Sokakta kaldırıma oturmuş pazardan dönen insanları izlerdim. Çocuklar annelerinin ellerinden tutmuş birlikte poşet poşet sebze meyve ile evlerine dönerlerdi. Ben ise bir başıma bilmediğim bir şehirde öylece sokak ortasında oturuyordum.
Beni görenler tiksinerek geri çekiliyordu ama bu benim suçum değildi ki benim bir evim yoktu yeni kıyafetlerim veya ailem yoktu. Yaklaşık yedi sekiz yaşlarındaydım kaldırımda pazardan dönenleri izlerdim annesinin poşetten çıkarıp çocuğuna verdiği elmayı bile büyük bir açlıkla izlemiştim.
Karnımın gurultusu kulaklarıma iliştiğinde ayağa kalkıp yavaşça onları takip etmeye başladım. Çocuk yarım yamalak kemirdiği elmayı yemeyeceğini söyleyerek annesine verdiğinde annesi de ne yapacağını bilemeyip kenara atmıştı.
O elma beni cennetten gelmiş bir hediyeymişçesine mutlu etmişti. Hızlıca yerdeki pislenen elmayı aldığımda ilerdeki camiye doğru koştum caminin çeşmesinde kirlenen elmayı yıkadığımda kalan yerlerini hızlıca yemeğe başladım.
O kadar açtım ki o küçücük elma bana bir baklava dilimi kadar tatlı gelmişti karnımı doyurmamıştı belki ama açlıktan bulanan midemi geçirmeyi başarmıştı.
Geçmişin tozlu anılarından sıyrıldığımda kaldırımda eski yırtık kıyafetleriyle oturmuş elma yiyen küçük kız çocuğunu izliyordum. Mete ile buraya gelmiş uzaktan kadının evini seyrediyorduk ama ben yarım saattir çocuğa odaklanmış onu seyrediyordum.
Küçük kızda kendi küçüklüğümü görmüştüm. Yavaşça arabadan indiğimde Mete’nin sorgulayan bakışları bana döndü umursamadan az ilerideki dönerciye yürüdüm ve bir menü paket yaptırdım. Dönerciden çıkıp yandaki bakkala girdiğimde ne bulursam almıştım bakkaldan çıktığımda ise çocuğun yanına ilerledim ve oturdum.
“Selam.”bana irkilerek korku ile baktığında hafifçe gülümsedim ve poşetleri yere bırakıp elimi uzattım tedirgince elimi sıktığında oda gülümsedi.
“Merhaba.”
“Benim adım Karaca senin ki ne?”elindeki elmayı ısırırken dolu ağzıyla konuştu.
“Aycan.”
“Evin nerede Aycan annen nerede?”dediğimde ağzındaki elmayı zar zor yutmuştu dolu gözleriyle bana döndüğünde benimde gözlerim istemsizce doldu.
“Annem evde hasta olduğu için yatıyor bende işe çıktım.”kenarda duran mendilleri gösterdi ve diğer avucundaki birkaç demir parayı.
“Baban nerede peki Aycan?”
“Öldü.”hafifçe saçını okşadığımda bana şaşkınca baktı. “Yapma kötü kokuyorum sonra üzerine siner kokusu.”dediğinde kocaman gülümsedim ve Aycan’ı kendime çekip sarıldım.
“Kokarsa koksun ne olmuş sanki.”güldüğümde oda gülmüştü. “Hadi beni evine götür.”diye mırıldandığımda ayaklandı ve peçete poşetini aldı.
“Hadi beni takip et o zaman.”
“Tamam.”yere bıraktığım poşetlerimi alırken ardından ilerledim ve arabadan bizi izleyen Mete’ye göz kırptım. Aycan ile iki sokak ötede onların evine geldiğimizde içeriye girdik, depo tarzı bir yerde iki göz odada yaşıyorlardı elimdeki poşetleri mutfağa bırakıp salona ilerledim. Aycan’ın annesi beni gördüğünde yattığı yerden dikleşip hafifçe öksürdü.
“Rahatsız olmayın lütfen ben sadece Aycan’a yardım etmeye geldim.”kadın mahcupça gülümsediğinde bende gülümsedim.
“Ne zahmet ettiniz yani teşekkür ederim şey-“
“Karaca.”
“Karaca kızım.”
“Sizin adınız ne?”
“Halime.”
“Aycan ben sana yiyecek bir şeyler aldım onları mutfağa bıraktım kuzum hadi sen git yemeğini ye bizde annenle konuşalım olur mu?”kafasını usulca sallayıp mutfağa gittiğinde hızlıca Halime ablanın yanına oturdum ve cebimden cüzdanımda kalan beş yüz lirayı elinin altına sıkıştırdım.
“Ah alamam ben bunu lütfen kızım.”
“Alırsın alırsın bak bana kızım diyorsun kızından para almayacak mısın?”yanakları pembe pembe olduğunda elimi uzatıp yanağını okşadım. “Sen Aycan’a iyi bak ben size hep yardım ederim.”diye mırıldandığımda şaşırmıştı.
“Allah razı olsun senden.”uzanıp elimi öpmek istediğinde gözlerim kocaman açılmıştı ellerimi çekiştirdiğimde bu kez ben utanmıştım.
“Ben size elimi öpün diye yardım etmiyorum Halime Hanım ben küçükken Aycandan da beter bir durumdaydım onu görünce çocukluğumu hatırladım. O zamanlar kimse bana yardım etmezdi bende Aycan’ı öyle görünce diğer insanlar gibi olmak istemedim.”kadın bana burukça baktığında derince iç çekti.
“Çok sağ ol kızım.”
“Neyse ben sonra yine gelirim ufak bir işim var zaten görüşürüz.”
“Ne zaman istersen kızım yemeğe de bekleriz.”dediğinde kafamı usulca salladım ve mutfağa ilerledim Aycan’ı anlından öptüğümde evlerinden çıktım ve Mete’nin yanına döndüm.
“Ne yaptın?”
“Evlerine gittim yardım ettim sonra yine giderim.”elimi tuttuğunda sıcacık gülümsedi.
“İyi yaptın.”
“Bence artık içeriye girelim saatlerdir buradayız giren çıkan olmuyor.”
“Tamam.”arabadan inip eve ilerledik içeriye girdiğimizde kapının önünde durduk cebimdeki kilitleri açmak için kullandığım aparatı aldığımda kısa sürede kolayca evin kapısını açmayı başarmıştım.
“Bunu nereden öğrendin?”
“Sokakta tanıştığım türlü türlü insanlar öğretti her türlü kilidi kırarım evelallah.”
“Kasa falan da patlatıyor musun?”dediğinde sırıtarak baktım.
“Ayıpsın ne sandın aslan parçası.”kaşları şaşkınlıkla havaya kalktığında güldü.
“Maşallah işlemediğin suç yok.”kıkırdadım evden içeriye girdiğimizde evin boş olduğunu fark ettik kadın burada yoktu. Hızlıca odalara baktığımızda dolapların da boş olduğunu görmemizle sinirle Mete’ye döndüm.
“Ben sana baştan dedim değil mi eve girelim diye amele gibi bekledik kapıda.”ikimizde sinir bozukluğu ile gülmeye başladığımızda evden çıkıp kapıyı kapattık ve arabaya doğru yürümeye başladık.
“Kadını evinde aramakta büyük enayilikti amına koyayım ya kadının amcamla bir ilgisi varsa niye evinde dursun ki manyak mı bu kadın.”dediğinde kahkaha atarak kafamı salladım.
“Boş ver şansımızı denedik işte.”
“Şu Berkay’ın babasına gönderilen paraların sebebini öğrene bilsek keşke.”diye mırıldandığında ona döndüm.
“Ben Berkay ile yakınım istersem onların evine girebilirim babasının çalışma odasından banka faturalarını alırsam eğer belki de öğrene biliriz?”
“Olmaz çok tehlikeli evin içinde kameralar var ayrıca Berkay’ın sana yavşamaktan seni boş bırakacağını sanmıyorum ki eminim her türlü belgeyi babası kilit altında tutuyordur.”
“Haklısın riskli başka bir şekilde o belgeleri ele geçirmeyi deneylim Egemen’i bir arayayım belki o bir yolunu bulur.”
“Egemen?”dedi sorarcasına.
“Avukatım, suç ortağım, kardeşim dediğim ve ardımı toparlayan kişi.”
“Tamam ara o halde.”telefonumu çıkardığımda Egemen’in numarasını çevirdim birkaç çalıştan sonra telefon açıldı.
“Aradığınız Egemen’e şuanda ulaşılamıyor lütfen gönlünü aldıktan sonra tekrar deneyiniz.”hafifçe güldüğümde konuştum.
“Egemen tribini sonra yap lütfen önemli.”
“Ne zaman önemsiz oldu ki?”
“Tamam alacağım gönlünü söz veriyorum ama önce benim için bir şey yapmalısın.”
“Buyur alayım görevi?”
“Şimdi Berkay Keskinin babası olan Olcay Keskinin banka hesaplarını geleni gideni falan fistan bunları bana bulabilir misin?”
“Biraz sıkıntı ama hallederim bazı tanıdıklarım var.”
“Yemin et.”
“Ne zaman yapamayacağım bir işi kabul ettiğimi gördün?”
“Tamam tamam kızma.”
“Halledince ararım gelir alırsın belgeleri.”
“Tamamdır Egemen çok çok öptüm.”Meteyle göz göze geldiğimizde hafifçe yutkundum ve sırıttım.
“Görüşürüz.”telefonu kapattığımda direk cebime koydum.
“Egemen halledecek banka hesaplarını.”
“Birde Egemen çıktı amına koyayım.”diye söylendiğinde göz devirdim.
“Kıskanç mısın sen?”
“Sen değilsin belli ki?”
“Valla o gördüğüm rüyadan sonra hiç umutlanma.”hafifçe güldüğünde bana doğru bir adım attı.
“Sana evlenme teklif edeyim mi?”dediğinde bir adım geriledim.
“Siktir git! Belanı benden bulma.”gür bir kahkaha attı benimle dalga geçiyordu.
“Gerçekten benimle evlenmez misin?”
“Bak Mete gün gelir bana benimle evlenmek için yalvarırsan eğer sana yemin ederim seninle evleneceğime ölmeyi tercih ederim bu sadece seninle ilgili bir şey değil ben evleneceğime ölmeyi tercih ederim.”eliyle çenemi okşadığında kaşları çatıldı.
“Neden?”
“Aile olmak istemiyorum yakınımda sevdiğim insanlar olsun istemiyorum ne kadar yalnız olursam o kadar az darbe alırım.”
“Neyse kapat şimdi bu konuyu.”
“Bana alışma Mete.”elini çenemden ittim ve arabaya ilerledim. Arabaya bindiğimde birkaç saniye öylece bakmıştı sonra oda bindi ve sürmeye başladı.
“Bir dövüş borcumuz vardı birbirimize.”dediğinde sırıttım.
“Dayak yiyeceksin.”
“Belli olmaz.”dediğinde ona döndüm.
“Bak baştan uyarıyorum hakkaniyetli bir dövüş olacak yok ben öyle sen kadınsın vuramam dersen eğer yemin ederim bozuşuruz bak bir nevi antrenman gibi düşün tamam mı?”
“Tamam.”
“Aferin elinden geleni yap ama çünkü ben yapacağım o yüzden ağzınla burnun yer değişe bilir Meteciğim.”
“Göreceğiz Karacacığım.”birlikte bir spor salonuna geldiğimizde ikimizde indik ve içeriye ilerledik. Üzerimdeki ceketi çıkarıp bir kenara bıraktığımda ortadaki piste yöneldim oda aynı şekilde kendi ceketini çıkarıp geldiğinde birkaç tane ısınma hareketi yapmaya başlamıştık, kendimizi tatmin edecek kadar ısındığımızda ona döndüm.
“Hadi önce sen başla.”
“Yo hanımlar önden.”
“Hayır canım ev sahibi sensin.”
“Olmaz önce sen.”
“Hayır diyorum önce sen.”
“Karaca-“
“Hay sikeceğim ama ha!”küçümsercesine bir gülüş sunduğunda o kadar sinir olmuştum ki kendi etrafımda bir tur dönüp hafifçe zıplayarak suratının ortasına sert bir tekme geçirdiğimde neye uğradığını şaşırmıştı. Dizlerinin üstünde durduğunda ağzından akan kanı görünce hafifçe yutkundum. “Sert mi oldu?”endişeyle ona bakarken bir anda dizlerinin üzerinden kaktığında çeneme vurmuştu.
Bende ona doğru bir yumruk savurduğumda elmacık kemiğine gelmişti aynı şekilde o bana doğru bir yumruk savurduğunda eğilerek kurtulmuştum kısa boylu olmanın bazı avantajları da vardı. Arkasına geçip dizine sert bir tekme attığımda diz çökmek zorunda kalmıştı kontrollü bir şekilde boynuna vurduğumda aldığı darbe ile kafasını eğmişti.
Sırtına tekmeyi indirdiğimde acıyla inledi ikinci tekmeyi indirecekken bacağımı yakalayıp sertçe çevirdiğinde canımım acısıyla hafif bir çığlık attım. Beni bacağımdan çektiği gibi yere düşmüştüm o ayaklanırken ben dizlerimin üzerine çıkabilmiştim. Karnıma tekme attığında sırt üstü uzanmıştım suratıma hafif bir yumruk attı ikinciyi atacakken bileğini yakaladım.
“Yapabildiğinin hepsi bu mu cidden?”diye mırıldandığımda dizimi kasıklarına geçirip Mete’yi üzerimden attım ve ben onun üzerine geçtim. Ayağa kalktığımda göğsüne sert bir tekme geçirip bir adım geri çekildim ve üzerimde terden ıslanan tişörtümü çıkartıp kenara attım.
Karşısında südyenimle kaldığımda oda kalkıp kendi tişörtünü çıkardı ve aynı benim yaptığım gibi köşeye attı. “Sandığımdan daha iyisin her seferinde beni şaşırtıyorsun.”dedi nefes nefeseyken.
“Sende her seferinde beni küçümsüyorsun.”dedim dudağımdaki kanı silerken. İlk atak benden gelmişti iki yumruk savurduğumda ikisinden de kaçmıştı bana omzuyla güçlü bir şekilde vurduğunda dengem bozulsa da çabucak toparlamıştım bu kez atağı o yapmak istemişti ama omuzlarından tuttuğum gibi kafamı kafasına gömmüştüm.
Birkaç adım geriye yalpaladığında yumruk atmak için savurduğum kolumu tutup ters çevirdi ve dizine karnıma geçip yine kolumdan tutup beni çevirdiğinde dizini bu kez suratıma geçirmesiyle sırt üstü yere düştüm. Deli gibi kahkaha atarken ağzımdaki kanı kenara tükürdüm ve canım acısa da ayağa kalktım belli etmiyordu ama onun da canının acıdığına emindim hele ki kasıklarına attığım o tekmeden sonra.
Küçüklüğümden beri sokakta kendimi korumak adına bir sürü şey öğrenmiştim öyle alelade bir salonun dövüş hocasından kibarca değil hayatın bana attığı acımasız tekmelerle yumruklarla öğrenmiştim dövüşmeyi de dayak yemeği de.
Mete bana doğru gelecekken bacağımı havaya kaldırıp göğsüne sert bir tekme attım birkaç adım yalpaladığında bu kez ben kolundan tutup ters çevirdim ve sırtına dizime geçirdim. Öne doğru yalpaladığında omzundan tutup kendime çevirdim ve bir yumruk attım bir tane ve bir tane daha derken en sonunda dirseğimi suratının tam ortasında geçirmemle bu kez sırt üstü düşen o olmuştu.
Yüzü kan olmuştu benim ki de öyle o sırt üstü yerde yatarken bende dizlerimin üzerine oturduğumda ağrıyan vücudumla hafifçe inledim. İkimizde birbirimizi küçümsemiştik ama ikimizin de birbirimizden aşağı kalır yanı yoktu.
Hemen hemen aynı şekilde dövüşüyorduk birbirimize gücümüz yetiyordu ama onu asıl şaşırtan kendi gibi kalıplı bir erkeğe gücümün yetmesiydi oda haklıydı sonuçta ufak tefek bir kız gibi görünüyordum hem ne derler bilirsiniz ummadık taş baş yararmış.
“Tükendim lan.”diye sızlandığında güldüm ve elimle ağrıyan çenemi ovdum.
“Galiba çenem çıktı.”diye mırıldandığımda oda güldü.
“Çocuğum olmazsa benimle evlenmek zorundasın Karaca Aksoy.”
“Kasıkların hala acıyor mu?”
“Amına koyayım her yerim sızlıyor ne kasığı maşallah ne güç varmış lan sende minyon falan dedim ağzıma sıçtın.”
“Sende güzel okşadın yalnız iyi dayak yedik.”ikimizde deliydik ve bunu tescillemek için rapora ihtiyacımız yoktu her halimizden anlaşılıyordu.
“Romantik filmlerde oğlan kavga eder kız pansuman yapardı bizim olaya gel bir de biz birbirimizle dövüştük şimdi kim pansuman yapacak lan bize?”dediğinde gür bir kahkaha attım.
“Sen bana ben sana yaparım.”
“Belimi yamulttun kızım o nasıl bir dirsek vurmadır bel kemiğim yamuldu galiba.”
“Bir dahakine birbirimize değil düşmanlarımızı dövelim ama kabul edelim iyi deşarj olduk böyle bir şeye ihtiyacım varmış.”
“Valla inanmayacaksın ama bende rahatladım yemin ederim bir sopa dayak yemeğe ihtiyacım varmış.”
“Ben seni sabah akşam iki öğün döverim sıkıntı değil Meteciğim.”
“Yakışıklı heriftim hepte suratıma çalıştın hele o baştaki tekme neydi senin o bacağın kafama kadar nasıl uzandı ben ona şaşırdım asıl.”karnımı tutarak güldüğümde bakışlarımı yüzüne çevirdim.
“Sende benim tipimi kaydırdın ama karnıma vurmaların yüzünden midem ince bağırsağıma dolanmış olabilir.”Mete yattığı yerde sürünerek yanıma geldiğinde kafasını omzuma yasladı.
“Biri bizi görse halimize acır.”
“Hadi kalk sağlık eşyası falan olması lazım burada bulalım da pansuman yapalım.”
“Belim ağrıyor hiç kalkasım yok.”
“Benim hiçbir yerim ağrımıyor zaten değil mi?”diye sızlandığımda bana döndü.
“Şişt darp raporu alıp beni hapse attırmak gibi bir niyetin olursa bende alırım haberin olsun.”güldüğümde omzuna yavaşça vurdum.
“Aklına nereden geldi şimdi bu ya karakola gidip ne diyeceğim birbirimizi dövdük de işte ben ondan şikayetçiyim mi?”
“Doğru dedin saçma oldu.”
“İş yine başa düştü.”diye ayaklandım ve içeriye ilerledim giyinme soyunma odalarına falan tek tek bakıp sağlık malzemelerimi bulduğumda içeriye ilerledim. Kutuyu yere koyduğumda tentürdiyot ve pamuk çıkardım pamuğa biraz ilaçtan döktüğümde önce ben onun yüzündeki yaraları temizledim.
Mete de kenardan pamuk aldığında ilaca batırıp yüzümdeki yaralara pansuman yapmaya başladığında Mete’ye bakıp güldüm. Kaşı ve dudağı patlamış elmacık kemiği ise morarmıştı benimde ondan hallice farkım yoktu.
Çalan telefonumun sesini duyduğumda pantolonumdan çıkardım Mete yüzüme pansuman yapmaya devam ederken Egemen’in çağrısını cevapladım.
“Efendim Egemen?”
“Hesapları buldum benim ofise gelin de veriyim.”
“Anormal bir durum var mı?”
“Aslında var buraya gelseniz iyi olur.”
Hayatım, çocukluğumdan beri hır gür ile geçmişti. Girmediğim kavga, çatışma ve pis iş kalmamıştı, ellerine düştüğüm insanlar yüzünden çocukluğum evde oyuncaklarımla değil dışarıda dilencilik yaparak geçmişti.
O adamların elinden kurtulup yetimhaneye düştüğümde ise hayat yine bana acımamıştı ve hayatımda görüp görebileceğim en kötü yetimhaneye düşmüştüm. Dayakçı ve kendi kariyerinden başka bir şeyi önemsemeyen bir yetimhane müdiresi ve onun çocukları taciz eden sapık hademesi.
Hademeyi yine beni taciz etmeye çalıştığı bir günde merdivenlerden iterek öldürmüştüm. Yetimhanenin adı kirlenmesin diye kaza süsü verilip beni ise yetimhaneden şutladıklarından bir sene sonra da o yetimhane müdiresinden hem kendi hem de arkadaşlarımın intikamını almıştım.
Bir gece yarısı evine penceresinden girmiştim o zamanlar kapı pencere açmayı yeni yeni öğrenmiştim. Evine girdiğimde ocağın bütün gözlerini sonuna kadar açıp yine aynı şekilde evden çıkmıştım zaten ufak tefek bir çocuk olduğum için kimse fark etmemişti.
İntikam duygusu bu kin ve öfke içimde barındığı sürece sanırım bir tarafım daima acımasız bir canavar olarak kalacaktı. Ama hatalarımı seviyordum çünkü onları ben yapmıştım kendi yaptığım her şeyi seviyordum.
Mete ile birlikte ayrı arabalarla Egemen’in ofisine gelmiştik. Ayrı arabalar ile gelmemizin sebebi ise dönüşte benim halledecek başka bir işimin olmasıydı. Egemen önümüze Berkay’ın babasının banka hesaplarını bıraktığında anlatmaya başladı.
“Her ayın dördünde yüksek meblalarda para havaleleri oluyor bu paralar Mete’nin amcasının hesabına gönderiliyor. Para miktarı her seferinde ya alçalıyor ya da yükseliyor bu kadar paranın neden Amcana gönderildiğini bilmiyorum ama bu kadar yüklü miktarlardaki paralar genelde uyuşturucu sevkiyatlarından kaldırılan paralardır.”dediğinde elimdeki hesaplara bakarken Egemen’i onayladım.
“Haklı.”
“Büyük para alışverişleri göz hapsine alınmaz mı peki?”dedi Mete.
“Bence onlar bununda göz batmayacak bir yolunu bulmuşlardır.”dedi Egemen.
“Bence Berkay’ın evine gidip babasının çalışma odasına girmenin bir yolunu bulmalıyım anca öyle bir şeyleri oturtabiliriz.”dediğimde Mete karşı çıktı.
“Çok tehlikeli evde Berkay da olacak üstelik kamera sistemiyle evin içi dışı yirmi dört saat kayıttı çalışma odasına girsen bile iz bırakmadan çıkmalısın.”hafifçe sırıttığımda Mete’ye döndüm.
“Benim uzmanlık alanım iz bırakmamak zaten tatlım.”
“Senin uzmanlığını sikeyim. Millet deliye hasret biz akıllıya hayır yani bir kızı sevdim oda suikastçi seri katil çıktı.”kıkırdadığımda bana dönüp sen iflah olmazsın bakışları attı.
“Başka göze batan hareketlilikler var mı hesaplarda?”diye mırıldandığımda kafasını olumsuzca salladı Egemen. Mete’nin telefonu çaldığında konuşmak için ofisin dışına çıkmıştı ki Egemen’in kolunu cimcikledim. “Senden üç ay önce bir adres istemiştim puşt nerede lan o adres?”dediğimde göz devirdi.
“Kolay mı sanıyorsun? Polislerin bile ifşa edemediği gizli bir adresi bulmak için ne kadar uğraştığımı tahmin bile edemezsin.”
“Ha buldun yani.”
“Evet.”cebinden çıkarttığı adres kağıdı bana uzattığında sırıtarak cebime koydum.
“Çıkışta seninle eğlenmeye gideceğiz gönlümü al diye kapris yapıyordum alacağım işte.”
“Nereye gideceğiz?”
“Sürpriz.”şeytani bir sırıtma sunduğumda yutkundu.
“Allah bilir başımıza ne çoraplar öreceksin.”sırtımı tekli koltuğa yaslarken bacak bacak üzerine attım ve kısa olan şortumun daha çok yukarıya çıkmasına izin verdim.
“Bebeğim benim ne zaman başıma bir çorap ördüğümü gördün?”
“Allahın var temiz iş çıkartıyorsun.”
“Temizleyemediğim kısımları sen hallediyorsun zaten.”dediğimde gülümsedi.
“Senin sayende ikimizde sokaktaydık insanlar sana birilerini öldürmen için para öderlerdi sende o paranın yarısıyla benim üniversite ücretimi öderdin.”
“Bugünler için yetiştirdim yavrum ben seni bak sayemde adam oldun!”göz devirdiğinde güldü o sırada Mete ofisten içeriye kafasını uzattı.
“Benim çıkmam gerek sen ne yapacaksın Karaca?”dediğinde şirince gülümsedim.
“Takılırım ben biraz.”kafasını sallayıp çıktığında Egemen’e döndüm. “Montunu al serin olacak.”
“Hay hay.”askılıkta asılan paltosunu aldığında bende siyah deri ceketimi aldım. Birlikte çıktığımızda benim arabama bindik ben cebimdeki dağın tepesinde olan ısız adrese sürdüğümde Egemen sanırım ne yapacağımı anlamıştı.
Elimizdeki adresin biraz uzağında dağlık bir tepede durduğumuzda indik ben arabadan dürbünü alıp da inmiştim. Arabanın kaputuna yaslandığımızda Egemen bildiklerini anlatmaya başladı.
“Adam dediğin gibi insan kaçakçısı burası da her türlü kara işlerinin belgesini tuttuğu giderini gelirini vs kurcaladığı anlaşmaları yaptığı gizli ofisi. Kaçıracağı insanları ise buranın yaklaşık beş yüz metre uzağında falan tutuyor ama eğer adamı uzaktan indirmeyi planlıyorsan baştan söyleyeyim ofisin camları kurşungeçirmez ve dışarıda bir ordu adamı var.”dediğinde dürbünü eline verip arabanın arkasına geçtim.
Arabanın bagajını açtığımda bagajın gizli bölmesini kaldırdım ve o bölmedeki roketatarı aldım Egemen bana dönmeden konuşmasına devam etmişti. “Yani içeriye girmek imkansız gibi dışarıdan atış da yapılamaz çünkü dedim camlar kurşun geçi-“elimdeki roketatarı gördüğünde yok artık dercesine baktı bana.
“Kurşun atacağımı kim söyledi sana Egemen?”
“Çüş!”
“Karaca Aksoy’da çareler tükenmez böyle pisliklerin dünyada yerleri yok insanlar birer mal değildir oradan oraya tanışıp satılacak köleler hiç değildir.”roketatarı omzuma sabitlediğimde adamın ofisine doğru nişan aldım, içeride yeni iş arkadaşları ile kaçıracağı insanların pazarlığını yapıyordu belli ki. Her ayın yirmisinde bir sevkiyat dönüyordu belli ki buda onun pazarlığıydı maalesef pazarlık mezarlıkta bitecekti tabi parçaları kalırsa.
Egemen yanımdan birkaç adım uzaklaştığında ben elimdeki roketatarı ateşlemiştim. Roketatarın hedefi direk ofisin camından içeriye doğru olduğunda saniyeler içerisinde mekanın yarısı havaya uçmuştu. Egemen sesli bir ıslık öttürdüğünde arkamdan alkış tutmaya başladı ofisin çevresindeki adamlar neye uğradıklarını şaşırdıklarından öylece kala kalmışlardı, Egemen’e döndüğümde hafifçe sırıttım.
“Gecikmiş bir işi bitirdiğimize göre artık eğlenmeye gidebiliriz.”dediğimde alt dudağını ısırıp kafasını usulca salladı.
“Aslında bu kez benim senin yardımına ihtiyacım var.”dediğinde kaşlarımı çattım.
“Ne oldu?”
“Bir kumarhane de beni oyuna getirdiler adamların elinde milyon dolarlık çeklerim var ama hiç birine isteyerek imza atmadım ne kadar usta bir oyuncu olduğumu bilirsin.”haklıydı ben Egemen kadar iyi bir kumarbaz hayatımda görmemiştim girdiği her oyunun hakkını vererek kazanırdı.
“Ben kumar oynamaktan pek anlamam yalnız bu senin uzmanlık alanın.”
“Çeklerimi onlardan almanın başka yolları da var ama.”dediğinde güldüm.
“Hangi kumarhane o?”
“Rıdvanın mekanı.”dediğinde göz devirdim.
“O hilekarın mekanında cidden oyuna mı oturdun?”
“Gaza geldim diyelim beni oyuna getireceklerini düşünemedim.”
“O herif para için babasını bile oyuna getirir.”
“Yardım edecek misin bu gece beni mekana bekliyorlar çekleri ödemem için yoksa-“
“Kimse benim dostuma elini süremez o eli kırar o herifin bir tarafına sokarım!”dediğimde ikimizde arabaya bindik.
“O roketi nereden buldun?”
“Dedem sağ olsun.”dediğimde gür bir kahkaha attı.
“Selçuk amca bunamadı mı hala ya?”
“Böyle konuştuğun onun kulağına giderse gelir o dilini keser Egemen.”
“Tamam tamam ama yine de çok acayip bir deden olduğunu söylemeden geçemeyeceğim diğer dedeler torunlarına harçlık verir eşya falan alırlar yararına olacak şeyler yaparlar seninki sana roketatar almış.”arabayı sürerken bir yandan da gülüyordum.
“Ne yaparsan manyaklık genlerimize işlemiş.”
“Bu soğukkanlılığın beni ürkütüyor.”
“Bende sonsuz kredin var Egemen o yüzden benden ürkecek son kişisin.”
“Biliyorum.”
“O gıcık kız arkadaşın Bahar ne yapıyor?”
“Biz ayrıldık.”
“Ne zaman?”gözlerini gözlerime çevirip büyük bir ima ile devirdiğinde kendimi tutamayıp kıkırdadım.
“Kıza gıcık olup ocaktan yeni aldın çaydanlığı üzerine attığın zamandan beri.”
“Kesinlikle o bir kazaydı.”
“Pis bir yalancı olduğunu söylemiş miydim?”
“Birçok kez.”
“Kızı haşlanmış tavuğa çevirmene ne gerek vardı.”
“Annemle babamın olmadığını bilmesine rağmen ısrarla anne babasından bahsetmesine katlanamadım üzgünüm.”
“Ebrunun ne suçu vardı peki? Sizi beş dakika yalnız bıraktığımda kızı bıçakla tehdit etmişsin.”
“Sana mı şikayet etti?”dediğimde alt dudağını sinirle ısırdı. “Senden uzak durmamı söyledi neymiş seni kıskanıyormuş da bende senden uzak duracakmışım.”
“Peki Pelin? Kızı merdivenlerden ittin ya.”dediğinde yüzümü buruşturdum.
“O gerçekten kazayla oldu özür diledim biliyorsun.”bu kez cidden kazayla olmuştu halbuki. “Ay sende adam akıllı bir kız bul o zaman.”
“Kendi hemcinslerinle geçinmeyi mi denesen biraz?”
“Kendimden başka kızlarla geçinmekte zorlanıyorsam benim suçum ne?”yanağımdan makas aldığında önüne döndü.
“Sen olduğun sürece ben evde kalacağım belli oldu.”
“Evlenip de ne bok yiyeceksin?”
“Sana yeğen yapacağım şöyle üç beş on tane.”
“Çüş aşiret kuracağım desene sen şuna ay hiç çekemem kolumdan bacağımdan asılırlar hala hala diye.”
“Çocuklarla ne alıp veremediğin var acaba?”
“Ben çocuk sevmiyorum çocuklarla da uyuşamıyorum yani misafirlikte eyvallah severim falan ama ay bir çocuğa ömürlük bakmak deyince bir fena oluyorum.”
“Sen çocuklardan mı korkuyorsun?”dediğinde yutkundum.
“Ne münasebet?”
“Hayır yani bizim çocukluğumuz kabus gibiydi acaba bu sende bir nevi fobi falan mı oluşturdu.”
“Saçmalama çaki mi bu çocuklar korkayım.”
“Sahi hala çakiden korkuyor musun?”
“Hayır tabi ki de.”
“O gün aklıma geldikçe gülesim geliyor. Hayatımızda ilk defa birinin cüzdanını çalıp sinemaya gitmiştik ve afişinde sırf bebek resmi var diye çizgi film zannedip çakinin filmine girmiştik.”dediğinde kahkaha attım.
“Sadece on iki yaşındaydım korkmayıp da ne yapacaktım?”
“O filmden sonra çöpten bulduğun oyuncak bebeğin canlanmasından korkup bebeği parçalara bölmüştün.”
“Ben o filmden sonra benimde saçlarım kızıl diye aynaya bakamıyordum.”dediğimde bu kez o kahkaha attı.
“Gerçekten mi?”
“Yemin edebilirim.”Rıdvanın kumarhanesine geldiğimizde arabayı durdurdum ve ikimizde indik Egemen önden ilerlerken bende arkasından geliyordum. Belli ki bugün burada bizden başka fazlalık kimse yoktu kumarhane kapalıydı ve içeride oturan toraman mafya babası dışında iki koruması daha vardı.
Oturdukları poker masasının karşısına geçip oturduğumuzda adam beni umursamadan Egemen’e döndü. “Çeklerin parasını getirdin mi yoksa ben her şeyini elinden alayım mı?”dediğinde kendimi tutamadım ve ağzımdan ufak bir kıkırtı kaçtı tüm gözler bana dönerken bacak bacak üzerine attım.
“Biz para yoluyla ödeme yapmayı sevmiyoruz genelde başka türden bir ödeme anlayışımız oluyor biz de onu yapmaya geldik aslında.”dediğimde adamın gözleri parlamıştı, ahh gerizekalı gerçekten onunla olacağımı falan düşünmüyordu öyle değil mi?
“Tabi yavrum neden olmasın?”uçkuru düşük puşt! Ellerimi belime götürdüğümde hafifçe gerneşirken belimde duran iki silahı aldım ve eş zamanlı olarak yanındaki iki korumaya sıktığımda silahın namlusunu karşımızda oturan toramana çevirdim.
“Bizim ödeme şeklimiz genelde kurşun oluyordu ama sen yanlış anladın biraz.”dediğimde irkilmişti Egemen’in sıradan bir kanun adamı olduğunu düşünüyordu ve benim de muhtemelen herhangi bir arkadaşı sanmıştı.
“Lü- lütfen beni öldürmeyin bakın çeklerinizi de alın gidin buradan tamam mı?”kafamı olumsuz anlamda salladım.
“Şimdi sen bizim çanımızı çok sıktın sevgili toramancığım şimdi burada seninle uğraşmak yerine barda eğleniyor olacaktım eğlencemin içine sıçtın o yüzden beni eğlendirmek zorundasın.”deyip sırıttığımda silahımın tekini Egemen’in eline verdim ve cebimden telefonumu çıkardım.
Telefonumdan Ece Ronay’ın Karamela şarkısını açtığımda masanın kenarına bıraktım telefonumu. “Masanın üzerine çıkıp dans et.”
“Ama-“
“Bir kere söylerim ikincisi olmaz.”dediğimde yutkundu ve mecburen ayağa kalkıp masanın üzerine çıktı. Ağır ağır göbeğini hareket ettirerek oynarken Egemen’in gülmeleri kahkahaya dönüşmeye başlamıştı. Elinde silahla kumarhaneden içeriye giren takım elbiseli adamı kapının girişinde görür görmez indirdiğimde toraman bir anlığına irkilmişti.
“Devam ama hadi canım! Ha bu arada başka adamın var mı etrafta?”dediğimde susmuştu dans etmeye devam ederken sağımdan gelen adamı görmemiştim Egemen adamı indirdiğinde varlığını o an fark etmiştim.
Memnuniyetle Egemen’e bakıp sırıttığımda gülüp ayaklandı ve oda dans etmeye başladı. İkisini izlerken zevkle gülmüştüm bizim toraman masanın üzerinde baya iyi oynuyordu yaklaşık yarım saat kadar adamla uğraştığımızda sıkılmıştım.
Egemen adamın olduğu yerden çekleri alıp yırttığında bende ayaklandım ve adama döndüm. “Seni özellikle Karaca Ahmet Mezarlığına gömmelerini isteyeceğim yattıkça beni hatırlarsın!”adamın bir şey demesine izin vermeden silahımı çekip ateşlediğimde iki kaşının ortasında bir delik açılmıştı.
Egemen kolunu omzuma attığında birlikte kumarhanenin çıkışına ilerledik. Kumarhane zaten yasal olmadığı için içerisinde herhangi bir güvenlik kamerası da yoktu. Egemenle birlikte bıraktığımız yerde olan arabama bindiğimde bana dönüp gülümsedi.
“Teşekkür ederim.”
“Bir şey değil.”
“Şimdi ne yapacaksın eve mi gideceksin?”
“Evet geç oldu gidip uyumayı planlıyorum.”
“Yarın ne yapacaksın?”
“Berkay ile buluşurum boşlamamam gerek.”
“Kendi işin için mi yoksa Mete’nin işi için mi?”bakışlarımı ona çevirdiğimde alt dudağımı yavaşça yaladım.
“Seni ne kadar ilgilendirir?”
“Mete’nin işi için!”