Adar dibime köklemek için s****i geriye çıkardığında, kısa bir süre aşağıya baktı. Sonra yavaşça içime girdi ve daha normal bir tempoda pompalamaya devam etti.
“Bana bakire değildim de.”
“Ne!?” Şaşkınlıkla Adar’a baktım.
“Siktir! Bakire amcığını sikerek mi patlattım?”
Tabii ki değildim. Kısa sürede 11 erkekle yatmıştım, evliydim. Nasıl bakire olabilirdim ki?
“Sana patlatma gibi bir şey olmadığını saatlerce anlatabilirdim. Ama siktir et! Sadece işine odaklan.”
Kasılmalarım artmıştı. Temposunu yavaşlatması ile aldığım zevk daha fazla arttı.
Adar kafasını bedenimden uzaklaştırarak, yüzümü en ince ayrıntısına kadar incelemeye aldı.
“Ah! Geliyorum!”
Boşalmaya başladığımda yarattığım kasılmalarla, Adar bir süre sabit kaldı.
Gözlerimiz birleştiğinde, yüz ifademin şeklinden arzu hissinin kabardığını ve zevk aldığını fark ettim.
Ben şiddetli şekilde boşaldıkça, Adar deli gibi tatmin oluyordu. Her bir mimiğimi, nefes alış verişime hatta yutkunmama kadar takip ediyordu.
Kasılmalarım bitip rahatlayınca, özgür bir kuş gibi bedenimi komple koltuğa bıraktım. Sıkmayı bıraktığım kaslarım gevşeyince, Adar içimde yeniden hareketlendi.
İkimizde terden sırılsıklam olmuştuk. Birbirimize yapışmıştık, bacaklarımın arasından süzülen zevk suları koltuğu ıslatıyordu. Bu da koltuktan vıcık vıcık sesler gelmesine neden oluyordu. Tenlerimizin sesi ile birleşen inlemelerimiz, bedenimin zevkten dört köşe olarak uyarılmasını sağlıyordu.
Adar’da içimde kasılmaya başladığında, ben bambaşka alemlerdeydim. Hiç bu kadar uzun süre sikilmemiştim. Bedenim yorgun düşmüştü.
Her yanım feci derecede ağrıyordu. Özellikle amımdaki yırtığı ve Adar’ın boynuma bıraktığı ısırığın acısını hala hissediyordum.
“Bir gün benim olacağını biliyordum Zühre!”
“Ah!” “Oh!” “Amcığını sikimle de parçaladım!”
“Sikeyim.. Oh!”
Sesinin tonu zevkten harlanmış ruhuma ninni gibi gelmişti. Kelimeleri duymuyordum, benim için sadece titreyen sesindeki tonlar vardı.
“Benden gitmene asla izin vermeyeceğim! Yeniden beni bırakamayacaksın.” “Ah! Olmaz!” “OH!”
Beni kiminle karıştırıyorsa, karıştırmaya devam etsin. Ben bu saatten sonra onu yeniden görmeyecektim. Son bir kişi kalmıştı. Ondan sonra yeni bir hayata başlayacaktım.
Gerçi bir daha bu kadar zevkli şikişemeyeceğime adım kadar emindim. Bu adam, bu işin nirvanasıydı.
Adar’ın siki içimde şişti ve kasılarak oluk oluk döllerini içime boşaltmaya başladı.
“Döllerimi al! Hepsi senin…”
“Siktir..” Dibime iyice gömülerek orayı da dölledi.
“Ah! Amına koyayım!”
Hiç beklemediğim anda klitorisime bir şaplak daha yedim.
İnlemem yüksek sesle odada yankılandı.
“Yalvartarak dölleyeceğim seni!”
Üstüme yığıldığında, ikimizde bir süre birbirimizde soluklandık. O kafasını saçlarıma gömerken, ben de deli gibi atan kalbine odaklandım. Bu sesi sevmiştim.
Heyecan.. acı.. zevk…
Beni mahvetmişti.
“Ellerimi çöz.” diyerek, başımın altındaki kemerle bağlı ellerini önüme getirdi.
Kemeri nasıl bağladıysam aynı şekilde geri çözdüm. Sonra da bir kenara bıraktım.
Bileklerinde kemerin sıkılığından dolayı oluşmuş izler vardı.
Adar’ın bakışları bir süre bu izlerde dolaştı. Sonra da hissizce yutkundu. Gözlerinde geçmişten gelen hüzünler gördüm. Dedim ya, Adar ruhu yaralı bir erkekti. Bu yüzden itaat etmeyi kabul etmişti.
Adar’ı üzerimden ittirip ayağa kalktığımda, elbisemi alarak hızlıca giyindim.
Bakışlarım bacak arama kaydığında, “Lanet olsun.” diye söylendim. Masanın kenarında duran havlu kağıda uzanarak birkaç yaprak kopardım. Sonra da bacak aramdan süzülen dölleri, zevk sularını ve kanı sildim.
Hayvan, gerçekten de vajinamı zorlamıştı. Bu nasıl bir kalınlık? Sünnet mi olmamıştı acaba?
Gözlerim Adar’a kaydığında, bacaklarımın arasını ve elimdeki peçetede gözüken kanı incelediğini gördüm.
“Korkma başına kalmam, zaten evliyim.”
Kaşlarının birini kaldırarak tüm bedenimi süzdü.
