Gülay tereddüt eden gözlerle baktı Ömer’e, ama buradan başka bir yolu olmadığı anlamıştı. Ya Serhat’la kalacaktı ki bunu asla istemiyordu. Affetmek istemiyordu onu. İçi yansada affetmemeliydi. Ya gidecekti, Ömer’in söylediklerini düşündü. Haklıydı. Yaşadıklarını göz önüne getirdiğinde, onun dedikleri doğruydu. Yine buraya mecbur kalmıştı. Başını eğerek onayladı Ömer’i. Titreyen sesiyle konuştu: “Öyle olsun abi. Gidelim Azer amcaya.” Ömer başını eğdi. Burukça gülümsedi: “Biliyorum çok zor. Bocalıyorsun görüyorum ama sabret düzelecek.” Gülay başını sallamakla yetindi ve ayağa kalktı: “Ben eşyalarımı toplayayım.” “Serhat’ı görmeyecek misin?” “Hayır abi. Şuan değil.” “Tamam.” Gülay odadan çıkınca Ömer Azer’i aradı. Durumları anlattı. Azer sabah gelmemişti. Gelmek istememişti, ona gö

