ezberledim yüzünü Tuana, sonun da dayanamayıp yanıma çöküp sarılmıştı bana.
__ Sen nasıl bir kalbe sahipsin böyle Mihrap sizin nasıl bir kaderiniz varmış.
__ Onun kaderi benim ölümüm ile hayat bulmak benim kaderim ise onun aşkıyla ölüme sürgün olmak Tuana, dedim. Melekler ise o an her birisi gökyüzüne yükselip ayrı yerlere dağılmıştı çok geçmeden ne yaptılarsa döndüklerinde içlerinden beyaz kanatlı olanı bana doğru yaklaştı.
__ Dünyanızda artık perilerin ve cinlerin hükmü kalmadı ve hepsi olması gereken yerdeler İnsan ve dünyanızdaki virüs yüce yaratıcının sayesinde insanların üzerinden kalktı şimdi gitme vaktidir kararın değişmediyse seni götürmeye geldik.
__ Sevinmeli idim buna ama sevincin kırıntısını hissetmiyordum yüreğimde buradan gitmeden önce sizden son bir şey istiyorum.
__ Nedir İnsan söyle?
__ Bunu giderken söyleyeceğim dedim Tuana, ve Aysar, ile vedalaştım; Aysar. Arat'a dikkat edin onu koruyun ne olursa olsun olur mu.
__ O senin sevdiğin adam olduğu kadar benimde abim Mihrap, gözün arkada kalmasın geleceksin tekrar göreceksin onu belki tek çözümü bu değildir ha! Benim ümidim hala var.
__ Gitme zamanıdır artık dediğinde son kez baktım hepsine Tuana, Ali'nin yanına diz çökmüş son kez vedalaşıyor olmalıydı arkadaşımla belli ki ona söyleyecek çok şeyi vardı Aysar, ise Seher'in ölüsünün yanında diz çökmüş göz yaşlarına boğulmuştu Melekler ile gökyüzüne doğru yükselirken beni tutan Meleğe son isteğimi söylediğimde uzunca baktı bana.
__ Sizden son isteğim Arat'ın beni hatırlamadığı gibi oradaki Aysar, ve Tuana'nın da beni unutmasını istiyorum beni hatırlayıp hiçbirinin acı çekmelerini istemiyorum dediğimde Melek başını eğdi onaylarcasına.
__ İstediğin buysa bunu yaparız dedi ve içlerinden biri havaya elini kaldırıp zaman akımını onlar için durdurmuştu işaret parmağını onlara doğru yönlendirdiğinde parmak ucuna onların başından çıkan küçük ışık kütleleri çekilmeye başlamıştı yaptığı şey bittiğinde ise diğer Melek devasa mavi renkteki kanatlarını çırptığında zaman tekrar kaldığı yerden akmaya devam etmişti. Bizde gözden kaybolup oradan uzaklaştığımızda o kadar hızlı ilerliyorduk ki beni bir ışık kütlesinin içine almışlardı uzay boşluğunu geçtiğimizde sırasıyla beyaz, mavi, yeşil, sarı, mor, siyah, renk saydam görünümlü bir çok katmandan geçmiştik ve kırmızı bir katmana geldiğimizde durmuştuk sanırım gideceğim yere gelmiştik; İşte insan Mitona'nın yaşadığı yer bu katmanın ardında bize bundan sonrasında izin yoktur İnsan onu bulduğunda olanları anlat sana yardımcı olacaktır ama bedeli dediğim gibi ağırdır Allah, yardımcın olsun.
__ Teşekkür ederim dediğimde Melekler beni beyaz bir ışık kütlesi içinde katmana doğru bıraktılar katmanın içine doğru savrulurken aklımda bin bir düşünce ile katmanın derinliklerine doğru çekiliyordum binlerce ışık zerresinin içinden geçiyordum sonunda bir dünyanın tabanından bulutlara kadar gelmiştim ve hızım iki katına çıkmıştı o kadar hızlı yere doğru iniyordum ki yere çakılır isem korkarım zerre mi dahi bulamazlardı korkuyla tam yere doğru çakılacağım sırada kırmızı bir ışık tarafından çevrelenmiş çembere alınmıştım bu ışık hızla yere çakılmamı engellemişti kırmızı kalkanın dışında mor damarlara benzer şimşek kıvılcımlarını andıran şeyler vardı etrafımdaki ışık dağıldığında yemyeşil koca bir alanda bulmuştum kendimi karşım da koca bir şelalenin önünde tuhaf giyimli bir adam duruyordu beni ilk gören oydu bense onu şu an fark etmiştim gözlerinin hareleri sarı oldukça beyaz tenli bellerine kadar inen düz kızıl saçları ve kızıl renk kanatları ile oldukça garip görünüyordu üzerinde beyaz bir kıyafet sırtından ve kollarından her yere döküm salmış uzun yamalar uçuşuyordu boyu neredeyse iki metre vardı benim onu o an incelediğim gibi o da beni inceliyordu.
__ Vaktin geceye büründüğü zamansız bir bakışla yeni bir boyuttan gelen gözlerinde kendi krallığıma bakakalmış bu kadında kimdi neden bana böyle baka kalmıştı. Şaşkınlık ve merakla o da kadını inceliyordum kimdi bu ürkek bakışlı krallığımdaki kadın.
"Karşımda gördüğüm bu kişi mi kurtarmıştı demin önce beni acaba aradığım adam bu olabilir miydi ona doğru yürümeye başladığım da pür dikkat keskin gözlerini üzerime dikmiş beni izliyordu tam karşısına geldiğimde ona sorup öğrenme gereği duymuştum."
__ Siz Mitona mısınız? Diye sorduğumda karşımdaki adamın yüzünde kocaman bir şaşkınlık oluşmuştu.
__ Benim adımı nereden biliyorsun krallığıma izinsiz girdin kimsin sen?
__ Ne inim ne cinim ben sadece sıradan bir insanım.
__ İnsan mı? ölümlü bir insan tek başına benim Dünyama gelemez sen beni nereden tanıyorsun kimsin sen?
__ Tek başıma gelmedim zaten buraya beni Amele'i Mümessil Melekleri götürdü adım Mihrap.
__ Ölümlü bir insanın benim hükümdarlığım da ne işi olabilir?
__ Buraya senin Kara büyünün hükümdarı olduğunu öğrendiğim için geldim çünkü asırlardır saklı olan kara büyü kitabı kötülük için kullanıldı ve sevdiğim adama kara büyü yapıldı o şu an hayatla ölüm arasına sıkışıp kaldı bu büyüyü bozacak tek kişi senmişsin.
__ Kara büyü hükümdarı olduğumu kim söyledi peki sana?
__ Melekler söyledi ama konumuz bu değil sevdiğim adamın fazla vakti yok bu kara büyüyü bozmak için hayatım dahi gerekiyorsa vakit kaybetmeden bozun bu büyüyü dediğimde Mitona, ellerini arkasında birleştirip uzunca baktı yüzüme bu bakış beni rahatsız etmişti ama elimden de bir şey gelmiyordu belli ki bir şeyler söyleyeceğe benziyordu ama o bir süre daha sessizce bana bakıp etrafımda yürümeye başlamıştı ve bu beni daha da tedirgin etmişti.
__ Demek hayatın dahi olsa bu büyüyü bozmamı istiyorsun İnsan sevdiğin adamı merak ettim şimdi acaba o da böyle düşünüyor mudur?
__ Bu seni ilgilendirmez ama merak ediyorsan söyleyeyim o beni ve sevdiklerini kurtarmak için Kara büyüye kurban gitti bu kitap var olmamış olsaydı tüm bunlar olmayacaktı.
__ Her varoluşunun bir sebebi vardır İnsan sebepsiz hiç bir şey olmaz bunu unutma.
__ O halde buraya gelmemin sebebi de belli bana yardım edecek misiniz?
__ Adın ne demiştin İnsan?
__ Adım Mihrap, bana yardım edecek misiniz?
__hımm! Umut bazen vicdansızdır. Mihrap sana yardım edeceğim ama bedelinin ağır olduğunu biliyorsun, acıyı ölümü yaşamak sözde durduğu gibi durmaz katlanabilecek misin?
__ Biliyorum bedelini ben ödeyeceğim ama yeter ki Arat, yaşasın.
__ Sevdiğin adamın adı Arat, mı?
__ Evet o yarı Peri yarı bir Cin.
__ Bu daha da ilginç.
__ İlginç olan ne?
__ Üstün olarak yaratılmış bir İnsanın kendisine tamamen zıt olan bir alemden Perain Melez bir varlığa aşık olması.
__ Kalp alt üst tanımaz ne zaman ne mekan ne de alem sebebi açık değil mi her şeyin üstündedir sevgi.
__ hmm! İlginç pekarla sana yardım edeceğim ama ben ne dersem diyeyim beni dinleyeceksin ve sorgulamayacaksın.
__ Daha kaybedecek neyim var ki söyleyeceğin her şeyi kabul ediyorum yeter ki bir an önce şu lanet büyüyü boz.
__ O halde bu büyüyü bozacağım. Onun peşinden giderken etrafıma baktığımda dikkatimi çeken bir şey olmuştu neden etrafta hiç kimse yoktu yoksa o bu tuhaf dünyada tek mi yaşıyordu.
__ Neden etrafta tek bir kişi bile yok?
__ Ben varım ya yoksa kişiden sayılmıyor muyum gözünde derken benim ile dalga geçtiği ses tonundan anlaşılıyordu.
__ Bunu kastetmediğimi biliyorsunuz.
__ O halde gözlerin başkasını aramasın çünkü burada benden başka yaşayan hiç kimse yok İnsan dediğinde şaşkınlıkla ona bakakalmıştım. Ama neden diye sorma gereği duymuştum ona o da aniden durup bana doğru dönünce bir an neye uğradığımı şaşırmıştım.
__ Çok soru soruyorsun İnsan fazla merak iyi değildir derken işaret parmağını burnuma doğru bastırıp ittirmişti beni geriye doğru.
__ Özür dilerim tamam sormadım farz et. Tekrar önüne doğru dönüp yürümeye başladığında nihayet rahat bir nefes almıştım sonunda bir kuyunun önüne gelmiştik kuyu zifiri kara su ile doluydu ve bu görüntüye bakarken içimi ürpertmişti; Buraya ne için geldik?
__ Bana sol elini uzat İnsan.
__ Sözlerini ikiletmeyip sol elimi karşımdaki güvenmekten başka çarem olmayan bu adama uzatmıştım ona uzattığım elimi tutup işaret parmağının tırnağını avucumun içine bastırıp düz bir şekilde kesmişti bu canımı oldukça yaksa da dişlerimi sıkıp acımı içime atmıştım. Avucumu kuyunun üzerine çevirip kanımın kuyuya akmasını sağladığında ne yapmaya çalıştığını izliyordum bilmediğim bir dilde konuşmaya başladığında kara büyü yaptığını anlamıştım gözleri bembeyaz olmuştu bu ürkütücüydü kanım kuyuda ki suya damladıkça kuyunun içinden siyah ağaç köklerine benzer sisler çıkmaya başlamıştı.
__ Kuyuya yaklaş ve elini suya sok İnsan dediğinde tereddütsüz onun sözlerini dinleyip korksam da parmaklarımdan sızan kanlı elimi kuyunun siyah sularına doğru daldırmıştım içim daha da ürpermişti ve birden kolumu saran siyah lekeleri görünce canhıraş bir ağrı saplanmıştı koluma kendimi geri çekemiyordum bir türlü ve siyah lekeler tüm vücuduma dağılmaya başlamıştı o kadar canım yanıyordu ki çığlıklarım her yerde yankılanıp duyuluyordu sanki içten içe bir şey beni boğuyor gibiydi kara büyüyü bitiren Mitona ile benimde gücüm tükenmiş yere düşerken kendimden geçmiştim ne kadardır kendimde değildim bilmiyorum ama gözlerimi açtığım da kendimi bir ışık kütlesinin içinde bulmuştum ama bu öyle tuhaf bir ışık kütlesiydi ki bir ağaç sarmaşıklarını andıran vücuduma giren bin bir renkte uzun ışık huzmeleri ile çevriliydim kendime geldiğimi gören Mitona, beni ışık huzmesinin içinden çıkarmıştı.