Beş yıl önce...
"Anneni ilk gördüğüm an işte dedim. İşte beklediğim kadın... Dünya üzerinde kalbimi bu kadar hızlı attıran, nefesimi kesen, beni büyüleyen bir kadın olmamıştı Amanda..."
Amanda akşam yemeğinden kalanları ve masadaki tabakları toplarken koltuğuna oturmuş birasını yudumlayan ve daha önce defalarca duyduğu anılarını anlatan babasını dinliyordu.
"O da senin için aynı şeyi düşündü mü acaba Jack?"dedi gülerek.
"Kesinlikle düşündü. " Bir miktar daha içti Jack. " Çünkü o da benim gibi donup kalmıştı. İkimizde aynı duyguları yaşadık... İlk görüşte aşk."
" Hava soğuk olduğu için olmasın bayım..." Kahkaha attı Amanda.
"Hey... Küçükhanım babanla dalga geçmeye utanmıyor musun?"
"Dalga geçmiyorum. Karşılaştığınızda İngiltere nin en soğuk kışlarından birini yaşadığını söylemiştin."
"Evet bu doğru..." Karşındaki sandalyeyi işaret etti Jack. "Kendine bir bira al ve otur şuraya Emm... "
"Büyükannemin adıyla seslendiğinde dertleşmek istediğini anlıyorum koca adam. Emm... "
Güldü Jack." Küçük kızıma hayat dersi veriyorum sadece. Birgün söylediğim herşeyin ne kadar doğru olduğunu göreceksin. O yüzden beni iyi dinle."
Amanda bir şişe bira alarak, babasının karşına oturdu.
"Ben artık küçük değilim. Onaltı yaşındayım dostum. " Alaycı bir tebessümle babasına baktı genç kız. " Jeane onyedi yaşında ve iki çocuk doğurdu. Ve İris... Onbeş yaşında üstelik hamile... Daha saymamı ister misin?"
Kahkaha attı Jack.
"Ne demek yani evlenmek mi istiyorsun?"
"Elbette ki hayır." Bu kez yüz ifadesi ve ses tonu ciddileşti genç kızın. " Dünya üzerinde hiç bir erkek beni evlenmeye ve çocuk doğurmaya ikna edemez. Henüz aklım başımda Jack. "
"Annen de senin gibiymiş Emm... Ama ben onu ikna ettim."
"Senin gibi bir adama kimse hayır diyemez koca Jack. Annem sana aşık olmakta sonuna kadar haklıymış. " Birasını içmeye başladı. " Hem iyi ki de evet demiş. Böylelikle ben dünyaya geldim değil mi?"
" İyi ki bebeğim... iyi ki... Seni de ikna edecek bir adam mutlaka olacak Amanda. Belki de soylu bir lord... Asil ve cesur bir adam. "
"Hangi sınıftan olduğumuzu gayet iyi biliyorum bayım... Bir lord, dük veya burjuva... Biz onların sadece çiş taslarını ve lanet kıçlarını temizlemek için doğduk. Bu yüzden hayal kurmayı bırak. Üstelik benim için soyu hiç önemli değil. Kadınların önünde eğilen lanet adamlardan asla hoşlanmam. Kibarlıklarının arkasında ne haltlar yediklerini gayet iyi biliyorum. Asiller bizleri birer böcek gibi ezerlerken onlardan birinin yatağına girmem."
"Asil kızlardan neyin eksik Emm? "
"Güzel olmak bir ayrıcalık değil. Hatta bizim için sadece bela."
"Gün geçtikçe daha da güzel oluyorsun kızım." Adamın sesi endişeli çıktı." Ve birgün seni aşağılık adamlardan koruyamamaktan çok korkuyorum."
"Ben kendimi pekala korurum baba. Bu konuda endişelenme."
"Dışarıdaki dünya düşündüğünden çok daha acımasız. Ve ben de ölümsüz değilim. Tek isteğim senin layık olduğun güçlü bir adamla evlenmen. Kim olduğu, hangi soydan geldiği ya da ne iş yaptığı önemli değil. Kızımı canı pahasına korusun ve yanında olsun yeter."
Amanda anılarının arasına dalıp gitmiş, kilisenin içinde kendisini izleyen insanları bir an olsun unutmuştu. Papaza ve önünde duran adama bir kaç adımla kala olduğu yerde durmuş, ne yaptığını düşünüyordu.
Ah... Tabii evlenmek için buradaydı. Bir kaç adım ötesinde duran, hayatında ilk kez gördüğü yabancı bir erkek evlenecekti. Ve bu adam hiç hoşlanmadığı asil sınıftan bir soyluydu. Tamam yanında onlarca asker yoktu. Hatta üzerindeki giysiler oldukça sıradandı. Yine de onun asil olduğunu görebiliyordu.
Hayatının nasıl bu noktaya geldiğine hala şaşırıyordu. Babasının özgürlüğü için, böyle bir şey yapacağını asla tahmin etmezdi.
Hayat tahminler üzerine yaşanmıyordu kesinlikle. Hiç kimse bir sonraki gün başına ne geleceğini bilmiyordu. İskoçya ya gelin olarak geleceğini o falcılar söylese, canınız cehenneme der geçer, kahkahalarla gülerdi. Sıradan bir kız, zavallı bir köylü, ölüme mahkum edilen bir kaçağın kızı Amanda Schot, bir klan lideri ile evleniyordu.
Sahte bir evlilik ve sahte gelin... Ne komedi ama!
Papaz ısrar etmese bu elbiseyi asla giymezdi. Kendisine ait olmayan eşyaların içinde kesinlikle rahat değildi. Eğreti gibi durduğuna, gerçek kimliğini gizlediğine adı gibi emindi. Sıradan bir köylü olmaktan şikayetçi değildi ki... Her gün saçlarını taramaz, hafta birgün yıkanır, kibar olmaktan nefret ederdi. Cahil değildi... Cehaletin kadınları ezdiğini, köleliğe mahkum ettiğini görmüştü.
Özgürdü! Özgür olmak için doğmuştu. Bu evlilik için özgürlüğünden vazgeçmeyecekti. Sadece bir süre... Kısa bir süre...
"Gelin hanım evlenmekten vazgeçti sanırım." dedi papaz Rayn a bakarak.
"Onu zorla mı buraya getirdin yoksa?"
Rayn sinir bozucu adama sert bir bakış attı. Hayatında yeterince sorun varken, bir kaç gündür karşısına çıkan insanlar gerçekten inanılmazdı. Bu kadar olayı sadece bir günde yaşamak için nasıl bir günah işlediğini düşünmeden edemedi.
Zina! Tabii ya... Evlilik dışı bir ilişki yaşıyordu. İncil de bunun günah olduğunu yazdıklarına göre, tek günahı buydu kesin. Onun dışında aklına başka bir şey gelmedi. Evlenmek istese bir İngilizi tercih etmezdi elbette. İskoçya da onlarca kadın varken...
"Sence onun gibi bir kadını evlenmek için neden zorlayayım?"derken sesi alçak ve buz gibiydi. " Aklımı henüz kaçırmadım rahip."
"Nesi var? Pekala güzel bir kadın delikanlı. Tamam davranışları bir hayli garip olsa da, uzun süredir bu kadar güzel bir gelin görmemiştim. "
Orta yaşlı bir din adamının ağzından çıkanı duyması gerekirdi değil mi? Amanda ya hayranlıkla bakan gözleri Rayn ı kızdırdı. Tamam... Bu kadın onun hiç bir şeyi olmayacaktı ancak nihayetinde birazdan soyadını alacaktı. Bowen Leydinin dikkat çekeceğini söylerken kesinlikle haklıydı. Elbise değil üzerinden çıkardığı giysileri giymeli, köye vardıklarında çenesini kapa tutmalıydı.
Bir kaç adım atarak, Amanda nın karşına geçti. Ona doğru eğilerek,
"Ayağına bir şey mi oldu?"dedi sessizce. "Neden burada dikiliyorsun Bayan Schot?"
Amanda genç adamın gözlerine baktı.
"Ne büyük bir belaya bulaştığımı düşünüyordum sadece. Belki bir kasırga olurda burayı yerlebir eder diye bekliyorum."
"Bunu benim düşünmem gerek Leydim. İnan bana senden büyük bir bela daha olamaz. Ayrıca bugünlük yeterince olay yaşandı. Kasırgaya gerek yok."
Amanda gözlerini kısarak, Rayn a düşmanca ve tehditkar bir şekilde baktı.
"Aynı duyguları hissetmemiz ne kadar güzel Lordum. En azından rahibin karşında oyun oynamak zorunda kalmayacağız."
"Evlenmek istemiyorsan..."
"Yoo... Hayır. Seninle evlenmek için buradayım. "
" O halde kaldır ayağını ve tören başlasın. " Etrafa bakındı Rayn. " Herkes bize bakıyor. "
"Ne kadar uyumlu bir çift olduğumuzu düşünüyorlar eminim. "
"Uyumlu mu?"
İkisi de birbirine alaycı bir şekilde gülümsedi.
Birkaç dakika sonra gelin ve damat papazın karşına geçtiler. Amanda uzun süren vaazı dinlerken sıkıntıdan patlayacağını hissetti. Rahip evliliğin ve aşkın kutsallığından bahsediyor, İncil den küçük ayetler okuyordu. Yanındaki adamla bedenleri birbirine değecek kadar yakın olmaları ise ayrı bir sorundu.
Ve bir kaç nikahta duyduğu malum sözler...
"Bu adamı kocanız olarak kabul ediyor musunuz?"
Derin bir nefes alarak Rayn a doğru kaçamak bir bakış attı. Genç adam da kendisi gibi gergin hatta huzursuzdu. Bakışları birleşince hızla rahibe döndü.
"E-evet..." Cılız ve alçak çıkan ses tonu Rayn ı gülümsetti.
"Bu kadını karınız olarak kabul ediyor musunuz?"
Rayn ikinci kez bir kadını eşi olarak kabul edecekti. Üstelik evlenmemek konusunda çok fazla kararlı iken...
"E-evet..."
"Bende sizi sonsuza kadar kutsal evlilik bağı ile bağlıyorum..."
"Hayır..."dedi Amanda usulca. " Sonsuza kadar değil."
"Asla..." dedi Rayn genç kızla aynı anda "Tanrı korusun..."
Rahip onları duymadı. Ancak ikisi de birbirinin ne dediğini net olarak duydular.
"O halde gelinini öpelirsin."
Amanda nın yüzüne dehşet dolu bir ifade yansıdı.
Yapmayacaktı değil mi? Dudaklarını öpmeye cesaret edemezdi! Üstelik bunca insanın önünde. Hayır! Öpüşmek berbat bir şeydi. Şeydi... Korkunç ve mide bulandırıcı... Ayrıca bu adamla!
Rayn yutkunarak yere doğru baktı. Evlenen çiftlerin öpüşmesi bir gelenek olsa da, yanında ki kadını öpemezdi. Bu gerçek bir evlilik değildi. Ulu Tanrım! Bu basbayağı gerçek bir evlilikti. Artık evlenmişlerdi. Başını ağır hareketlerle Amanda ya çevirdi. Genç kızın gözlerindeki korku ve öfkeyi görmemek imkansızdı. Bu haliyle bile inanılmazdı aslında. Güzelliği için söylenecek söz yoktu. İster istemez dudaklarına takıldı bakışları.
Lanet olsun! Nasıl bir tadı olduğunu merak etmeden duramadı. Kalın dudakları öpülmek için yaratılmıştı adeta.
"Teşekkür ederiz papaz." diyerek onları izleyen kalabalığa döndü hemen Rayn. "Tören bitti ve yola çıkmamız gerekiyor."
Onları izleyen köylülerin damat ve gelinin birbirini öpmesini bekliyordu.
"Küçük bir eğlence için vaktiniz yok mu?"dedi Amanda nın keçisini kurtardığı kadın.
"Üzgünüz ama yok."
Rayn ın kararlı tavrı karşısında genç kadın başını yere devirdi. Kalabalık kiliseden çıkmak için yöneldiği anda şiddetli bir gökgürültüsü ve yağmur tahta çatının üzerinde yankılandı.
"Fırtına olacak sanırım." dedi papaz oldukça yüksek bir sesle. " Mallarınızı ve hayvanlarınızı evlerinize alın."
Rayn başını Amanda ya çevirdi o an.
" Sana çeneni kapalı tutmanı söylerken kesinlikle haklıydım." diyerek sertçe baktı. "Nesin sen? Cadı ya da büyücü mü?"
"Ben mi?" Amanda alaycı bir şekilde gülümseyerek, saçlarını savurdu ve eteklerini tuttu. " Ben Amanda Schot Lordum. Lanet bir İngilizim sadece. Bundan fazlası değil!"