Evin ellerini Tufan’ın ellerinden çekti: “Ne demek istiyorsun?” Tufan geriye yaslandı. Kollarını oturağın sırtlığına dayadı: “Seni istiyorum Evin. Bedenini, kalbini, ruhunu, her şeyini. Her şeyinle benim ol istiyorum.” Evin dediklerinden ziyade, gömleğindeki kana odaklanmıştı: “Sen yaralanmışsın.” Tufan dediği şeyle vurulduğunu yeni hatırladı. Omzuna, kan olan yere baktı: “Konumuz bu mu şuan?” Evin telaşla ayağa kalktı, Tufan’ın yanına gitti: “Evet bu. Sen vurulmuşsun, ama derdin hala piçlik.” “Yahu bunun piçlikle ne alakası var? Kızım seni istiyorum diyorum lan. Anlamıyor musun?” “Anlamıyorum. Neden ya neden? Neden bir gelip gidiyorsun? Neden kafamı karıştırıyorsun? Şimdi böyle diyorsun, sonra hiçbir şey olmamış gibi davranacaksın.” “Evin öyle davranmam gereken durumlar var.”