“Parmağında yüzük yok?”
“Sahibinin kafasına geçirdim, o yüzden.”
“Yoksa zamanında vardı yani, hem de en büyüğünden.” diyerek burun kıvırdım. Sanki taşın büyüklüğü çok önemliydi. Eminim onu alırken, beni gören en uzaktaki insan bile fark etsin diye büyük almıştı.
Saçlarımı elimle öyle gelişi güzel düzelttim.
Adar ayağa kalkarak yanıma geldi. “Neden bu kadar dövmen var?”
Sorum onu rahatsız etmiş gibiydi. Parmaklarını belime sardı, ben de avuç içimi parmaklarına bastırarak ondan uzaklaşmaya çalıştım. Sikişmiştik, her şey bitmişti.
“Hasarları gizlemek için…”
Parmakları bu sefer bacaklarımda dolaştı. Eteğimi kaldırdığında hiç beklemediğim bir şey yaparak götüme sert bir şaplak attı.
Sonra da yeniden ereksiyon haline gelmiş s****i kalçama ve belime sürttü.
Klitorisimde hissettiğim parmaklarıyla irkildim. Ne yapıyordu? Dakikalar süren sevişmenin ardından, yeniden seks istemiyordu değil mi?
“Çek pençelerini üstümden!”
Cümlemi bitirir bitirmez, tek eliyle bileklerimden tutup belimde sabitledi. Parmak uçlarım karın kaslarına değiyordu.
“Bıraksana!”
Parmakları klitorisimde hızlandığında, sürtünme ihtiyacı ile kendimi eline bastırdım.
“Bedenin seni sikmem için kıvranıyor, sense bırakmamı söylüyorsun?”
Eğilmesiyle s****i bacaklarımın arasına hizaladı. Amıma öyle bir girdi ki, sanki son nefesimi verdim. Hatta çaresizce birkaç saniye nefes alamadım.
Klitorisimden çektiği parmağını ağzımın içine sokuşturduğunda, kendi zevk suyumun tadını aldım.
Adar’ın s****i amıma itmesiyle inlerken, ağzımdaki parmak nedeniyle sesim boğuk çıktı.
Avucunun arasındaki ellerimi sıkıştırdı.
“Ne sanıyordun? Kendini bir posta siktirip gidebileceğini mi?”
Çatmıştık! Bu tam bir manyaktı.
“Kocana zevkten gözlerin dönene kadar, bana kendini siktirdiğini söylememden korkmuyor musun?”
“Ah! Umarım ona söylersin.”
O kadar hızlanmıştı ki, sesim boğuk şekilde titreyerek çıkmıştı. Ağzımın içindeki parmaklarını daha da derine soktu. Öğürmemle beni kendisine çekti ve sıkıca bedenimi kaslı vücuduna bastırdı.
“Sikeyim.” diye mırıldandı.
“Böyle bir zevk rüya olamaz.”
“Sıcacıksın. Amcığın nasıl da sıkı?”
“Hisset!”
En derinlemelerime gömülmeye başladığında, boşalacağının habercisi seğirmeleri hissetmiştim.
“Ah! Venüs…”
“Sikeyim, beni nasıl ikna ettin.”
Adar tüm döllerini ikinci defa içime akıttı.
İkimizde nefes nefeseydik. Ellerimi bıraktığında, hızlıca zonklayan ellerimi avuşturdum. Sonra da Adar’ı bedenimden ayırdım.
Ona yüzümü döndüğümde, beklediğimin aksine daha yumuşak bir ifadeyle karşılaştım. Tuhaf bakıyordu, garip bir adamdı. Duygulu bakışlarını anlamıyordum. Tek gecelik bir ilişkiye fazla anlam yüklüyor gibiydi.
Sıcak nefesi yüzüme vururken, bir süre nabzımız yavaşlayana kadar birbirimize öylece yakından baktık.
“Karşılığında ne istiyorsun?” diye sordu.
Alaycı bir ifade ile gülümsedim. Sonra da masa ile onun arasından çekilerek koltuğa ilerledim. Çantamı yeniden omzumdan geçirerek Adar’a döndüm.
Omuz silkeleyerek, “Ben alacağımı aldım. Başka bir şey istemiyorum.” dedim.
Adar gözlerini kısarak bana baktı. Sinirli gibiydi, biraz da kafası karışmıştı.
Arkamı dönüp kapıya ilerlediğimde, “Bu kadar mı yani?” diye sordu. Bir şeylere inanamıyormuş gibiydi.
“Evet. Bir yerde denk gelirsek, birbirimizi tanımıyormuş gibi yapalım. Gerçi..”
Omuz silkeleyerek, “..zaten tanımıyoruz.” dedim.
Adar öfkeyle elini yüzünde gezdirdi ve kahkaha attı.
“Neyim ben? Sikip bir kenara attığın orospu mu?”
Kapı kulpunu aşağıya indirdiğimde Adar’a döndüm.
“Etrafta senin için bıraktığım bir para görüyor musun?”
“Göremiyorsun. Ayrıca burada sikilen de benim. Lütfen dramatize etme. Keyfimize baktık ve bitti.”
Kapıyı açtığımda, “Kocanla düşman olduğumuzu bilmiyor musun? Ona söyleyeceğimi tahmin etmedin mi? “ dedi.