5.BÖLÜM

2272 Words
Rayn kendilerini tehlikenin kucağına atan genç kıza hala kızgındı. Düşüncesizce ve hesapsızca davrandığı için onlarca adamla dövüşmek zorunda kalmıştı. İşin aslı koyunu için yalvaran kadına kendisi de acımıştı. Amanda olayın içine dalmasa belki de kendisi o haydutun icabına bakacaktı. Yirmili yaşlardayken öfkeli bir adamdı Rayn. Gençti, güçlüydü, savaşmaktan, düşmanına meydan okumaktan asla kaçmazdı. Bir yıl boyunca Fransa ile yapılan amansız bir savaşta yer almış, İskoçya savaşı kaybetmiş olmasına rağmen kendi birliğinin koruduğu sınırda galibiyet kazanmıştı. Lina... Onunla bu savaştan sonra Fransa'ya gittiğinde tanışmıştı. Çok güzeldi Lina. Koyu renk saçları, kahverengi gözleri, küçük ve narin vücudu ile tam bir Fransız kadınıydı. Kibardı... Asil bir babanın en küçük kızıydı. Onu ilk gördüğünde hayatının kadını olacağını hissetmişti. Bir erkeğinin aradığı bütün özellikler Lina da vardı. O yüzden sadece üç gün sonra ona evlenme teklif etmiş, Lina da teklifini kabul etmişti. Üç yıl süren evlilikleri boyunca bir kez bile tartıştıklarını hatırlamıyordu Rayn. Çünkü Lina kocasına karşı gelmez, itaatte kusur etmezdi. Ev işleri, bahçe, davetler... Lina erkeklerin karmakarışık dünyasından kesinlikle uzak duruyordu. Zarif bir hanımdı. Asil, zarif ve sakin. Aralarında herşeyden önce saygı vardı. Ve sevgi... Onu seviyordu Rayn. Hayatını çekip çeviren, yatağını paylaşan, çocuğunu doğuran kadını seviyordu. Birliktelikleri şehvetli olmasa da, bedenlerinin isteğini yerine getiriyorlardı elbette. Evliliğin gerektirdiği gibi... Herkes gibi... Lina nın kızının doğumundan bir kaç ay sonra ölmesi genç adamı inanılmaz sarsmış, neden olduğunu kesinlikle anlamamıştı. Düşmeyen ateşi, bitmeyen karın ağrıları ve çektiği acılar genç kadını kötü sona teslim etmişti. Hayatının sonuna kadar onunla yaşlanacağını düşünürken, küçük kızı ile kalmıştı Rayn. Ve arkasından elindeki herşeyi İskoçya kralına kaptırmış, annesi ile birlikte Brodgar köyünde yeni bir hayat kurmuştu. Sürgün edilen babasını yıllardır bir kez bile görmemişti. Onun hatalarının bedelini ödüyordu. Bitmeyen bir bedel! Jordan dostuydu. Dostlar birbirine destek olmak için vardı. Kralla arasının iyi olduğunu biliyordu. O gün... ** "Ne! Sen aklını mı kaçırdın Jordan?" "Aklım pekala yerinde dostum." "Kesinlikle değil. " Genç adam yıllardır dostu olan lordun kendisinden istediği şeye anlam vermeye çalışıyordu. " Senin yerine o İngiliz leydisi ile benim evlenmemi istiyorsun. Yanlış mı duydum?" "Doğru duydun Rayn. Bu lanet olası evlilikten ancak beni sen kurtarırsın. " "Ben asla bir İngilizle evlenmem Jordan.Kaldı ki o kızı hiç tanımıyorum. Hem... Hem bu işte çıkarım ne olacak?" "Kaybettiğin toprakları alacağını garanti ederim. Şerefim üzerine yemin etmeye hazırım." "Seni aşağılık!"dedi Rayn öfkeyle." Madem evlenmek istemiyordun neden krala söz verdin?" "Çaresiz bir durumdayım... Başka seçeneğim yoktu. Nikahtan sonra kızı altı ay yanında tut. Ben bu sürede herşeyi yoluna koyarım. Sonra onu ülkesine geri göndeririz. " "Altı ay... Altı ay boyunca kaprisli ve kendini beğenmiş bir kadınla nasıl yaşayacağım dostum? Ya kızım... Ona ne diyeceğim?" "Kızın daha çok küçük Rayn. " "Beş yaşında olması aptal olduğu anlamına gelmiyor. Annesini hatırlamasa da üvey annenin ne demek olduğunu bilir." "Üvey annesi belki de bir melektir... Onu sever belki... Kimbilir?" Rayn sinirle dişlerini sıktı. "Ne kızım ne de ben, hayatımıza kimseyi almaya niyetli değiliz! Üstelik onun gibi bir kadını asla!" "Kararını ver Rayn. Formalite bir evlilik ve karşılığında kaybettiğin kale ve topraklar. " Rayn iki elini saçlarının arasından geçirerek, derin bir nefes aldı. "Kahrolası herif!"diyerek önünde duran masaya sert bir yumruk attı." Kabul ediyorum. Senin yerine o İngilizle evleneceğim. Umarım başıma sardığın bela saf ve itaatkardır. Yoksa önce onu sonra seni öldürürüm. Duydun mu?" Jordan neşeli bir kahkaha savurdu sadece. Rayn ın böyle bir şey yapamayacağını çok iyi biliyordu. Genç adamın güçlü olmak için kendisine ihtiyacı vardı. Ayrıca onun hayatını kurtarmıştı. "Duyduğum kadarıyla genç hanım oldukça kibar ve ağırbaşlıymış dostum. " "İyi ya sen evlen onunla o zaman." "Ben mi?"Güldü Jordan. "Yatağıma alacağım daha onlarca güzel kadın varken, evlenmeye niyetim yok Rayn." "Krala söz verirken düşünecektin." "Kral bana güveniyor. Ve aramızdaki kan bağından haberdarsın sanırım. Henüz bir varisi olmadığına göre, tahta yakın olduğumu söylememe gerek yok." "Sen tek bir kadınla yaşlanacak bir adam değilsin Jordan. Ama gerekçenin sadece bu olmadığını düşünüyorum. Benden ne gizliyorsun?" "Saçmalama Rayn. Senden gizlediğim hiç bir şey yok. Önümde beni bekleyen iyi bir gelecek varken, bir kadına ayıracak vaktim yok inan." "Ya kral? Gerçekler ortaya çıkınca ona ne diyeceksin?" "Çıkmayacak. Bu konuda sana güveniyorum. Ayrıca kralın bunu umursayacağını düşünmüyorum. Sonuçta sen de benim gibi bir klan liderisin." Rayn dostuna alaycı bir bakış attı. "Şuan bir lider değil, küçük bir köyde yaşayan çiftçiyim. Emrimde bir kaç keçi, domuz, tavuk ve kazlar var. Onları sayarsak tabii..." Jordan güldü. "Leydinin seninle evlendikten sonra göreceği manzara çok hoş doğrusu Rayn. İnan bana bu evlilik altı ay bile sürmez." "Dalga geçmeye devam edersen fikrimi her an değiştirebilirim serseri! " "Tamam..." Gülmeyi kesti Jordun ancak yüzünde hala muzip bir ifade vardı. "Tamam Rayn. Hemen öfkelenme dostum... İnan bana bu iyiliğini asla unutmayacağım." "Unutmazsan iyi olur Jordan. Eğer unutursan bunu sana zevkle hatırlatırım. Ve inan bana bu kez kaçacak delik ararsın." *** O gün... Jordan a söz verdiği o gün gayet aklı başındaydı aslında. Ancak bugün aklı tamamıyla karışıktı. Özellikle de genç kızı gördükten sonra endişelenmeye başlamıştı. Amanda Schot hayal ettiği gibi değildi. Tanrım... Gerçekten bir belaydı bu kadın! Dikkat çekici güzelliği bir yana küçük bir çocuk gibi geveze ve aptalca cesurdu. Sapan kullanıyordu. Asil kadınların sapan kullandığını, erkek giysileri içinde dolaştığını kesinlikle duymamıştı. Ata bir erkek gibi biniyor, hiç tanımadığı bir adamla evleneceği halde gayet rahat davranıyordu. Üstelik biraz önce azılı bir hayduta elma fırlatmış, yaptığı şey için ne korkmuş ne de pişmanlık duymuştu. Şimdi ise Lilliy delinen o kızla yere oturmuş yemek yiyordu. Rayn bir kaç adım öteden parmaklarını yalayan kıza bakıyordu. Lekeli dudaklarını gömleğinin koluna silmesine ne demeli? Acaba yanlış kadını mı karşılamıştı? Onun asil bir İngiliz hanımefendisi olduğuna inanmak, İskoçya nın bir gün dünyanın en güçlü devleti olacağına inanmak kadar güçtü. Kiliseye gitmeden biraz önce savaş meydanına dönen pazar yerinde buldukları bir köşeye oturmuş, yemek yiyorlardı. Bowen yere dağılan meyveleri ve bir parça somun ekmeği önlerine koymuş, hem yiyor hem de homurdanıyordu. "Asilmiş..." dedi biraz ötede hizmetçisi ile karnını doyuran Amanda ya bakarak. "Tanrı aşkına Rayn. Bu kızın asil bir hanım olduğuna emin misin? Jordan seni kandırmış dostum. Bu kız asil falan değil. " "Ondan hoşlanmadığının farkındayım Bowen." diyerek gülümsedi Rayn. "O da senden hoşlanmadı." "Hangi aklı başında erkek ondan hoşlanır ki? İnan bana bu yaşadıklarımızdan sonra daha başımıza neler getirecek merak ediyorum." "Henüz onu tam olarak tanımıyoruz." "Kendini yeterince belli etti değil mi? " Rayn Amanda ya baktı. Genç kız yanında oturan hizmetçisi ile sohbet ediyordu. "Henüz değil dostum... Henüz Bayan Schot bize gerçek yüzünü göstermedi. " Lilly öyle acıkmıştı ki, önünde ne varsa iştahla midesine indiriyor, karnını doyurmanın keyfini yaşıyordu. "Amanda."dedi lokmasını çiğnerken "Çok güzel bir adam bu İskoç. İnan bana bu kadarını beklemiyordum." "Güzel mi?"Amanda Rayn a kaçamak bir bakış atarak önünde duran yemeğine döndü. " Abartma Lilliy. " "Ne yani onu beğenmedin mi?" Beğenmek mi? Lilliy bu evliliğin sahte olduğunu unutmuştu galiba. "Elbette ki beğenmedim. Hem bana ne onun nasıl olduğundan. Bir kere çok kaba." "Çok güçlü..." "Çok ukala..." "Çok kibar..." Derin bir iç çekti Lilliy. "Ve korkak..." "Korkak mı? Haydutları ne hale getirdi görmedin mi?" "Şansı yaver gitti. " "Kesinlikle hoş bir adam. En azından yaşlı, kel, çirkin ve kaba değil." Amanda ciddiyetle kızın yüzüne baktı. "Henüz onu tanımıyoruz Lilliy. O yüzden bu kadar çabuk karar verme." "Benim tanımam önemli değil tatlım. Onunla evlenecek olan sensin. Ha... Eğer ben evlenmiş olsaydım gayet mutlu olurdum. " "Acaba karşısına evleneceği kadın olarak seni mi çıkarsaydık?"güldü bu kez Amanda. "Böylece ben de kurtulmuş olurdum." "Beni sen sandığında suratının şeklini görmeliydin. Küçük bir fare gibi saklanacak delik aradı zavallı. " İki kadın kahkaha attılar. "Ama seni görünce..." dedi Lilliy. "At tepmiş gibi sarsıldı. Ee... Haksız da sayılmaz. " " Ah... Kes artık." Boş ver anlamında elini salladı Amanda. " İnan ondan çok daha iyilerine hayır dedim. Bir kaç ay sürecek sahte bir evlilik için buradayım sadece. Sonra Jack in yanına gideceğim." "Bundan çok emin olma Bayan Schot. İçimde bir his, hiç bir şeyin planladığın gibi gitmeyeceğini fısıldıyor." "Ne olacak sence sevgili hizmetçim?" Lilliy Rayn a doğru baktı ve "Tanrı bilir..." diyerek gülümsedi. Yemekleri bitince atlarına yöneldiler. Bu arada kaçan köylüler tekrar meydana dolmaya başladı. Amanda atına bineceği sırada kendisine doğru koşarak gelen kadını fark etti. "Leydim... " diye bağıran kadın az önce haydutun ayaklarına kapanan kadındı. Soluk soluğa Amanda nın önünde durdu. "Teşekkür ederim... Tanrı sizi korusun..." Yüzünde minnet dolu bir ifade vardı ancak Amanda ne dediğini anlamıyordu. "Teşekkür ediyor." Arkasında biten Rayn ın sesini duyunca başını ona doğru çevirdi. "Koyununu ve canını kurtardın. Bu yüzden sana teşekkür ediyor." diye devam etti Rayn. "Ben değil sen kurtardın. Asıl sana teşekkür etmesi gerek." "Mücadeleyi sen başlattın değil mi? Bu yüzden onun kahramanısın." Kadın bir kaç şey daha söyledi. "Ne diyor?" "Bu gece köyde misafiri olmamızı istiyor. Köylüler bize minnetlerini sunacaklarmış." O sırada köylüler etraflarına toplamış, onlara bakıyorlardı. Rayn kadına teşekkür ederek, gitmeleri gerektiğini söyledi. Ve Amanda ya baktı. "Israr ediyor." Yine kadına döndü ve bir kaç şey daha söyledi. Ve kadının yüzünde kocaman bir gülümseme belirdi. Ardından köylülere dönerek " Mae priodas!" diye bağırdı olanca sesiyle. Ve erkek, kadın, çocuk... Onlarca kişi gülmeye başladılar. "Neler oluyor?"diyerek Rayn a usulca fısıldadı Amanda. Rayn sıkıntılı bir iç çekerek, "Kilisede evlenip, hemen gitmemiz gerektiğini söyledim." "O..." "Düğün var diye bağırdı Bayan Schot. Anlayacağın nikahımız düşündüğünden uzun ve şatafatlı olacak." "Ne!" "Doğru duydun Leydim..." dedi Rayn ciddiyetle. " İkimiz için bir İskoç düğünü yapacaklar." Amanda ona doğru yaklaştı. "Buna engel olmalısın Rayn. Lütfen birşeyler yap." Kesinlikle düğün istemiyordu. Hatta tören bile istemiyordu. Papaza evet diyecek, kiliseyi hızla terk edecekti. Rayn kızın endişeli ve şaşkın haline gülmemek için kendini tutuyordu. "Onları sapanınla kovalamaya ne dersin Leydim?" dedi belli belirsiz gülümseyerek " Bu işi de sen hallet olur mu?" "Sen!"dişlerini sıktı Amanda ve derin bir nefes alarak sustu. "Çok fazla oyalandık. Kiliseye gidelim." Rayn atına yöneldi. Hemen arkasından diğerleri de onu takip etmeye başladı. Kiliseye çok kısa sürede ulaştılar. Köylüler de onlarla birlikte gelmişlerdi. Kilisenin bahçesi bir anda doluverdi. Onları fark eden yaşlı bir papaz ağır adımlarla bahçeye çıktı. Rayn atından inerek yaşlı adamın karşısında durdu. "Nikah için buradayız rahip."dedi ve atından inerek onlara doğru gelen Amanda yı gösterdi. " Ne kadar çabuk olursa o kadar iyi olur. Çok vaktimiz yok." Papaz önce Rayn ı sonra yanlarına gelen Amanda yı baştan aşağı süzdü. "Gelin nerede?" "Gelin bu hanım."dedi Rayn "Sanırım anlamadınız. Kendisi İngiliz." Papaz Amanda ya çok garip bakıyordu. "Derdi ne?"dedi Amanda. Rahibin bakışları hiç ama hiç hoşuna gitmedi. "Demek gelin sensin." Rahip İngilizce biliyordu ne güzel. "Evet." "Nikah için çok aceleniz olduğu belli küçük hanım. Ancak ben kilisemde erkek giysileri içinde bir kadının nikâhını asla kıymam." Amanda bir an yaşlı adama ne cevap vereceğini bilemedi ve Rayn a baktı. Rayn da böyle bir cevap beklemiyordu. "Duydunuz sanırım!"dedi rahip ciddiyetle. "Burası kutsal bir yer ve evlilikte kutsal. En azından bir elbise giyin gelin hanım. Tanrıya saygı duyun!" Amanda öfkeyle yumruklarını sıktı. Zaten inanmadığı bir yerde evlenecekti ve papaz saygı bekliyordu. Rayn ın kolunu tuttu ve onu sürüklemeye başladı. "Hey! Derdin ne?" Genç adamı uzak bir köşeye çekti. "Derdim mi?"dedi alçak ama sert bir sesle. "Önce düğün sonra gelinlik! Buradakilerin hepsi aklını kaçırmış. Bana bunlardan hiç bahsetmedin İskoç!" "Ben planlamadım İngiliz!" "O zaman birşeyler yap!" "Rahibi duydun. Bir elbise giyeceksin sadece. Yoksa bu nikahı asla kıymaz. Yanında bu giysilerin..." Kızım üzerine baktı. "Dışında giysin yok mu?" "Elbette ki var!" Greca bir sandık dolusu elbise vermişti ve hepsi arabadaydı "O halde sorun ne?" "Tüm bunlar benim için gerçekten saçma. " "Daha önce nikah görmedin mi?" "Gördüm sersem. Nasıl bir şey olduğunu biliyorum. Anlatmak istediğim ben katolik değilim." "Protestan mısın?" "Ah hayır... " "Peki?" Bu kız hakkında daha neler öğrenecekti acaba? "İnançlı değilim. " "Bunu rahibe söylemediğin sürece bir sorun yok." "Rahip kimin umurunda ki? Onun kıydığı nikaha inanmıyorum." "Bizler böyle evleniyoruz Bayan Schot. İnan ya da inanma başka yolu yok. " "Elbise ve düğün istemiyorum. Hatta seninle evlenmek bile istemiyorum!" " Ben de seninle evlenmek için can atmıyorum." dedi Rayn. Yüzünde ciddi ve soğuk bir ifade vardı. " Zorunda olmasam inan yapmam." "Bende!" Aynı ifade Amanda nın yüzünde de belirdi. "Bu gerçek bir evlilik olmayacak İskoç!" "Benim için de aynı şey geçerli İngiliz!" Bakışlarını birbirlerine diktiler. "Benden gerçek anlamda karın olmamı bekleme!" "Senden birşey beklediğim yok!" "O halde anlaştık." "Elbetteki anlaştık. Sadece yapmamız gerekeni yapacağız." "Evet." "Şimdi git ve rahibin dediğini yap. Ve bu lanet yerden gidelim!" "Kesinlikle!" Kilisenin içi nikahı izlemek isteyen köylülerle dolmuştu. İnsanların yüzünde neşeli bir ifade varken, onları rahibin hemen önünde izleyen Rayn, bu işin hemen bitmesini isterken tedirgindi. Genç kız giyinmek için ortalıktan kaybolmuş, nerede ise bir saattir gelmemişti. Biraz daha geç kalırsa kaçtığını düşünmeye başlayacaktı. Herkesin gözü kapıdaydı. Bowen Rayn ın yanıda dikilmiş, onun gibi gergin bir halde gelini bekliyordu. "Umarım gelmez..." dedi fısıldayarak. "Hatta dua edelim de gelmesin." Rayn başını çevirip ona doğru baktı. "Kapa çeneni Bowen!" Zaten sinirliydi ve Bowen kendisini daha çok öfkelendiriyordu. "Lanet olsun geldi..." Bowen ın baktığı yere baktı Rayn. Lanet olsun! Evet lanetti bu. Genç kız kilisenin kapısından ağır adımlarla kendisine doğru yürüyordu. Bu kadın bugün gördüğü kadın mıydı Tanrım? Hayır... O olamazdı değil mi? Kahretsin! Çok güzeldi. Güzel değil muhteşemdi. Krem rengi saten elbise sahip olduğu güzelliği gözler önüne sermiş, onu bir kraliçeye dönüştürmüştü adeta. O an kalbinin durduğunu sandı. Nefesinin kesildiğini... Daha önce gördüğü hiç bir kadın gözalıcı mücevherlerden bile parlak değildi onun kadar... Gömleğinin gizlediği teni ne kadar pürüzsüzdü öyle. Dolgun göğüsleri elbisesini dışına çıkacakmış gibi duruyordu. Saçlarına ne yapmıştı? Bu saçlar bu kadar uzun ve parlak mıydı? Ya gözleri? Renginin yeşil olduğundan eminken, şimdi kesinlikle değildi. Amanda Schot kendisini büyülemişti. Hangi erkek ona bakarken büyülenmezdi ki? Bu işte kesin bir yanlışlık vardı. Böyle bir kadının İskoçya ya zorla evlendirilmek için gönderilmesi baştan sona hataydı. Ya da bir oyun... Tuttuğu nefesini verirken, bakışlarını kızdan kaçırdı Rayn. Ona bakarken terleyen avuç içlerini sildi. Ne olursa olsun bu gerçek bir evlilik değildi. Amanda Schot ve Rayn Andersson bu dünyada birlikte olması imkansız iki insandı sadece...
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD