Aybars' tan... Bugün gün boyunca Defne’yi hiç görmedim. Ne sabah kahvaltısında ne de akşam yemeğinde. Melis’e sorduğumda, “Abi işleri vardı, gelir birazdan,” diyip geçiştirdi. Bu arada Melis’in parmağındaki yüzük dikkatimi çekmişti. İt herif , freni patlak kamyon gibi bayır aşağı gidiyordu resmen. Bir de bana bakın, bi arpa boyu yol yok. Neyse, umudumuzu kaybetmeyelim. Melis' le göz göze gelince, parmağını işaret edip göz kırptım, gülümseyerek Ozan’ı gösterdi. Sonra da babamın duymayacağı bir tonda, “Darısı başına abi,” dedi. Gülümsedim, “İnşallah,” dedim ama içimden kendime sövüyordum. Bu kadar beceriksizlik olamaz. Hele bir de Ozan’ın söylediklerinden sonra benim durum vahim görünüyordu. Neyse, asla umudumu kaybetmiyorum. Ozan aniden sordu: “Abi, napıyoruz? Yarın Samsun’a gidecek mi

