Çalışma odasının kapısı kapandığında Mirza yalnız kaldı ama zihni hala salondaydı. Zerya’nın yürüyüşü, sesi, o sakin bakışları. Hiçbir şey olması gerektiği gibi değildi. Masanın arkasına geçti ama oturmadı. Ellerini masaya koydu. Başını eğdi. -"Bu neydi şimdi…” diye mırıldandı. Sinirli değildi. Bu daha kötüydü. Anlayamıyordu. Dün gece onun kırılması gerekiyordu. İçine kapanması, gözlerini kaçırması, titremesi…Ama sabah karşısına çıkan kadın bambaşkaydı. Başını kaldırdı. Gözleri sertleşti. -“Rol mü yapıyor…” Ama hayır. Mirza bunu anlıyordu. Bu bir rol olsaydı bir yerde açık verirdi. Ama vermedi. Bu kontrollüydü. Ve bu düşünce Mirza’nın içinde garip bir şey uyandırdı; ilgi. Yavaşça sandalyeye oturdu. Aklına Zerya’nın o tek cümlesi geldi: “İnsana ne kadar güçlü olduğunu hatırlatıyor.” Dudakla

