__ Yalvarırım, dur! Sesim titredi, boğazıma baskı yapan ellerin soğukluğunu iliklerime kadar hissediyordum. Nefesim tıkandıkça kelimelerim zayıflıyordu ama vazgeçemezdim; O kandırdı seni, Arat! Lütfen… Bana inanmalısın! Ama gözlerimdeki çaresizlik, Arat’ın öfkesini dindirmek yerine daha da körüklemişti. Çenesini sıktı, damarları belirginleşen elleri boğazımı daha da sıktığında, nefesim tamamen kesilecek gibi oldu. __ Kes yalanlarını! Diye tısladı dişlerinin arasından. Gözlerindeki karanlık, içime işleyen bir bıçak gibiydi; Neden hala nefes almana izin verdiğimi bile bilmiyorum! Gözlerimi kırpıştırdım, başım dönüyordu. Beni öldürecek miydi? Gerçekten buna inanıyor muydu? Boğazımdaki baskı, tüm bedenime yayılmış gibiydi, göğsüm eziliyordu. Ama son bir kez daha nefes alarak fısıldadım...

