2.

1380 Words
Sonra toparlandım hemen kapıyı anlamaya çalışırken birden kilit gözüme çarptı. Kilidi kapatmıştım. Hep yapardık sonuçta buralar tekin yerler değil. Kilidi açtıktan sonra Zümrüt tekrar tekrar teşekkür edip sendeleyerek arabadan indi. Eve girmesini beklemek için arabayı stop ettim. Kapıda beş dakika falan mücadele verince arabadan inip yanına gittim. “Anahtarımı bulamıyorum” dedi ağlamaklı bir halde. Çantasını aldım “ben bakayım müsaaden olursa” dedim. Başıyla onayladı. Çantasında yok yok maşallah. Makyaj malzemeleri, küçük bir cep romanı, hızlı şarj derken “gerçekten anahtar yok” dedim. Ee ne yapacağız seni burada bırakamam. Hele ki bu halde hiç. “Tanıdığın birisi, akraban filan varsa seni götürebilirim” dedim. Bana döndü ve “kimsem yok Boran ağam burada yabancıyım” dedi ve birden ağlamaya başladı. “Tamam o zaman bugün benim misafirim ol. Seni bizim boş dairelerden birine götüreyim. Sabahta çilingir halleder kapıyı” dedim. İtiraz etmeden kabul etti. Bu güvenmiş tavırları beni benden alıyor. Benden korkmayışı, karşımda el pençe durmayışı, yavru ceylan diyorum ya onun altında yatan gururlu ve asi tavrı. Of ne düşünceler ne düşünceler... İnsan dalıp gidiyor. Arabayla giderken kardeşimi aradım. “Bizim Midyat’taki daire boş mu?” “Sana da iyi geceler abicim. Evet boş. Neden?” “Çok soru sorma, lazım. Ara ayarlasınlar 20 dk’ya evdeyim. Dedim ve telefonu yüzüne kapattım. Bu meraklı beni evlendirme delisi kardeşime laf anlatamam bir de. Yavru ceylan beş dakika sonra uyuyup kaldı. Sayıklıyor gibi, rüya görüyor sanırım. Acaba ne görüyor? “Ağam” diye seslendi bana. “Efendim” “Nereye gidiyoruz?” Midyat’ta bir dairemiz var boş, oraya gideceğiz. Merak etme kimse yok evde. Rahat edersin.” “Ağam” “Efendim” “Ben, ben öyle kızlardan değilim.” Sen beni ne sanıyorsun diyerek bir tane çatlatmak istedim ama kıyamazdım. “Neden bunu açıklıyorsun?” “Beni yanlış anlama Boran ağa, ben sadece söylemek istedim” derken sızdı kaldı. Eve geldiğimizde adamlarımdan biri kapımı açtı. “İyi geceler ağam, bir sorun yoktur umarım?” “Hayır, evin kapısını açıp gidebilirsin. Gerisini ben hallederim.” Onu kucağıma aldığımda kuş kadar hafifti. Tek elimle bile kaldırırım ben seni ne olacak. Evin kapısına yöneldim. Kapıyı ayağımla kapattım. Direk yatak odasına yöneldim. Yatağa yatırıp ayakkabılarını çıkardım. Ayakları bile minicikti. Aslında bir kadına göre boyu gayet uzundu ama benim 190 boyumun karsısında küçücük kalıyordu. Dolaptan pijama takımı çıkartıp yatağın kenarına oturdum. Ben mi giydireceğim? Kimi bulacağım bu saatte? Evde olsak Semra ablaya söylerdim hallederdi hemen. Aslında bende değiştiririm ama yanlış bir şey yapmaktan korkuyorum ve işin iyi tarafı oda korkuyor. Kendimle çelişirken kendi kendimi gaza getirdim. Koskoca ağasın bir kıyafet değiştireceksin olup bitecek, ne kadınlar gördün sen? Elbiselerini çıkardığımda karsımda iç çamaşırlarıyla uzanıyordu. Fiziği oldukça iyi, bembeyaz teni, göğüsleri, kalçası her şeyiyle tam bir kadın. Eşim olsaydın seni her gece isterdim. Ayaklarından başlar kadınlığına kadar öperek çıkardım. Altımda inleyişin. offf.. Kafam çakır zaten bugün bana eziyet diye mi uyandım. Ellerimi yüzüme götürüp kendine gel ağa kız kendinde değil sana yakışmaz diyerek hızlıca pijamaları üzerine geçiştirdim. Kendimde üzerimi değiştirdikten sonra yanına oturup uzun uzun izledim, bu en saf haliydi. “Seni konağa götürsem iki güne tırnaklarını çıkartırlar yavru ceylan” dedim tabi duymadı. Çok derin uykuya dalmıştı. Böyle düşüncelere dalıp giderken yanında uyuyakalmışım. Birazda Zümrüt’ten dinleyelim. Yanımda bir sıcaklık hissediyorum. Sanki beni sarmalamış gibi, ama huzursuz değilim aksine güvende hissediyorum. Nefesi başımın üstüne değiyor. Bu sıcaklıkla beraber bende de bir ateş başladı. Vücudum alev alev yanıyor. İçim de bir arzu beliyordu. Elimi yüzüne götürüp oradan yavaşça çenesine oradan da karnına doğru indim. Parmaklarımla anlamaya çalışıyordum yanımdaki sıcaklığı. Ben onu ellerimle incelerken birden hafif bir kıpırtı oldu. Ellerim olduğu yerde kilitlendi sanki. Yarı uyku hali çok başka bir şey. İlk defa böyle bir an yaşıyorum. Akşam içtiğim kadehler aklıma geldi. Ama kiminle içtim hiç hatırlamıyordum. Gözlerimi açamıyorum. Bir açsam anlayacağım. O kıpırtı beni daha sıkı sarmaladı sanki benden bir onay bekler gibiydi. Ellerimi kaslı vücutta hareket ettirmeye devam ettim. Bu bende inanılmaz bir duyguyu yükseltiyordu. Sonra ellerim yukarıya dudaklarına kaydı. Islak dudakları adeta beni bekliyormuş gibiydi. Başımı hafif yukarı kaldırırken aniden dudaklarımda o ıslak dudakları hissetim. Dudağımın kenarına bir ısırık bırakarak “müsaaden var mı?” diye inledi. Ses çok tanıdıktı ama hala anlayamıyordum kim olduğunu. “Evet” diyebildim sadece. Beni saran eller vücudumda gezmeye başladı. Evet dedikten sonra anladım ki geçekten kendini tutuyormuş. Bir eliyle kalçalarımı sıkıyor diğer eliyle de boynumdan kavramış delirmişçesine öpüyordu beni. Sonra pijamanın düğmelerini açtı, sütyenimi aşağıya çekiştirerek iri uçlu göğüslerimi yalamaya başladı. Off bu haz nasıl bir şey. Vücudum zevkten titriyor, inlemeler peş peşe geliyordu. Bir an elini kalçalarımdan ön tarafıma doğru getirdi. Yavaş yavaş okşuyor bir yandan da “çok sulanmışsın, sıcacık” diyerek inliyordu. Bu konuşmalar beni daha da azdırıyor bir an önce içimde hissetmek istiyordum. Ne korku ne acı hiçbir şey düşünemiyordum. Bekaretim bile aklıma gelmiyordu. Sonra o el bir anda alt pijamamı külotumla beraber aşağıya sıyırdı bir hamlede çırılçıplak kalmıştım. Beni yatağa sırt üstü düzeltip bacaklarımı ayırdı. “Islatmama bile gerek yok, ne kadar fazla sulanmışsın” Ben bunları duydukça daha çok inliyor daha çok istiyordum. Bacaklarıma kocaman, semsert, bi o kadar da sıcak penisini sürtmeye başladı. Sonra yavaş yavaş kadınlığıma sürterken altında titriyordum. O an aniden sert bir şekilde sonuna kadar içime penisini ittirdi. Tamamı tek hamlede girdi. Acıyla gözlerim birden açıldı ve öyle bir çığlık attım ki başım döndü birden. Tabi saniyesinde ağzımda bir el hissettim. Çığlığım yarıda kalmış o el beni susturmuştu. Acıdan gözlerimden istemsizce yaş akmıştı. Gözlerimi tekrar açtığımda üstümdeki o sıcaklık Boran ağaydı. Şaşkın gözlerle bana bakıyordu. “Sen bakiremeydin?” derken duraksadı. Elini ağzımdan çekti. Sonra yavaş hareketlerle içimden