İnsanlar neden sadece fotoğraflarda mutludur? Neden fotoğraf çektirmek isterler? Sanırım mutlu oldukları anları ölümsüzleştirmek için çünkü sadece fotoğraflarda ebediyen gülümserler. Benim ise sadece bir tane küçüklük fotoğrafım vardı onu da yetimhanede kayıt sırasında çekmişlerdi.
O fotoğraf ise telefonumun ekran görüntüsü yapmıştım. Mete’nin arabasıyla babasının şirketine giderken elimdeki telefondan o tek fotoğrafıma bakıyordum. Küçükken çok yaramazdım sürekli yaramazlık yaptığım için dayak yerdim.
Belki hak ederdim belki etmezdim bilemem ama sadece küçüktüm onu biliyorum. Telefonun ana ekranında parmağımı gezdirdim ve telefonu kapatıp cebime koydum.
“Bombadan anlıyorum demeseydin hayatta seni peşime takmazdım ya.”güldüm.
“Baban patlamadan yetişsek bari.”
“Trafik var ne yapayım otursun birkaç saat kımıldamasın.”kıkırdadım.
“Anladım, şirketinde mi olmuş bu olay?”
“Evet artık kim yaptıysa bayadır içeride olması gerekiyor yabancı biri girseydi anlaşılırdı.”
“Hangi düşmanınız olabilir peki?”
“Ne bileyim hepsinin çetelesini tutsak ohoo ama var aklımda bir iki isim.”
“İyi bombayı çözdükten sonra gider dürersin defterlerini bende omzum iyileşsin diye evde dinlenirim biraz.”kafasını kaşıdığında bakışları tekrar yola odaklandı, yarım saat trafikte can çekiştikten sonra yol açılmıştı. Şirketlerinin önüne gelince kapıyı açıp aşağıya indim oda indiğinde peşinden ilerledim birlikte güvenlikten geçip ilerledik.
Asansörlere vardığımızda Mete’yi gören herkes yol vermişti. Birlikte asansöre binip yönetici katına çıktık Mete önde ben arkasında ilerlerken birlikte babasının odasına girdik.
“Nerede kaldınız amına koyayım götüm düzleşti!”babası beni sonradan gördüğü için önce biraz mahcup olmuş ama sonra oda boş vermişti.
“Selam.”sağlam olan elimi kaldırıp selam verdiğimde hafifçe gülümsedi.
“Hayırdır senin burada ne işin var?”bombanın üzerinde bile kendinden taviz vermeyen bir adamdı sanırım hayret ailenin erkekleri toptan ilginç galiba.
“Bombayı ben çözeceğim.”şaşırmamıştı. “Şaşırmadınız oğlunuz gibi?”
“Bu kadar haltı yiyen bir kıza daha niye şaşırayım ki?”
“Sizde haklısınız tabi.”Mete’ye döndüm.
“Ya üzerinde çakı falan bir şey var mı?”dediğimde Eymen abinin yanındaki adam cebinden bir tane çıkarıp uzattı, çakıyı aldığımda tekrar konuştum. “Bana yardım edin şimdi sandalyenin altına uzanayım malum omzum.”
“Gel.”Mete sağlam olan kolumdan tutup yere uzanmama yardımcı oldu. Ne kadar memnun olmasam da Eymen abinin altına uzanıp sandalyenin alt kısmındaki bomba ile bakıştım. “Çözebilecek misin?”
“Bir dakika bakıyorum müsaade edersen.”kabloların dikkatlice tek tek giriş ve çıkış yönlerini incelerken Mete de eğilmiş beni izliyordu. “Bak bu parolise bu da topraklama.”ellerim titrerken yeşil kabloyu gösterdim. “Bu olması gerek.”
“Emin misin?”dediğinde kafamı salladım.
“Evet eminim.”
“Ne yaptığını biliyorsun değil mi kızım toptan havaya uçmayalım.”diyen Eymen amca ile derin bir nefes aldım.
“Biliyorum.”yeşil kabloyu alıp elimdeki bıçakla bir çırpıda kestim. “Şimdi kalkabilirsin ama sen yine de yavaş yavaş kalk ne olur ne olmaz.”ağır ağır oturduğu yerden kalktığında bende Mete’nin yardımıyla sandalyenin altından kalkmıştım.
“Sağ ol kızım.”bana elini uzattığında Mete’nin elini bırakıp Eymen abinin elini tuttum Mete de yardım ettiğinde yerden kalkmıştım.
“Bir şey değil.”
“Bu defa biz sana bir can borçlandık.”dediğinde omuz silktim.
“Sizden aldıklarıma sayın ödeşelim.”kafasını usulca salladı.
“Hesaplar kapandı o halde.”elini uzattığında bende tuttum ve el sıkıştık.
“Aynen aramızda bir hesap kalmadı.”
“Eyvallah.”
“O halde beni aldığın yere geri bırakıver Meteciğim sana zahmet.”
