Soner arabasına yürüdü ve dakikalar içinde gözden kayboldu. Şok içindeydim. Az önce olanlar bir rüya gibi geliyordu. Hiç beklemiyordum. Soner'in kazandığı her şey para kartı sayesinde olmuştu. Keşke onları seçseydim diye geçiriyordum içimden, oysa şimdi anlamıştım. Hiçbir kart iyiliği temsil etmiyordu. Aslında tüm kartların temsil ettiği şey birer şeytandı. Dışarıdan masum gözüküyorlardı, hiçbiri masum değildi. Dışarıdan gerçekçi gözüküyorlardı, oysa hepsi sahteydi. İyilik ise bu kartların içine saklanmış küçük meleklerdi. Onları ise gören epeyce azdı. Soner'in koltuğun üzerine bıraktığı telefonuma baktım ve eğilerek elime aldım. Alp'i aramak için elim gitse de vazgeçerek kanepeye fırlattım ve oflayarak yattım. Şu an düşünmem gereken çok şey vardı. Soner ise bunlardan bir tanesiydi.