çıktı. Kadınlığımdan incecik sızan kanı görünce gözleri yaşadığı pişmanlığı kusuyordu. Birden ağlamaya başladım. Nasıl böyle bir hata yapardım aklım almıyor. Bir anlık şehvete kapıldım, Boran ağanın heybeti, sıcaklığı gözümü döndürdü. Sessizce yatağın kenarına oturdu “ben özür dilerim. Sen evet deyince ben sandım ki..” Ne sandın Boran ağa diye haykırmak istedim. Ama başımın ağrısı ve yaptığım hata sesimi içime kaçırmıştı. Oysa beş dakika önce nasıl zevkten titriyordum. Ayağa kalktı baksırını giydi ve banyodan bir havlu getirdi. “Önce bir duş al kendine gel, olan oldu artık. Seni burada bekliyorum” dedi. Ben üzerimdeki çarşafı iyice üzerime doladıktan sonra havluyu alıp banyoya gittim. Suyun altında uzunca ağladım. Biraz da Boran ağa anlatsın bakalım... Aptal Boran ne bok yemeye alırsın ki kızı arabaya. Çağır bir taksi götürsünler işte. Durduk yere kızın günahına girdin diye kendime kızarken telefonumun sesiyle irkildim. Annem arıyordu. Gece eve gitmeyince merak etti herhalde. “Efendim Zarafet sultan, buyur.” “Boran ağa, gece Midyat’ta bulmuşsun kendini?” Ah benim boşboğaz kardeşim hemen söyledin mi? İnsan bir gece idare eder. “Hemen o yanındaki sürtüğü yolla konağa gel. Bugün Halim ağanın kızına bakmaya gideceğim, beni sen götür.” “Anacığım hiç sırası değil şu an.” deyip telefonu yüzüne kapattım. Zarafet hanım bunun altında kalır mı hiç? Bana ödetecek bu tavrımı. Banyonun kapısı açıldı Zümrüt kafasını aralık kapıdan uzattı “ağam” diye seslendi. Ah o mahcubiyet. Hiçbir suçu yokken bu tavırları? “Efendim zümrüt” “Ağam, şey kıyafetlerim” Tabi havluyla gelmesini bekleyemezdim. Zaten utancından yerin dibine girmişti. Kapıdan kıyafetlerini uzattım. Şimdiye giyinmesi gerekirdi neden çıkmadı hala. Kapının yanına geldiğimde içeride hıçkırık sesleri duydum. “Zümrüt. Ben özür dilerim. Böyle olsun istemedim. İnan. Gece üzerini değiştirirken bile kendimi tuttum dokunmadım sana. Öyle yatakta otururken uyuyakalmışım. Kendime geldiğimde çok geçti, ikimizde birbirimizi istiyorduk. Çıkmaz bir sokağa girmiştik artık.” sözler ağzımdan arka arka çıkarken bende ilk defa kendimi böyle mahcup hissetmiştim. Hiç onun gibi biriyle olmadım. Hayatımdaki kadınlar ben hareket etmeden kendini bana açıyordu. Ama Zümrüt öyle değildi. Gerçekten bir ceylandı artık gözümde. Bana cevap vermedi. Kapıyı açtı. Ağlamaktan gözleri şişmiş şekilde başını yere eğdi. “Ağam, ben gideyim.” dedi sessizce. Sesi titriyordu. Seni bırakamam bu halde zümrüt. Beni benden aldın gidemezsin. “önce gel şöyle otur bir konuşalım.” “Ağam, sen koskoca Mardin ağasısın, benimle işin olmaz. Bırak gideyim. Hemen eşyalarımı toplar Antalya’ya geri dönerim. Bir daha çıkmam karşına.” Benden korkmadığına o kadar inanmıştım ki. Buda ne şimdi. Seni ortadan kaldıracağımı falan mı düşünüyorsun? “Bak, bu yaptığımız bizim buralarda suçtur. Ağa bile olsan bu değişmez. Anlıyor musun?” Öyle bakıyorsun ki o yeşil gözlerinle. Beni delip geçiyorsun. Ne demek istediğimi anlamadığın ortada. “Ağam, bırak gideyim. Bir daha çıkmam karşına” Daha fazla sıkıştırmak istemiyorum seni. Evine git, aklını toparla tekrar konusucaz nasılsa.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD