Kız istemesinden ve dinî nikahtan sonra direkt odama çıktım.
Gerçekten aklımı bulandıran çok şey vardı. Şu ana kadar hayatımda bir kadın olmamıştı. Kendimi okuluma vermiştim ama şimdi o kız, Ece, gerçekten de beni etkilemişti. Ama yine de bilmiyordum.
Aklımda birçok düşünce vardı ama bunun adı aşk mıydı, bilmiyordum. Hem aşk bu kadar kolay bir şey miydi, onu da bilmiyordum. Kızın bana karşı olan bakışlarını gördüm; içinde birçok duygu vardı. Korku, hüzün ve en önemlisi kaybetme korkusu... Ama beni kaybettiği için değil, kendi hayatını kaybettiği için üzgündü ve mutsuzdu.
Birkaç dakika sonra kapı çaldı.
İçeriye Yağız girdi.
Birkaç dakika bana imalı bakışlar attı. Lan, noluyor lan? Bu salak niye bana böyle bakıyor?
_"Hayırdır, salak kardeşim?" dedim.
Birkaç adım attı ve önümde durdu.
_"Abi, senin bu nikahta niye yüzün çok mutluydu? Bir de biz konağa gelince herkes sırıtıyordun." dedi.
Öyle mi yapıyordum lan ben? Şimdi bu salağa söylesem iki saniye içinde bütün Urfa duyar. O yüzden en iyisi geçiştirmek.
_"Ne alakası var lan, ha?" dedim.
_"Çok alakası var abi. Sen şimdiye kadar bu kızı başka bir yerde gördün mü?" diye sordu.
_"Gördüm." dedim.
Dediğim anda yüzü değişti.
_"Abi, yoksa sizin bu kızla bir geçmişiniz mi var?" dedi.
Ha siktir ulan! Ne dedim ben? İki dakika içinde bütün Urfa duyar. Bu salakta o potansiyel vardı.
_"Lan, ne geçmişi? Ben bu kızı hayatımda ilk defa gördüm. Aslında dün dışarı çıktığım zaman, bir de çarşıda gördüm." dedim.
_"Vay be abi, sende ne hafıza varmış! Çarşıda bir tane kız görünce hemen aklından çıkmıyor. Eee abi, başka kız da gördün mü? Ama hepsiyle evlenemezsin, şimdiden söyleyeyim ben." dedi.
Bay salak! Ulan, bazen gerçekten dayak istiyordu kardeşim. Demeyeceğim, dalacağım buna ha! Bütün kızlarla evlenmek mi olur? Ya ben her zaman bir tane karım olacak, başka olmayacak.
_"Bana salak, harem mi kuracağım lan ben? Ha, ne alaka? Sadece kızı orada gördüm ve güzel kız yani. Hem mutlu falan değilim, sen yanlış anladın." dedim.
Allah'ım, sen günah yazma. Hem ben buna söylersem bütün Urfa duyar.
_"Ha, inandım tabii tabii. Kesin öyledir." dedi.
Masanın üstündeki kalemi aldım ve üstüne doğru attım.
Ayağa kalktı ve konuşmaya başladı.
_"Abi, sen kalem değil de masayı atsan yine değişmeyecek. Sen o kıza âşık olmuşsun." dedi.
Bu sefer de masanın üstünde duran bardağı aldım. Onu üstüne atacaktım ama hemen çıktı ve kapıyı kapattı.
Elimdeki bardağı masanın üstüne tekrar bıraktım.
Gerçekten de ben âşık olmuş olabilir miydim ki? Yok artık! İki kere gördüm sadece. Hoşlantı var ama başka bir şey yok. Hem aşk bu kadar kolay mı ki?
Üzerimdeki ceketi çıkardım ve sandalyeye astım. Sonra duşa girdim. Üstümdekileri çıkardım. Sıcak bir su iyi gelirdi bana.
Biraz duş aldıktan sonra üstüme bir şeyler giydim. Siyah bir eşofman ve siyah bir tişört giydim. Büyük, çift kişilik yatağa uzandım.
Sonra elim yanımdaki yere doğru gitti. Birkaç saniye elim oradaki yastığın üzerinde durdu. Sonra hemen çektim.
Kızın benimle bir işi yok ki. Onun tek derdi okulunu okuyup kendi ayaklarının üstünde durmak.
Bir de benim derdim bak! Ulan, koskoca doktor düştüğü şu hâle bak.
Neyse, dedim. Nasıl olsa karım... Belki belli bir süre sonra bana alışır ve benimle olmak ister.
Sonra içimde bir ses, "Boşuna hayal kurma." diyordu.
Gözlerimi yavaşça uykuya teslim ettim.
---
### Sabah – Konakta Kına Hazırlıkları
Güzel bir sabaha uyanmayı ben de isterdim ama maalesef bugün kına vardı. Şu an öğlen vaktiydi. Birazdan misafirler gelirdi. Keşke gelmeselerdi. Keşke bu kına olmasaydı ama mecbur olacaktı.
Konağın kapısı açıldı ve içeriye kayınvalidem, Aras'ın kuzeni ve yengesi geldi.
Annem hepsinin yanına gitti ve hoş geldiniz dedi. Sonra gözleriyle bana kaş göz yaptı. "Sen de gel." der gibiydi.
Ben de mecburen onlara doğru ilerledim. Kayınvalidemin yanına gittim ve ellerini öptüm.
_"Hoş geldiniz efendim." dedim.
_"Hoş bulduk, güzel kızım." dedi.
Hemen ardından Gülizar Hanım'ın yanına gittim ve elini öptüm.
_"Siz de hoş geldiniz efendim." dedim.
En son Aylin kalmıştı. Abimin âşık olduğu kadın... Hatta o kıza âşık diye tavırları bile değişmişti. Ama Aylin'in abime karşı bir hissi yoktu, maalesef.
İnşallah ikisi de mutlu olur. Diyelim başka ne diyeyim?
_"Sen hoş geldin, Aylin." dedim ve ona sarıldım.
_"Hoş bulduk, canım." dedi.
Herkesi içeriye davet ettik ve herkes içeri geçti. Nasıl olsa kına avluda yapılacaktı ve şu an onun için hazırlık vardı.
Kayınvalidem Ruken Hanım konuşmaya başladı.
_"Kızım, olaylar acele oldu. O yüzden senin bindallını almadık. Sen şimdi Aylin'le beraber hemen gider, alır gelirsiniz. Gelinliğin zaten hazır." dedi.
Of, gerçekten bunlara gerek var mı ya?
Ama şöyle bir düşündüm.
Salak, tabii ki gerek var. Nasıl olsa sen onların ilk gelinisin, dedim içimden.
_"Tamam, Ruken Hanım." dedim.
Aylin sıkılmış olacak ki hemen ayağa kalktı.
_"Hadi çıkalım ya Ece. Ben burada sıkıldım. Hemen gidelim." dedi.
Gerçekten ben de sıkıldım vallahi.
_"Olur, tamam. Gidelim." dedim ve ayağa kalktım.
İkimiz de avluya çıktığımızda gerçekten her şey mükemmel görünüyordu. Daha yarısı bile bitmemişti ama her şey en iyisi olmuştu.
Biz tam çıkacakken abim konağa arabasıyla geldi. Arabadan inerken yanımdaki Aylin'i gördü ve hemen yanımıza geldi.
_"Hoş geldiniz, Aylin Hanım." dedi.
Soğuk bir cevap gecikmedi.
_"Hiç hoş bulmadım. Hem senin burada ne işin var?" dedi.
Dudaklarım yukarıya doğru kıvrıldı.
_"Burası benim konağım ya. Hayırdır, daha nikâh olmadan beni konakta mı kovuyorsun?" dedi.
Ay, vallahi daraldım ben. Gerçekten bu ne ya? Allah'ım, inşallah biz de böyle kavga etmeyiz.
_"Ay abicim, bizim gidip bindallı almamız lazım." dedim.
Abimin bakışları bu sefer bana döndü. Kaşları da "Öyle mi?" der gibi kalktı.
_"Biliyorum. Hatta sizi ben götüreceğim." dedi.
Ne? Gerçekten mi ya? Hem bu adam ne alaka lan? Niye geliyordu ki bizimle? Hayırdır yani, o da mı kıyafet alacaktı?
_"Hayırdır, sen de mi bindallı giyeceksin?" dedim.
Mustafa Ağa'nın yüzüne önce şaşkınlık geldi, sonra gülümsedi.
_"Yok artık, müstakbel karıcım. Ben bindallı yerine takım elbise giyeceğim." dedi.
_"Ay yeter artık ya! Eğer biraz daha böyle devam ederseniz ben tek başıma gideceğim." dedi Aylin.
Abim kardeşinin sesi karşısında başını salladı. Arabanın ön kapısını Aylin için açtı ama Aylin o kapıya girmedi, arka kapıya geçti.
Bunu gören Ece güldü. Abimi adam etse bu kız ederdi gerçekten. Biraz deli bir kızdı.
_"Abicim, açık kalmasın, ben gireyim." dedi.
Abim başını sallayarak onayladı.
Ben de arabaya binince herkes kendi yerine geçti ve abim arabayı sürmeye başladı.
_"Eee, hanımlar, gitmeyi düşündüğünüz bir yer var mı?" dedi.
Aslında benim vardı ama yolda gördüğüm şeyle şaştım resmen. İstediğim kitap orada vardı.
_"Abi, hemen sağa çek!" dedim.
_"Niye kız?" dedi.
_"Ya abi, sen çek hemen. Beş dakikaya geleceğim, lütfen." dedim.
Abim sağda düzgün bir yere çekti. Ben de hemen arabadan indim.
Ben arabadan inince iki deli insan baş başa kalmıştı.
_"Aylin, eğer senin de istediğin bir kitap varsa sen de git." dedim.
Biraz gözüne girmem lazım.
_"Hayır." dedi buz gibi bir sesle.
_"Okulu bıraktın, benimle evleneceksin yani?" dedi.
Ulan, şeytan diyordu ki bu adamın kafasına bir tane vur, sen de kurtul, ben de kurtulayım.
Ben tam ona cevap verecekken kapı tekrar açıldı. Ece, yüzünde bir gülümsemeyle elindeki kitaba bakıyordu.
Mustafa tekrar arabayı çalıştırdı.
_"Ee güzelim, kitap konusu nedir acaba?" dedi.
_"Yanık Bir Urfa Türküsü, abi. Adı. Konusu ise amca çocuklarının evliliği... Urfa'da geçen mükemmel bir aşk hikâyesi." dedim.
Abisinin dudakları yukarıya doğru kıvrıldı. Acaba yine ne düşünüyordu?
_"Güzelim, eğer böyle bir aşk istiyorsan abim ile yengen Aylin'in aşkını dinle." dedi.
Ne dedi lan bu adam? Gerçekten ne boş konuşuyor.
_"Bana bak, dağ ayısı! Eğer bir daha böyle bir şey yaparsan seni nefesi bile elimde alırım." dedi.
Derin bir nefes aldım.
Bakalım nasıl alacaktı?
_"Elinden geleni ardına koyma, müstakbel karıcım." dedi.
İkili, son konuşmanın ardından ağızlarına fermuar çekti.
Bir nişan, düğün gibi şeyler için kıyafetlerin satıldığı bir yere geldiler. Üçü beraber arabadan indiler.
Mustafa Ağa içeri girer girmez orada bulunan adamlardan biri yanına geldi.
_"Hoş geldiniz, ağam." dedi.
_"Hoş buldum, Emin kardeşim. Bu akşam kınası var. En önemli ve en güzel bindallıları çıkarın." dedi.
Emin hemen başını salladı.
Orada bulunan bir görevli de yanlarına geldi.
_"Hoş geldiniz efendim. Buyurun, biz bakalım." dedi.
Ece başını salladı.
Bakalım kefeni nasıl olacaktı...
Tam Aylin'le beraber gidecekken Mustafa Ağa, Aylin'in elini tuttu.
_"Sen de bir şeyler baksana." dedi.
_"Pardon, ne alaka ya? Ben yakın bir zamanda evlilik düşünmüyorum. Hem diyelim ki evleneceğim; ben koskocaman bir mimar olacağım. Senin gibi biriyle mi evlenirim?" dedi.
Alaylı bir gülüşle Aylin cevap verdi.
_"Ne varmış bende?" dedi.
_"Hiçbir şey yok, sıkıntı da burada ya. Zaten sen ortaokul mezunusun. Benim evleneceğim adam ise kim bilir kaç tane üniversite okumuştur." dedi.
Tam Mustafa Ağa bir şey diyecekti ki bir ses geldi.
_"Aylin!"
Aylin gözlerini kapattı çünkü bu ses babasına aitti.
Murat Ağa'nın gözleri, Mustafa Ağa'nın tuttuğu ele gitti.
_"Ulan, siz burada ne yapıyorsunuz?" dedi.
_"Baba, bak, gerçekten her şeyi yanlış anladın." dedi Aylin.
Yanlış anlamak ha...
_"Neyi yanlış anladım lan ben, ha? Söyle bakalım. Kız, sen hiç babandan mı utanmadın?" dedi.
_"Baba, ben utanılacak bir şey yapmadım ki." dedi.
Mustafa Ağa'nın aklına bir şey geldi. Eğer olacaksa şimdi olacaktı.
_"Kızınız ve ben birbirimizi seviyoruz. Ve tabii, eğer müsaitseniz düğünden sonra geliriz zaten. Biz şey de olduk..." dedi.
Murat Ağa'nın bir kaşı havaya kalktı.
_"Ne oldunuz lan?" dedi.
_"Beraber olduk. Aylin benden başka biriyle evlenemez." dedi.
Aylin'in bakışları ona kaydı.
Gerçekten mi ya? Bunu da mı yaptı bu adam?