Şantajcı Ex

1081 Words
Serdar ve Ceren birbirlerinden beklenmedik bir şekilde el ele kapıdan içeriye girdiler ve Ceren elini tuttuğu adamın sıcaklık hissine şaşırdı. Onun elini ilk kez tutuyordu ve bu his çok farklıydı. Hemen kendine kızdı Ceren… Bu dağ ayısından etkilenmemeliydi. Henüz onu tanımıyordu. Onunla formaliteden bir anlaşma yaparak düşünmeden karar verip nişanlanmıştı ve kafasında kısa süre sonra yüzükleri atmak vardı. Ama hesaplayamadığı sert bir duvar vardı ki o da babası Kadir Komutandı. Babası çok net bir şekilde tez zamanda evleneceksiniz demişti ve bu yüzükler atılırsa Serdar’ı yaşatmayacağını söylemişti. Bir çeşit cezaydı aslında bu. Serdar, Ceren’in elini sıkıca tutarken kalp atışları hızlandı ve bu hissiyata içten içe sövdü. Arkadaşlarının evlen baskısı yüzünden çok ani karar vererek bu tuhaf kadınla nişanlanmıştı ve Ceren hiç onluk bir kadın değildi. Serdar sarışın ve aşko kuşko kız sevmezdi ve sevmediği her şey fazlasıyla Ceren’de vardı. Serdar muzipçe güldü. “Korku var mı sarışın?” Ceren göz devirdi. “Ne korkucam be! Nişanı atarsam zarara uğrayacak kişi ben değilim. Babam seni vurur.” Serdar kahkaha attı. “Seni de kuleye kapatır. Sonra süslenip püslenip elinde kahvenle ve pahalı çantanla orda burda poz verip instagrama fotoğraf atamazsın.” Ceren bu gerçeklikle kaşlarını çattı. “Sen benim hesabıma mı baktın?” “Evet, baktım ve ilk baktığımda ne dedim biliyor musun?” Ceren aptalca onu ciddiye alıp meraklandı. “Ne dedin? “Böyle doktor mu olur anasını satim. Hastalıktan gebersem buna gitmem dedim.” Ceren’in gözleri öfkeyle büyürken tırnaklarını Serdar’ın avucuna geçirdi. “Seni gebertirim.” Bu sert tavır Serdar’ın hoşuna gitmişti. “Şaka yapıyorum kızım. İlk görüşte üff hatuna bak be dedim.” Ceren göz devirince Serdar devam etti. “Hem ben sana hastayım, tedavi et beni.” Ceren yumuşamadı. “Veterinere götürücem seni, orası anca paklar.” Sarışın kadının asi tavırları Serdar’ın hoşuna gidiyordu. “Çok sertsin be hatun.” “Hatun mu? Yörük çadırında mıyız şimdi de?” Serdar kahkaha attı ve o sırada onları elinde viskisiyle büyük salonda bekleyen Kadir komutanın yanına geldiler. Serdar eskiden beri komutanının yanında korkudan titrerdi. Dışarıda aslan olup herkesi titreten Serdar, komutana gelince kedi oluyordu. Kadir komutan göz ucuyla eski öğrencisine baktı. “Ateş Serdar.” dedi dalga geçer gibi. Serdar esas duruşa geçmişti bile. “Yürek mi yedin sen ateş evlat?” Serdar yutkundu ve Ceren’in elini bırakıp selam durdu. “Anlamadım komutanım.” “Kızımı kaçırıp kulübene götürmüşsün lan hayvan herif! Sen hayırdır? Daha evlenmediniz.” Ceren içten içe kıs kıs gülerken Serdar daha büyük yutkundu. “Kabullenmesi için yaptım komutanım!” dedi Serdar. Kadir Komutanın en büyük özelliği dengesiz tavırlarıydı. İkizler burcu gibi davranıyordu adeta. Serdar, kızını kaçırırken sesini çıkarmayan adam, canı sıkılınca onlara karışmaya karar vermişti. “Evlenene kadar kızımla sakıncalı ortamlara girmeyeceksin!” Ceren, Serdar’la temas ettikleri anları düşününce baştan aşağı ateş bastı. Serdar ise gerilmişti. “Emret komutanım!” “Sana gelince Ceren,” dedi kadir komutan. “Şimdiye kadar takındığın o saçma laylaylom tavırları bırakacaksın. Artık doktorsun ve nişanlı bir kadınsın. Bunların ağırlığını düşünerek davranışlarına dikkat et.” Ceren, babasının diktatör tavrından nefret ediyordu ve iyi anlaştıkları bir zaman yoktu. “Ben senin askerin değilim baba,” dedi Ceren sert bir sesle. Serdar bu cesarete şaşırmıştı. Kadir komutan dişlerini sıktı. “Sana… artık ağır ol, beni rezil etme diyorum. O Oktay şerefsizindin kurtuldun bunu takdir ettim. Ama bir daha hatalı bir ilişkiyle karşıma gelmeyeceksin. Serdar’la evlenip yuvanı kuracaksın ve…” dedi yutkunarak. Cebinden küçük bir kutu çıkarıp açtı. İçinde Ceren’in rahmetli annesinin yüzüğü vardı. “Bu yüzüğü tak,” dedi babası. Serdar, komutanının elinden yüzüğü aldı ve Ceren’in eline uzattı. Ceren’i ilk kez bu kadar sarsılmış görüyordu. Uzaktan bakınca bu kadını hiçbir şey üzemez gibi görünüyordu ama ufacık bir yüzükle sarsılmıştı. Kadir komutan arkasını dönerek konuşmaya devam etti. “Bana kalsa bu yüzüğü şu an haketmiyorsun ama annenin vasiyeti işte… Mecburen takacaksın.” Ceren’in gözünden birkaç damla yaş süzüldü ve gözlerini kaçırarak elini Serdar’a uzattı. Serdar yüzüğü çıkarıp ona taktı ve yanındayım der gibi elini sıktı. Bu hareket ikisini de şaşırmıştı çünkü Serdar sadece içinden geleni yapmıştı. Ceren’in kulağına doğru fısıldadı. “Gözyaşı yakışmıyor, rimelin aktı.” dedi gülerek. Ceren hemen yaşlarını sildi. “Tüh, akmayan rimeldi.” Kadir komutan tekrardan onlara döndü. “Şimdi kaybolabilirsiniz. Gözüm ikinizin de üzerinde.” İkisi, omuzları düşmüş şekilde Kadir komutanın odasından ayrılırken şaşkın bir havaları vardı. Ceren şoka girmiş gibi konuştu. “Ben seninle o otel odasında bu saçma nişan anlaşmasını yaparken 1 haftaya yüzükleri atarız diye düşünmüştüm.” Serdar alaycı bir kahkaha attı. “Açıkçası bende seninle bir yastıkta kocamayı düşünmüyordum.” Durup Ceren’in gözlerine baktı ve ciddiyetle konuşmaya devam etti. “Ben sarışın sevmem Ceren ve şimdi komutan baban yüzünden sana mahkumum. Gel saçlarını siyaha boyayalım.” Ceren, ciddi bir konuşma beklerken karşısındaki dağ ayısı bu konuya girince çok sinirlendi ve yükselerek omzuna vurdu. “Hayvansın Serdar.” Serdar ise alayla gülmeye devam etti. “Benim işlerim var. Öpüldün bebeğim, sonra görüşürüz.” Hızlıca çıkıp gitti ve Ceren arkasından öylece bakakaldı. Odasına çıkarken elindeki yüzükle oynadı. Nişanlı olduğuna inanamıyordu. Üstelik üstündeki nişan kıyafetinden artık kurtulması gerekiyordu ve telefonu bile yoktu. Yardımcılarına seslendi. “Ayşe telefonum nerede?” “Odanızda Ceren hanım.” Merdivenleri hızlıca adımlayıp odasına vardığında elbiseyi üstünden çıkarıp fırlattı ve bornozunu giydi. Diğer yandan telefonunu bulmuştu ve bir sürü cevapsız arama vardı. Aramalar ise kimden miydi? Oç-tay diye kaydettiği Oktay’dandı ve ne yüzle aradığına şaşırmıştı. Serdar’dan korkup Fizan’a gitmesi gerekmiyor muydu bu herifin. Ceren anlam veremeyecek sesli yanıtı açtı ve kocaman gözlerle dinledi. -Ceren bana bak kızım! Beni nişan gecesi rezil etmek neymiş göstericem sana. Bana tercih ettiğin herifi de seni de pişman edicem. Beni aldatan sendin dimi kevaşe? Sırf o herifle nişanlanmak için bahane buldun. Seni bitiricem. Ceren çıldırarak derin bir nefes almaya çalıştı. Oktay ise sarhoştu ve bant kaydı devam ediyordu. -Cereeeeen, Cereeeeeenimm! Sen bu telefonları açmıyorsun ya hani, ben şu an sen açmadıkça napıyorum biliyor musun? Senin seksi fotoğraflarına bakıyorum. Bu fotoğraflar o kadar güzel ki bence sadece ben görmemeliyim. Herkes görmeli. Ceren korkuyla yutkundu. Oktay’a çıplak fotoğraf falan göndermemişti tabii ki. Öyle bir şey yapmamıştı ama bu salak herif neyden bahsediyordu. Whatsappa girdi ve Oktay’ın yolladığı mesajları indirdi. Şoka girmişti çünkü Oktay şerefsizi, tatile gittiklerinde gizlice fotoğraflarını çekmişti. Ceren’in üzerinde bikini vardı ama o asla bu şekilde fotoğraflarını sosyal medyaya atmazdı. Oktay’ın onu çektiğini bile fark etmemişti. Donup kaldı ve fotoğraflara bakarken Oktay’ın son mesajını açıp dinledi. -sen bana o kadar çok evlenmeden olmaz dedin ki ben de hırs yaparak bu fotoğrafları kendimi tatmin etmek için çekmiştim. Ama şimdi benden başkaları da güzel kalçalarına bakarak kendini tatmin edebilecek. Yarını bekle.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD