Bahçenin kapısından içeri girdiklerinde, Şirin’in yüreği sanki bir avuç içine sıkışmış gibiydi. Ayakları toprağa bastıkça içindeki gerilim daha da büyüyordu. Gözleri etrafı taradı. Yabancı bir yerdi burası ama yine de sanki herkesin gözü üzerindeymiş gibi hissediyordu. Merve’nin teyzesi onları görünce sessizce ayağa kalktı, sonra kadınca bir sezgiyle gözleri Şirin’e kaydı. Gerginliğini fark etmişti. Tam bir şey diyecekken, bahçenin içinden tok bir ses yükseldi. “Merve, siz diğer eve geçin,” dedi anneannesi elindeki tespihi bir kenara bırakırken. “Orada anlat durumu.” Merve başını hemen eğdi, belli belirsiz bir, “Peki” çıktı dudaklarından. Şirin’e dönüp küçük bir işaret yaptı. “Gel,” dedi. Şirin adımlarını ağırlaştırarak yürümeye başladı. Kalbi atıyordu, nefesi sıklaşmıştı. Her adımda

