Oturma odasının içi tuhaf bir sessizliğe gömülmüştü. Mine koltukta iki eliyle oyuncağının kulağını çekiştiriyor, ara ara konuşuyor; herkes de sırf onun morali bozulmasın diye laf arasında gülümsemeye çalışıyordu. Cihan, koltuğun kenarında oturmuş gözünü Şirin’den ayıramıyordu. Şirin’in omuzları hafifçe içe kapanmıştı; dizlerinin ucunda duran elleri gergindi. Gözlerini kaçırmamaya çalışsa da belli belirsiz huzursuzdu. Bu hâlini görünce Cihan’ın çenesi kasıldı. Bu ev onun eviydi. Karısının burada misafir gibi durması sinirini bozuyordu. Annesi, karşı koltukta hiç gözünü kırpmadan Cihan’a bakıyordu. Bakışları sertti, sorgular gibi. Cihan bir an için annesine döndü. Onun o delici bakışlarına, hiç geri adım atmadan aynı sertlikle karşılık verdi. Göz göze geldiklerinde annesinin dudak ke

