Kadir Komutan son sözünü söylemişti bir kere… Ve bilenler bilirdi. Kadir Komutanın ağzından çıkan söz bir kere çıkardı ve elbet bir gün gerçekleşirdi.
“Baba!” diye çıkıştı Ceren ama babası taviz vermedi.
“Beni daha fazla çıldırtma Ceren! Sabrımın bir sınırı var!”
Serdar derin düşüncelere dalmıştı. Alkolün etkisi git gide azalmıştı ve her şey artık daha gerçekçiydi. Bir an için Ceren’in cırlamalarına baktı ve başını duvarlara vurmak istedi. Artık her şey için çok geçti. Ayrılamazdı da… Ayrılırsa Kadir Komutan, onu canından ederdi.
Serdar umutsuz bakışlarla olan biteni izledi. Şırnak lafını duyunca çırpınan sarışına baktı ve yere çöküp başını ellerinin arasına aldı. Kuzey ve Alp’de onun yanına çöktüler.
“Noldu kodumun malı? Pişman oldun ve çok geç dimi?” dedi Kuzey.
Alp devam etti. “Herif bir gecede kendi kendini bitirdi.”
“Susun oğlum,” dedi Serdar. “Susun konuşmayın tepemde.”
Kuzey sırtına vurdu. “Boşver… Kader diyip bunu da çek be kardeşim. Hem merak etme Ayça ile çok iyi anlaşacaklar.”
Kuzey, Ayça ile evliydi ve tam anlamıyla despot bir kadındı… Kuzey karısının korkusundan çoğu zaman kafasına göre hareket edemezdi.
Serdar kaşlarını çattı. “Ayça kadar değildir ya,” dedi Ceren’i izlerken.
Alp düşünceliydi. “Olum sen ne ara dediklerini yuttun anlamadık ki… Daha birkaç saat önce odada hastalıktan sürünsem gitmem dediğin doktorla nişanlandın.”
Serdar’ın kaşları hala çatıktı. “Hatırlattığın için sağol Alp.”
Kadir Komutan ve Ceren tartışmaya devam ederken Serdar biraz daha onları izledi ve en sonunda çıldırarak ayağa kalktı.
“Kızım sen ne çıt kırıldım bir şeysin böyle ya,” dedi Serdar.
Ceren şaşkınlıkla ona döndü. “Ne diyorsun dağ ayısı.”
Serdar kaşlarını çattı. “Bana bir baksana kızım, goril gibi adamım, ayı ne?”
Kadir Komutan bu ikiliyi kavga ederken görünce keyiflenmişti. Tencere yuvarlanıp kapağını bulmuştu adeta.
Ceren göz devirdi. “Allahtan bi kasların mükemmel dedik. Şu havalara bak. Allahım bu adamın kollarını şişirirken içini neden boş bıraktın?”
Serdar sabrının son demlerindeydi artık. Ceren’in kolunu tutup kendine çevirdi. “Bu beğenmediğin adamla nişanlısın artık ve yakında evleneceksin.”
Ceren göz devirmeye devam etti. “Seninle doğuya gelmeyeceğim. Sen bana ayak uyduracaksın.”
Serdar alaycı bir bakış attı ve güldü. “Güzel rüya, uyandın mı?”
Ceren’in kaşları çatılmıştı. “Ne işimiz var orada Serdar. Burda evin yok mu hem?”
Serdar’ın sabrı artık taşmıştı. Başını salladı. “Evet var evim, gidelim göstericem sana evimi.” Bir anda Ceren’i kucağına aldı ve Ceren çırpınırken Serdar kucağında çırpınan nişanlısını keyifle salondan çıkarıp kaçırdı.
Kadir komutan ise arkalarından keyif viskisi yudumlarken güldü. “Başta kızdım falan ama bu dağ ayısı Serdar benim kızı pembe dünyasından dışarıya çıkardı. Helal olsun, ben senelerdir yapamamıştım.”
Kuzey, Alp ve Ceren’in arkadaşı Eda şaşkındı. Hayatlarının en tuhaf gecesine şahit oluyorlardı. Kuzey, karısı Ayça’yı arayıp olan biteni anlattı.
Ceren ise dağ ayısı dediği komando tarafından gerçekten dağa kaçırılıyor gibiydi çünkü ormanlık yoldan ilerliyorlardı.
“Nereye?” Dedi Ceren yüzüncü kez.
Serdar sigarasından bir fırt çekti. “Evime dedim ya.”
Ceren inanmak istemiyordu. “Ağaç kavuğunda falan mı yaşıyorsun be adam.”
***
1 saat sonra Serdar’ın ormandaki barakasına gelmişlerdi ve Ceren burnundan soluyordu.
“Burası ne be?” dedi Ceren etrafına bakarken. Tek odalı, ahşap bir barakaya gelmişlerdi ve büyük odanın köşesinde mini bir mutfak, ortasında ise kocaman bir yatak vardı.
“Burası benim inim,” dedi Serdar.
Ceren duvarda asılı tüfeklere baktı ve kaşlarını çattı. “Eee?” dedi anlamsız bakışlarla.
“Evim işte,” dedi Serdar.
Ceren’in gözleri kocaman oldu. “Asla burada yaşamam!”
Serdar ona bakıyordu. “Evlendikten sonra İstanbul’da olduğumuzda burada kalacağız.”
Ceren derin bir nefes aldı. “Hayır dağ ayısı, seninle bu mağarada yaşamayacağım. Düzgün bir ev tutacaksın.”
Serdar kaşlarını havaya kaldırdı. “Burada yaşayacağız sarışın. Şimdiden alışsan iyi edersin.”
Ceren neye bulaştığını anlamaya çalışıyordu. “Yahu ayı dediysek lafın gelişi demiştik, sen gerçekten böyle mi yaşıyorsun?”
Serdar başını salladı. “Bir sorun göremiyorum bunda.”
Ceren derin nefesler aldı. “Ne diye kaçırdın beni buraya?”
İşte sıra Serdar’daydı. Yüzüne çapkın bir gülüş yerleştirip Ceren’e doğru yürüdü. “Maddeleri ne çabuk unuttun.”
Ceren yutkunarak geriye doğru bir adım attı ve bacağı yatağın ucuna dayandı. Serdar karşısındaki kadının dudakları ve göğüsleri arasında mekik dokuyordu. İkisi de nefesini tutmuştu. “Benim için en önemli maddeyi gerçekleştirmeye geldik sevgili nişanlım.” dedi Serdar.
Ceren yutkundu. “Nişandan sonra gerdeğe girilmiyor komando.”
Serdar baygın bakışlarla Ceren’in yüzünü incelemeye devam ediyordu. Elbisesinin derin göğüs dekoltesini inceledi ve nişanlısının yuvarlak, dolgun memelerinin estetik duruşuna hayranlıkla baktı. “Gerdek bu gece değil ama memeler için söz veremem.”
Ceren’in nefesi kesilmişti. Serdar elbisesinin ipini kavradı ve omzundaki ince askıyı koluna indirdi. Derin göğüs dekoltesi artık daha da derindi. Ceren nefesi kesilmişçesine boynunu geriye attığında göğüsleri tamamen açıldı ve Serdar’ın da görüntü karşısında nefesi kesildi. “İşte tüm yaşanılanlar buna değerdi,” dedi Serdar.
Ceren donup kaldı. Bu yaşanılanlar hiç mantıklı değildi ama karşısındaki adama inanılmaz bir çekimle çekiliyordu. O iri vücudun altında kıvranmak istiyordu ama bu olmamalıydı. Mantıksızdı. Birbirlerine aşık değillerdi.
Ceren boynunu geriye attığında Serdar cennette gibiydi. Çünkü o mükemmel memeler artık tüm çıplaklığıyla önündeydi. Kadının boynuna yaklaşarak kokusunu içine çekti ve o kadını karış karış koklarken kadın nefesini tuttu. Serdar nişanlısının kulağına doğru fısıldadı. “Neden burada yaşayacağız biliyor musun?”
Ceren başını salladı. “Neden?”
“Çünkü burada seni istediğim kadar inletebilirim müstakbel karıcığım. Şehrin içinde bir yerlerde yaşarsak altımda özgürce çığlık atamazsın.”
Ceren daha önce hiç böylesine erkeksi özelliklere sahip bir erkekle tanışmamıştı ve eski sevgilisi asla böyle birisi değildi. Aksine dişildi ve Ceren daha önce kimseye bu kadar yükselmemişti.
Aynı şeyler Serdar içinde geçerliydi. Daha önce hiçbir kadını bu kadar istememişti mesela… Fısıldamaya devam etti. “İçine girdiğimde özgürce inleyebilmen için buradayız.”
Bunu söylediği sırada elini Ceren’in beline yerleştirdi ve Ceren bacak arasında kocaman bir sertlik hissetti. Nefes almayı unutmuştu artık. “Şşş,” dedi Serdar. “Sakin ol sarışınım, bu gece seni sikmicem. Sadece memelerinle ilgilenicem.”
Ceren kesik bir nefes aldı ve geriye doğru düştüğünde sırtı yumuşak yatakla buluştu. Az önce öldürmek istediği adamın yatağındaydı ve Serdar ona temas ettiği gibi aklı başından gidiyordu. Bu etkiden ölesiye korkuyordu. Ve ayna gibi birbirlerine hissettikleri şeyler birbirinin aynısıydı.