"Siz tanışıyor musunuz?" diye sordu Nergis Hanım. Ben hala şaşkınlıkla Çağrı'ya bakarken Çağrı ise sırıtarak beni süzüyordu.
Yüzündeki ifade şu anki durumdan ne kadar keyif aldığını gösteriyordu. Bunu önceden planlayıp planlamadığını merak ederken bir yandan da yine benim karşıma çıktığı için şaşkındım. Sürekli onunla karşılaşmamıza artık yorum da yapamıyordum.
Sadece Çağrı'nın eğlenen yüz ifadesine sinir olmaya devam ediyordum.
Çağrı sırıtarak kapıyı kapattıktan sonra bize yaklaştı. Bana sanki bir zafer kazanmışçasına bakıyordu. Yine benim karşımda olmaktan gayet memnundu. Neden memnun olmasın ki? Zaten bunun için her zaman fırsat kolluyordu.
Boğazını temizledi ve bana bir bakış attıktan sonra Nergis Hanım'a döndü. Elini ona uzattığında Nergis Hanım da elini uzattı ve ikisi tokalaştı.
"Merhaba. Çağrı," dedikten sonra gülümsedi. "Ve siz de Nergis Hanım olmalısın." Nergis Hanım tebessüm ederek başını salladı.
"Evet. Hoş geldiniz." Çağrı elini çektikten sonra gülümsemeye devam etti.
"Hoş buldum," dedikten sonra bana döndü.
"Az önceki sorunuza gelecek olursa," dedikten sonra Nergis Hanım'a baktı. "Biz tanışıyoruz. Duru benim üniversiteden arkadaşım." Arkadaşım derken biraz dalga geçmişti sanki. Öyle görmediğini belli de etmişti. Nergis Hanım şaşkınlıkla bana döndüğünde istemsizce yutkundum. Niye gerildiğimi ben de anlamadım.
"Sahi mi?" Başımı salladım. Çağrı'ya sinirli bir bakış attıktan Nergis Hanım'a baktım.
"Evet," dedim zar zor. "Maalesef tanışıyoruz," diye mırıldandım kısık bir sesle. Çağrı dudaklarını birbirine bastırsa da Nergis Hanım bozuntuya vermedi ve neşeyle konuştu.
"E bu çok iyi. Birbirinizi tanıyorsunuz ve ortak bir projede yer alacaksınız. Bence aşırı iyi oldu."
Ya ya, ne iyi ne iyi(!).
Mutluluktan ağlayacağım şimdi. Çağrı ile çalışacağım.
"Evet," dedi Çağrı. "Size kesinlikle katılıyorum. Bence de harika oldu. Eski günleri yad ederiz." Gözlerimi kısarak ona baktım.
Bir de dalga geçiyordu. Resmen zevkten dört köşe olmuştu. Bu adam beni gerçekten deli ediyordu. Ben de senin ağzından burnundan getirmezsem Duru değilim. Bunların acısını mutlaka çıkarırdım.
"Sen ne uyuz-" diye kendimi tutmayarak konuştuğumda kaşlarını kaldırdı. Yüzünde sahte bir şaşkınlık belirtisi oluştu. Üç kağıtçı seni.
"Ne dediniz Duru Hanım? Anlamadım." Masum masum konuşunca kaşlarımı çattım ve ona sinire bakmaya devam ettim. Nergis Hanım boğazını temizledi.
"Duru iyi misin?" diye sorduğunda Çağrı güldü.
"İyi o iyi. Bana çok gıcık oluyor da. Üniversitede de böyle sinir olurdu bana. Bana alerjisi var." Nergis Hanım güldü.
"Çok iyi bir arkadaşlık o zaman. Böyle arkadaşlıklar her zaman bakidir. Hiç bitmez. Tecrübe ile sabit." Çağrı sırıtırken ağzının içinde bir şeyler geveledi.
"Ben arkadaş kalmak istemiyorum da neyse..." Nergis Hanım da duyduğu için yanaklarım yanmaya başladı ve utandım. Şu ortamda şu konunun açılması beni çok germişti.
"Ayakta kaldık," dedi Nergis Hanım konuyu değiştirerek. Biraz olsun rahatlamıştım ama yüzünden imalı bir ifade de oluştu. "Oturalım lütfen." İkisi de oturunca Nergis Hanım bana baktı.
"Hadi Duru," diye beni teşvik ettiğinde boğazımı temizledim.
