" "Rüzgar dağınık bir adam değil o konuda problem yaşamadık hiç ev içinde genelde espri yapar bol bol bazen hiç komik olmuyor ama ne yapalım." "R:Beste'de dağınık değil evin gevezesi kendisi durmadan konuşur,merak eder, sorar bana da espri yapmak için malzeme çıkıyor işte." "Birlikte bir projede olmak ister miydiniz?" "R:Benim bir oyunculuk deneyimim yok tabi o yüzden bir film ya da dizide nasıl olurduk emin değilim. Becerimin olduğu bir alam değil” Bu soruya ben cevap vermedim. Rüzgar dediği gibi oyunculuktan ne anlar gerçi piyasa eğitimsiz ama başarıya tırmanan oyuncularla doldu taştı ama olsun. "Birbirinizde en sevdiğiniz özelliğiniz nedir?" "Rüzgar'ın en çok korumacılığını seviyorum onun yanındayken sanki hiçbir kötülük bulmazmış gibi." Rüzgar'ın gözlerinin içine baktım. Yüzüme öpücük kondurup kollarının arasına aldı ve. "R:Çocuksu hallerini çok seviyorum o saf ve masum hali. Kendine has hareketleri." "Peki fiziki olarak birbiriniz de en beğendiğiniz yer neresi." "Gözleri.Fazla derin ve anlamlı bakıyorlar. " Yemyeşil gözleri bazen ona olan nefretimi bile yok edebiliyor. "R:Gamzeleri. Gülüşü. Güldüğü zaman çıkan o gamzeleri seviyorum." Bunu söylemesi yüzümü güldürdü. "İşte tam da böyle." Dedi Rüzgar Daha çok sarmaladı. Öpücük kondurdu yüzüme. Keşke hep böyle olsa keşke öpse beni sarsa. Gerçekten iyi olsak… Kafasız Beste dilin kopsun ettiğin laflara kurduğun hayallere bak piyasada adam mo kalmadı gidip bu deli ile hayal kuruyorsun "Çocuk düşünüyor musunuz?" "Henüz çok erken." "R:Evliliğin tadını çıkarmaya çalışıyoruz şuanda." "Birbirinizin yoğun iş temposu ilişkinizi nasıl etkiliyor?" "Film çekimimin bitmesi ile bana bir rahatlık geldi şu sıra Rüzgar daha yoğun etkileme gibi durum söz konusu değil aslında çünkü işlerimizi yapıyoruz ve birbirimize destek oluyoruz." "R:Beste'nin film çektiği süreler günlerce bir arada olmadığımız zamanlar oldu ama özleyince o anın tadı daha iyi çıkıyor.Birlikte olduğumuz zamanları daha iyi değerlendiriyoruz." "Son sorumuz. Kim daha kıskanç?" "R:Beste inanılmaz kıskanç bazen bir yere gittiğimizde paranoyaklaşıyor o kız sana mı baktı neden bakıyor filan tatlı kıskançlıklar ama." "Hiçte bile kıskanç değilim o kadar. Kendi daha çok kıskanır aslında." Birbirimize bakıp gülümsedik. Rüzgar'ın gülmesinin altında sen şimdi gül gül buradan çıkalım ben seni boğaz köprüsünden atmıyor muyum gülüşü. Röportaj bitti üzerimizi değiştirdik Şeyma ile Rüzgar'ı beklerken Kaan geldi. "Şeyma nasılsın?" "İyidir Kaan sen?" "İyi bende?" "Ne işin var? Neden döndün Türkiye'ye? Kalıcı mısın? Giderken uzun bir süre dönmem demiştin çünkü de. Bu fotoğraf çekimini kabul etmen de manidar ne için kabul ettin?" Şeyma bir nefes al bu kız beni cidden şaşırtıyor. Menajer değil gazeteci olmalıymış nefes almadan soru sorabilme potansiyeline sahip. "Şimdilik buradayım Şeyma. Özledim ve döndüm insan geride bıraktıklarını arıyor." Bunu söylerken gözlerime baktı. Konuşmak istediğim o kadar çok şey var ki aslında onunla. "İşimi yaptım neden kabul etmeyim. Ben gayet profesyonel bir adamım eski sevgilim kocasıyla gözümün önünde poz verebilir bende işimi yaparım." "Çokhoş olmadı ama neyse." "Beste yemeğe çıkalım mı? Sohbet ederiz." Gözlerim açıldı. Bana mı dedi yemeğe çıkalım dedi. Delirmiş olmalı. Yahu önüne gelen benimle dalga geçiyor sanırım "Saçmalama." "Neden aşk hikayenizi merak ediyorum ben. Kocana bu kadar aşıksan benimleyemek yemeğe neden korkuyorsun?" "Korkmuyorum ben sadece..." ArkadanRüzgar'ın sesi duyuldu. "Hazırım." Yanıma gelip belime sarıldı. "Rüzgar'ın bir şey diyeceğini zannetmiyorum." Dedi Kaan Rüzgar önce bana sonra Kaan'a baktı. "Hangi konuda?" "Yemek yiyelim dedim Beste'ye aşkınızı dinlemeyi çok isterim." "Nedensen geniş misin eski sevgilinin aşk hikayesini dinleyeceksin?" Rüzgar'a döndüm. Ne diyorsun der gibi baktım Kaan sırıttı. “Kızdın mı? Niye Rüzgar bitmiş gitmiş hikaye bu. Beste artık senin değil mi? “Benim.” Sinirlendim ikisine de baktım öfkeyle “ Benden şahsi eşyanızmışım gibi bahsetmezseniz sevinirim. Birbirinize ödünç verdiğiniz kalemden bahsetmiyorsunuz” Kaan tebessüm etti “Sinirin hiç değişmemiş hala aynı” Göz kırptı bana Rüzgar bu davranış karşısında hislerimle bir gülüş ile kafasını çevirip mırıldandı sonra Kaan’a döndü “Medeniyet işinin boku çıkarmamak lazım Kaan. Beste ve ben şuan rahatsız oluyoruz fark ettiysen” "Biliyor musun gözlerinde bana baktığı bakışın kırıntısı yok sana bakarken. Üzerine bir kasvet çökmüş bir şeylere zorunlu gibi gülümsemesinde ki hüznü bile anlıyorum." "Bana bak lan. Senin belanı si..." "Rüzgar lütfen sakin ol." Kaan'a döndüm. "Kaan ayıp ediyorsun ben artık evliyim bu hiç doğru değil. Yanımda sevdiğim evlendiğim adam var böyle konuşma lütfen. Dergidekiler bize bakıyordu rezil olduk işte. "O zaman yemek teklifimi kabul edin. Sadece yemek." "İyi tamam akşam bize gelirsin. Dışarıda buluşamayız." "Hayhay olur." Rüzgar kolumdan tutup dışarı çıkardı. Arabaya bindirdi. Öfkeyle çalıştırdı. Bir süre sessiz kaldı. Sonra ani frenle durdu. "Bu neydi şimdi ne demek onu yemeğe çağırmak?" "Ne yapsaydım Rüzgar anlar o tamam mı bir şeylerin ters gittiğinden şüphelendi işin peşini bırakmazdı. Sıkıştıracak sonra kavga çıkacak olay büyümesin. Alt tarafı bir yemek” "Bırakmaz tabi bana karşılaştığını söylemedin. Dün gelen çiçeklerin ondan geldiğini telefonla konuştuğunu ben hepsini ondan öğrendim.Ben olsam bende inanmazdım." "Ne alakası var bilmen gereken bir şey değildi." "Nasıl değildi lan ben senin kocanım kocan!" Öylesine gür bağırmıştı ki boğazı patlayacak gibiydi. Alnı gerilmiş gözleri ateş saçıyordu. Yüzü kızarmıştı "Bana bağırma. Kocamsın ama bu evlilik bir oyun sana söylemek zorunda değildim." "Sana yazıklar olsun Beste. Lanet olsun sana anladın mı? O adam bu akşam evimize gelecek bende medeni medeni o şerefsizle yemek yiyeceğim öyle mi? Üzgünüm canım." Bu kadar büyük tepkiye gerek yoktu. Bana bağırıp kızmasına. O yeşil gözlerine öfkede yakışmıyordu zaten. "Kes şunu eğer bugün o yemek olmazsa Kaan peşimi bırakmaz anladın mı?" "İstediğin bu değil mi hala nasıl baktığını gördüm ona özlemlebakıyordun." "O benim eski sevgilim beni burada o bırakıp gitti. Bir şeyler yarımkalmıştı ve ayrıldığımızda ben onu seviyordum şimdi birdenbire görünce bunlar aklıma geldi ama ne olursa olsun onunla ben yeniden olamayız." "Neden oyun evliliğin bitince kavuşursun sevgiline." "Rüzgar bugün onu evliliğimizin gerçekliğine inandırmamız gerek anladın mı? O benim gözlerimin içine bakınca yalan söylediğimi anlıyor.Hareketlerimden bir şeylerden anlıyor ve akşam çok profesyonel olmamız lazım sende yardım edeceksin bana." Öfkeden delirecek gibiydi. Sinirli homurtular çıkarıp elini kolunu koyacak yer bulamıyordu. "Eve geldiği haberleri duyulursa ne olacak?" "Duyulmaz.Evimizi kim biliyor?" "Kaan biliyor mesela. Sahi nereden biliyor evi geldi mi yoksa?" "Saçma sapan konuşma öğrenmiş işte ortak arkadaşlarımızdan birinden." "O adam akşam beni sinir edecek bir şey yapsın gırtlağını koparırım." Kafa salladım. Öfkesi hala aynıydı arabayı çalıştırdı. Eve gidene kadar da tek bir kelime etmedi. Araba durduğunda kapının önüne gelince şiddetle kapıyı çaldı. Sema gülümseyerek kapıyı açtı Rüzgar tek kelime etmeden öfkeyle içeri girip merdivenleri çıkmaya başladı. Sema şaşırmış ifade ile banab akarken. "Akşama misafir gelecek hazırlık yapar mısın?" "Tabiki." Kısa diyalogumuzun ardından bende Rüzgar'ın peşinden odaya çıktım.Üzerindeki tişörtü çıkarıp atmış çıplak bir şekilde duruyordu. Hala öfkesi kendini belli ediyordu. Tek kelime etmeye korktum. Yanına yaklaştım. "Rüzgar." Öfkeyle başını kaldırıp bana baktı. Korkutucu bakışlarda ne diyeceğimi bilemedim. Yüzüne dokunmak istedim geri çekildi. "Biraz sakinleşir misin sen böyle gergin olursan akşam hiçbir şeyi başaramayız." Ayağa kalktı. Kolumdan tutup duvara yasladı. "Akşam görüp görebileceğin en iyi koca olacağım ama sonra umurumda olmayacaksın anladın mı?" Kafa salladım. "Senden de oyunlarından da yalanlarından da sıkıldım." "Anladım bende sana bayılmıyorum zaten. Oyunu tek başıma oynamıyorum birlikte oynuyoruz." Beni umursamadı. Bende banyoya girdim. Adama bak sanki ben ona bayılıyorum. Üzerimdeki kıyafetleri çıkarıp duşa girdim.Akşam sorunsuz geçsin Allah'ım ne olur. Hızlıca durulanıp bornozumu üzerime geçirdim. Banyodan çıktığımda Rüzgar koltuğun üstündeydi. Bakışlarını bana sabitledi tepki vermeden giysi odasına geçtim. İç çamaşırlarımı üzerime geçirip.Kot pantolon ve büst giydim. Giysi odasından çıkıp aynalığın önünde saçlarımı kuruttum uzun saçlarımı kurutmak benim için bir eziyetti çok geç kuruyordu ve uzun süre kurutma makinesine maruz kalınca kabarıyordu o yüzden nemini aldım ve sonra bakım yağını sürdüm. Makyaj malzemelerimi önüme aldım. "Ooo evlendiğimiz günden beri makyaj gereksiz diyen çirkin ördek eski sevgilisi için süslenecek demek ki." Kaşlarımı çattım bakışlarımı ona sabitledim. "Saçmalama istersen hafif bir makyaj yapacağım." "İyi." Onu umursamaz bir tavırla aynaya döndüm. Makyaj çantasından aldığım eyeliner ile sağ gözüme sürdüm evet şimdi sol gözdeydi sıra ve bunları eşitlemek imkansız. Kadın olmayan anlamaz. Sol gözümü de güzel şekilde çektikten sonra rimel sürdüm ve mat bir ruj. Bu sırada Rüzgar üzerine yerde olan tişörtü geçirdi. "Kusura bakma ufaklık o dallama için ben süslenip hazırlanamam bu şekilde karşılayacağım sakıncası yoktur umarım." Omuz silktim. "Nasıl istiyorsan öyle karşıla." Sanki ona smokin giy diyen olmuştu uzatacak bir şey oktu alt tarafı yemek yenecek. "Bana kalsa o şerefsize ağız burun dalarım ama." "Yeter neden hakaret edip duruyorsun." "Ne oldu rahatsız mı oldun sevgiline hakaret etmeme?" "Birincisi o benim sevgilim filan değil. İkincisi evet rahatsız oldum ama ona küfür etmenden değil genel olarak argo konuşmandan sana yakışmıyor böyle bir üslup." "Tamam tamam sustum." Hazırlanmam bitince ayağı kalktım. "Ben aşağı iniyorum." "İyi." Sert bir ses tonuyla "Bana böyle davranma Rüzgar bunu ikimiz için yapıyorum farkındaysan." "Neden ikimiz için?" "Benim ailem evliliğin yalan olduğunu biliyor peki ya seninkiler? Tabiki bilmiyorlar ve Kaan bize inanmazsa peşimi bırakmaz, gazete manşetlerine çıkarız sonra ailen tüm bunları gördüğünde ne olur." "Nemi olur sana söyleyeyim dünyan başına yıkılır ilk işi muhtemel olarak babanı aramak olur bu rezaletin hesabını sorar iş ortaklığını bitirmek ister sonra Salih Amcanın kalbi tümb unları kaldırır mı peki?" Öfkelenmiştim olayı biranda nasıl bana bağladı. Yanına gittim. İşaret parmağımı ona doğru sallayarak. "Bana bak benim babama bir şey olmayacak anladın mı! Bugün bu olaydan kurtulacağız." Kafa salladı. Aşağı indim Sema mutfakta yemekleri hazırlıyordu.Servisi salon masasına açmış. Yemek takımlarını dizmişti.Salatayı iki farklı tabakla masaya koydu. Sürahideki suyu, şarabı ve diğer yemekleri de getirdi. Bir aksilik çıkmasın Allah'ım lütfen bugünü sorunsuz atlatalım. Rüzgar Kaan'ın üzerine atlayıp ağzını burnunu patlatmaz umarım.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD