Gülay’ın gözleri irileşmişti: “O nasıl bir laf ya?” “Yalan mı? Sevdiğim zamanlara baksana, neler yaşıyorum. Siktiğim zamanlar daha iyiydik, demek ki bu yüzdenmiş.” “Sana var ya hiçbir şey söylenmiyor.” Gülay trip atıp mutfağa gitmişti. Serhat’ta peşinden gitti: “Niye söylenmiyormuş? Sen demedin mi öküz zamanlarını seviyorum diye?” “Ha, öküz olduğunu kabul ediyorsun yani?” Serhat Gülay’ın belinden tutup, onu tezgahın üzerine oturttu: “Senin için öküz bile olurum lan.” Gülay nazlı nazlı baktı. Bu bakışın Serhat’ı nasıl deli ettiğini biliyor muydu acaba? Serhat ona içi gidercesine bakarken, o dahada cilveli bir şekilde konuştu: “Başka? Benim için başka neler yaparsın mesela?” Serhat Gülay’a daha da yaklaştı. Dudakları birbirine değerken konuştu: “Sabrımı zorluyorsun. Yapma.” “Yap

