Bir eliyle kemerini açmaya çalıştığında, hızlıca Adar’a yardımcı olmaya başladım.
Kemeri çözdüğü gibi kenarından tutarak çekiştirdim ve pantolonundan çıkardım.
Adar bacaklarından aşağıya pantolonunu indirirken, ayağa kalkarak onu üçlü koltuğa itekledim.
Üçlü koltuğa oturduğunda, dizlerinden tutarak pantolonu çıkardım ve tekli koltuğa fırlattım.
Sonra da Adar’ın kucağına oturdum. O hiçbir şey olmamış gibi boynuma gömüldü.
Kafamı geriye atarak ona alan açarken, bir yandan da bileklerini kucağıma yerleştirdim ve el çabukluğuyla kemeri dolayarak sıktım ve tokasına geçirdim.
Adar duraklayarak kafasını aşağıya eğdi. Ardından soru dolu gözlerle bana baktı. Bağlı kollarını havaya kaldırarak arasına girdim. Kemerin tokası sırtımı acıtıyordu, ama zerre umursamadım.
Ellerim Adar’ın çenesini buldu. Güçlü şekilde sıkarak dudaklarının büzüşmesini sağladım.
Tüm şehvetimle dudaklarına kapandığında, aynı duygularla hatta daha yoğunuyla karşılık buldum. Adar dudaklarımı öyle bir sömürüyordu ki, gerçekten çölde susuz kalmış gibiydi.
Dudağımın kenarını ısırması ile, “Ahh!” diye inledim. Omzumdan sırtıma uzanan kollarını, beni kendisine bastırmak için kullandı. Omzumdaki baskı ile, çıplak amım taş gibi ereksiyon olmuş pipisine güçlü şekilde sürtündü.
“Siktir! Amını parçalayacağım!”
“Ah! Lanet olsun!” Dudaklarından firar eden inleme zavallı ruhumu ele geçirdi. Ses tonundaki zevki klitorisime kadar hissettim. Az önce fışkırarak boşalan amcığımı yeniden kıvılcımlara boğmuştu. Sanki hiç boşalmamış gibi hissediyordum. Doluluk hissi hat safhadaydı.
Dudaklarımı boynuna götürerek, minik minik ısırmaya başladım. Adar kafasını geriye koltuk başlığına yasladı. Sonra da anın tadını çıkarırken, dudaklarından mırıltılar ve inlemeler döküldü.
Dudaklarımın arasına etini alarak sıkıştırdım ve inlemelerinin çığlığa dönmesine izin verdim. Sonra da dilimle boynuna darbeler atarak, tüm bedeninin kasılmasını izledim.
“Siktir! Amını parçalayacağım!”
“Senin o sulu amcığını bağırta bağırta sikeceğim.”
“Adımı haykırarak boşalacaksın. Benliğinden izlerim silinmeyecek.”
Adar aşağıdan bana sürtünürken, bir yandan da ona yaptıklarım karşısında kendisini kaybetmiş gibi benimle konuşuyordu.
İç çamaşırının üstünden pipisini avuçladığımda, yüksek sesli inlemesi tüm odayı doldurdu.
“Sikeyim! Sen çok fenasın.”
Dudaklarım istemsiz olarak kıvrılınca gülümsedim. Adar zevkten kararmış gözleriyle bana öyle bir bakmıştı ki, içimde bir şeyler harekete geçmişti. Karnımda hissettiğim garip duyguyla tek yaptığım dudaklarımızı birleştirmek oldu.
Cinsellik sırasında, hiç olmaması gereken duygusal çekimlerde olabilirdi. Ama hepsi rahatlayınca ve o anlık büyü sona erince unutulurdu.
Dillerimiz birbirine karışınca ikimizde inledik. Nefes almak için ayrıldığımız an, dudaklarıyla yanağımı ve saçlarımı öptü. Daha fazlasını istiyordu, içine sokabilse beni alıp saklayacak gibiydi.
Hızlanan nabzının yanı sıra nefesiyle, dudaklarını kulağıma yaklaştırdı. Sıcak nefesini üflemesi ile tüm bedenim kasıldı ve arzuyla titredim.
“Adar..” diye fısıldadığımda, nefesinin ılık meltemini yeniden hissettim.
“Beni gerçekten hatırlamadın mı Venüs?” diye sordu.
Kolunun altından bedenine doladığım ellerimi kaldırarak omzunu okşadım. Kaslı omzunu avuç içimle sıktıktan sonra, “Bu bedeni unutmam imkansız olurdu.” dedim.
Evlenene kadar zaten evden çıkmamıştım. Okul ve ev arasında yıllarca mekik dokumuştum. Erkek gördüğüm mü vardı? Sonrasında ise evlenmiştim ve eşime göre yaşamaya başlamıştım. Zaten Adar’ın bedeni dövmelerle kaplıydı. Çevremde hiç böyle biri olmamıştı. Yani hayır, onu daha önce hiç görmemiştim.
Burnu yanağıma değdi, yüzünü yakın olmaya ihtiyacı varmış gibi bana sürtüyordu. “Yalan söylüyorsun değil mi? Yoksa öfkemin sonuçlarından kimse kurtulamaz.” dedi.
Parmaklarımı iç çamaşırının içine geçirerek, kalçalarından aşağıya ittirdim. Adar’da bana bunun için poposunu kaldırarak yardımcı oldu. Elleri sırtımda olduğu için zor olur diye düşünürken, bacaklarının ne kadar güçlü olduğunu keşfettim.
İkimizin ortasında direk gibi dimdik ortaya çıkan sikine iştahla baktım. Şimdiye kadar gördüğüm en iri alet, Adar’a aitti. Hiç bu kadar kalınını içime almamıştım.
Gerçekten sayıkladığı gibi içimi parçalayacaktı.
Adar bakışlarımda gördüklerine memnun olmuş, hatta egosu okşanmış gibiydi.
Parmaklarımı sikine doladığımda gözlerini kapatarak sesli şekilde yutkundu. “Siktir! Vıcık vıcık olmuş amının en derinlerine gömülmek istiyorum!”
“İsteğin gayet makul.” diyerek sırıttım.
Bir süre hali hazırda sertleşmiş s****i sıvazladım. Adar bu durumdan fazlasıyla zevk alıyordu, bu da herhalinden belliydi.
“Üstümde zıpla Venüs.”
“Siktir.. aç şu lanet ellerimi.. sikeyim.. ıhm.. içine gömülmek istiyorum.”
Dediğini yerine getirerek dizlerimin üstüne kalktım, sonra da s****i amıma hizalayarak yavaşça oturdum.
“Oh! Evet, zıpla üstümde!”
Amımdaki doluluk hissi ile götümün deliğinde de acı hissedince inledim.
“Ahh!”
“Hepsini içine al yavrum!” Yavrum? Ne!?
Dikkatim dağılarak bakışlarımı Adar’ın yüzüne çevirdim.
Daha bu aşamada bile gözleri bayılıyordu. Her dokunuşumla Adar’ın zevkten uçtuğunu görebiliyordum.
Parmaklarımı göğsündeki dövmelerde gezdirip, ardından da tırnaklarımı tenine geçirdim.
Adar titreyerek kısık kısık inledi. Gözümün içine istekli ifadesiyle uzun süre baktı. Kendimi Adar’ın sikine iyice ittirerek oturdum. İkimizinde dudaklarından aynı anda mırıltılar döküldü.
“Siktir! Neden bu kadar sıkısın!?” diye sordu. Ama sorudan çok, bu bir şaşırmaydı.
Adar’ın üstünde hareket etmeye başladığımda, o da bu ritme ayak uydurmaya çalıştı. Sırtımda duran kemerle bağlı elleri enseme çıktı. Avucuyla ensemi sıkıştırdı.
Hızla Adar’ın üstünde zıplarken, bu ona yetmemiş olacak ki bedenimi bir anda altında buldum. Ensemdeki elini sıkarak içime şiddetle gömülmeye başladı.
Bu sertliğe alışık olmadığım için acıyla çığlık attım. Siki tahmin ettiğimden de büyüktü, üstelik içimde sanki daha da damarları şişiyor ve kalınlaşıyordu.
“Ahh! Acıyor, yavaşla!”
Yüzünü boynuma gömerek birkaç derin nefes aldı. Sonra da hırsla dişlerini boynuma bastırdı.
“AHH! ADAR!”
“Adımı işte böyle inle. Sana nasıl sahip olduğumu gör!” dedi.
İçime girip çıkarken Adar kendini kaybetmiş gibiydi. Ne kadar uzun sürmüştü? Sanki yıllardır boşalmıyordu ve tüm döllerini içinde tutuyordu.
“Sikeyim! Seni az önce dilimle siktim.”
“Oluk oluk boşaldın, buna rağmen hala nasıl bu kadar dar bu amcığın!”
“Ah! Adar! Yeniden boşalacağım!”
“Kocan seni hiç böyle sikmedi mi?” dediğinde, derin bir nefes alarak kelimeleri anlamaya çalıştım. Haklıydı, savunmanın ya da inkarın bir nedeni yoktu.
“Sikmedi. O kadar kalın ki.. AH.. sanki götümü de parçalıyorsun.”
Nefeslerim iyice sıklaşmıştı ve bedenim yavaşça kasılıyordu.
“Ah! Venüs!”
“Sana sikimi de yedireceğim, seni boğazına kadar dölleyeceğim.”
“Sikmedik yerini bırakmayacağım.”
Dudakları yeniden kulağımı buldu. Nefes alış verişine eşlik eden inlemeleri beni daha çok azdırdı.
“Seni iliklerine kadar benim yapmayan Adar’ı siksinler!” dedi. Bu daha çok bir söz gibiydi.
Adar’ın daha da hızlanması ile canım iyice yanmaya başlamıştı. Parmağını kağıtla kesersin ya, içimde öyle bir his vardı. “Ah! Yavaşla!”
Ensemi saçlarımla birlikte iyice çekiştirdi.
Adar dibime köklemek için s****i geriye çıkardığında, kısa bir süre aşağıya baktı. Sonra yavaşça içime girdi ve daha normal bir tempoda pompalamaya devam etti.
“Bana bakire değildim de.”
“Ne!?” Şaşkınlıkla Adar’a baktım.
“Siktir! Bakire amcığını sikerek mi patlattım?”