“Hay hay kızıl cadı.”Eymen abiye döndüğümde hoşçakalın anlamında el salladım.
“Sen tetikçiydin değil mi?”diye mırıldandığında kafamı salladım. “Varsa bir numaranı bırak belki bizim de bir işimiz düşer.”
“Oğlunuzdan alırsınız gerçi telefondan iş almıyorum ama siz yabancı sayılmazsınız.”
“Eyvallah.”güldüm. Mete ile birlikte odadan çıktığımda sağlam olan kolumla koluna girdim.
“Baban kafa adam.”
“Babacan adamdır kadın olmasaydın bak o zaman sana neler ediyordu.”
“Hadi canım mesela?”birlikte asansöre bindiğimizde sırıttı.
“Bilmek istemezsin ama olsun sen o çıt kırıldım kızlardan değilsin.”hafifçe öksürdü. “Dayağıdır işkencesidir baya kelpetenidir artık Allah ne verdiyse, bir defasında bir tecavüzcüyü ağaç kesme makinesine yatırdıklarını görmüştüm.”hafif bir ıslık öttürdüm.
“İyiymiş layığını bulmuş işte.”
“Doğru.”birlikte asansörden çıktığımızda dışarıya yöneldik güvenliğin getirdiği arabaya bindiğimizde Mete sürmeye başladı. Eve geldiğimizde ikimizde indik ben evin kapısını açarken oda peşimden geliyordu birlikte içeriye girdiğimizde ardımdan kapıyı kapattı.
“Hayırdır ya? Niye geldin öyle peşimden?”tam önümde durduğunda gülümsedi.
“İş çıkmadan önce biz bir şeylerle uğraşıyorduk işte yarım kalmıştı hani dediydin ya bana yarım kalan işleri sevmem diye tamamlamaya geldim.”kaşlarımı çattım ve her zamanki rahatlığımla anlamamazlıktan gelmeye başladım.
“Neymiş o yarım kalan?”bir anda dudaklarıma yapıştığında iki elini kalçalarıma koyup beni kucağına aldı. Tek kolumu boynuna sararken bacaklarımı beline doladım diğer kolum alçıda olduğu için dikkatli davranıyordu.
Öpücükleri sertleşirken dudaklarımı ısırdı ve emzik emercesine emmeye devam etti. Bende ona karşılık verdiğimde istediğini almış olmanın zaferiyle beni sırt üstü koltuğa bıraktı. Dudaklarımdan ayrıldığında nefes nefese kalmıştık sırıtarak yüzüne baktığımda hafifçe güldüm.
“Omzum sakat arsızın tohumu omzum!”omuz silkerken gömleğinin düğmelerini açmaya başladı.
“Sen onay veriyorsan sıkıntı yoktur yavrum.”gür bir kahkaha attım.
“Yavrum? Biz şeytandan yavruma ne ara terfi ettik ya tabi arada bir de cadı oldum unutmadım onu da.”
“Bir şeyi de unutsan şaşardım!”üzerindeki gömleği çıkarıp attığında umursamazca güldüm.
“Benim tişörtümü nasıl çıkartacaksın askı var kolumda.”
“İznin var mı yok mu işte kızım ona göre göstereceğim nasıl çıkartacağımı?”alt dudağımı ısırdığımda kafamı belli belirsiz salladım, benden aldığı cesaretle tişörtümü yakalarından tuttuğu gibi ortadan ikiye yırtmıştı.
“Oha lan oha en sevdiğim tişörtümü yırttın ayı!”
“Lan sen nasıl çıkartacaksın demedin mi çıkarttım işte.”
“Yırtacağım demedim ama!”arsızca sırıtırken hafifçe göz kırptı.
“Desemiydim?”kafamı ukalaca salladım. “İyi önceden söyleyeyim birazdan südyenini de yırtacağım.”göz devirdim.
“Biraz yavaş mı gitsek hangi yangından mal kaçırmıyoruz ya ben burada duruyorum?”
“Öyle deme bak.”cebinden telefonunu çıkartırken kafamın önünde salladı. “Birazdan bu siktiğimin telefonu gene çalar gene başımıza bin türlü bok gelir yarıda kalırız yarıda kalırsak ben çok dolarım çok dolarsam da çok büyük bir patlamaya sebep olurum o yüzden.”telefonu ta mutfağa kadar fırlattığında sırıtarak bakışlarını bana çevirdi. “Telefonu açmak yok.”kahkaha atmaya başladığımda oda güldü.
“Sen harbiden manyaksın dün kafama silah dayayıp öldürmeye çalışan adam bugün benimle yatma derdine düştü.”omuz silkti.
“Ona bakarsan dünden önceki gün beni döven ve öldürmek isteyen kadın şimdi benim altımda.”
“Alt üst fark etmez yer değiştire biliriz bilader.”ellerini südyenimin askılarına koyduğunda güldü.
“Çok mu konuştuk biz hem atalarımız ne demiş az laf çok iş!”
“Eminim o lafı bu iş için söylememişlerdir.”
