Ömer alt kata taşınalı on gün oldu. Abimle gündüzleri iş arıyorlardı. Ama istedikleri işi bulamıyorlardı. Akşama doğru canları sıkılmış, yorgun bir şekilde bizim kata çıkıyorlardı. Kapıyı bir hevesle ben açıyordum. Görmediğim saatlerde onu özlüyordum. Belli etmemeye çalışmaktan yorulmaya başlamıştım. Yine kapıyı açtım.
" Hoş geldiniz. Nasıl geçti? " Hevesle söylemiştim ama yüzleri asıktı.
" İyi değil, "
Salona geçmişlerdi. Ben de yanlarına geçtim.
"Abi canınızı sıkmayın, bulursunuz elbet. "
Ömer'e baktım çok üzgündü. Bize yük olduğunu düşünüyordu. Abim ayağa kalktı.
" Ben bir duş alıyım belki kendime gelirim. "
Salondan çıktı. Ömer'le odada baş başaydık.
Annem komşuya gitmişti. Ömer çok üzgündü.
" Ömer ," dedim. Şaşkın hâlde bana baktı. Abi demediğim için, on gündür hiç muhattap olmamış, ismini bile söylememiştim. Bana bakmış, kalmıştı.
Tekrar " Ömer, " dedim. Yüzünde hafif bir gülümseme belirdi. Gamzeleri meydana çıkmıştı.
" Canını sıkma olur mu? " dedim. Ona, gözlerine bakıyordum. Heyecandan kalbim, çırpınıyordu. Yüzüm alev alevdi.
Ayağa kalktı bana doğru yöneldi.
" Feride bana abi demedin, yanlış duymadım değil mi? "
Yanıma oturdu. Ah Allah'ım bu bana fazla gelmeye başlamıştı. Göğsümün hareketleri dışardan belli oluyordu. Heyecandan titremeye başlamıştım. Ellerim terlemişti.
Başımı salladım. Bana hâlâ bakıyordu. Anlamadı mı acaba?
" Feride, "
" Efendim Ömer, "
Daha da içten gülümsemişti.
" Sen bana hep Ömer de, benim canım sıkılmaz. "
Başımı salladım. Dudağımın kenarını dişlemeye başlamıştım.
" Feride ümit var mı? "
Ömer'e baktım,
" Ömer bilmiyorum ama sana abi demek istemiyorum. Şimdilik sadece böyle kalsa! "
" Tamam bu bile yeterli, şimdilik. Beni çok mutlu ettin. Seni beklerim. Ama bir kez elini tutsam, "
Sesi neşeli, kıpır kıpırdı. Onu öyle görmek beni de mutlu etmişti.
Sesimi çıkarmadım ama hayır da diyemedim.
Benden ümitlenmiş, elini hemen yanında duran elime uzatmıştı. Önce dokunmasıyla içim ürperdi. Bir sıcaklık, elimden tüm vücuduma yayılmıştı. Parmakları, parmaklarımın arasından geçmişti. Yüzüme bakıyordu. Ben utanıyor bakamıyordum. Kısa süre öyle kaldıktan sonra elini çekip, eski yerine geçti.
" Feride çok teşekkür ederim. Duran kalbim sayende can buldu, göğsümde çırpınıyor. Çok mutluyum."
Çok sevinmiştim. Ömer'in konuşması bittiğinde ayağa kalktım, hızla mutfağa geçtim. Yanıyordum. Bütün vücudum sıtma tutmuş gibi titriyor, alev alevdi. Hemen kendime su doldurdum, içtim yüzümü ısladım. Elimle yelliyor, kendime gelmeye çalışıyordum. Normale gelince bir bardak su da Ömer'e doldurdum, götürdüm.
Bardağı ona uzattığımda önce şaşırmıştı. Biliyordum su istemediğini ama içimden öyle gelmişti. Gülümsedi elini uzattı, bardağı alırken parmaklarıma dokunarak, gözlerimin içine bakıyordu. Bende bakıyordum. Sonra çok yavaş, narin parmaklarımdaki elini çekerek bardağı eline aldı, gözlerini benden ayırmadan bir seferde başına dikledi. Soluksuz içiyordu. Onu öyle görmek bana iyi gelmemişti. Dudağının kenarından akan suyu baş parmağıyla tahrik edici bakışıyla silmişti. İçinde yangın vardı, gözleri ateş hattıydı. Benim de içimde kıpırdanmalar oluşuyordu. Hemen elinden boş bardağı aldım mutfağa girdim.
