Sabah uyandığımda saat neredeyse öğlen 11’e gelmişti. Karnımdan gelen gurultu, ne kadar aç olduğumu hatırlattı; kahvaltı yapmam gerekiyordu. Elimi yüzüme götürüp yıkadım ama üstümü değiştirmeden, ayıcıklı pijamalarımın içinde mutfağa indim. Gözüm, mutfaktaki ayıcık desenlerine kaydı. Dün akşamki olay aniden aklıma geldi ve istemsiz bir ürpertiyle kafamı sallayarak düşüncelerimi dağıtmaya çalıştım. Ne oluyordu bana? Hiç böyle edepsiz şeyler düşünmezdim. Ama hepsi Mert yüzünden, onun varlığı yüzünden… Nihayet kahvaltımı yapmaya başladım. Tabağımdaki yiyeceklerin kokusu biraz olsun huzur veriyordu ama aynı zamanda kendi kendime söyleniyordum: Böyle hep evde takılırsam, kilolu bir kız olup çıkacağım. Kendime farklı aktiviteler bulmam gerekiyordu. Düşünmeye başladım: ne yapsam, ne yapsam… Ak