“Siktir et!”südyenimin askılarını sertçe çektiğinde dumur olup kala kalmıştı. “Lan siktiğimin askısı da lastik gibi kopmuyor amına koyayım bekle burada geliyorum!”üzerimden kalkıp mutfağa gitti birkaç dakika sonra elinde bıçakla geldiğinde südyenimin askılarını kesip çıkardı üzerimden.
Karşısında üstüm çıplak bir halde kaldığımda ikimizde sırıtıyorduk üzerime üzerime gelirken bir anda kapının çalmasıyla ikimizde durmuştuk.
“Karaca evde misin?”
“Berkay.”bir anda ağzımdan kaçan isimle Mete bana döndü.
“Berkay kim lan?”elimle sus işareti yaptığımda bir kapıya bir bana bakıyordu. “Amına koyarım ben böyle işin ama ha.”
“Ya sussana!”ayaklanırken hızlıca Mete’yi arka odaya ittirmeye başladım. “Sen burada bekle gözünü seveyim dışarıya çıkma bak ne olur.”
“Tamam çıkmam hadi bak gönder şu herifi bekliyorum.”
“Tamam patlama!”
“Ben bir patlayacağım sen o zaman göreceksin.”göz devirdim.
“Sapık!”dolaptan bir tişört aldım kolumdaki askıyı çıkartıp zar zor giydiğimde Mete askımı takmama yardım etmişti. Koşarak kapıya ilerledim kapıyı açtığımda tam gitmek üzereydi ki durdu ve tekrar bana döndü.
“Ne haber Berkay? Ya müsait değildim de bir şey mi oldu?”
“Yok birkaç gündür konuşmadık ondan.”
“Ha şey yani-“
“Koluna ne oldu?”aha yarrağı yedin şimdi Karaca.
“Şey kaza oldu mahallede düğün vardı bende eve geliyordum mangandanın biri işte kaza kurşunu bana denk geldi.”çünkü ben allahın şanslı kuluyum!
“Çok geçmiş olsun bende diyorum bu kız aramadan sormadan etmezdi.”
“Doğru çok üzgünüm işte başıma bir sürü iş gelince öyle oldu.”
“İstersen seninle kalabilirim.”
“Yok gerek yok hem annenler falan diğerleri nasıl oldu?”
“İyiler daha iyiler bugün eve çıktı bizimkiler diğerleri de Rüzgarın hastaneden çıkması biraz uzun sürecek tabi.”
“Anladım ben biraz dinlenmek istiyorum yarın görüşsek olur mu?”
“Olmaz, sen benimle hastane de kalmıştın şimdi seni yalnız başına bırakamam o yüzden itiraz istemiyorum bende geleceğim.”tam ağzımı açacaktım ki Mete kolunu omzuma atana kadar üstüne üstlük gömleğini giymemişti ve üzeri çıplaktı.
“Gerek yok aslan parçası.”hayırdır ya buna ne oluyor hayır iki yakınlaştık diye kendini evin reisi sandı herhalde.
“Pardon kusura bakma Karaca sonra görüşürüz.”Berkay hiçbir şey demeden öylece çekip gitmişti ama bozulduğu her halinden belliydi ki Mete’nin kolunu omzumdan tutup ittim.
“Ne yapıyorsun sen ya! Gerizekalı.”
“Ne yapmışım ya adamı yarım saat gönderemedin yaptım işte bende yapacağımı.”
“Mal ben bu heriflerin içine girmeye uğraşıyordum kaç haftadır geldin içine sıçtın bu herif beni istediğim her yere sokardı bravo ya!”
“Niye bu kadar kızdın siktiğimin herifi için.”
“Şuan gözümdeki bütün çekiciliğin bok oldu vallahi sinirimi alt üst ettin ne olur defol git Mete.”
“İyi be meraklı değildim bende sana.”kenarda duran gömleğiyle telefonunu aldığında bana döndü. “Omzun iyileşince ararsın.”göz devirdim ve sinirle gülmeye başladım.
“Manyak!”
“Hadi görüşürüz yavrum.”tam gidecekken kolundan tuttuğumda bana umutla baktı.
“Omzuma pansuman yap da öyle siktir git nereye gidiyorsan.”göz devirdiğinde sinirle tekrar içeriye girdi.
“Hay senin o omzuna sıkan adama da senin omzuna da-“
“Hadi ya çenen çalışmasın elin çalışsın ecza dolabı banyoda hadi aslan parçası.”omzuna vurduğumda söylene söylene banyoya ilerledi. Banyodan malzemeleri alıp geldiğinde askımı çıkardı sonra da tişörtümü, omzumdaki bandajı söküp pansuman yapmaya başladı.
“O kadar da ilerlemiştik şimdi yarım kaldı.”
“Kalsın.”diye uzatarak konuştuğumda sinirle homurdandı.
“Hani sevmezdin yarım kalan işleri.”
“Omzum ağrıyor sonra bitirirsin o işi.”
“İyi dua et omzun ağrıyor vallahi bırakmazdım yoksa.”güldüm.
“Ne yapacaktın paçama mı yapışacaktın?”
“Valla bir şansımı denerdim.”tişörtümü giymeme yardımcı olduğunda askıyı uzattı.
“Yok takmayacağım yarın takarım uyuyacağım zaten.”
“Birlikte uyuyalım mı?”
“Ha illa benimle o yatağa gireceksin yani?”hafifçe gülümsediğinde kafasını salladı.
“Yani Allahtan ümit kesilmez tabi.”
“Tamam ulan ama bak elleşirsen eğer o elini kırarım senin.”
“Yok vallahi elleşmeyeceğim.”
“Aferim adam ol.”
“Kes lan adamlıkla bu işi kurcalama şimdi.”ikimizde güldüğümüzde ayaklandım.
“Haydi o zaman yatak odam ilerde zaten gördün.”elini tuttuğumda yürümeye başladım. Odaya girdiğimizde ben yavaşça yatağa uzandığımda oda elindeki gömleği kenardaki tekli koltuğun üzerine atıp yanıma uzandı.
“Sarıla bilir miyim?”omuz silktim.
“Sarıl.”kollarını belime doladığında gülümsedim. “Horlamıyorsundur inşallah.”
“Estağfurullah.”saçlarıma bir öpücük kondurduğunda kıkırdadım.
“İyi geceler.”
“Sana da yavrum.”
Sabah gözlerimi araladığımda koca bir boşlukla uyandım galiba Mete benden önce kalkmıştı. Bende ayaklandığımda esnerken salona doğru ilerlemeye başladım bir yandan da bağırdım.
“Babanın sandalyesine bomba koyanı bulabilmiş midir sizinkiler?”tam salona girdiğimde gördüğüm görüntüyle kala kalmıştım.
“Sanırım ben buldum!”evimin ortasında bir sürü silahlı adam varken adamlardan bir tanesi Mete’nin kafasına silah dayamıştı.
İlk kez değer verdiğim bir insanı yanımda güvende tutamamıştım daha doğrusu ne olduğunu bile anlayacak fırsatım olmamıştı. Mete bana zarar vermesinler diye adamlar ne diyorsa kabul edip onlarla birlikte gitmişti bende el mecbur Eymen abiyi bulmam gerekiyordu.
Bu saatte onu nasıl bulacağımı bilmiyordum bu yüzden şirket hesaplarını hacklemeye karar verdim ama bu biraz sıkıntılı olacaktı. Birkaç saatimi almıştı zor da olsa becerdiğimde sisteme girmiştim zaten şirket sisteminde usulsüz bir durum söz konusu değildi benden ekmeklerine taş koymayacağıma göre patronun bilgilerini alıp girdiğim gibi çıkmıştım.
Üzerimi değiştirdim siyah deri bir pantolon ve üzerime beyaz salaş bir tişört giydim. Beyaz spor ayakkabılarımı da giyip deri ceketimi aldım ve omzum biraz zorlansa da onu da giydim. Çekmeceden silahı alıp belime koyduğumda telefonumu da arka cebime sıkıştırdım ve evden çıktım.
Garajdaki arabamı çıkardığımda bindim ve aklımdaki eve sürdüm evlerinin adresini bulmuştum gerçi Eymen abinin ev ahalisi beni görünce ne kadar memnun olacak Allah bilir? Yarım saatlik bir yolun ardından yüksek güvenlikli kale gibi bir evin girişinde durdum güvenlik arabanın camına iki kere tıkladığında camı indirdim.
“Kime baktın?”diyen adama dönüp.
“Eymen Karan ile görüşecektim.”
“Eve haber vermemiz lazım kim diyelim?”
“Karaca Aksoy katil olan de o anlar.”kafasını sallayıp bir dakika işareti verdi ve belindeki telsiz benzeri şey ile yukarıya haber verdi birkaç dakika sonra bana döndüğünde geçe bilirsin işareti yaptı. Büyük kapı gürültüyle açıldığında bahçeden eve kadar dizili bir sürü koruma ordusunun içinden geçip eve varmıştı.
Arabadan indiğimde Eymen abi beni bahçede bekliyordu yanında Sarp abi de vardı belli ki olan bitenden henüz bir haberlerdi. Yanlarına ilerlediğimde Eymen abi nezaketen hafifçe gülümsedi.
“Hayırdır hangi rüzgar attı seni benim evime?”saçlarımı geriye attığımda hafifçe boğazımı temizledim.
“Mete’yi benim evimden aldılar. Kim olduklarını bilmiyorum ama biraz kalabalıktılar ellerinde keleşler vardı belki yardımcı olur genelde burada pek bu tür silah kullanmazlar yani ben pek görmemiştim.”dediğimde Eymen abi sinirle soludu ve kafasını salladı.
“Ben biliyorum kim olduklarını.”
“Kim?”
“Afganlı bir aşiret.”
“Ne istiyorlar Mete’den?”
“Sizin Mete ile aynı evde ne işiniz vardı?”kollarımı göğsümde bağladım.
“Özel hayatımız sizi ilgilendirmez ama benim evimden bir adam kaldırılıyorsa bu beni ilgilendirir sorumun cevabını alabilir miyim şimdi?”
“Hay hay. Uyuşturucu laboratuarlarını biraz kurcalamış olabiliriz ham maddelerini mahvettik ve diğer malzemeleri de çöp ellerindeki son sermayeyi bu işe yatırmışlardı bizde izin vermedik bu yüzden Mete’yi almış olmalılar.”dediğinde Sarp abi araya girdi.
“Aşiretin lideri ile görüştük zaten bize malzeme karşılığı Mete’yi verecek.”dediğinde Eymen abi lafa girdi.
“Uyuşturucuyu satamasınlar diye bütün malzemeleri yok etmişken şimdi oğlum tehlikede diye onlara malzeme sağlayacak adam değilim ben. Sende bu işe daha fazla karışma senin de başın yanmasın kızım hadi evine git sen.”dediğinde sinirle ayağımı yere vurdum.
“Afedersin Eymen Bey abi de benim koynumdaki adamı alacaklar bende paşa paşa evime dönüp hiçbir şey yapmayacağım öyle mi? Kusura bakmayın ama ne halt yiyeceksek birlikteyiz beni böyle başınızdan atamazsınız.”ikisi birbirleriyle bakıştıklarında Eymen abi tekrar bana döndü.
“Sen baya inatçısın tuttuğunu koparan da bir kızsın iyi bakalım takıl peşime.”birlikte evlerine girdiğimizde Eymen abinin arkasından ilerledim. Salona uğramadan merdivenlerden üst kata çıkmıştım şifreli bir çalışma odasına geldiğimizde kapının şifresini girip açmıştı. Birlikte içeriye girdiğimizde koltukları işaret etti, karşı karşıya oturduğumuzda direk lafa girdim.
“Eee ne yapıyoruz plan ne?”
“Henüz tam olarak ne yapacağımızı karşılaştırmadık. Elimizde adamın evinin adresi var ama evi ciddi bir koruma altında öyle az buz bir adamdan bahsetmiyoruz en az elli atmış koruma var evin etrafında girmek imkansız.”sehpanın üzerindeki evin krokisi ve fotoğrafları vardı. Tek tek bakınmaya başladığımda haklı olduklarını düşündüm eve girmek o kadar kolay görünmüyordu hadi girdik diyelim anca cenaze nakil aracıyla çıkardık.
“Fazla sağlammış gerçekten ama bir yolu olmalı hem burada olduğundan emin misiniz?”
“Adımız kadar.”dedi Sarp abi.
“Bu adam aşiret değil mi yani hepsi bir evde mi yaşıyor yoksa-“
“Kızı var bir tane evli çocuğu falan da var ama en az babasının evi kadar korunaklı onların evi de.”kızın evinin fotoğraflarını önüme itti bu kez. Kaç koruma var vs incelerken bakışlarımı Eymen abiye çevirdim.
“Evin işleri yapan bir kadın veya aşçısı falan var mı?”
“Var.”dedi Sarp abi.
“Tamam aklıma bir şeyler geliyor ama biraz dıdısının dıdısı gibi olacak.”
“Anlat sen.”dediğinde hafifçe öne eğilip ellerimi birbirine bağladım.
“Şimdi biz bu evde çalışan kadın her kimse onun ailesine ulaşacağız ve ailesini rehin tutacağız işte kadınla görüşme ayarlayacağız. Ondan sonra kadına bir ilaç vereceğiz bu ilacı evdeki çocuğun yemeğine damlatacak ama merak etmeyin çocuğa bir şey olmayacak sadece biraz rahatsızlanacak hastalanacak hepsi bu. Çocuk hastalanınca mecburen hastaneye götürecekler bizde çocuğu hastaneden kaçıracağız karşılığında da anlaşıp Mete ile çocuğu değiştireceğiz.”
“Hangi hastaneye götüreceklerini nereden bileceğiz?”dedi Sarp abi.
“Ayarlayacağımız kadın bize söyleyecek artık.”
“Güzel plan sağlam tutar bu Sarp şu hizmetli kadının ailesi falan bir araştırın bulun.”dedi Eymen abi.
“Bulduktan sonra bende geleceğim birlikte halledeceğiz belli ki siz işin içinde kadın çocuk olunca pek fazla katılaşamıyorsunuz o yüzden işi bana bırakın.”deyip ayaklandığımda Eymen abide ayaklandı ve bana elini uzattı.
“İyi iş kızım.”
“Sağ olun.”
“Telefonunu alabilir miyim?”
“Tabi.”cebinden kendi telefonunu uzattığında telefonuna kendi numaramı girdim ve kendimi aradım. Telefonunu ona geri verirken kendi telefonuma kayıtlı olan numarayı kaydettim ve Sarp abi ile birlikte çıktık odadan.
“Ne kadar sürer abi bulmanız?”
“Bir saat falan sürer dua edelim de ailesi Afganistan da falan olmasın yoksa sıçarız.”
“Başka bir yolunu buluruz ya.”
“Neyse bekle birkaç kişiyi arayacağım görüşme yapacağım sen salona geç istersen.”
“Tamam.”aşağıya indim ve salona girdim beni bir tek Melek tanıdığı için direk neşeyle ayaklanmıştı. Tabi diğerleri de aileden birinin katili olduğumu bilse bırak bana sarılmayı herhalde suratımı tükürür kapı dışarı ederlerdi.
“Karaca Hoş geldin senin ne işin var burada?”Melek bana sarıldığında bende ona sarıldım.
“Şey Eymen abi ile bir işimiz vardı da o yüzden geldim şimdi ise Sarp abiyi bekliyorum.”
“Otursana kızım.”dedi tekli koltukta oturan orta yaşlı sarışın ve mavi gözleri olan kadın.
“Annem Selen buda diğer kız kardeşim Melike.”dedi salondaki kadınları göstererek.
“Bende Karaca.”kısaca kendimi tanıttığımda koltuğa Melekle birlikte oturdum.
“Babamla ne işiniz vardı özel değilse?”diyen Melikeye döndü bakışlarım.
“İş ile alakalı şeyler can sıkıcı yani boş verin.”
“Anladım.”salonda huzursuzca bir sessizlik hakimiyet kurduğunda bacağımı sallamaya başladım. Gerildiğimde stresle bacağımı sallamak adetim haline gelmişti stresimi dindirdiği için sallamaktan vazgeçemiyordum.
“Gidelim mi Karaca.”bakışlarım salonun çıkışına yöneldiğinde bana seslenen Sarp abi ile ayaklandım.
“Gidelim.”sonra kızlara döndüm. “İyi akşamlar.”hafifçe el sallayıp Sarp abinin peşine takıldım. Arkasından arabasına ilerlediğimde öne bindi sürücü koltuğuna bir başkası binerken bende arka koltuğa bindim.
“Nereye gidiyoruz?”
“Bir saatlik bir yol var köy civarı bir yerde kadının ailesinin evi.”
“İyi o bir saat ben uyurum burada kafamı yaslar gelince kaldırırsınız.”rahatlığıma şaşkınca bakarken kafamı cama yasladım. Arabanın sarsıntısı ile bebek beşiğinde sallanıyormuş gibi hissederken gökyüzüne bakarak uyuya kalmıştım.
Birinin beni dürtmesiyle gözlerimi araladığımda boynumun tutulduğunu fark ettim. Boynumu yavaşça hareket ettirip gevşediğimde arabadan indim. “Burası.”karşımdaki köy evi tarzı yeri gösterdi Sarp abi.
“Abi bekle bir önden ben gireyim.”
“Tamam.”belimdeki silahı çıkarıp arkama sakladım ve evin kapısına ilerledim. Kapıyı çaldığımda bir kadın açmıştı bana şaşkın şaşkın bakarken gülümsedim ve arkamı döndüm. “Kadının adı neydi abi?”
“Gülsüm.”
“Hah!”tekrar kapıyı açan kadına döndüm. “Gülsümü tanıyor musunuz siz hanım abla?”kadın bana şaşkın şaşkın bakarken kafasını salladı.
“Evet ablam o benim.”
“Hah ben de onun için gelmiştim.”
“Ne yapacaksınız ablamı burada değil ki?”
“Sıkıntı değil ya şantaj yapacağız!”
“Ne-“arkamdaki silahı çıkartıp kadına doğrulttuğumda korkuyla çığlık atmıştı.
“Gir içeri!”sakince söylediğim şeyi yapıp içeriye geçtiğinde bizde Sarp abi ile eve girmiştik.
“Lütfen bana zarar vermeyin.”küçük salona geçtiğimizde kadını hafifçe koltuğa ittim.
“Telefonun nerede?”
“Orada.”dedi diğer koltuğu gösterirken, Sarp abi telefonu alıp bana uzattığında bende kadına uzattım.
“Ablanı ara şimdi.”kafasını usulca salladığında yavaşça rehbere girip arama tuşuna bastı ve kulağına götürdü telefon açıldığında hafifçe yutkundu.
“Abla!”dediği anda telefonu elinden çekip aldım ve kendi kulağıma çevirdim.
“Selamun aleyküm aleyküm selam hanım abla nasılsın iyisin inşallah?”telefondaki ses bir an durulduğunda karşıdaki kişi tekrar konuştu.
“Siz kimsiniz?”
“Şimdi şöyle ben senin bu kız kardeşini bir süre misafir edeceğim misafirliğimiz boyunca tabi bazı ev kazaları olabilir malumunuz hayat bu.”
“Ne istiyorsunuz kardeşimden kimsiniz?”
“Şimdi kimseye bir şey belli etmeden buraya geliyorsun artık nasıl gelirsin ben bilmem ama birine bir şey söylerken kardeşinin kafasında patlayan silahtan ben meshul değilim.”
“Ta- tamam lü- lütfen ona zarar verme.”
“Bu sana bağlı.”kolumdaki saate çevirdim bakışlarımı. “Tam bir saat veriyorum sana bir saat içinde geldin geldin gelemedin günah benden gider.”Sarp abinin ciddi bakışları üzerimde gezinirken omuz silktim.
“Tamam hemen geliyorum lütfen ona dokunmayın yalvarırım.”
“Aferim bekliyorum.”telefonu direk kapattığımda koltuğa rahatça kuruldum. “Eee nasıl ev bu çay may yok mu hanım abla?”kadın rahatlığıma şaşkınca baktığında Sarp abiye döndüm. “Otursana abi.”Sarp abide oturduğunda güldü.
“Sen var ya ne fenaymışsın kız.”
“Daha hiçbir şey görmedin abi.”
2 Gün Sonra
Aklımızdaki her şeyi tamamlamış çocuğu hastane üzerinden kaçırmıştık. Tabi çocuğun kılına bile zarar gelmemişti orası ayrı mevzu biz çocuğa paşalar gibi bakıyor ne istiyorsa yapıyorduk. Takas bu akşam gerçekleşecekti ve biz adamın torununa karşılık Mete’yi geri alacaktık.
Tepemde zıplayıp duran çocukla göz devirdim. Beş yaşlarında kıvırcık çok şirin bir erkek çocuğuydu ama sanırım biraz fazla hiperaktif bir çocuktu.
“Yavrucuğum zıplayıp durma bir yerine bir şey olacak ondan sonra uğraş dur aşiret dedenle.”
“Bana ne bana ne beni kaçırmasaydınız bana ne!”beş dakika yerinde durmamıştı hayır çocuk olmasa çarpacağım ağzına bir tane ama çocuk işte atsan atılmaz satsan satılmaz.
“İnat mısın lan sen eşek sıpası in oradan aşağıya.”
“Bana ne inmeyeceğim.”
“Hasbinallah çocuğum düşeceksin oradan aşağıya kafan gözün yarılacak sonra vay efendim el kadar çocuğa işkence mi ettine dönecek iş.”hayır yani bu çocuğu niye benimle bıraktılar ben onu da bilmiyorum ki neymiş benden şüphelenmezmişler ulan Mete’yi benim koynumdan aldılar zaten.
“Yarılmaz işte yarılmaz!”
“Niye sen Süpermen misin? İn o koltuğun tepesinden iç şu çorbanı.”
“İçmeyeceğim.”
“Eh içmezsen içme ya acıkınca paşa paşa içeceksin nasıl olsa.”koltuğun tepesinden inip yanıma koşturduğunda bacağıma tekme attı. “Ah ne yapıyorsun be?”
“Cadısın sen cadı gibi kadınsın!”
“Sensin lan cadı bacaksıza bak milletin çocuğu tatlı olur şeker olur bide şuna bak ya.”
“Bana ne cadalozsun işte!”
“Tipe bak ya sen cadaloz görmemişsin.”
“Bütün kadınlar aynısınız işte!”kaşlarımı çattığımda önünde eğilip onunla aynı boya geldim.
“Hayatında kaç tane kadın gördün acaba sen?”
“Kreşte çok gördüm Elif var mesela oda senin gibi hiçbir şeyden memnun olmuyor sürekli bana oyuncak fırlatıyor oda senin gibi suratsız bir cadı!”
“Hayda Elife olan hıncını niye benden çıkarıyorsun çocuğum.”
“Sende Elif gibisin bütün kızlar Elif gibi pis!”
“Sen niye bütün kızları habire Elifle kıyaslıyorsun o cadı diye bende cadı olmuyorum bir kere.”
“Nesin peki sen?”
“Biraz asabi bir insan olabilirim galiba.”
“Yine de cadısın yüzün güzel ama için kötü senin.”
“Onu nereden çıkardın acaba?”
“Kötü olmasan beni kaçırmazsın ben çocuğum bir kere sana ne yapmış olabilirim ki?”
“Sen ne kadar ukala bir şeysin ya?”
“Sensin ukala sana bir şey sordum cadı!”sinirle kollarından tuttuğumda konuşmaya başladım.
“Senin o çok sevgili deden de kötü birisi olmasaydı benim hoşlandığım adamı kaçırmazdı eğer bir kötü arıyorsan seni verdiğimizde dedene git!”çocuğu öfkeyle hafifçe sarstığımda gözleri dolu dolu olmuştu. Kollarını bıraktığımda pişmanlıkla geri çekildim resmen çocukla çocuk olmuştum. “Özür dilerim bak ilk samimi özürüm değerini bil.”hafifçe gülümsediğinde gözlerini sildi.
“Çok mu hoşlanıyorsun abiden?”kaşlarımı çattım.
“Hangi abiden?”
“Hani dedin ya deden hoşlandığım adamı kaçırdı diye.”gözlerim şaşkınlıkla açıldığında yutkundum.
“Demedim öyle bir şey ben!”
“Dedin.”
“Demedim.”
“Dedin ya! Cadolozluk yapma dedin.”
“Off!”elimle yüzümü sıvazladım. “Sanırım biraz etkilenmiş olabilirim.”
“Vayy!”kıl bir şekilde güldüğünde göz devirdim. Sehpanın kenarına oturup eline aldığı kaşıkla mercimek çorbasından bir kaşık alıp ağzına attığında yüzünü buruşturdu. “Soğumuş bu!”
“Yemezsen soğur tabi!”
“Isıt.”
“Rica et!”
“Isıtır mısın?”
“Tamam ısıtırım.”önündeki tepsiyi alıp içeriye gittim ve çorbanın altını yaktım. Isınmasını bekledim ısındıktan sonra tabağa koyup geri salona döndüm ve sehpaya bıraktım. Bu defa mutlulukla yemeğe başladı ben ise takas saatinin gelmesini bekliyordum.
Çocuk çorbayı yedikten birkaç saat sonra kapı çalmıştı dışarıda Eymen abinin adamları olduğunu biliyordum ama yine de temkinli olmak gerekirdi. Belimdeki silahı çıkarıp temkinlice hafifçe kapıyı araladığımda Eymen abiyi görmem ile kapıyı tamamen açtım.
“Çocuk nasıl?”
“İyi ama ben akıl sağlığımı yitirmek üzereyim.”dediğimde güldü.
“Çocuk iyidir bir şey olmaz.”
“Sanırım ömrü hayatım boyunca bir daha çocuk görmek istemem.”ikimizde güldüğümüzde içeriye geçtik.
“Gidiyoruz ufaklık deden bekliyor buluşma yeri ayarlandı bile koruması alındı her iki taraf nazarında da.”kafamı salladım.
“Ama biz yine de ek bir ekip arkamızda bekletelim.”
“Bende öyle düşündüm zaten ne olur ne olmaz.”
“Keskin nişancı da ayarlayalım.”
“Onu da düşündüm.”
“O halde gidelim.”diye mırıldandım çocuğa elimi uzattığımda gelip sıkıca elimi tuttu. Gerçi nasıl bir çocuk olduğunu da çözememiştim insan hiç mi korkmazdı ama hayır bu çocuk çok rahattı.
Birlikte bizi bekleyen siyah minibüse bindiğimizde arkamızdan iki araba dolusu koruma da geliyordu. Buluşma noktası ıssız bir ormanlık alandaki köprünün üzerinde ayarlanmıştı. Karşı karşıya olacaktık tabi biz onlara çocuğu gönderecektik onlarda bize Mete’yi gönderecekti.
Tabi üzerlerinde istediklerini yaptıramamanın verdiği öfke de vardı o yüzden her türlü pisliği yapabileceklerini düşünüyordum.
“Sizin ev koruma altında değil mi?”
“Evet.”
“Dışarıda sizden kalan birisi var mı peki?”
“Kimse yok dışarıdakiler bile bizde şuan.”
“Tamam o halde adamlarından ne kadar eminsin?”
“Emin olmadığımı evime kadar sokmam ki evin içine girmeleri yasak.”
“Tamam.”
“Ne oluyor kızım?”
“İçimi rahatlatmaya çalışıyorum sadece sanki bir şeyler çok kolay oldu yani bilemiyorum.”elini omzuma koyduğunda hafifçe sıktı.
“Sakin ol.”
“Ne bileyim içimde bir sıkıntı var sanki bir sorun çıkacak ters bir şey olacak gibi.”
“Bu bizim işte insan çok fazla paranoyak oluyor.”
“Sadece tüm olabilecek şeyleri kafamda hesaplamaya çalışıyorum ama bir şeyler eksik sanki.”
“Ne gibi?”
“Çok kolay oldu anladın mı? Yani bir şekilde Mete’yi aldık diyelim illa ki karşılığını verecekler eminim.”
“Sen olsan ne yapardın?”diye sorduğunda bakışlarımı ona çevirdim.
“Kısasa kısas cevap verirdim siz onlara ne yaptıysanız bende size yapardım.”
“Biz uyuşturucu işi yapmayız.”
“Ama silah imal edersiniz hattaneleriniz var öyle değil mi?”
“Evet.”
“İmalathanelerinizi ateşe veririm mesela içeride çalışanlarla birlikte.”dediğimde elini kaldırdı öndeki şoför arabayı durduğunda bana hak verircesine baktı.
“Biz şimdi takas için yola çıktık evdeki koruma sayısı fazla doğru ama mekanlar hala aynı seviyede yani biz kilometrelerce uzaklıktayken onlar başka iş çevirecek diyorsun?”
“Ben olsam öyle yapardım.”kafasını usulca salladığında alt dudağını hafifçe ısırdı.
“Ben geri döneceğim.”
“Ee takas?”
“Sen yapacaksın.”