" Allah'ım yanına geliyorum galiba! "
Elim kalbimin üstündeydi. Ağzım kulaklarımda, mutluluktan uçuyordum. Kaç gündür üzgün olan yüzü, benim bir Ömer dememle son bulmuştu. O an gözlerimi kapattım. Elim kalbimin üstünde zıplıyordum . İçimde atlar tepinirken, mutfakta da ben tepiniyordum.
" Feride kafayı mı yedin sen? "
Abimin yüksek sesle bağırmasıyla Ömer' de mutfağa gelmişti. O an durdum. Of tam şu an rezil oldum sevdiğim adama... Öylece karşılarında kala kalmıştım.
" Feride neye tepiniyorsun, elin kalbinde? "
Ömer bana baktı. Gülümsedi. Ben şaşkın, ne cevap versem diye düşündüm. O an beynimde şimşekler çaktı. Çok zekiyim ya!
" Abi elimi çekmeceye sıkıştırdım çok acıdı. Acısından zıplıyordum. "
" Dikkat etsene kızım ya! Bende delirdin zannettim. " Sert ,kızgın ve de üzgündü.
" Tamam abi dikkat ederim. Hadi içeri girelim."
Ben yanlarından geçtim salona ilerledim. Aynı yerime oturdum. İkisi aynı koltuktaydılar. Abim varken bakmaya cesaret edemedim. Kısa bir süre odada kaldım. Odadayken bakamayınca canım sıkıldı. Ben de ayağa kalktım mutfağa girdim. Yemek yaptım, salata hazırladım. Önce annem komşudan geldi, sonra babam ile Ahmet abim işten...
Yer soframızı kurdum, hep birlikte yemeğimizi yedik. Tam karşımda oturuyordu. Ama ben ailem anlamasın diye kafamı bile kaldıramıyordum. Yemekler yendi, çay içmeye başlamıştık. Annem,
"Bey bugün komşudaydım. Feride'ye kısmet var. İki sokak ötedeki manavın oğlu Furkan, çok beğenmiş ille de isteyin diyormuş.
Münasip görürsen istemeye gelelim dediler,"
Herkeste suskunluk peyda oldu. Hem utanmış, hem kızgındım.
Bana bakıyorlardı. Babam,
" Feride tanıyor musun Furkan'ı , ümit filan verdin mi? "
O panikle ayağa kalktım. Karşımda Ömer varken ne hallere düşmüştüm.
" Babam Furkan'ı tanıyorum ama istemiyorum. Ben ona ümit vermedim. " Üzgündüm. Ömer öylece sadece bakabiliyordu, elinden bir şey gelmezdi.
" Tamam kızım sakin ol , sen birini istiyorum diyene kadar kimseye seni vermem. Sen benim biricik kızımsın. "
Çok mutlu olmuştum. Hemen babamın yanına gittim. Kocaman sarıldım, yanaklarından, sesli bir şekilde sulu sulu öptüm. Annem kollarını açtı,
" Ben de isterim ," dediğinde gülümsedim hemen annemin yanına gittim. Sarıldım, öptüm.
" Ooo madem sarılma günü, bizde istiyoruz,"
" Abi ya! " gittim Ahmet abime , Mehmet abime sarıldım, öptüm. Ömer'e de sarılabilseydim keşke...
Ayrıldım yerime geçtim.
" Hanım sende önce kıza sor bu istemeleri, onun kabul ettiğini bize söyle, kızım utanmasın. Domatese döndü yazık! "
Gülüyorlardı. Elim istemsizce yüzüme dokundu.
" Of ya size de dalga konusu çıktı. Ben niye evleneyim ki ! " Omzunu silktim.
" Üç yakışıklı adam peşimde pervane, prensesler gibi her istediğimi yaparken, salak mıyım? "
" Salaksın tabi ki ! Malın birini sevip karşımıza çıkarırsın sen! "
" Abi ilerideki kocama mal demezsen sevinirim de boş ver, Senin evleneceğin kız
salak olacak belli, yoksa seni istemezdi."
Abim ayağa kalktı. Hemen kaçmam lazımdı.
" Anne Ahmet abime söyle üzerime gelmesin! Salak kız ayarlarım ben ona. "
" Kimi Feride ? "
Annem merak etmişti. Abim şaşkındı. Yanıma geldi. Babam gülüyordu.
" Feride kimi yapacaksın bana? "
Gülümsedim.
" Eğer istersen Songül'ü yaparım. "
Annem, "Songül iyi ,temiz, kız. Abinde gönlü var mı? "
" Bir kez abin yakışıklıymış demişti. Bir kere de abinin sevdiği var mı diye sormuştu. Eğer sende istersen, Songül'e sorarım ben? "
Önce babama baktılar. Babam,
" Gönlünüz varsa ister düğün yaparız, zamanın geldi."
Abim mutlu olmuştu.
" Songül güzel kız, eğer isterse bende isterim."
Abim yerine geçti oturdu.
" O zaman ben yarın Songül'e gideyim mi? Söylerim hem de evde sıkıldım. Belki çarşıda gezeriz."
" Tamam git kızım, söyle bakalım nasipse olur. Feride derken Ahmet'i evlendireceğim. Allah'ın işi ..."
" Biz yarın iş aramaya giderken bırakırız seni,"
" Tamam abi, "
" Ben artık kalkayım size iyi geceler, "
" İyi geceler oğlum, canını sıkma işlere, elbet bulursunuz. Feride, Ömer'in çarşaflarını yıkamıştım, sermeyi unuttuk. Kızım bir koşu seriver."
" Tamam anne hemen sererim."
Olduğum yerden kalktım, diğer odadan çarşafları aldım.
" Ben sererim çok zahmet veriyorum size, "
" Bir şey olmaz oğlum, hemen serer Feride, "
Elimde çarşaf, yanımda Ömer alt kata indik. Hemen divanın üzerindeki yer yatağının üzerine çarşafı serdim. Yastık kılıfını geçirirken,
" Feride o çocuğu kabul edeceksin diye çok korktum. "
Yan tarafıma döndüm. Ömer'e baktım. Üzgündü. Yerimde düzeldim,
" Ömer ben, beni her isteyene evet demiyorum. Bilmem anlatabildim mi? Yoksa çoktan evli ,çocuklu olurdum. Korkulacak bir şey yok. Hem ümit verecek olsam, sana verirdim. Verdim de. Elimi tuttun."
Yüzü aydınlandı.
" O zaman ," Yaklaştı elime uzandı. " Biz sevgili miyiz? " Elimi tutuyordu. Bana bakıyor, cevap bekliyordu.
" Ömer evet ama aileme hemen söyleyemem."
" Biliyorum güzelim, zaten bende iş bulup kendimi toparlamayınca karşılarına çıkamam. "
" Güzelim mi dedin sen? "
Heyecanlanmış, çok mutlu olmuştum. Gülümsedim.
" Sen çok güzelsin Feride, ilk anda vuruldum ben sana. Eğer istersen güzelim derim."
" İsterim Ömer, "
Elimden çekti kendine doğru, sarıldı. Geniş kollarının arasında kaybolmuştum.
" Dünyalar benim oldu. Bugün bana cenneti yaşattın güzelim."
Kollarından kurtuldum. Eğer biraz daha dursaydım kollarında onun kokusunu içime çekmiştim. Ciğerlerime dolan odunsu ,seksi kokusuyla bayılabilirdim.
" Ömer benim gitmem lazım, kimse fark etmesin. İyi geceler. "
" Sanada iyi geceler. "
Evden çıktım bir hızla merdivenleri tırmandım. Odaya girdiğimde Ömer'i konuşuyorlardı.
Merakla bende oturdum. Sohbetlerine katıldım. Abim,
" Ömer'in ailesinin evlendirmek istediği kızla, kardeşi sevgiliymiş. Kardeşi aradığında çok üzgündü. Onlar mutlu olsun diye ailesini ,memleketini bıraktı. Eğer giderse zorla evlendirirmiş babası. Kardeşi, o kız mutlu olsun diye benimle geldi. Zengin ailesini bıraktı."