MAHALLE

1097 Words
HAYDAR Yıllar sonra bu mahalleye dönüp tekrar hatıralarla yüzleşmek. Ustamın bir kez olsun pis olmasına tahammül edemediği camları tozdan görünmez olmuş hurdaya çıkan dükkanın kapısına otobüs camından baktım. Otobüs kasabanın girişin de durunca indim eski komşumuz Rahmi amca durakta bekliyordu. Elini öptüm 'kimlerdensin sen?' tanımadı tabi yıllar geçti, ben değiştim, o yaşlandı.Anlattım uzun uzun 'mafya oldu dediydiler senin için' gülümsedim. Mahalleden bir tek Dilaver'le görüşüyordum zaman zaman alaycı anlatıyordu. "Aslanım neler diyorlar bir bilsen yok mafya olmuşsun yok baronmuşsun , hatta bir ara kahvede Necmi abiyi çıldırtmak üzereydiler. 'Bu çocuk kesin derin devlet oldu' bile dedirttiler adama" Dilaver çocukluk gençlik yoldaşım ağzı sıkı biridir.Biraz kafadan tahtası eksik ama yüreği tamdır. Karşılamaya geleceği için Dilaver'i bekliyordum.Onun külüstürün sesi uzaktan duyulunca başladım gülmeye araba yanıma yanaşınca 'Bu ne oğlum bu nasıl araba?' durur mu? Yapıştırdı hemen lafı "Aslanım sınırdan bir tane jeep getirseydin rahatın bozulmazdı.Paşama bak sen! Görmeyeli rahatına da düşkün olmuşsun." Sarıldık. Dostum,mahallem,bende evde olmanın hissini uyandırıyordu bu adam. Birlikte Necmi abinin kahveye doğru yola çıktık. Dilaver sert yumruğu ile sırtıma vurup 'özlemişsindir gel bir çay ısmarlayayım sana' Bende omzuna vurarak cevap verdim. 'Özledim hemde nasıl!' Kahvehanenin önün de durduk. Necmi abi bükülmüş beli, ağarmış saçlarıyla çay tepsisi elinde beni gördü tepsiyi masaya bırakıp, hızlı adımlarla bana doğru gelince bende ona yöneldim.Sarıldık beni baştan aşağıya süzdü. 'Evlat koca adam olmuşsun, Ağır abi olmuşsun doğru mu?' Gülümsedim doğru der gibi alaycı gülümsemeyle başımı salladım. Dilaver'le çınar ağacının altına bizim masamıza oturduk. Mahallede çok şey değiştiği gibi kahvehanenin ahşap sandalyeleri de yoktu artık.Yeniden baktım mahallenin değişen meydanına, işte onuda ilk kez orada gördüm kumral dalgalı saçları, hafif öne eğdiği başı ile nazlı bir ceylan gibi önümüzden geçiyordu. Dilaver onu görünce "Kız Zeynep nereye abim , selam sabah yok mu?" "Merhaba nasılsın Dilaver abi olmaz mı? Dalgınım biraz kusura bakma." Dilaver beni gösterdi "Bak kim geldi Haydar abin? " Ben hâlâ onu tanımaya çalışıyordum. Gözleri gözlerime değdiğinde zehri bedene yavaşça yayılan morfin tesiri yapmıştı ve o etki bedenimin her yerine yayılıp kalbime ulaşmıştı çoktan. Zeynep "Hoş geldiniz " dedi.Gözlerini kaçırdı belkide bakışlarım korkuttu onu belkide mahallede çıkan dedikodulara oda inanmayı seçmişti. Dilaver "Ah Zeynep'im ögretmen çıktı bu sene tayin bekliyor tanımadın mı? Ayşe teyzenin kızı küçükken bize emanet ederdi okula giderken" Benim hayal meyal hatırladığım kıvırcık saçları al yanakları ile peşime takılan minicik kız , ne kadarda büyümüştü. Dilaver "Hatırlıyor musun yolun ortasına oturmuş okuldan bir kaç çocuk saçını çekmişte ağlıyordu? Senle onları nasıl paralamıştık ama?" duygusal bakıyordu yine.. Omzuna elimi attım alnımı başına dayadım "Hatırlamam mı? Hadi eve gidelim Dilaver anam daha fazla merakta kalmasın" Eski ahşap sundurmalı evin kapısına varınca dizlerimin bağı çözüldü. Anam geldiğimi hissetmişti sanki arka bahçeden koltuk değnekleriyle yürüyüşünün tıkırtısı duyuluyordu. Dilaver omzuma vurdu iki kez 'Ben gideyim Aslanım ararsan dükkandayım' Annem beni görür görmez gözlerinden yağmur gibi gözyaşını akıtmaya başladı. 'Oğlummm' sanki tüm mahalle yankılandı ama sadece ben duydum sesini! 'Anam'deyip yumuldum pamuk ellerine mavi gözlerine düşen gölge görmesine engeldi avuçlarının içine aldığı yüzümü iyice yaklaştırdı kendine. "Sen koca adam olmuşsun oğul!" Bir kere daha sarıldı."Hani gelmedi mi o?" "Yok anam o yok artık " Hemen çattı kaşlarını "Demedim mi oğul? O kadından sana yar olmaz" Evet der gibi başımı salladım."Dedin anam olmadı" Oda sevmemişti beni, kendimi bir türlü sevemediğim gibi oda bıkıp usanmıştı. En sonunda beklemekten yorulduğu birgün aradı yapamadığını söyledi.Yılda bir kez gördüğü ,görünce bu seferde varlığı ile onu yalnız bırakan adama oda tahammül edemeyip çekip gitmişti. Anam en sevdiğim bulgur pilavı cacığı ile karnımı,özlediğim sevgisiyle kalbimi doyurdu. Ben biraz dinlendikten sonra Dilaver'in dükkanına doğru yürürken arkamdan bir ses duydum. 'Haydar hoş geldin! ' mahallenin deli dolu kızı fitnegülü Zarife. Dilaver söylemişti ikinci kocayı bu sene boşamış. 'Hoş bulduk' deyip yürümeye devam ettim. Mahallelinin tek korkulu rüyası kendisi olduğu için dedikodu çıkmasından da korkmazdı. Dilaver elinde çay çırağıyla dükkan kapısında oturuyorken Beni görünce hemen çırağına 'oğlum Necmi abiye söyle iki demli çay boşlarıda al koş!' Bende yanına oturdum.Dükkanın karşısında kuaför Ayça başıyla selam verdi. Selamını başımla aldım.Kocası Fazıl beni görür görmez koşarak geldi."Hoş geldin Haydar abim nasılsın?" "İyiyim Fazıl sağolsın" Fazıl samimi olmayan meraklı tavrıyla "Ne kadar kalacaksın abim?" Dilaver yerime cevap verdi "Abin artık hep burda Aslanım" Fazıl "Oh oh ne iyi iyiki gelmiş o zaman ben tutmayım abim sizi bir şeye ihtiyacın olursa burdayım evelallah" Elimi kalbime koyup teşekkür ettim başımı eğerek selamladım. Dilaver arkasından tiksintiyle bakarak 'Burdaymış! Pis kumarbaz' Ben Dilaver'i bugüne kadar birinden sebepsiz nefret ederken görmemiştim. "Dilaver sana dokunan bir mesele mi var?" "Yok Aslanım buda şehrin çakalı yabancı olduğun mevzu değil yani!" Anlamıştım, biz konuşurken Fazıl kuaförün önünde kadınlara birşeyler anlatıyor, kadınlar kaçamak bakışlarla bizden tarafa bakıyordu. Dilaver iyice sinirlendi "Karı gibi bayılıyor dedikoduya şeref yoksunu" Ben Dilaver'in dikkatini dağıtıp kendi merakımı gidermek için "Ustamın dükkanı boş mu?" Dilaver "Görmüşsündür orası harabe çok masraf çıkar iki sokak ötede bir yer var oraya bakarız hem sahibi tanıdık " "Olur bakalım, ben boş kalamam biliyorsun" "Sormayım diyorum Aslanım ama ne olacak bir daha dönmeyecek misin rütbeli askersin bir solukta gözden çıkaramazlar herhalde?" Ben bile bilmiyordum sonum ne olacak hâlâ net olan birşey yoktu. "Bakalım mahkeme sonuçlanacak o iftiracı hainler doğruyu söyleyecek yada ..." Dilaver panikle baktı "Ya da ne Aslanım ?" "Ya da bir kaç yıl ceza alacağım demek" Dilaver "Bu nasıl bir tiniyetsizlik ulan çakala Aslan boğdurmak bunun adı." Öyleydi.Ne denirdi ki! "Dilaver hapishanelerde memleketten boşver sen ara şu çırağı çay gelmeyecekse gidip şu dükkana bakalım" Dilaver konudan uzaklaştı. "Nerede bu çocuk ya adam olmayacak kim bilir nereye takıldı?" Çırağı uzaktan göründü taze sıcak çayları elimize verdi.Bize bakıp "Haydar abimin olduğunu söyleyince Necmi abi yeni çay demledim onu bekle dedi ustam" Necmi abi küçücük çocukken bile böyle candan davranır bizi el üstünde tutar. Beni herkese anlatırken 'bu çocuk okuyup büyük adam olacak' derdi. Babam da görseydi şu günleri üzüntüden hasta olurdu. İyi ki görmedi görse oğlunu haince suçlayanlar bir de vatan sevgisiyle dolu babamın onurunu yerlebir edecekti. En çokta o Necmi abinin sözlerini anneme anlatıp gururla "Bu oğlan başka" derdi. *** Dilaver'in söylediği dükkan hem havadar hemde temizdi.Ustam tornada ahşap mobilya ayakları yapan eski topraklardandı. Ahşap merdivenleri itinayla süsleyen zanatkâr bir adamdı.İşini hakkıyla yapmayı ondan öğrenmiştim. Hakan komutanım atölyeye ilk geldiğinde bana sorular sormuş 'Aslanım senin gibi bir çakal boğanım olsa o dağlar diz çöker'deyip ikna etmişti beni,bende anamı ikna etmek için çok uğramıştım. Babam hiç birşey söylemedi ama yıllarca kulağıma küpe olacak bir öğüt verdi. "Oğlum cesur olacağım diye masum vatan evladını çakala yem edeceksen çıkma o dağlara" Babam hissetmişmiydi yoksa beni mi iyi tanıyordu bilmiyorum.Büyük cesaretim başıma bela olmuş bölgedeki hatırı sayılır adamların işine çomak sokunca onlarda bana iftira atarak beni uzaklaştırdılar. Bu dünyanın son günü gerçek adalet sahibi intikamımı alırdı elbet.Yeter ki vatanım var olsun.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD