Aşkın, mutfağın ortasında kalbi yerinden çıkacakmış gibi dururken, Ateş’in arkasında bıraktığı o yakıcı etkiyi üzerinden atmaya çalışıyordu. Hanife Hanım’ın Kürtçe seslenişi hala kulaklarında yankılanıyordu. "Şîrînî amade ye?" (Tatlı hazır mı?) Aşkın hemen kendine gelmeye çalıştı. Tezgaha tutunup derin bir nefes aldı ve kendi kendine mırıldandı: "Sakin ol Aşkın, sadece bir tatlı alt tarafı... Ama Ateş varken hiçbir şey sadece olduğu gibi kalmıyor." Hemen titreyen elleriyle kaseleri tepsiye dizmeye başladı. Tatlı tam kıvamında, ipek gibi görünüyordu. Gülnaz’ın öğrettiği gibi üzerine bolca tarçın ve kırılmış ceviz serpti. Tepsiyi eline aldığında hala yanaklarının yandığını hissediyordu. Mutfaktan çıkıp avluya, o devasa sofranın kurulduğu yere doğru ilerledi. Herkes masadaydı. Ateş, m

