Gecenin zifiri karanlığında, Mardin'in sessiz taş duvarları arasında odamda dönüp duruyordum. Boynumdaki o ağır madalyon tenimi soğuturken, zihnimde sadece Cihan Ateş'in o delici bakışları vardı. Tam gözlerimi kapatmaya çalışırken komodinin üzerindeki telefonumun ekranı aydınlandı. Gelen mesaj tek satırdı ama emredici bir havası vardı: "Ateş: Kapıdayım. Çık dışarı." Kalbim aniden hızlandı. Onu görmek, o masada beni bıraktığı gecenin hesabını sormak istiyordum ama bir yanım da bu kadar kolay teslim olmamam gerektiğini söylüyordu. Cevap vermedim, telefonun ışığının sönmesini izledim. Gitmeyecektim. Onu orada bekletmek, belki de içimdeki öfkenin tek tesellisiydi. Ancak saniyeler sonra ekran tekrar yandı: "Ateş: Gelmezsen, o kapıyı ben açar içeri gelirim. Seçim senin." Onun bu gözü k

