İç, kalb, vicdan, gönül, bir şeyin görünmez ciheti, bâtın. Vicdan. Mehmet'in duyduğu şey buydu. Vicdanı sızlıyordu. Gözlerini kapatmış, kendisini öpmesini bekleyen hatuna baktı. Bu hatun göle düştüğü o günden beri aklını işgal etmişti. Kendisine düşünecek tek bir alan tanımamış, Mehmet'in soluğuna bulaşır olmuştu. Mehmet, artık eskisi gibi bakmıyordu Ahsen'e. Onu en çok yaralayan şey buydu. Kirpikleri heyecandan titreyen kadına baktı. Küçük bir çocuğun heyecanı gibiydi yanaklarındaki kızarıklık. Mehmet vicdanının sesine rağmen tebessüm etti. Ne kadar karşı koysa da biliyordu ki bu hatuna bir şeyler hissediyordu. Biliyordu ki o artık eski Ahsen değildi onun için. İçindeki arzu sesi ile vicdanı birbirini dengeliyordu. Mehmet'in ağır basan arzusu kendini zapt etmesini zorlaştırıyordu. İ

