Elif Yılmaz Tülin ve Alara ile birlikte lojmana doğru yürürken, Savaş’ın bakışlarını üzerimde hissetmemek imkânsızdı. Bildiğim tek şey, şu an arkamı dönüp bakmamam gerektiğiydi. Çünkü bakarsam… Beni daha da sinirlendirecek bir ifadeyle karşılaşacağımdan emindim. Ama bu delici bakışlar sırtıma saplanmış gibi hissettiriyordu. Sanki bir an bile gözlerini benden çekmiyordu. İçimde bir huzursuzluk oluştu. Elimde olmadan, yürürken nefesimi tuttum. “Artık kendimi bu kadar kasmamalıyım.” “Belli etmemeliyim.” Çünkü Savaş yanlış anlayacak. Eğer tavırlarım onu sinirlendirmekten başka bir şeye yorulursa… Bu, kontrolü tamamen ona bırakmak olurdu. Ama içimdeki huzursuzluk da tam olarak buydu işte. O an yaşananlardan kaçmaya çalıştıkça, Savaş’ın bakışlarının etkisini daha fazla hissediyordum. Dah

