__ Sen burada ne karıştırıyorsun böyle erkek kardeşimi neden bayıltıp buraya getirdin amacın ne senin?
__ Ne olabilir sevgilim o kardeşine zarar verip koruduğu kadını kurtarmanın peşinde bence baksana.
__ Yolumdan çekil Su Cini bu İnsanın fazla vakti yok kardeşine sıra gelince onu ben bayıltmadım kardeşin yaşıyor ve içeride şimdi önümden çekil.
__ Hem suçlu hem güçlü bir yere gidemezsiniz derken İris, Mitona’ın sabrını taşırmak üzereydi.
__ Sabrımı zorlama kadın çekilin önümden diye öfkeyle bağırdığı sırada, içeriden kendine gelen Tuana ile Aysar çıkınca, bütün gözler onlara dönmüştü. Kucağımda hareketsiz yatan Mihrab’ı gördüklerinde endişeyle her ikisi de yanımıza koşmuştu. Ses üzerine kucağımda yavaş yavaş kendine gelen Mihrap, gözlerini açtığında acıyla inlemişti.
“Gözlerimi açtığımda içimde sanki bir volkan patlıyor gibiydi gittikçe kötüleşmeye başlamıştım. Ellerime baktığım da siyah damarlarım gün yüzüne çıkıyordu. Boynumda bir acı hissettiğim de acı bir çığlık yükselmişti boğazımdan, tüm vücudumu bir anda sarmaya başlayan siyah lekeler belirdiğinde, inanılmaz bir acı peydah olmuştu bedenimde, acıyla bağırdım. Lekeler gittikçe büyüyor derimde yaralar açılıyordu.
__ Ona ne oluyor böyle bu kara büyü de ne?
__ Bedel melez bedel.
__ Mitona dedi Mihrap, son kalan gücüyle zorlukla konuşuyordu; Canım yanıyor, vücudum parçalanıyor Mitona, dayanamıyorum bu acıya.
__ Her şeyi hatırlayan Tuana, ve Aysar’a baktığımda onlarda en az benim kadar çaresizlerdi!
__ Hemen yaşam havuzuna götürmeliyiz onu vakit kaybetmeyelim derken her ikisi de hatırladıkları ile allak bullak olmuştu ve Arat’a bu durumu nasıl açıklayacaklarını bilmiyorlardı. Durum daha da kötüye gidebilirdi.
__ Kahretsin Mihrap, iyi olacaksın tamam mı biliyorum canın çok yanıyor, dayan biraz derken hayat ağacının yanına geldiğimde onu tekrar suya yatırmıştım ama yaraları iyileşmiyordu acıyla bağırıyordu.
__ Arat; Ona ne oluyor böyle neden hayat havuzu bir işe yaramıyor?
__ Mitona; Çünkü ölüm büyüsü bedelini alıyor onun canını.
__ Arat; Bu ne demek o ölüm büyüsünün bedelini neden ödüyor?
__ Allah kahretsin derken içten içe kendi kendini yiyordu Mitona, çaresizce Tuana Aysarın zihnine girip onları Mihrap hakkında gerçeği söylemesinler diye uyarmıştı. Çünkü her şey tersine gidebilirdi.
__ İris; Size söylemiştim bu kadın bir kara büyücü kesin yaptığı büyünün bedelini canıyla ödüyor.
__ Mitona; Kes sesini sana söylemiştim o bir büyücü değil büyü hükümdarı benim diye parladığım sırada Mihrap acıyla sözümü kesmişti.
__ Bırak ne düşünmek istiyorlarsa düşünsünler Mitona, sırrım benimle kalmalı bana söz vermiştin lütfen sözünü unutma, benim isteğimi gerçekleştirdin ya önemli olan bu derken acıyla ellerimi sıkmıştı. Artık daha fazla bu acıya dayanamıyordu, tıpkı başında ona söylediğim gibi, ölüm sözde durduğu kadar kolay değildi bunu en acı şekliyle yaşıyordu şimdi.
__ Arat; Ne sırrı sen ölüyorsun İnsan bu hissettiğimde neydi kalbim içten içe isyan ediyordu. Karşımda can çekişen bu kadın kimdi? Neden tüm benliğim ve ruhum çığlık çığlığa isyan ediyordu. O elini bana doğru uzattığında onun elini tutup yanına oturdum bana bakan o zümrüt yeşili gözlerinde başından beri gördüğüm keder o hüzün ne içindi.
__ Evet ölüyorum ama herkes bir gün ölmez mi?
__ Ölür ölür de böylemi ölür İnsan sen ne için ölüyorsun sakladığın sır nedir neden susuyorsun?
__ Sorgulama Su Cini farzet ki canımın canı uğruna ölüyorum.
__ Kim bu uğruna canını verdiğin? Diye sorarken benliğim çığlık çığlığa bağırıyordu sanki kimeydi bu isyanı.
__ Kim olduğu önemli mi sen canını vermez miydin sevdiğin uğruna?
__ Verirdim elbet ama kimdir senin bu uğruna canını verdiğin sevdiğin? Bari onu söyle.
__ Senin de dediğin gibi sevdiğim işte ada gerek var mı neden sorguluyorsun bu kadar?
__ İzin ver Mihrap, bana izin ver? Diye göz göze geldiğimizde sevdiği uğuruna canını veren bu kadının geri adım atmaya niyeti yoktu. Böyle bir sevgi dünya da görmeyeli uzun zaman olmuştu. Sevdiği uğruna ölüme bile meydan okuyan bu kadın bana eski anılarımı hatırlatmıştı. Acı ama en güzeli değil miydi gerçek bir aşkla ölümüne sevmek birbirini.
__ Hayır! Mitona, sana bu izni vermeyeceğim şansını zorlama lütfen beni anla zaten ölüyorum bırak huzur içinde öleyim dediğinde yaralarından kan boşalmaya başlamıştı acıyla inledi.
__ Ama bunu yaparsam benim vicdanımın huzuru kalmayacak Mihrap, belki bir şansın olabilir bu ikinizin sınavı, bunu sevdiğin adamdan saklayamam.
__ Hayır! Diye direnirken kanım ve göz yaşlarım arasında artık boğuluyor gibiydim bu acıya daha fazla katlanamıyordum sesim yerde gökte yankılanırken son kez bakıyordum sevdiğimin gözlerine artık görüntümün de zifiri siyaha bulanması son kuvvetimi de benden götürmüştü. Gözlerim karanlığa kapanırken konuşmaları artık algılayamıyordum.
__ İris; Neden onun yanındasın Arat, neden ona böyle bakıyorsun neden?
__ Bilmiyorum kahretsin! Kalbimde anlayamadığım bir acı var neden neden! Böyle hissediyorum derken istem dışı göz yaşlarım akıyordu, bu insan kimdi beni bu denli onda etkileyen neydi, kimdi bunu öğrenmeden seni hiç bir yere bırakmaya niyetim yok İnsan, beni duyuyor musun aç gözlerini diye bağırıp onu omuzlarından kavrayıp sarsmaya başlamıştım ama hiç bir tepki vermiyordu. Elleri iki yanına düşmüştü yüzü dudakları solmuştu.
__ Bu sorunun cevabını sana ben vereyim Melez, onu hatırlamıyorsun ama kalbin tanıyor bu tepkileri o yüzden veriyorsun o senin tüm benliğin ile sevdiğin kadın hatırlamıyorsun çünkü sana üç yıl önce ölüm büyüsü yapıldı.
__ Arat; Sen neler diyorsun!
__ İris; Bu bu! Yalan yalan söylüyorsun sus artık.
__ Tuana; Sus artık İris, sus ve dinle.
__ Mitona doğru söylüyor abi derken göz yaşlarına boğulmuştu Tuana.
__ Anlat madem sevdiğim kadın neden onu hatırlamıyorum o neden bedel ödüyor anlat diye bağırdı öfkeyle?
__ Çünkü sana kara büyü yapıldığında ölüm ile yaşam arasında sıkışıp kaldın, ve sevdiğin bu kadın bana geldi. Kara büyüyü bozmamı istedi, bedelini bile bile senin hayatına karşılık kendi canını ortaya koydu. Ve bedeli üstlendi Melez, şimdi anladın mı?
__ İris; Bu bu! Gerçek olamaz olamaz, uyan uyanda her şey yalan de derken dizlerinin üzerine çöküp ağlamaya başladı. Bu ağlayış kabul edemeyiş aslında Arat’ı kaybedişineydi onun kabul edemediği aşık olduğu adamın bu denli sevilmesiydi belki de.
__ Mihrap, o kara büyünün yapıldığı gün Aysar, abimle bizim anılarımızı gelen Meleklerden yardım isteyip sildirmiş abi sırf öleceği için acı çekmememiz için bunu bugün öğrendik.
__ Seni hatırlamadığıma mı kızayım insan, yoksa seni kaybettiğime mi, titreyen ellerim ile yüzünü avuçlarımın arasına almıştım. Anlımı anlına dayayıp usulca kendime çektim. İçimi titreten bu kadın beni terk mi etmişti. Tüm benliğim içten içe kendime isyan ederken, şimdi onu geri istiyordum ya da onunla yok olmayı.
__ Mitona; Onun hayata dönmesini istiyor musun?
__ Arat; Her şeyden çok söyle bunun için ne yapmalıyım?
__ Mitona; Canından geçer misin onun için?
__ Arat; Canım o olmadan can mıdır o yoksa ben de ölüyüm. Arat’ın son sözleri ile Mitona, elinde siyah bir hançer oluşturup Arat’a uzattı. O halde bu hançeri kendine saplarsan o hayata dönecek bunu gerçekten istiyor musun?
__ İris; Hayır! Bunu kabul edemezsin Arat, seni seviyorum ölmeni istemiyorum.
__ Mitona; O halde sen Arat’ın yerine yapar mısın bunu dedi. İris’e doğru yaklaşıp hançeri ona doğru uzatıp eline verdi. Hançeri eline alan İris, bir hançere bir Arat’a baktı. Korkudan elleri titremeye başlamıştı.
__ İris; Ben Arat’ı seviyorum onun ölmesini istemiyorum.
__ Mitona; O halde hadi yap Arat’ın yerine sen kendine sapla hançeri.
__ İris; Hayır! Ben ben! Bunu yapamam.
__ Mitona; Sen daha sevdiğini söylediğin adam için canını veremezken sevdiğini mi söylüyorsun kadın, söylesene burada gerçek seven kim, sen mi yoksa orada yatan o kadın mı? Bu sözlerden sonra İris’in ağzından tek bir cümle dahi çıkmamıştı. Öyle ya sevgi dilde değil yürekte olmalıydı. Yüreği olan sevmeliydi. Arat, ayağa kalkıp Mitona’ya doğru yürürken tam karşısına geçip gözlerinin içine bakarak hançeri istemişti. Mitona, elindeki hançeri Arat’a, verdiğinde Arat, bir dakika bile tereddüt etmeden hançeri havaya kaldırıp hızla kalbine sapladığı anda, daha derisine girmeden ellerinin arasında toz zerrelerine dönüşüp ayaklarının altına serilmişti. Bunu gören Arat, şaşkınlıkla Mitona’ya bakmıştı. Ve Mitona’nın ise o an yüzünde anlam veremediği bir tebessüm görmüştü.
__ İkinizde sevginiz ile sınavınızı geçtiniz kara büyüyü yüreğinizde ki gerçek sevgi ile yendiniz derken Mihrabın yanına yaklaşır; Böylesine güzel yüreği olan kadını sakın bırakma melez der parmaklarının aralarından hayat havuzuna akıttığı binlerce minik ışık zerreleri Mihrabın tüm bedenini sardıkça vücudunu yenilemeye başlar hayat ağacının rengi yavaş yavaş kırmızıya dönerken, konuşmasına devam eder; Böylesi bir aşkı dünyaya indirildiğim de bende sizin gibi tattım ben bir Melek idim ama yüce Yaradan beni İnsanlara sınav için yolladığında onları anlamam için bana sizlerdeki gibi bir nefis verdi. Öfkeyi, nefreti, aşkı, her şeyi ayrı ayrı, gördüm tattım ve İnsanların sınavı bittiğinde kendi katıma çıktım benim görevim burada sona eriyor. Arat, Minnet ve şaşkınlığı arasında onun sözlerini dinlerken kaderin ona bir kere daha Mihrabı bağışladığına sevinirken Mitona’ya doğru yaklaştı...
__ Sana minnet borçluyum Mitona, bana sevdiğim kadını kurtarmam için vesile oldun yardım ettin dedi.
__ Bana hiç bir şey borçlu değilsin Melez, teşekkür etmek istiyorsan bu özel kadına çok iyi bak, şimdi gitmeden önce yapacağım son bir şey var dediğinde Arat’ın şakağına dokunup anılarını tek tek ona geri vermişti. Kendine gelen Arat, zembereği kırılmış saat gibi anılarında oradan oraya savrulmaya başlamıştı. Eski haline döndüğünde ise yaşam havuzundaki sevdiği kadının yanı başına gitti. Ve onun kendisine gelmesini umutla beklerken sonunda beklediği olmuş Mihrabın o yeşil gözleri bir kez daha Arat için aralanmıştı.