"Nergis Hanım ben bu projeyi yapamayacağım galiba. Yani vazgeçtim." Güldü.
"Otur sen otur." Oflayarak oturdum.
"Çağrı Bey seni sinir etmez bence. Değil mi Çağrı Bey?" Çağrı ise sırıtarak bana baktı. Daha sonra Nergis Hanım'a döndü.
"Elbette. Zaten çalışma arkadaşımı niye sinir edeyim? Çok başarılı olacağımıza emimim," derken benimle geçireceği vakitte iş için değil, beni sinir etmek için ne kadar heyecanlı olduğuna adım kadar emindim.
"Evet," dedi Nergis Hanım gülümseyerek. "Bence de çok başarılı olacağız. O zaman detayları konuşalım. Projenizi iptal etmişsiniz geçen sene ve-"
"Kusura bakmayın sözünüzü kestim," dedi Çağrı. "Projenin iptalinden haberim yoktu. Detayları yeni öğrendim. İki sene boyunca yurt dışında çalıştım. Daha yeni döndüm sayılır. Bu nedenle önce ben söyleyeyim. İnşaat mühendisiyim ve projeyi babam bana teslim etti. Şirketteki mimarlar ile kontrol edeceğiz. Daha sonra ise alışveriş merkezi yapılmaya başlanacak. Tabii sizin şirketinizin de ortaklığıyla." Onu dikkatle dinlerken kaşlarımı kaldırdım.
Bir anda resmi bir dile bürünmüştü. Vay anasını. Çağrı'dan beklenmeyecek bir ciddilik. Bu hareketlerini görünce ciddiye almaya başlıyordum işte. Benim yanımda gıcık gıcık konuşacağına böyle davransa ne kadar güzel olurdu.
"Anlamadım?" dedi Nergis Hanım. Tek kaşını da kaldırdı. "Babanız mı?"
"Evet. Babam geçen sene iptal etmiş. Ben yeni öğrendim. Bu sene de ben projeyi devraldım. Sizin ortaklığınız ile çalışmak istediği için bunu bozmadım. Sizinle çalışmak istiyorum," dedi Çağrı.
"Halit Bey sizin babanız mı?" diye sordu şaşkınlıkla Nergis Hanım.
Nergis Hanım'ın onu tanımamasına şaşırdım. Çünkü Çağrı hiç göz önünde olan biri değildi. Sosyal medya hesaplarını bile kullanmıyordu. Kullandığı az takipçili hesaplar da gizliydi, herkese açık değildi. En azından üniversitede okuduğumuz zamanlarda böyleydi. Yurt dışına da çıkınca iyice gözlerden uzak olmuştu. Halit Bey ise son zamanlrda atılım yapıyordu. Ben de onu son zamanlarda doğru düzgün tanımıştım. Tıpkı Nergis Hanım gibi.
"Hıı," dedim alayla. "Bu da bizim yakışıklı badboyumuz. Veliahtımız. Nasıl ama? Harika kombinasyon, değil mi?" Çağrı benim sözlerime gülerken Nergis Hanım boğazını temizledi.
"Duru," dedi uyarıcı bir şekilde. Gözlerimi devirdim ve sustum.
Nergis Hanım ile çok samimiydik aslında. Abla ve kardeş olurduk çoğu zaman. İş yerinde tabii ki resmiyete de önem veriyorduk. Olması gerektiği gibi. Otuz üç yaşında evli bir kadındı. Tatlı bir de oğlu vardı. Benim de hayatıma birini alıp almadığımı sıklıkla sorardı. Muhtemelen Çağrı konusunu hemen benimle konuşmaya çalışacaktı.
"Hiç bilmiyordum. Yani bize bilgi verilmedi. Sadece şirketten görüşmeye gelecekler dendi. Yani proje size ait şu an? Babanızda değil." Nergis Hanım'ın sözlerine Çağrı başını salladı.
"Evet. Ben yöneteceğim. Bir ekip de oluşturdum. Biliyorsunuz ki alışveriş merkezi bayağı büyük. Yapımı da uzun süreceği için olabildiğince erken başlamak istedik. Ayrıca yapım aşamasını da hızlandırmak istedim. Ancak çizim için bir ay, ekstra zaman gerekirse de zaman isteyecekmişsiniz?" Çağrı'nın sözlerine hızla başımı salladım.
"Evet. Çok yavaşız, değil mi? Hele ben nasıl yavaş çizerim var ya. Hiç disiplinli bir insan değilim. O yüzden başka bir mimar bul bence." Çağrı bakışlarını bana çevirip sırıttı.
"Ben mimarımdan gayet memnunum. Hatta hiç bu kadar memnun olmamıştım." Gözlerimi kıstım. Hemen ardından bakışlarım Nergis Hanım'a kaydığında dikkatle bana baktığını gördüm. Bakışlarında bir "var sizde bir şeyler" havası vardı. Senden ondan kaçması mümkün değildi.
"Ayrıca," dedi Çağrı. "Senin ne kadar çalışkan ve disiplinli olduğunu biliyorum. Okulda bile projeler için gece gündüz çalışırdı Nergis Hanım. Dikkatle her şeyini yapardı. Duru'nun eline geçen hayatta kurtulamaz. Keşke ben de Duru'nun eline geçsem," deyip güldüğünde gözlerimi büyüttüm.
"Çağrı ya! Biraz ciddi ol," dedim onu uyararak.
"Ben zaten ciddiyim," dediğinde Nergis Hanım bize gülerken ben de kaşlarımı çattım.
"Bence bu proje harika olacak," dedi Nergis Hanım.
Peki benim dışımda herkesin Çağrı'dan memnun kalması ve onunla gayet iyi anlaşması...
Sanırım bu benim en büyük bahtsızlığımdı. Ben ne kadar Çağrı'ya gıcık olup ondan uzaklaşmak istesem de yine bana yaklaşacak bir bahanesi oluyordu ve tanıdığımız ortak insanlar onu gayet de seviyordu. Çağrı'da şeytan tüyü olduğuna emindim.
"Peki bu çizimler sırasında Duru'ya gerekli olanakları sağlayacak mısınız?" diye sordu Nergis Hanım Çağrı'ya dönerek. "Yani Duru çok başarılı bir mimar. Ama ona yardımcı olacağınız noktalar olacak. Eğer her imkanı sağlarsanız ve özellikle çizim konusunda net olursanız Duru daha kısa sürede bitirir. Eli hızlıdır onun ve kesinlikle her çiziminde titizdir."
Nergis Hanım beni övdükçe çığlık atmak istiyordum. Övme beni diye bağırmak istiyordum. Zaten Çağrı eğleniyordu. Yapmayın Nergis Hanım...
"Elbette," dedi Çağrı. "Az önce de dediğim gibi ve sizin de dediğiniz gibi Duru'nun oldukça başarılı bir mimar olduğunu biliyorum. Mimarlık bölümünü birincilikle bitirdi. Üniversitede deli gibi çalışırdı. Son sene maalesef sekteye uğradı eğitimi bazı nedenlerden dolayı. Ama toparladı hemen." Yutkundum.
Annemin ve babamın ölümünden dolayı yaşadığım o berbat dönemden bahsediyordu. Kendime gelmem öyle zorlu bir süreçti ki, sonradan anneme ve babama verdiğim sözü hatırlayıp başarılı bir şekilde bölümü bitirmiştim. Onlara verdiğim sözü tutamayacağım endişesine kapılarak uykusuz kalmıştım günlerce. Hep çok çalışmıştım.
Mezuniyet töreninde birincilikle bitirdiğimi en çok onlar görmek istemişti. Ama görememişlerdi. Çok istemiştim. Ama olmamıştı işte. Bu da benim içimde bir burukluk olarak kaldı. Pelin'in de dediği gibi onlar zaten gördüler abla, endişe etme. Bun inanarak bir nebze olsun iyi hissetmiştim.
"Duru?" diyen Nergis Hanım'a döndüm. "İyi misin?" diye sordu. Gülümsedim. Durumumu bildiği için yüzünde endişeli bir ifade vardı. Başımı salladım.
"İyiyim Nergis Hanım. Daldım birden." Tebessüm edip başını salladı. Tekrar Çağrı'ya döndü. Çağrı da bunun üzerine boğazını temizleyip konuşmaya devam etti.
"Yani Duru'ya ne lazım olursa, hangi konuda yardıma ihtiyaç duyarsa bunu yerine getireceğimizden emin olabilirsiniz." Nergis Hanım gülümsedi.
"O zaman anlaştık mı? Şartlar zaten iki taraf için de kabul edildi. Herhangi bir itiraz yok. Yönetim kurulumuz tarafından da incelendi. Bizim yönümüzden bir sıkıntı olmayacak. Buna emin olabilirsiniz." Nergis Hanım'ın sözleriyle Çağrı başını salladı.
"Emin olun, bizden de sıkıntı çıkmaz," dedi ve elini uzattı. "Hayırlı olsun o zaman hepimize." Nergis Hanım onun elini sıktıktan sonra Çağrı bana döndü ve gülümsedi. Elini bana uzatınca iç çektim ve elimi ona uzattım.
"Hayırlı olsun," dedim ve ardından alaylı bir şekilde konuştum. "Ne yapıp edip yine hayatıma giriyorsun. Büyük başarı. Büyük azim. Tebrik ederim." Sırıtarak elimi sıktı ve geri çekti.
"Her zaman peşindeyim. Bunu sana zaten söylemiştim," dedikten sonra ayağa kalktı. "Ben artık dönmeliyim. Şartların altına imza attım ve proje çizimi için onay verdim. Hemen bugün başlayabilirsiniz çizime." Bakışları bende durdu. "Haberleşiriz Duru Hanım," dedi hanım kelimesine baskı yaparak. Sırıtan yüz ifadesine gözlerimi devirdim.
Bir insan nasıl her zaman sırıtabilirdi ki? Yanakları ağrımıyor muydu bunun?
İlginç adam.
"Görüşürüz Çağrı Bey," dedim imalı bir sesle. Nergis Hanım ile bir şeyler konuştuktan sonra odamdan çıktı ve kapıyı kapattı. Onun odadan çıkmasıyla Nergis Hanım anında bana döndü.
"Çağrı Seçkinler senin üniversiteden arkadaşın demek? Ay ben onun Halit Bey'in oğlu olduğunu hiç bilmiyordum bile. Halit Bey ile o kadar samimi olmadığım için pek ailesini de sormamıştım. Sadece bir oğlu olduğunu biliyordum. O da bizimle çalışacak. Çağrı görünürde değildi. Demek senin için yurt dışından dönmüş." İmalı ses tonuna ofladım.
"Yapmayın Nergis Hanım ya!" dedim mızmız küçük bir çocuk gibi.
"Arkadaşın değil bence, yani mümkün değil," dedi gülerek. "Bu adamın resmen sana ilgisi var. Gözlerinden belli! Bakışlarını görmemek imkansız." Başımı iki yana salladım.
"Ama benim ilgim yok. Kapatalım konuyu. Zaten sinirlerim bozuk. Bana denk gelen iş arkadaşına bakar mısınız? En gıcık olduğum kişi." Nergis Hanım bu dediğime inanamamış olacak ki şaşkınlıkla bana baktı.
"Ya sen delirdin mi? Bu adam bizim şansımız resmen. Şirketimiz bu proje ile büyümeye devam eder. Sıkıntılı zamanlardan kurtulmuş oluruz." Başımı salladım.
"Evet, şirket büyürken ben de sinir krizinden ölürüm," dedim homurdanarak. Nergis Hanım güldü.
"Ben bu işi çok sevdim. Çok güzel olacak. Hem şirket için hem de senin için." İmalı sözlerine devam ettiği için ofladım yine.
"Nergis Hanım lütfen!" dedim sızlanarak.
"Tamam tamam," dedi gülerek. "Sustum. Hadi sen hemen eve git ve güzelce dinlen. Sonra kafanı toparla. Sakinleş. Sonrasında ise projeyi incele. Sana gelecek olan çizim planı mail üzerinden atılacak. O yüzden mail kutunu kontrol et sürekli." Başımı salladım ve ardından gülümsedim.
"Umarım bu iş hayal ettiğiniz gibi güzel olur." İç çekip gülümsedi.
"Umarım canım. Neyse... Ben gideyim. Çalışmam gerek. Sen de hemen gidip çizimlere odaklan." Başımı salladım.
"Elbette Nergis Hanım!" deyip güldüğümde o da güldü ve ayağa kalkıp odadan çıktı. Kapıyı kapattığında kendi kendime söylendim.
"Bir Çağrı ile birlikte çalışmam eksikti zaten. Şaka gibi," diye homurdandım. "Adam ne yapıp edip yine benim yanıma geliyor ya! Hep onun dediği çıkıyor. Sinirden ölmem inşallah." Somurtarak odamdaki her yere bakınırken dönüp çizimlere bakmadım bile. Ama sonra pes ettim.
