Bölüm ( her şey sarpa sarıyor )

1035 Words
Mihrabın gözleri, İris’ in üzerine kilitlenmişti. Öfke, acı ve kırgınlık, gözbebeklerinde büyüyordu. Kalbi göğsüne sığmayacak kadar hızlı atarken, içinde biriken tüm duyguları artık tutamayacağını hissediyordu. Gözleri doldu, ama tek bir damla bile dökülmedi. __ Yeter! Diye haykırdı, sesi bir hançer gibi odayı doldurdu. Ortada büyü falan yok! Anla artık bunu! Gerçekten ne olduğunu merak mı ediyorsun? Arat’ı sevdiğini söylüyorsun, değil mi? Peki, söyleyeceklerimi kaldırabilecek kadar cesur musun? __ İris, bir adım geri çekildi. Mihrap’ın sözleri, sanki havayı yarıp ciğerlerine dolmuştu. Ama geri adım atmadı. Yüzünde korku ve kararlılık aynı anda parlıyordu. Evet, dedi, sesi çatallaşmıştı ve gözleri titriyordu. Onu deli gibi seviyorum. Ne öğrenmem gerekiyorsa anlat! Onu sevmeye cesaret ettiysem, senden duyacaklarıma da cesaretim var! “Mihrap’ın dudakları acı bir tebessümle kıvrıldı.“ __ Peki, dinle o halde, dedi, sesi alçaldı ama keskinliği artmıştı. Ben ölüyorum, İris. Günlerim sayılı. Takatim bile kalmadı. Neden mi? Çünkü bedel ödüyorum. Sevdiğin dediğin o adam var ya… Benim yaşama sebebim oldu. Şimdi de ölümüm olacak. “İris’ in gözleri büyüdü, dudakları aralandı ama tek bir kelime bile çıkmadı dudaklarından.” __ Mihrap bir adım daha yaklaştı. Bunu bile bile hâlâ onu sevmeye devam ediyorum. Gözümün önünde seninle sevgili olduğu halde… Canımın yanmasını istiyorsun ya, işte! Şimdi sıra sende, İris! __ İris’ in gözlerinden yaşlar süzüldü. Sesi neredeyse bir fısıltı gibiydi; Sen… neden? __ Mihrap, derin bir nefes aldı. Bizim yollarımız onunla çok önceden kesişti, dedi. Üç dilek ile biz birbirimize bağlandık. Ölesiye ondan korkarken, sonunda ne oldu biliyor musun? İkimiz de birbirimize deli gibi âşık olduk. Ama zor dönemler atlattık. Üç yıl önce ona ölüm büyüsü yapıldığında hayat ve ölüm arasında sıkışıp kalmıştı. O lanet büyü ya sevdiğim adamın canını alacaktı ya da bedelini ödeyip onu kurtaracaktım. __ İris’ in gözyaşları hızlandı. Bedel karşılığında… Canını mı ortaya koydun? Diye fısıldadı. Peki… neden seni hatırlamıyor? __ Mihrap acı bir kahkaha attı. Gözyaşları yanağından aşağı süzülürken bir elini kalbine götürdü. Çünkü bu bizim bedelimizdi. Sevdiğim adam beni hatırlamayacaktı. Tek hatırlayacak olanlar kardeşleriydi.” __ İris, şaşkınlıkla bir adım daha yaklaştı. Onlar neden hatırlamıyor peki? __ Mihrap, derin bir nefes aldı. Gözleri, uzaklara dalmış gibiydi. Unutmalarını istedim. Gelen Meleklerden yardım istedim. Onlar da hafızalarını sildi. Beni hatırlamalarını istemedim. Hatırlasalar, bu acıyı taşıyamazlardı. __ İris, gözyaşları içinde titreyerek Mihrap’a baktı. Neden? Neden bunu yaptın, Mihrap? Neden kendini bu kadar feda ettin? “Tam o anda, İris’in yüzü birden değişti. Mihrap, şaşkınlıkla geri çekildi. Karşısında artık İris değil, Tuana duruyordu suret değiştirdiğini anladığında artık çok geçti her şeyi öğrenmişti.” __ Bir şeyler olduğunu sezmiştim, dedi Tuana, sesi kırılmış bir fısıltı gibiydi. Neden bunu yaptın, Mihrap? Neden? Tuana, gözyaşları içinde Mihrap’a sarıldı. İkisi de hıçkıra hıçkıra ağlıyordu. Mihrap, hayatında ilk kez bu kadar çaresiz hissediyordu. İkimiz de hıçkıra hıçkıra ağlarken odanın kapısı aniden açıldı. İçeriye giren Mitona’nın sesi, karanlık bir sır gibi odada yankılanırken; Çünkü hatırlayıp acı çekmenizi istemedi dedi. “Tuana, gözyaşları içinde ona döndüğünde. Gözlerindeki hüzün, öfkeyle harmanlanmıştı.” __ Sen de bunu biliyordun, öyle mi? Diye haykırdı. Sesi çatallı, çıkmış elleri titriyordu. Bir adımda Mitona’nın önünde bitti ve yumruklarını onun göğsüne indirmeye başlamıştı. Her darbesinde daha da hıçkırıyor, her sözcüğünde acısını haykırıyordu; Neden? Neden böyle bir şey yaptınız? Neden her şeyi bizden sakladınız? “Mitona, sessizce duruyor, ne savunuyor ne de karşılık veriyordu. Tuana’nın öfkesi, bir fırtına gibi Mitona’yı kesip biçerken onun gözlerinde yalnızca suçluluk ve derin bir hüzün vardı.” __ Yeter, Tuana! Dedim, sesim titrek ve zayıf çıkmıştı. Gözyaşlarımı sildim ve güçlükle ayağa kalkmaya çalıştım; Ona vurma artık. Onun suçu yok. Büyüyü bozan oydu. __ Tuana, bir an duraksadı, sonra dizlerinin üzerine çöktü. Sesi fısıltıya dönüşmüştü; Sakin olmamı nasıl beklersiniz? Tüm bunlar olurken biz her şeyi unuttuk... Derken sözleri birden yarıda kesilmiş. Gözleri boşluğa doğru kaymıştı, ve ardından bayılıp yere yığıldı. Korkuyla yerimden kalkmaya çalıştım ama çok kötü başım dönüyordu. Ayaklarımın altındaki dünya kayıyor gibiydi ve ben de çok geçmeden yere kapaklanmıştım. Mitona, önce Tuana’ ya, sonra da bana baktı. Ardından hızla yanıma koşup, hafifçe omzuma dokunarak beni Sakinleştirmeye çabaladı. __ Sakin ol, derken sesi yumuşak ama telaşlıydı; Sadece bayıldı. Hafızası geri geliyor. Söylediğin gerçekler, Meleklerin yaptığı etkileri bozdu dedi ardından beni kucağına alıp tekrar yatağa yatırdı. Gözlerim kapanırken onun son sözlerini duymuştum; Bir an önce Aysar’ı bulmam gerek. Yoksa herşey daha da kötüye gidebilir. Mitona hızla odadan çıkarken ben çaresizlik içinde yatakta kalmıştım. __ Karnavaldan sonra her zamanki mabedim olan Ciya şelalesinin altına gitmiştim aklım karma karışık bir hale gelmişti bu kadın kimdi onda beni bu denli etkileyen neydi onu gördüğümde hislerime neden engel olamıyordum bu kadın sanki tüm benliğimi esir alıyor gibiydi şelalenin suyu vücuduma aktıkça zihnimde boğuştuğum düşüncelerimi öfkemi yavaş yavaş kontrol altına alıyordum bu kadının benden sakladığı şeyler neydi? Neden onun zihnine girdiğimde kara büyü beni etkisi altına almıştı. O kadın... Mihrap ondan neden bu kadar etkileniyordum. Aklımı kurcalayan cevapsız o kadar çok soru vardı ki düşüncelerim arasında etrafımda yabancı birinin varlığını hissetmiş etrafıma konsantre olmuştum bu o İnsanın yanında ki Mitona, adında ki varlıktı burada ne arıyor olabilirdi onu izlemeye başladığım da panik bir hal içindeydi. Böyle hızlı nereye gidiyordu. __ Hızla Mihrabın yanından ayrılmıştım ama aklım ardımda bıraktığım o İnsanda kalmıştı hızlı olmalı bir an önce Aysarı bulmalıydım onu ararken varlığını bir mezarın başında görmüştüm ama biri tarafından takip edildiğimi fark etmiş yolumu değiştirmiştim bu Su Cini çok akıllı bir varlıktı ve beni şu an izlemesi işlerimi daha da zorlaştırmıştı. Bir şeyler yapıp onu atlatmalıydım sonunda bu fırsat karşıma çıkmıştı. Karşıdan gelen İris’i gördüğümde rahat bir nefes almıştım tahmin ettiğim gibi Arat’ı durdurmuştu. Bende Aysar’ın olduğu yere doğru yola çıkmıştım, yanına vardığımda onu mezarın üzerinde baygın bulmuştum. Tuana, gibi aynı etkileri taşıyordu. Hafızası geri dönüyor olmalıydı onu kucağıma alıp Mihrabın olduğu yere gelmiş havalanıp ağaç eve çıkarmıştım içeriye girdiğimde Tuana daha ayılmamıştı ve Mihrabında durumu ondan farksızdı yine durumundan dolayı derin bir uykuya dalmış gibiydi Aysarı yere yatırıp Mihrabın yanına gittiğimde sayıkladığını fark etmiştim yine sevdiği adamın Arat’ın ismini sayıklıyordu terini silip anlına dokunduğumda ateş gibi yandığını fark etmiştim durumu gittikçe kötüleşiyordu ve onun için korkmaya başlamıştım Mihrabı hayat ağacına götürmeliydim ama Tuana, ve Aysarı, bu şekilde burada nasıl bırakacaktım başka çarem yoktu. Mihrabı bir an önce hayat ağacına götürmeliydim aceleyle onu kucağıma alıp dışarıya çıktığım sırada Arat. İle karşı karşıya gelmiştim ve yanında zafer kazanmış gibi sinsi bakışlarını üzerime dikmiş İris duruyordu.
Free reading for new users
Scan code to download app
Facebookexpand_more
  • author-avatar
    Writer
  • chap_listContents
  • likeADD