Büyükbabanın gelmesiyle zaman sanki ince bir kumaş gibi parmaklarımızın arasından kayıp gitmişti. Ev, uzun zamandır ilk kez bu kadar sıcak bir kalabalığa bürünmüş, duvarlar bile kahkahaların buğusuyla nefes alır olmuştu. Mert ile Büyükbaba sohbet ederken ben mutfakta tencerelerin başında dönüp duruyor, yayılan yemek kokularına huzurun kokusu da karışıyordu. Akşam olduğunda hep birlikte sofraya oturduk; tabakların şıngırtısı, çatalın porselene değen sesi bile ayrı bir uyum içindeydi. İlk defa bu ev böyle bir yuva olmuştu. Gerçek mutluluğun küçük bir anlık parıltısı… Sanki o anı kavanoza koysam, karanlık günlerde kapağını açıp içindeki ışığı seyredecekmişim gibi hissettim. Kaç saat oturduk, kaç kez kahkaha attık, kim hangi konuda ne kadar konuştu… Hepsi bir sis perdesinin arkasında kalmışt