Çizimlere dönüp bakınca yüzümü buruşturdum. Gerçekten karmakarışıktı. Bir de bunun mail üzerinden gönderileceği kısım vardı. Çok güzel(!). Çağrı ile beraber yapacağımız bir iş olduğu için de ayrı bir yapasım gelmiyordu. Çizimleri hemen toplayıp büyük çantamın içine yerleştiriken telefonumun sesini duydum ve telefonumu elime aldım.
Pelin arıyordu.
"Efendim bebeğim?" diye cevap verdiğimde sırıttığını hissettim.
"Ablaların en güzeli, en tatlısı, en anlayışlısı, en-"
"Pelin ne istiyorsun?" diye sordum hemen. Bir yandan gözlerimi devirmiştim.
"Abla ben evde çok sıkıldım ya. Biraz dışarı çıkacağım." Boğazımı temizledim ve ciddi bir sesle konuştum.
"Olmaz," dedim net bir şekilde. Hemen yalvarmaya başlayacaktı.
"Abla ne olur ya ne olur! Vallahi dikkat edeceğim kendime." Kaşlarımı kaldırdım.
"Tek başına mı olacaksın?"
"Hayır ya. Liseden arkadaşlarım var ya? Buradaki kafeye gelmişler. Onların yanına gideceğim." Derin bir nefes alıp verdikten sonra Pelin görmese de başımı salladım.
"Peki," diye mırıldandığımda hemen güldü. "Hiç öyle gülme Pelin. Dikkatsiz davranıyorsun. Dikkat edeceğine söz ver."
"Söz abla. Söz," dedi neşeyle. Onun bu haline ben de güldüm.
"Tamam o zaman. Aradığım an o telefon açılacak. Anlaştık mı?"
"Anlaştık hayatımmm," dedi kelimeyi uzatarak. Sırıttım.
"Çok fenasın Pelin." Güldüğünde aklıma Çağrı gelmişti. Pelin'e iyi bir dedikodu malzemesi vermeye hazırdım. Tabii bu benim için kötü bilse olsa.
"Bil bakalım ne oldu Pelin?" dedim onun dikkatini çekmeye çalışarak.
"Oha! Bismillah. Ne oldu?" dedi heyecanla. Kıkırdadım. Kıza yeter ki bir haber vereyim. Hemen kendine geliyordu.
"Yeni bir proje aldım. Başka bir şirketle ortak bir proje." Bunu söylerken pek de memnun değildim. Ses tonumdan belli oluyordu.
"Ay çok sevindim! E bu çok güzel. Sen neden sinir sinir konuşuyorsun abla? Bir şeyden de memnun ol be abla!" dedi homurdanarak. Gözlerimi devirdim.
"Sinir olurum. çünkü iş ortağım aşırı gıcık," diye söylendim.
"Sen yine birine gıcık olduysan Allah sonumuzu hayretsin." İstemsiz bir şekilde güldükten sonra nefesimi dışarı verdim.
"İş ortağım Çağrı."
"Ne?!" dedi Pelin çığlık atarak. Sesi resmen kulağımı delmişti. Yüzümü buruşturdum.
"Yavaş Pelin," dedim. "Kulağımı söktün!"
"Oha!" dedi şaşkın sesiyle. "Ay inanmıyorum. Çok güzel oldu bu. Çok güzel." Pelin'i onaylamadığımı belli edercesine başımı iki yana salladı.
"Sen bir de bana sor," dedim memnuniyetsiz bir sesle.
"Abla bir kere de memnun ol ya. Valla Çağrı Abi'ye haksızlık yapıyorsun." Ofladım.
"Yine başlama Pelin. Hadi sen git. Arkadaşlarının ile ilgilen." Konuyu daha da uzatmaya gerek yoktu. Haberi olsun yeter.
"Bunun dedikodusu fena yapılır. Eve geldiğimde direkt konuşacağız," dediğinde pis pis sırıttığına emindim.
"Aynen Pelin aynen. Hadi ablacığım. Sana iyi eğlenceler." Güldü.
"Teşekkür ederim abla. Sana da kolay gelsin." Gülümsedim.
"Sağ ol bebeğim," dedikten sonra telefonumu kapattım. İç çekerek elimdeki telefonla bakışırken aniden mesaj sesi geldi. Ekran kilidini açtım ve gelen mesajı okuduğumda gözlerimi devirmeme neden olmuştu.
0543...: Her zaman hayatının bir noktasında karşına çıkacağım. Bence sen de bunu kabul et inatçı keçi. Çizimlere başlasan iyi olur, kontrol edeceğim :D