7.BÖLÜM

2142 Words
"Hey Norman! Yeni evli çifte ısmarlayacak bir kaç biran vardır sanırım." diyen genç bir adam kiliseye toplanmış kalabalığın kahkaha atmasına neden oldu. "Elbette var." dedi orta yaşlı bir adam. "Düğün henüz yeni başlıyor." Amanda ve Rayn şaşkınlıkla onlara doğru baktılar. Amanda dillerini bilmediği için ne dediklerini anlamıyordu. "Lanet bir havada yola çıkmayacaklarına göre kahramanlarımızı iyi ağırlamalıyız dostum!" Rayn ellerini havaya kaldırarak, onlara kalamayacaklarını söylemeye çalışsa da, köylüler onu duymuyorlardı. Amanda dikkatini kalabalığa vermiş Rayn a yaklaşarak, "Neler olduğunu bana da anlatacak mısın Rayn?" dedi alçak bir sesle. "Bu havada yola çıkamayacağımız için bu akşam kalmak zorundayız. " "Eee..." "E si... Kutlama yapmak için bira içmeye davet ediyorlar." "Bira mı?" Muzip bir ifade ile gülümsedi genç kız. İçine düştüğü durumda biraz kafa dağıtmanın ve yorucu bir günü iyi bir yatakta uyuyarak geçirmenin mükemmel olduğuna karar verdi. "Birayı severim. Özellikle de Jack le sohbet ederken... Ve evet güzel fikir. Kalabiliriz." Genç kızın sözleri Rayn ı şaşkına çevirdi. Ve sürekli Jack adında bir adamdan bahsediyordu. Kimdi bu Jack? Sevgilisi falan mıydı? Sevgilisi varsa kendisi ile neden evlenmişti? Ondan söz ederken gözlerinin parladığında yemin edebilirdi. Başka bir adamı seven bir kadın! Ne mükemmel bir seçim değil mi? Jordan ın kafasını uçurma isteği ile yanıp tutuştu anında. Bir insan dostuna böylesi bir kötülüğü nasıl yapabilirdi? Acaba Leydinin hayatı hakkında bilgi sahibi olduğu için mi onunla evlenmemişti? Amanda yüzüne bakılamayacak bir kız değildi. Aksine çok güzeldi. Güzelliğinin yanı sıra sıcak ve samimi tavırlarıyla insanı etkiliyor, hiç öyle şımarık bir asil gibi davranmıyordu. Bira mı içiyordu bu kız? Erkeklerin en sert içkisini mi seviyordu? Şarap dese anlardı ama bira bir kadın için fazlasıyla sertti. Onun hakkında yeni öğrenmeye başladığı şeylerin çok daha korkutucu olmamasını diledi. İnançsızdı... Ne katolig, ne Protestandı leydi. Hiç bir dine inanmadığını açıkça söylemişti. Kraldan sonra kilisenin yönettiği bir ülkede inançsız olmak mümkün değildi elbette. Üstelik bir kadın için. Rayn bir kaşını havaya kaldırarak, genç kızın yüzüne baktı. "Leydimiz sıradan insanların arasında olmaktan şikayetçi değil. Ve onlarla eğlenmekte hiç bir sakınca görmüyor. Çok ilginç... Daha önce bir handa sarhoş olduğunu hayal dahi edemiyorum." "Sıradan mı?" Güldü Amanda " Yapma ama... Hepimiz insanız sonuçta. Sınıf farkını önemsiyorsan senden hiç hoşlanmayacağım demektir." Amanda köylülerin samimi yüzlerini izleyerek, tekrar Rayn a döndü. "Onların arasında olmaktan rahatsız değilim Lordum. Ya sen? " "Bir an önce yola çıkmak istiyorum sadece. Benim için de yanı şey geçerli. Unutma ki burası İskoçya. Ve onlar benim halkım. Hiç kimseyi aşağılamam." Amanda genç adamın cevabını sevdi. İnsanları horgören bir adamla kısa sürede olsa yaşamanın zorluklarını düşünmüştü. Eğer dediklerinde dürüstse sorun yoktu. "Kalene gitmek için acelemiz yok değil mi? Bir gece dinlenmenin zararı olmaz. İki gündür yoldayım ve tüm yolu atımın üzerinde geldim." Rayn yakınında duran kızın yüzüne bakarken istemsizce gülümsedi. "Bu evet mi demek Rayn?" Amanda küçük bir kız çocuğu gibi masumca bakıyor, genç adamın cevabını bekliyordu. "Sen istediğin için değil." dedi Rayn ciddi olmaya gayret ederek. " Hava yüzünden bu gece burada kalmak zorundayız. " "Kibar olmak senin için çok zor bir şey anlaşılan." "Kaba olduğumu mu düşünüyorsun?" "Boş ver..." Tek elini umursamaz bir tavırla salladı Amanda. " Kibar erkeklerden pek hazetmem zaten." "Hadi ama!" Norman Rayn ın kolunu tutarak, onu kilisenin dışına çekmeye başladı o an ve Rayn Amanda nın yanından uzaklaşmak zorunda kaldı. " Bedava biraya kimse hayır demez İskoç! İyi bir eğlenceyi hakettiniz." Bowen onların hemen ardından yürüyordu. "Bu lanet günün en iyi anı bolca içmek olacak Rayn." diyerek kahkaha attı. "Kesinlikle bu işi sevdim." Lilly Amanda nın elini tutarak karşına geçti. "Biri bana burada neler döndüğünü anlatabilir mi?"dedi merakla. "Yola yarın çıkacağız Lilly. " "Tanrıya şükür... Bu havada yola çıkmak için aptal olmak gerek. Peki müstakbel kocanı nereye götürüyorlar?" "Kocam mı?" Amanda yüzünü asarak Lilly e sert bir bakış attı. "Elbette ki kocan Amanda. Biraz önce evlendiniz. Farkında olman gerek." Lilly nin bu durumdan dolayı eğlendiğini görebiliyordu. "Sahte bir evlilik unuttun mu?" "Gerçek bir evlilik bayan Andersson. Birbirinize sonsuza kadar söz verdiniz." "Sonsuza kadar değil küçük domuzcuk." "Kulaklarımla duydum Amm." Amanda alaycı bir kahkaha savurdu. "Hangi kadın bu adama sonsuza kadar evet der ki Lilly?" "Sen dedin!" Genç kızın kahkahası yüzünde donuverdi. "Kesinlikle sert bir biraya ihtiyacım var." derken oldukça ciddiydi. İki kadın kalabalığın ardından yürümeye başladılar. " Hem bana Schot diyeceksin Lilly. Ben hala Amanda Schot um." "Tanrının önünde değil bebeğim. Ve onlarca şahit ona evet dediğini duydu." Amanda sıkıntılı bir iç çekti. "Evlenmek için insanların şahit olmasına gerek yok. Çiftlerin birbirine gerçek bir aşkla söz vermesi gerekir. O ve ben..." Bakışları Rayn a kaydı. " Hem ona bakar mısın? Kim olduğunu bile bilmiyorum. Sinir bozucu adamın teki. Benden hoşlanmadığına bahse girerim. " Ah... Kimi kandırıyordu? Lanet adam öyle yakışıklı ve güçlü görünüyordu ki... İşin aslı böyle bir adamla evleneceğini asla tahmin etmemişti. Üstelik kabalığının altında kadınları etkileyen bir centilmen olduğunu hissediyordu. "Bahsi kaybedersin Amm... Kiliseye girince sana nasıl baktığını gördüm. " Lilly nin gördüğü şeyi kendisi de görmüştü. Tamam daha önce bir erkek gönül ilişkisi olmamıştı ancak kendisine beğeni ile bakan onlarca erkekle karşı karşıya gelmişti. Bir iki adama yumruk atmak zorunda bile kalmıştı. "O da diğer erkekler gibi güzel olduğumu düşünüyor sadece. " dedi Lilly nin koluna girerken " Bu elbise çok rahatsız edici. " Belini gevşetmeye çalıştı. " Umarım ne giyeceğim konusunda bana karışmaz." "Harika görünüyorsun Amanda. Ayrıca sen artık bir asilin karısı oldun. Eski elbiselerini giyersen insanlar nasıl gözle bakar düşündün mü?" "Burası İngiltere değil." "Evet tatlım. Burası İskoçya. Kocanın kalesine gidince halkı evlendiği kadını merak edecek. Yeni hanımları nasıl bir kadın acaba? " "Korkarım onları hayal kırıklığına uğratacağım Lil... Buraya sonsuza kadar kalmak için gelmedim." "Bu da iyi bir başlangıç. " "Sen kimin tarafındasın?" "Senin elbette. " "Bir süre sonra İskoçya dan gideceğiz. O yüzden aklından geçenleri unut." "Bir süre..." Güldü Lilly. " Tamam unuttum bile..." Girdikleri yer oldukça büyük bir handı. Taş duvarların bir kısmı yıkılmış olsa da, eskiden buranın bir kale olduğunu görebiliyordun. Şimdi ise insanların içerek eğlendiği bir mekana dönüştürülmüştü. İçeride çok sayıda tahta masa ve sandalye vardı. Bölmeleri ayıran kirişlerin üzerine perdeler, duvarlara kılıç ve kalkanlar asılmış, büyük bira fıçıları taş zeminlerin üzerine yerleştirilmişti. Köylüler masaları doldururlarken, Rayn ve yanındakilere de özel bir masa verildi. Dakikalar içinde masanın üzerine yiyecek ve bira dolu bardaklar yerleştirildi. Amanda İskoçların misafirlerine değer vermesini hayranlıkla izleyerek gülümsedi. Gerçi bunun sebebi haydutları kovalamak olsa da, durumdan kesinlikle şikayetçi değildi. Norman masaya gözgezdirirken, "Üst katta yeterince odam var." dedi samimiyetle. "Beth... Karım rahat etmeniz için elinden geleni yapacak. " Oda mı? Amanda han sahibinin Rayn a bakarak gülmesinden ne demek istediğini anladı. Gelin ve damadın ilk gecelerini iyi geçirmelerini umut ediyordu. Rayn la aynı odada, aynı yatakta mı uyutacaktı? Ah... Hayır! Rayn adama başını olumlu anlamda sallayarak cevap verip, birasını içmeye koyuldu. Ve bakışları Amanda ya kaydı. Genç kızın yüzündeki endişenin sebebini anladı. Norman İngilizce konuştuğu için ne dediğini duymuştu. Amanda ile bir kaç saniye birbirlerine bakarak susmayı tercih ettiler. İkisininde aklından Norman ın ifade etmeye çalıştığı şey geçmiyordu elbette. Bir kaval sesi ve ona eşlik eden Gayda ortamı hareketlendirdi. Düğün! Evet bir düğün havası hakimdi şuan. Masaların ortasındaki boş alana çıkan bir kaç çift geleneksel danslarını yaparlarken, Amanda birasını yudumlayarak onları izlemeye başladı. Daha önce İskoç dansı görmemişti. İnanılmaz hareketli ve neşeli insanların keyifli hali, kendine de geçmeye başladı. "Şerefe!" Ellerindeki bardakları havaya kaldıran adamlar, Rayn ve Amanda ya selam verdiler. "Yeni evli çifte!" "Yeni evli çifte!" Herşey o kadar hızlı oluyordu ki, onlara durun demek imkansızdı. Üstelik içeriyi dolduran insanların sesi ve çalgılar... Gören bu eğlencenin gerçek bir düğün olduğunu sanırdı. Lilly önüne koyulan yiyeceklere dalmış, Bowen birbiri ardına bira bardaklarını midesine indiriyordu. Amanda ve Rayn yuvarlak masanın etrafında karşılıklı oturmuşlar, eğlenen insanları izliyorlardı. Birbiri ardına dolan ve boşalan bardaklar ikisinin de gerginliğini atmasına biraz olsun yaradı aslında. Amanda babası ile bazı akşamlar, bir kaç bardak bira içmeye alışkındı. İşin aslı bugüne kadar kendini kaybedecek derecede sarhoş olmamıştı. Bu gece de olmazdı. Onların masasına gelen bir çift Rayn ve Amanda yı zor da olsa ayağa kaldırmayı başardılar. İkisi de saniyeler içinde kendilerini dans eden grubun içinde buldular. Neşeli kahkahalar, tahta zemini döverek ritim tutan sert topuklu ayakkabılar, hiç durmandan çalan gayda, alkışlayan kalabalık... İnanılmaz bir eğlence vardı handa. Tüm bunların ortasında Rayn ve Amanda birbirlerine bir adım mesafede durmuşlar, hatta donup kalmışlar, dans edip etmemekte kararsız bir halde bekliyorlardı. İlk an bakışlarını onları izleyen insanlara yöneltip, kaçırsalar da, sonrasında birbirlerinin gözlerine baktılar. "Hadi! Hadi!" Gelin ve damadın dans etmesini merakla bekleyen halkın sesi pes etmelerine sebep oldu. Rayn iki elini genç kıza doğru uzattı. Amanda bir an tereddüt etse de, ona karşılık vererek ellerini genç adamın avuçlarının içine bırakıverdi. İkisinin de gün içinde gerginliği azalmış, hatta yüzleri biraz olsun gülüyordu. Böylesi bir eğlence de neşelenmemek zaten olanaksız. Lilliy ve Bowen çoktan kendilerini salmışlar, eğlencenin tadını çıkarıyorlardı. Rayn genç kızı kendine doğru çekerek, tek eliyle belini sardı. "Biliyor musun?"diyerek kulağına fısıldadı. "Evet."güldü Amanda. Sarayda dans etmese de dans etmeyi biliyordu. Hızlı dansları başladı. Önce daire şeklinde döndüler hızla. Sonra yanyana, elleri birbirine kenetlenmiş, ayak danslarını yaptılar. Her harekette neşeleri ve kahkahaları arttı. Sanki daha önce bu dansı defalarca yapmış gibi ustaydı ikisi de. Aynı ritmi yakalamayı başardılar. Alkış sesleri ne kadar iyi ve uyumlu olduklarını belli ediyordu zaten. Amanda genç adamın kolları arasında süzürlürken, Rayn gözlerini ondan alamıyordu. Dağınık saçları rüzgarda savrulurcasına omuzlarından dökülüyor, genç kızın yüzüne çarpıp boynunda dinleniyordu. Gölde gezinen bir kuğu gibiydi Amanda. Güzel, zarif, göz alıcı... Amanda da Rayn a bakıyordu. Gözlerine, gözlerinin derinliklerine... Keşke gözlerindeki ifadenin ne anlama geldiğini çözebilseydi. Bedenine dokunan ellerinin verdiği hissi tarif etmek imkansızdı. Bir an ona çok yaklaşmış, kollarının arasına girmişti. Genç adamın kalbinin sesini duymuştu adeta. Gayda sesi sona erdiğinde ikisi de nefes nefese kalmış bir halde birbirlerine sarılarak durmayı başarabildiler. Amanda başının adamın göğsünün üzerinde olduğunu bir kaç dakika dinlendikten sonra fark etti. Rayn ellerinin altındaki bedene sıkıca sarılmış, yüzünü genç kızın saçlarının arasına gömmüş nefes almaya çabalıyordu. Çok güzel bir koku ciğerlerine dolarken, Amanda ya daha sıkı sarıldı. Onu sahiplenircesine... Kendilerine gelmeleri bir kaç dakikayı aldı. Sonrasında usulca bedenlerini geri çekerek, birbirlerine baktılar. Amanda ellerini genç adamın omuzlarından kaydırarak eteğinin üzerine getirdi. Karşılaştıkları andan bu yana ilk kez bu kadar yakın olmuşlardı. Masaya doğru adım atarak, Rayn dan uzaklaştı. Başının dönmesine rağmen sandalyeye oturmayı başarabildi. Ardından Rayn gelerek yerine oturdu. Eğlence hala devam ederken, birbirlerine bakmadan insanları izlediler. Soğuk biralarını bu kez daha hızlı içtiler. İkisi de dansın etkisinden kurtulmamıştı anlaşılan. Güneş batmış, gece iyice yaklaşmıştı. Sarhoş olan bir grup köylü hanı terk ederken, bir kısımı ise hala eğleniyordu. Bowen boş bir masanın üzerine uzanmış, horlayarak uyuyor, Lilly sandalyesinde uyukluyordu. Hanın içi darmadağındı ancak kimsenin umurunda bile değildi. Herkes fazlasıyla eğlenmişti. Hancı Rayn ın kulağına bir şeyler fısıldayarak oradan uzaklaştı. Rayn o an Amanda ya baktı. Genç kız gülümseyerek kalan insanları izliyor, keyfi yerinde görünüyordu. Genç adam ayağa kalkarak yanında durdu. "Odan hazırmış."dedi. "Sevindim..." diyerek ayağa kalkmaya yeltendi genç kız ancak başı dönünce tekrar oturdu. " Lanet olsun... Başım dönüyor Rayn. Nasıl yürüyeceğim?" Güldü. "İstersen seni ben götüreyim." "Kesinlikle Bayım. Çünkü yürümem imkansız." Rayn ona doğru eğilerek, ağır hareketlerle kucağına aldı. Ve Amanda iki elini onun boynunda birleştirdi. "Çok eğlendim... " "Ben de eğlendim." "Ama gayet iyi görünüyorsun Lordum. Sarhoş değilsin." Tanrım... Genç kız kadar sarhoş olmasa da yinede sarhoştu. Onu taşımak için tüm gücünü kullanmaya çabalıyordu. Hanın ikinci katına çıkınca, bir kadın kalacakları odayı göstererek oradan uzaklaştı. Rayn içeri girince kapı sert bir şekilde kapandı. Odada geniş bir yatak ve dolap vardı sadece. Ve de bir çok yanan mum... Amanda adamın omuzuna yasladığı başını kaldırıp, odanın içine baktı. "Güzel... Beğendim..." dedi alçak bir sesle ve gülümsedi. " Ayakta durabilir misin?" "Elbette Rayn." Rayn onu yere indirince hafif sallansa da ayakta durabildi Amanda, ama hala elleri genç adamın omuzlarını tutuyordu. "Teşekkür ederim..." Yine birbirlerine nefesleri karışacak kadar yakındılar. "Görevim Leydim... Teşekkür etmeye gerek yok." İçtenlikle gülümsedi genç kız. "Kocalık görevin." derken "Kocalık görevim..." Rayn da güldü. Genç adam her geçen dakika ona hayranlıkla bakarken buldu kendini. Hayallerinin ötesinde bir kadındı Amanda. Onun bu kadar büyüleyici olduğunu duymuş olsaydı, bu evliliğe evet der miydi? Yeşil gözlerinin içine bakarken istemsizce dudaklarına kaydı bakışları. Bir eli kalçasında duruyor, diğer eli sırtında... Onu bırakmak istiyor yapamıyordu. " Git-sem iyi olur..." dedi boğuk bir sesle. "Uyuman gerek..." Kahretsin! Gitmek istemiyordu. Burada saatlerce kalıp onu izleyebilirdi. Daha bir kaç saat önce, onun bela olduğunu düşünürken şimdi aklı inanılmaz karışmıştı. Amanda genç adamın bakışlarından öylesine etkilendi ki, alt dudağını yalayarak yutkundu. Lanet olası İskoç! Bu kadar etkileyici olması adil değildi. Bugüne kadar erkeklerden köşe bucak kaçarken, ondan kaçamıyordu. "E-evet... Uyu- uyumalıyız."dedi içine kaçan sesini bulmaya çalışarak... Hafif sarhoştu ancak ne yaptığını bilecek kadar aklı yerindeydi. Bu kız aklını yitirmesine neden olacaktı Rayn ın. Şuan tek isteği onu öpmekti. Dudaklarını istiyordu. Onu istiyordu. Üstelik o da bunu istiyordu. Hissedebiliyordu... Eğer istemeseydi hala kollarının arasında olmazdı. Kendisine bu şekilde bakmazdı. Aralarındaki çekimin farkındaydı. Aklından geçeni yaptı Rayn hemen sonra. Başını usulca eğerek, genç kızın yüzüne yaklaştırdı. Ona geri çekilmesi için süre verdi içten içe. Şayet kendisini öpmek istemiyorsa kaçabilirdi. Ancak beklediği gibi olmadı. Dudakları onun dudaklarını bulduğunda hiç bir direnişle karşılaşmadı...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD